Dükkanların raflarındaki satılık eşyaları aşağıya çekemeyeceğiniz ve etrafa atamayacağınız öğretilirdi.Man fick lära sig att inte ta saker från hyllorna i en affär och leka med dem.
Dükkanların raflarındaki satılık eşyaları aşağıya çekemeyeceğiniz ve etrafa atamayacağınız öğretilirdi.Man lærte, at man ikke kan hive varer ned af hylderne i butikken og kaste rundt med tingene.
Dükkanların raflarındaki satılık eşyaları aşağıya çekemeyeceğiniz ve etrafa atamayacağınız öğretilirdi.Naučili nás, že nemůžeme dělat v obchodě nepořádek a vyhazovat věcí z regálu okolo sebe.
Dükkanların raflarındaki satılık eşyaları aşağıya çekemeyeceğiniz ve etrafa atamayacağınız öğretilirdi.On vous expliquait que vous ne pouvez pas retirer la marchandise des rayons et la balancer dans le magasin.
Dükkanların raflarındaki satılık eşyaları aşağıya çekemeyeceğiniz ve etrafa atamayacağınız öğretilirdi.Opetettiin, ettei kaupan hyllyistä oteta tavaraa viskeltäväksi ympäriinsä.
Dükkanların raflarındaki satılık eşyaları aşağıya çekemeyeceğiniz ve etrafa atamayacağınız öğretilirdi.Ti insegnavano che non si poteva tirar giù la merce dagli scaffali e buttarla in giro per il negozio.
Dükkanların raflarındaki satılık eşyaları aşağıya çekemeyeceğiniz ve etrafa atamayacağınız öğretilirdi.Uczono, że w sklepie nie można rozrzucać towarów. Uczono, że w sklepie nie można rozrzucać towarów.
Dükkanların raflarındaki satılık eşyaları aşağıya çekemeyeceğiniz ve etrafa atamayacağınız öğretilirdi.Μάθαινες ότι δε μπορείς να τραβάς το εμπόρευμα από τα ράφια του μαγαζιού και να το ρίχνεις τριγύρω.
Dükkanların raflarındaki satılık eşyaları aşağıya çekemeyeceğiniz ve etrafa atamayacağınız öğretilirdi.Нас учили тому, что нельзя хватать товары с полок в магазине и швыряться ими.
Dükkanların raflarındaki satılık eşyaları aşağıya çekemeyeceğiniz ve etrafa atamayacağınız öğretilirdi.Не можна брати товари з полиць в магазині і їх розкидати.
Dükkanların raflarındaki satılık eşyaları aşağıya çekemeyeceğiniz ve etrafa atamayacağınız öğretilirdi.Учеха те, че не може да сваляш стоката от рафтовете в магазина и да я хвърляш наоколо.
Dükkanların raflarındaki satılık eşyaları aşağıya çekemeyeceğiniz ve etrafa atamayacağınız öğretilirdi.לימדו אותנו שאסור לגנוב סחורה מהמדפים בחנות ולפזר אותה מסביב.
Dükkanların raflarındaki satılık eşyaları aşağıya çekemeyeceğiniz ve etrafa atamayacağınız öğretilirdi.تعلمنا أن لا نأخذ المشتريات من الرفوف في المتجر ورميها بعيداً .
Dükkanların raflarındaki satılık eşyaları aşağıya çekemeyeceğiniz ve etrafa atamayacağınız öğretilirdi.放り投げてはいけないと教えられました さて この子達が3年生4年生になった頃
Dün akşam, Michael Moschen kendi icat ettiği ve üzerinde çalıştığı bazı hokkabazlık eşyalarını tanıttı.BF : 어젯밤에 마이클 모션이 몇몇 저글링 소품들을 보여줬습니다. 그가 만들어내고 공들인 소품들 말이죠.
Dün akşam, Michael Moschen kendi icat ettiği ve üzerinde çalıştığı bazı hokkabazlık eşyalarını tanıttı.Michael Moschen ci ha mostrato alcuni numeri che ha inventato e sui quali sta lavorando.
Dün akşam, Michael Moschen kendi icat ettiği ve üzerinde çalıştığı bazı hokkabazlık eşyalarını tanıttı.Michael Moschen pokazał wczoraj rekwizyty do żonglerki, swojego projektu.
Dün akşam, Michael Moschen kendi icat ettiği ve üzerinde çalıştığı bazı hokkabazlık eşyalarını tanıttı.Seara trecută, Michael Moschen ne-a arătat niște instrumente de jonglat pe care le-a inventat.
Dün akşam, Michael Moschen kendi icat ettiği ve üzerinde çalıştığı bazı hokkabazlık eşyalarını tanıttı.Вчера ночью Майкл Моушен показал несколько жонглёрских трюков, которые он изобрёл и над которыми работал.
Dün akşam, Michael Moschen kendi icat ettiği ve üzerinde çalıştığı bazı hokkabazlık eşyalarını tanıttı.בארי: אתמול בלילה, מיכאל מושחן הראה כמה אביזרים לג'אגלינג שהוא המציא ופיתח.
Dün akşam, Michael Moschen kendi icat ettiği ve üzerinde çalıştığı bazı hokkabazlık eşyalarını tanıttı.باري فريدمان : البارح قام ميشيل موسشين .. بالتلاعب ببعض الدعائم التي اخترعها وعمل عليها
Dün akşam, Michael Moschen kendi icat ettiği ve üzerinde çalıştığı bazı hokkabazlık eşyalarını tanıttı.取り組んでいる ジャグリング道具を見せてくれた 今ここで ダンが自分で発明したものを 見せてくれます
Düşünebiliyor musun? Sadece eşyalarına bakmakla meşgul olan koskoca bir meslek var.Immagina che.Cè un intera industria che stocca e guarda la tua roba.
Eğer burada ki yönergeye bakarsak, Ali en az 15 eşya almak istiyor.Když se podíváme na tyto podmínky, chce si na tuto kartu koupit alespoň 15 položek.
Eğer burada ki yönergeye bakarsak, Ali en az 15 eşya almak istiyor.Сега, ако погледнем към това ограничение тук, той иска да купи най-малко 15 неща с този ваучер.
Ekipmanımızı, eşyalarımızı ve köylerdeki 1500 insanı korumayı deniyordum.우리 장비를 보호하기 위해, 우리 직원들을 보호하기 위해 그리고 1500명의 마을 사람들을 보호 하기 위해.
Ekipmanımızı, eşyalarımızı ve köylerdeki 1500 insanı korumayı deniyordum.Am incercat sa ne protejam echipamentul, personalul si satele de vreo 1,500 de oameni.
Ekipmanımızı, eşyalarımızı ve köylerdeki 1500 insanı korumayı deniyordum.Cố gắng bảo vệ thiết bị của mình, cố gắng bảo vệ nhân viên của mình và ngôi làng hơn 1,500 dân.
Ekipmanımızı, eşyalarımızı ve köylerdeki 1500 insanı korumayı deniyordum.Ich versuchte unsere Ausrüstung und Angestellten zu schützen, und die etwa 1.500 Dorfbewohner.
Ekipmanımızı, eşyalarımızı ve köylerdeki 1500 insanı korumayı deniyordum.Ik probeerde onze uitrusting te beschermen en onze staf, en de dorpen met zo'n 1.500 mensen.
Ekipmanımızı, eşyalarımızı ve köylerdeki 1500 insanı korumayı deniyordum.Je m'efforçais à protéger notre matériel, à protéger le personnel et les villages d'environ 1 500 personnes.
Ekipmanımızı, eşyalarımızı ve köylerdeki 1500 insanı korumayı deniyordum.Provavo a proteggere la nostra attrezzatura e il nostro personale e i villaggi, circa 1500 persone.
Ekipmanımızı, eşyalarımızı ve köylerdeki 1500 insanı korumayı deniyordum.Staraliśmy się chronić nasz sprzęt, pracowników i wioski, gdzie żyło ok. 1500 ludzi.
Ekipmanımızı, eşyalarımızı ve köylerdeki 1500 insanı korumayı deniyordum.Опитвах се да предпазя нашето оборудване и нашия персонал и селата с 1500 човека.
Ekipmanımızı, eşyalarımızı ve köylerdeki 1500 insanı korumayı deniyordum.Старался защитить наше оборудование, наш персонал и население деревни - около 1500 человек.
Ekipmanımızı, eşyalarımızı ve köylerdeki 1500 insanı korumayı deniyordum.ניסיתי להגן על הציוד שלנו, ניסיתי להגן על הצוות ועל הכפרים המונים כ 1,500 אנשים.
Ekipmanımızı, eşyalarımızı ve köylerdeki 1500 insanı korumayı deniyordum.حاولت حماية معداتنا ,حماية الموظفين والقرية التي بها مايقارب 1,500 شخص .
Ekipmanımızı, eşyalarımızı ve köylerdeki 1500 insanı korumayı deniyordum.そして1,500人の村を守ろうとしました ずっと続けました
Eşya hakkındaki herşeyi bilmek istiyorduk.Chcemy posiadać wiedzę.
Eşya hakkındaki herşeyi bilmek istiyorduk.Chúng ta muốn biết mọi thứ.
Eşya hakkındaki herşeyi bilmek istiyorduk.Dorim să știm lucruri noi.
Eşya hakkındaki herşeyi bilmek istiyorduk.Kita ingin lebih memahami apa-apa.
Eşya hakkındaki herşeyi bilmek istiyorduk.우리가 알고 싶어 하는 것은 실생활의 것입니다.
Eşya hakkındaki herşeyi bilmek istiyorduk.My chceme vědět.
Eşya hakkındaki herşeyi bilmek istiyorduk.On veut savoir plus sur les choses.
Eşya hakkındaki herşeyi bilmek istiyorduk.Queremos saber sobre las cosas.
Eşya hakkındaki herşeyi bilmek istiyorduk.Queremos saber sobre outras coisas.
Eşya hakkındaki herşeyi bilmek istiyorduk.Tudásra vágyunk.
Eşya hakkındaki herşeyi bilmek istiyorduk.Vi vil vide noget om ting.
Eşya hakkındaki herşeyi bilmek istiyorduk.Vogliamo conoscere cose, fatti.
Eşya hakkındaki herşeyi bilmek istiyorduk.We willen kennis over de loop van dynamische dingen.
Eşya hakkındaki herşeyi bilmek istiyorduk.Wir möchten über Dinge bescheidwissen.
Eşya hakkındaki herşeyi bilmek istiyorduk.Θέλουμε να μάθουμε για τα πράγματα.
Eşya hakkındaki herşeyi bilmek istiyorduk.Нам хочется знать о различных вещах.
Eşya hakkındaki herşeyi bilmek istiyorduk.Ние искаме да знаем за нещата.
Eşya hakkındaki herşeyi bilmek istiyorduk.אנחנו רוצים מידע על דברים שונים.
Eşya hakkındaki herşeyi bilmek istiyorduk.نريد أن نعرف عن الأشياء.
Eşya hakkındaki herşeyi bilmek istiyorduk.どんなことが起こっているのかを知りたいと思います
Eşyalardan Yukol Sarayı sorumluydu.A Brit Királyi Múzeum irányításával York hercege van megbízva.
Eşyalardan Yukol Sarayı sorumluydu.Le Yukol du palais est responsable des objets.