Ana içeriğe geç
Sözlük

eşlik ile cümle

eşlik kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
ÖRNEK CÜMLE
5
HARF
2
HECE
6
ORT. KELİME
Yalnız kalmak istemiyorsanız size eşlik edebilirim.If you don't want to stay alone, I can keep you company.
Yürüyüşünüzde size eşlik edebilir miyiz?May we accompany you on your walk?
Size havaalanına kadar eşlik edebilir miyim?May I accompany you to the airport?
Havaalanına kadar size eşlik edeceğim.I'll accompany you to the airport.
İstasyona kadar size eşlik edeceğim.I'll accompany you to the station.
İstasyona kadar sana eşlik edeceğim.I will go along with you as far as the station.
Rüzgar yağmura eşlik etti.Wind accompanied the rain.
Güçlü rüzgarlar yağmura eşlik etti.Strong winds accompanied the rain.
İçerken bana eşlik eder misin?Would you join me in a drink?
Genellikle kızarmış bifteğe Yorkshire pudingi eşlik eder.Roast beef is usually accompanied by Yorkshire pudding.
Evcil hayvanlar sadece bize eşlik etmekten daha fazlasını sunar.Pets offer us more than mere companionship.
Yaşlı adama torunu tarafından eşlik edildi.The old man was accompanied by his grandchild.
Yaşlı adama her zaman torunu eşlik eder.The old man is always accompanied by his grandson.
Çocuğa ebeveynleri tarafından eşlik edildi.The boy was accompanied by his parents.
Sosyaliste bir kadın tercüman tarafından eşlik edildi.The socialist was accompanied by a female interpreter.
Bifteğe çoğu zaman kırmızı şarap eşlik eder.Steak is often accompanied by red wine.
John konsere kadar Mary'ye eşlik etti.John accompanied Mary to the concert.
Jim, ona piyanoda eşlik etti.Jim accompanied her on the piano.
Eve kadar size eşlik edebilir miyim?May I escort you home?
Yürüyüşünüzde size eşlik edebilir miyim.May I accompany you on your walk?
Ben size eşlik edeceğim.I will accompany you.
Yolculukta ona eşlik ettim.I accompanied him on the trip.
Bir yürüyüşte ona eşlik ettim.I accompanied her on a walk.
Acı ve üzüntü savaşa eşlik eder.Misery and sorrow accompany war.
Karısı ona piyanoda eşlik etti.His wife accompanied him on the piano.
Ona teyzesi tarafından eşlik edildi.He was accompanied by his aunt.
Ona kız arkadaşı tarafından eşlik edildi.He was accompanied by his girlfriend.
Kötü eşlik eder.He keeps bad company.
Ona karısı tarafından eşlik edildi.He was accompanied by his wife.
O, partiye kadar ona eşlik etmemi önerdi.He suggested that I accompany him to the party.
Akşam yemeği partisinde ona karısı tarafından eşlik edildi.He was accompanied by his wife at the dinner party.
O, bana piyanoda eşlik edecek.She will accompany me on the piano.
Hastaneye kadar bana eşlik etti.She accompanied me to the hospital.
Annesi daima ona eşlik eder.Her mother always accompanies her.
Ona eşlik edecek hiç kimsesi yok.She has no one to wait on her.
Piyanoda şarkıcıya eşlik etti.She accompanied the singer on the piano.
O, bana piyanoda eşlik etti.She accompanied me on the piano.
İstasyona kadar bana eşlik edecek kadar nazikti.She was kind enough to accompany me to the station.
Annesi tarafından eşlik edildi.She was accompanied by her mother.
O, arkadaşına konsere kadar eşlik etti.She accompanied her friend to the concert.
Hastaneye kadar size eşlik edeceğim.I'll accompany you to the hospital.
Babam ona çalışma odasına kadar eşlik etti.Father showed him into the study.
Piyanoda ona eşlik ettim.I accompanied her on the piano.
Annesinden kendisine eşlik etmesini rica etti.The girl begged her mother to accompany her.
Şimşek genellikle gök gürültüsüne eşlik eder.Lightning normally accompanies thunder.
Taeko'nun korktuğundan ve Yuri'yi kendine eşlik ettirmeye çalıştığından eminim.I'm sure Taeko was scared and tried to get Yuri to go along with her.
Eşi ameliyatta iken, ben ona eşlik ettim.I kept him company while his wife was in surgery.
O, ona piyanoda eşlik eder.She accompanied him on the piano.
O, Japonya'ya kadar ona eşlik etti.She accompanied him to Japan.
Ona kapıya kadar eşlik etmeniz gerekli değildi.It wasn't necessary for you to see him to the door.
O ördeğe eşlik edecek bir kızılcık sosu yaptı.He made a cranberry sauce to accompany duck.
Tom Mary'ye kapıya kadar eşlik etti.Tom walked Mary to the gate.
Tom Mary'ye o eşlik ederken sadece kuralları uyduramadığını söyledi.Tom told Mary that she couldn't just make up the rules as she went along.
Tom Mary'ye partiye kadar eşlik etmemi önerdi.Tom suggested that I accompany Mary to the party.
Tom obua çaldı ve Mary piyanoda ona eşlik etti.Tom played the oboe and Mary accompanied him on the piano.
Tom etkinlikte Mary'ye eşlik etti.Tom accompanied Mary to the event.
Tom gitarda Mary'ye eşlik etti.Tom accompanied Mary on the guitar.
Oraya kadar bana eşlik eder misin lütfen?Can you accompany me there, please?
Önümüzdeki haftaki konser için bana eşlik eder misin?Would you join me to the concert next week?
Balığa normalde beyaz şarap eşlik eder.Fish is normally accompanied by white wine.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod