Şarkının remix versiyonunda Jamaikalı reggae sanatçısı Sean Paul eşlik etti.Um remix da música foi lançado com a participação do cantor de reggae Sean Paul.
Son uçuşunu 1996'da 83 yaşında iken Fransız pilot Daniel Acton eşliğinde Falcon 2000 uçağıyla yapmıştır.Sua última pilotagem em um avião, um Falcon 2000, com Daniel Acton, quando ela tinha 88 anos.
1924 yılından itibaren bir solo piyanist ve blues vokal eşlikçisi olarak çalışmalarına başladı.A partir dos anos 1930, Peake iniciou sua carreira profissional como pintor e artista plástico.
Eskort, "eşlik eden kişi" anlamında İngilizce kökenli bir sözcüktür.O nome Escort em inglês significa Acompanhante ou Escolta.
Nesnelerin ikisi yakınlarındaki eşlik eden küçük galaksiyle yandan görünen galaksilerdir.Dois dos objetos são galáxias vistas de borda com pequenas galáxias companheiras próximas.
Bazı durumlarda kar veya dolunun da eşlik ettiği görülebilir.Em muitas regiões, pode ocorrer a incidência de neve e geadas.
Yener'e klipte dört kadın dansçı eşlik etti.Foi acompanhada por quatro jovens no coro.
Patagonya'ya son seyahati, ABD eski başkanı Theodore Roosevelt'e eşlik ederken gerçekleştirdi.Sua última viagem ao sul realizou em companhia do ex-presidente norte-americano Theodore Roosevelt, em 1912.
Şarkıya Daron Malakian da eşlik etti.A letra foi escrita por Daron Malakian.
Ziyaretçiler kendi başlarına ya da rehber eşliğinde tur yapabilirler.Os visitantes podem flutuar por si mesmos ou em boias.
3 yolculuğunda da Kristof Kolomb'a eşlik etti.Participou da segunda viagem de Cristóvão Colombo.
Çocukluktan kalan takma adı olan "Cubby", hayat boyunca ona eşlik etti.Jean Harlow era apelidade de "O Bebê", nome que a acompanhou por toda a vida.
Tekli versiyonunda, ünlü Amerikan rapçi Kanye West'in eşlik ettiği bir versiyonu yer almaktadır.A versão remix tem a participação do rapper Kanye West.
Kervana 12.000 köle eşlik ediyordu ve saf altını 500 kişi taşıyordu.Ia a naveta completamente carregada e levava 500.000 ducados em dinheiro.
Çok eşlilik veya poligami, bir kimsenin aynı esnada birden fazla kişiyle evli olmasıdır.Nos humanos, a poligamia é o casamento ou a união conjugal entre mais de duas pessoas .
"Nothing Left", Norveçli DJ Kygo'nun İngiliz şarkıcı Will Heard eşliğindeki şarkısı."Nothing Left" é uma canção do DJ norueguês Kygo e apresenta vocais do cantor britânico Will Heard.
Oyunculara, oyun boyunca Drew'a yardımcı olacak Thuban adlı bir ejder eşlik ediyor.Os jogadores estão ligados a um dragão chamado Thuban, que assiste o jogador durante os combates.
Genellikle orgazma eşlik eder.Het gaat meestal gepaard met een orgasme.
Bir yandan da ünlü tenor Mario del Monaco’ya eşlikçilik yaptı.Tijdens het tellen was er een optreden van de tenor Mario del Monaco.
Bu rolde ona Dr.Watson rolüyle iki ayrı aktör; David Burke ve Edward Hardwicke eşlik etmişti.In deze serie werd Dr. Watson door twee acteurs gespeeld: David Burke en Edward Hardwicke.
Leonardo'ya 1513 yılındaki Roma ve 1517'deki Fransa seyahatlerinde eşlik etmiştir.Melzi vergezelde Leonardo in 1513 op reizen naar Rome en in 1517 naar Frankrijk.
Clara, prensin eşliğinde Şekerleme Ülkesi'ne gider.Clara en de prins reizen naar Snoepgoedland.
Albümde Drake'e 2 Chainz, Big Sean, Jay Z, Jhené Aiko ve Sampha eşlik etti.De gastoptredens op het album werden gevormd door 2 Chainz, Jay Z, Big Sean, Jhené Aiko en Sampha.
Teklide A$AP Rocky'de eşlik etti.Rihanna werd tijdens de remix vergezeld door A$ap Rocky.
Çok eşlilik veya poligami, bir kimsenin aynı esnada birden fazla kişiyle evli olmasıdır.Polygynie of veelwijverij is de vorm van polygamie waarbij één man met meer dan één vrouw getrouwd is.
1944 yılında vokalistlere enstrümanı ile eşlik etmek üzere Lahor'daki All India Radio tarafından işe alındı.In 1944 werd hij aangenomen bij All Indian Radio in Lahore als begeleider van zangers.
Bu tatile pek çok gelenek eşlik etmektedir.Rondom deze dag bestonden vele tradities.
Eşliğe orkestral bir hava kazandırır.Aan het orkest is een koor gelieerd.
Filmin başrolünde Will Smith oynarken Alec Baldwin, Gugu Mbatha-Raw ve Albert Brooks ona eşlik ediyor.De hoofdrollen worden vertolkt door Will Smith, Alec Baldwin, Gugu Mbatha-Raw en Albert Brooks.
Karısı ona eşlik etmeyi reddetti ve 1954 yılında boşandılar.Zij verliet hem en ze scheidden in 1945.
Nedime, soylu bir kadına eşlik ve arkadaşlık etmekle yükümlü yardımcı kadın.Hoe gaat dat, een vriendje of vriendinnetje trekt je mee.
Onlara bir kadın eşlik etmektedir.Het stelt een jonge vrouw voor.
Seferlere giderken yanlarında daimâ Bektaşî dede ve babaları eşlik ederlerdi.Dit moedigde haar (en haar ouders) aan om door te gaan.
Bu albümde Nick`e Fairport Convention eşlik ediyordu.Hij had hiervoor al meegespeeld op drie albums van Fairport Convention.
1 Mayıs İşçi Bayramı yürüyüşlerine kortej eşliğinde katılmaktadır.Op 1 mei wordt de Dag van de Arbeid gevierd op het Stationsplein.
Şarkıya Amerikalı rapçi Pitbull'da eşlik etmiştir.Dit werd een samenwerking met de Amerikaanse rapper Pitbull.
Kartal şamana kendinden geçerek yaptığı yolculukta eşlik eder.De vlieg vergezelt Mider waar hij gaat.
Kendisine sadece kişisel muhafızı ve tabii ki Macrinus eşlik ediyordu.Hier stond hij onder hoede van begeleider en coach Jo Moerman.
Yeni veri sözcüğümüz (eşlik biti ile) 10001100101 olmuştur.Het codewoord (met pariteitsbits) is "10001100101".
Pek çok yurt gezisinde eşine eşlik etti.Zijn echtgenote vergezelde haar man op vele van zijn overzeese reizen.
Onun Avrupa ve Küçük Asya seferlerine eşlik etmiştir.Hij komt verspreid over Europa en Klein-Azië voor.
Kızkardeşlere bir özür borcu olan John, otellerine kadar onlara eşlik eder.Schwarze Peter, een van Bücklers kompanen, wordt bij Seipgens een herbergier.
Ella Fitzgerald'a uzun süre eşlik etti.Hierna begeleidde hij onder meer Ella Fitzgerald.
Koyu bir Hıristiyan olmasına rağmen çok eşliliği benimsemiştir.Ondanks een christelijke opvoeding was hij een uitgesproken agnost.
Bir erkek manken eşliğinde çekilen klipte Yener, gelinlik giydi.Een oud mannetje in een zwart manteltje klopt aan en treedt binnen.
Yolculuğunda ona eşlik eden heyette yer aldı.Op zijn thuisreis vergezelde Köbner hem.
Hahn ve Shinoda, The X-Ecutioners'in hit single'ı "It's Goin' Down"'a eşlik etti.Ook werkten Hahn, Bourdon en Shinoda mee aan een samenwerking op It's Goin' Down met de X-Ecutioners.
Cumartesi akşamı oğlan evi tüm misafirlerini çalgılar eşliğinde kız evine getirir.Zijn vrouw moet zoals elke donderdagmiddag naar haar tante op bezoek.
Christian, burada kendisine Sidney'de koruma olarak eşlik etmesini ister.Hij vraagt haar met hem mee te gaan naar Sydney als bodyguard.
Çok eşlilik yasaklandı.Gemengde huwelijken werden verboden.
Hendrix'e Buddy Miles ve Billy Cox eşlik etmiştir.Naast Hendrix bestond de band uit Billy Cox en Buddy Miles.
Piyano eşliği: John C. Ross.Klijnsmit, Anthony J.
Şarkıya Amerikalı rapçi Mac Miller eşlik etti.You is de tweede EP van de Amerikaanse rapper Mac Miller.
Buna kendisine armağan edilen yüklü bir orandaki para ödlülü eşlik ederdi.Hij schaamt zich daar zo voor dat hij het geld dat hij daarmee verdiend heeft in een kluis heeft opgeborgen.
Şarkıya ünlü rapçi Pitbull eşlik etmektedir.Op deze single werkt de rapper Pitbull mee.
Yol boyunca ona eşlik eder.Ze reist met hem mee gedurende de rest van de reeks.
Mart 2014'te, rock grubu Linkin Park'a eşlik ettiği "Guilty All the Same" adlı single piyasaya çıktı.In 2014 werkte hij samen met Linkin Park aan het nummer Guilty All the Same.
Eşlik tek-bitlik hataları bulmayı sağlar.Bijvoorbeeld: de functioneleacceptatietest is erop gericht om fouten te vinden.
Bu kısımda dört İtalyan dansçı da kendisine eşlik eder.Dit samen met vier danseressen.
Travis Scott - Kuzey Amerika'da eşlik etti.Muns vergezelde hen naar Japan.