Taze eşimi, ona bir paket hijyenik ped sunarak etkilemeye çalıştım.Pokusil jsem se na ženu udělat dojem a řekl jsem si, že jí balení hygienických vložek koupím.
Taze eşimi, ona bir paket hijyenik ped sunarak etkilemeye çalıştım.Próbowałem jej zaimponować ofiarując paczkę podpasek.
Taze eşimi, ona bir paket hijyenik ped sunarak etkilemeye çalıştım.Provai a impressionare la mia nuova moglie offrendole un pacco di assorbenti.
Taze eşimi, ona bir paket hijyenik ped sunarak etkilemeye çalıştım.Saya mencoba mengesankan istri saya dengan membelikannya pembalut wanita.
Taze eşimi, ona bir paket hijyenik ped sunarak etkilemeye çalıştım.Tôi đã cố gắng gây ấn tượng với cô vợ mới cưới của mình bằng cách tặng cho cô ấy một gói băng vệ sinh.
Taze eşimi, ona bir paket hijyenik ped sunarak etkilemeye çalıştım.Προσπάθησα να εντυπωσιάσω τη γυναίκα μου προσφέροντάς της ένα πακέτο σερβιέτες.
Taze eşimi, ona bir paket hijyenik ped sunarak etkilemeye çalıştım.Я попробовал произвести впечатление на свою жену, купив ей упаковку прокладок.
Taze eşimi, ona bir paket hijyenik ped sunarak etkilemeye çalıştım.חשבתי להרשים את אישתי הטריה במתן חבילת תחבושות היגייניות.
Taze eşimi, ona bir paket hijyenik ped sunarak etkilemeye çalıştım.حاولت اثارة اعجاب زوجتي الجديده بأن اقدم لها علبه من الفوط الصحيه
Taze eşimi, ona bir paket hijyenik ped sunarak etkilemeye çalıştım.地元の小売店に行き 生理用ナプキンを彼女に買おうとしました
(tezahurat, alkışlar) Eşim Ann'den sonra, Paul hayatımda yaptığım en iyi seçim oldu.A parte mia moglie Ann, Paul e' la scelta migliore che io abbia mai fatto.
(tezahurat, alkışlar) Eşim Ann'den sonra, Paul hayatımda yaptığım en iyi seçim oldu.- et pour notre pays. Sauf ma femme, Ann, Paul est le meilleur choix que j'ai jamais fait.
(tezahurat, alkışlar) Eşim Ann'den sonra, Paul hayatımda yaptığım en iyi seçim oldu.- y por nuestro país. Además de mi esposa, Ann, Paul es lo mejor elección que nunca he hecho.
(tezahurat, alkışlar) Eşim Ann'den sonra, Paul hayatımda yaptığım en iyi seçim oldu.Πέρα από τη γυναίκα μου, Ανν, ο Πωλ είναι η καλύτερη επιλογή που έκανα ποτέ.
(tezahurat, alkışlar) Eşim Ann'den sonra, Paul hayatımda yaptığım en iyi seçim oldu.- وبالنسبة لبلدنا. إلى جانب زوجتي، آن بول، وهي الخيار الافضل الذي اتخذته في حياتي.
Tüm bunlar çok fazlaydı, ve kontrolümü kaybederek, gözyaşlarına boğuldum, ve canım eşim Jayant' a sordum.참담함에 꼼짝 못하고 어떻게 할 수 없다는 절망감으로 저는 엄청난 눈물을 흘렸습니다.
Tüm bunlar çok fazlaydı, ve kontrolümü kaybederek, gözyaşlarına boğuldum, ve canım eşim Jayant' a sordum.בעודי מתגברת על הזוועה ועל התחושה המוחלטת של אובדן שליטה, הזלתי דמעות רבות
Tüm bunlar çok fazlaydı, ve kontrolümü kaybederek, gözyaşlarına boğuldum, ve canım eşim Jayant' a sordum.مقهورة بسبب فداحة الامر و الاحساس التام بقلة الحيلة ذرفت الكثير من الدموع
Tüm bunlar çok fazlaydı, ve kontrolümü kaybederek, gözyaşlarına boğuldum, ve canım eşim Jayant' a sordum.癌に逆らえない無力さに 泣き続けました 私は夫に尋ねました
Tzvika: O gün, 6:30 sıralarında Eşim ve kızlarımla süpermarkete gidiyorduk.Ese día, a eso de las seis y media estaba conduciendo con mi esposa y mis hijas al supermercado.
Tzvika: O gün, 6:30 sıralarında Eşim ve kızlarımla süpermarkete gidiyorduk.Tego dnia około 6:30 jechałem z żoną i dziećmi do supermarketu.
Tzvika: O gün, 6:30 sıralarında Eşim ve kızlarımla süpermarkete gidiyorduk.Tzvika: quel giorno, alle 6:30 circa stavo andando al supermercato con mia moglie e le mie figlie.
Tzvika: O gün, 6:30 sıralarında Eşim ve kızlarımla süpermarkete gidiyorduk.Ziua aceea, pe la 6 jumătate, conduceam cu soția și fiicele mele spre supermaket.
Tzvika: O gün, 6:30 sıralarında Eşim ve kızlarımla süpermarkete gidiyorduk.В тот день, примерно в 6:30, я ехал с женой и дочерьми в магазин.
Tzvika: O gün, 6:30 sıralarında Eşim ve kızlarımla süpermarkete gidiyorduk.Този ден около шест и половина шофирах със съпругата и дъщерите ми към супермаркета.
Ülkeye ilk ziyaretiydi. Buna rağmen, ailem yeni eşimi sevdi ve yerleşmeye başladı.Jednakże moja rodzina pokochała moją nową żonę, a ona zaczęła się czuć jak w domu.
Ve bu bana ilham verdi -- ya da daha açık olmak gerekirse, eşime ilham verdi.A to mě tak trochu inspirovalo - nebo, přesněji řečeno, inspirovalo to mou ženu.
Ve bu bana ilham verdi -- ya da daha açık olmak gerekirse, eşime ilham verdi.E isso como que me deu inspiração ou, para ser mais preciso, inspirou a minha mulher, que disse:
Ve bu bana ilham verdi -- ya da daha açık olmak gerekirse, eşime ilham verdi.En dat gaf me als het ware de inspiratie -- of om precies te zijn, gaf het mijn vrouw de inspiratie.
Ve bu bana ilham verdi -- ya da daha açık olmak gerekirse, eşime ilham verdi.És ebből úgymond inspirációt nyertem -- vagy, hogy pontosabban fogalmazzak, a feleségem nyert inspirációt.
Ve bu bana ilham verdi -- ya da daha açık olmak gerekirse, eşime ilham verdi.Et cela m'a quelque part inspiré -- ou plutôt pour être précis, cela a inspiré ma femme.
Ve bu bana ilham verdi -- ya da daha açık olmak gerekirse, eşime ilham verdi.그리고 폭동은 저에게 하나의 영감이 되었습니다. 좀 더 정확히 말하자면, 제 아내에게 영감을 주었습니다.
Ve bu bana ilham verdi -- ya da daha açık olmak gerekirse, eşime ilham verdi.Quel fatto è come se mi avesse ispirato... ad essere più precisi, aveva ispirato mia moglie.
Ve bu bana ilham verdi -- ya da daha açık olmak gerekirse, eşime ilham verdi.Și asta mi-a dat inspirația, sau ca să fiu mai precis, i-a dat inspirație soției mele.
Ve bu bana ilham verdi -- ya da daha açık olmak gerekirse, eşime ilham verdi.Und das gab mir die Inspiration - oder, um genau zu sein, es gab meiner Frau die Inspiration.
Ve bu bana ilham verdi -- ya da daha açık olmak gerekirse, eşime ilham verdi.Và nó đã gợi cho tôi nguồn cảm hứng -- hay chính xác hơn, nó đưa nguồn cảm hứng tới vợ tôi.
Ve bu bana ilham verdi -- ya da daha açık olmak gerekirse, eşime ilham verdi.Y eso como que me dio la inspiración; o mejor dicho, para ser preciso, le dio a mi esposa la inspiración.
Ve bu bana ilham verdi -- ya da daha açık olmak gerekirse, eşime ilham verdi.Воно надало мені натхнення -- а якщо бути точним, надихнуло мою дружину.
Ve bu bana ilham verdi -- ya da daha açık olmak gerekirse, eşime ilham verdi.И това ме вдъхнови - или за да съм по-точен, вдъхнови жена ми.
Ve bu bana ilham verdi -- ya da daha açık olmak gerekirse, eşime ilham verdi.Эти события вдохновили меня - или, чтобы быть более точным, вдохновили мою жену.
Ve bu bana ilham verdi -- ya da daha açık olmak gerekirse, eşime ilham verdi.וזה נתן לי את ההשראה -- או אם לדייק, זה נתן לאישתי את ההשראה.
Ve bu bana ilham verdi -- ya da daha açık olmak gerekirse, eşime ilham verdi.فكان هذا أن أعطاني نوعا من الإلهام-- أو لأكون أكثر دقة، أعطى هذا الأمر إلهاما لزوجتي.
Ve bu bana ilham verdi -- ya da daha açık olmak gerekirse, eşime ilham verdi.正確には 妻に言われたのです "どうしてコソボの人たちにアドバイスしないの?"
Ve eşim her durumda savundu;A argumentoval každém případě se svou ženou;
Ve eşim her durumda savundu;A argumentoval každom prípade so svojou ženou;
Ve eşim her durumda savundu;Dan berpendapat setiap kasus dengan istri saya;
Ve eşim her durumda savundu;E argumentou cada caso com a minha esposa;
Ve eşim her durumda savundu;En voerden elk geval met mijn vrouw;
Ve eşim her durumda savundu;És azzal érvelt, minden esetben a feleségem;
Ve eşim her durumda savundu;E sostenuto ogni caso con mia moglie;
Ve eşim her durumda savundu;Et soutenu chaque cas avec ma femme;
Ve eşim her durumda savundu;In trdil vsakem primeru z mojo ženo;
Ve eşim her durumda savundu;I stwierdził, każdorazowo z żoną;
Ve eşim her durumda savundu;Ja väitti kussakin tapauksessa vaimoni kanssa;
Ve eşim her durumda savundu;내 아내와 각각의 사건을 주장;
Ve eşim her durumda savundu;Och argumenterade varje fall med min fru;
Ve eşim her durumda savundu;Og argumenterede hvert enkelt tilfælde med min kone;
Ve eşim her durumda savundu;Şi a argumentat fiecare caz împreună cu soţia mea;
Ve eşim her durumda savundu;Und argumentiert, jeweils mit meiner Frau;
Ve eşim her durumda savundu;Và lập luận từng trường hợp với vợ tôi;