(Gülüşmeler) 10 sene sonunda, nihayet eşim bana(Skratt) Och efter 10 år av detta, sa min fru till slut,
(Gülüşmeler) 10 sene sonunda, nihayet eşim bana(smeh)
(Gülüşmeler) 10 sene sonunda, nihayet eşim bana(Smích) A po deseti letech má manželka řekla:
(Gülüşmeler) 10 sene sonunda, nihayet eşim bana(Smiech) A po týchto 10tich rokoch, mi moja žena nakoniec povedala:
(Gülüşmeler) 10 sene sonunda, nihayet eşim bana(Śmiech) Po 10 latach moja żona w końcu powiedziała:
(Gülüşmeler) 10 sene sonunda, nihayet eşim bana(Suara tawa) Dan setelah 10 tahun, istri saya akhirnya berkata,
(Gülüşmeler) 10 sene sonunda, nihayet eşim bana(Tiếng cười) Và sau 10 năm như thế, vợ tôi cuối cùng nói,
(Gülüşmeler) 10 sene sonunda, nihayet eşim bana(Γέλιο) Και μετά από 10 χρόνια, η γυναίκα μου τελικά μου είπε,
(Gülüşmeler) 10 sene sonunda, nihayet eşim bana(Смех) Наконец, через 10 лет, моя жена сказала:
(Gülüşmeler) 10 sene sonunda, nihayet eşim bana(Сміх) І ось, через 10 років, моя дружина нарешті сказала:
(Gülüşmeler) 10 sene sonunda, nihayet eşim bana(Смях) И след 10 години така, съпругата ми накрая каза,
(Gülüşmeler) 10 sene sonunda, nihayet eşim bana[צחוק] אחרי 10 שנים, אשתי אמרה,
(Gülüşmeler) 10 sene sonunda, nihayet eşim bana(ضحك) وبعد عشر سنوات من هذا، قالت زوجتي في نهاية المطاف،
"Hayır" dedim ve bu eşimle ilgili pek çok düşünceyi beraberinde getirdi.Am zis: "Nu," și asta mi-a declanșat un șir de gânduri despre soția mea.
"Hayır" dedim ve bu eşimle ilgili pek çok düşünceyi beraberinde getirdi.Dije, "No", y eso provocó una serie de pensamientos sobre mi mujer.
"Hayır" dedim ve bu eşimle ilgili pek çok düşünceyi beraberinde getirdi.Ich sagte, "Nein", und damit setzte sich ein ganzer Gedankengang über meine Frau in Bewegung.
"Hayır" dedim ve bu eşimle ilgili pek çok düşünceyi beraberinde getirdi.Ik zei "Neen" en ik begon aan mijn vrouw te denken.
"Hayır" dedim ve bu eşimle ilgili pek çok düşünceyi beraberinde getirdi.Io dissi, "No", e mi fece venire in mente un paio di pensieri su mia moglie.
"Hayır" dedim ve bu eşimle ilgili pek çok düşünceyi beraberinde getirdi.J'ai dit: "Non," et ça m'a fait penser à ma femme.
"Hayır" dedim ve bu eşimle ilgili pek çok düşünceyi beraberinde getirdi.전 , "아니."라고 하며 제 아내에 대한 생각에 빠져 들었죠.
"Hayır" dedim ve bu eşimle ilgili pek çok düşünceyi beraberinde getirdi.Mondtam: "Nem.", és ez kiváltott egy sor gondolatot a feleségemről.
"Hayır" dedim ve bu eşimle ilgili pek çok düşünceyi beraberinde getirdi."Não" e fiquei a pensar na minha mulher.
"Hayır" dedim ve bu eşimle ilgili pek çok düşünceyi beraberinde getirdi.Povedal som "nie," a spustilo to sadu myšlienok o mojej žene.
"Hayır" dedim ve bu eşimle ilgili pek çok düşünceyi beraberinde getirdi.Powiedziałem, "Nie", i to coś we mnie wywołało, jakiś zestaw przemyśleń o mojej żonie.
"Hayır" dedim ve bu eşimle ilgili pek çok düşünceyi beraberinde getirdi.Отвърнах: "Не", а това отприщи ред мисли за жена ми.
"Hayır" dedim ve bu eşimle ilgili pek çok düşünceyi beraberinde getirdi.Я ответил: "Нет", и это породило ряд мыслей о моей жене.
"Hayır" dedim ve bu eşimle ilgili pek çok düşünceyi beraberinde getirdi.ואמרתי, "לא." וזה גרם לסדרת מחשבות על אישתי.
"Hayır" dedim ve bu eşimle ilgili pek çok düşünceyi beraberinde getirdi.و أجبت "لا," و قد أوقد عدة أفكار حول زوجتي.
"Hayır" dedim ve bu eşimle ilgili pek çok düşünceyi beraberinde getirdi.妻と結婚したときに 神父様が
Hristiyan eşimi kendisi olduğu için kabul etmiştim.Akceptowałem moją chrześcijańską żonę ze względu na to, kim była jako osoba.
Hristiyan eşimi kendisi olduğu için kabul etmiştim.Ik vond mijn christelijke vrouw helemaal goed zoals ze was.
Hristiyan eşimi kendisi olduğu için kabul etmiştim.J'avais accepté ma femme catholique pour qui elle est.
Hristiyan eşimi kendisi olduğu için kabul etmiştim.Yo había aceptado a mi mujer cristiana por quién era.
Hristiyan eşimi kendisi olduğu için kabul etmiştim.Είχα δεχτεί την Χριστιανή γυναίκα μου γι' αυτό που ήταν.
Hükümet eşimin turist vizesini yenilemeyi durdurdu.De overheid vernieuwde het visum van mijn vrouw niet meer.
Hükümet eşimin turist vizesini yenilemeyi durdurdu.El gobierno dejó de renovar el visado de mi esposa.
Hükümet eşimin turist vizesini yenilemeyi durdurdu.Le gouvernement a cessé de renouveller le visa de touriste de ma femme.
Hükümet eşimin turist vizesini yenilemeyi durdurdu.Rząd przestał odnawiać wizę tutystyczną mojej żony.
Hükümet eşimin turist vizesini yenilemeyi durdurdu.Η κυβέρνηση σταμάτησε την ανανέωση της τουριστικής βίζας της συζύγου μου.
icat eşim Noor'un hakkıdır, yeni icatlar hayatımın tutkusuAz innováció a feleségem, Noor jobbja. A találmányok kiötlése a szenvedélyem.
icat eşim Noor'un hakkıdır, yeni icatlar hayatımın tutkusuInnovatie dank ik aan mijn vrouw, Noor. Uitvinden is mijn passie.
icat eşim Noor'un hakkıdır, yeni icatlar hayatımın tutkusuInnovation ist das Recht meiner Frau, Noor. Erfindungen sind die Leidenschaft meines Lebens.
icat eşim Noor'un hakkıdır, yeni icatlar hayatımın tutkusuInnowacja jest prawem mojej żony, Noor. Nowe wynalazki są pasją mojego życia.
icat eşim Noor'un hakkıdır, yeni icatlar hayatımın tutkusuInovasi adalah hak istri saya, Noor. Penemuan baru adalah hasrat hidup saya.
icat eşim Noor'un hakkıdır, yeni icatlar hayatımın tutkusuInovația este lumina soției mele, Noor. Noile invenții sunt pasiunea vieții mele.
icat eşim Noor'un hakkıdır, yeni icatlar hayatımın tutkusuLa innovación es el derecho de mi mujer, Noor. Los nuevos inventos son la pasión de mi vida.
icat eşim Noor'un hakkıdır, yeni icatlar hayatımın tutkusuL'innovation illumine ma femme Noor. Les nouvelles inventions sont la passion de ma vie.
icat eşim Noor'un hakkıdır, yeni icatlar hayatımın tutkusuL'innovazione è la luce di mia moglie, Noor. Le nuove invenzioni sono la passione della mia vita.
icat eşim Noor'un hakkıdır, yeni icatlar hayatımın tutkusu혁신은 제 아내 눌(Noor)의 힘으로 만들어 진겁니다. 새로운 혁신을 만들어 내는 것이 제가 가진 삶의 열정입니다.
icat eşim Noor'un hakkıdır, yeni icatlar hayatımın tutkusuΗ καινοτομία είναι το φώς της συζύγου μου, Νούρ. Οι νέες καινοτομίες είναι το πάθος της ζωής μου.
icat eşim Noor'un hakkıdır, yeni icatlar hayatımın tutkusuИзобретения — это всё благодаря моей жене, Ноор. Изобретения — это страсть всей моей жизни.
icat eşim Noor'un hakkıdır, yeni icatlar hayatımın tutkusuИновацията е правото на жена ми, Нуур. Новите изобретения са страстта на живота ми.
icat eşim Noor'un hakkıdır, yeni icatlar hayatımın tutkusuחדשנות היא האור של אישתי, נור. המצאות חדשות הן התשוקה של חיי.
icat eşim Noor'un hakkıdır, yeni icatlar hayatımın tutkusuهذا الابتكار حق لزوجتي " نور " ان الاختراعات هوسي في هذه الحياة
icat eşim Noor'un hakkıdır, yeni icatlar hayatımın tutkusu発明は私の生きがいだ
İnsanlar ağlıyor. Eşim gelip yazıyı okudu ve ağlamaya başladı.Folk græder, og hun kom, hun læste teksten og så begyndte hun at græde.
İnsanlar ağlıyor. Eşim gelip yazıyı okudu ve ağlamaya başladı.Ihmiset itkevät, ja hän luki tekstin ja hänkin alkoi itkeä.
İnsanlar ağlıyor. Eşim gelip yazıyı okudu ve ağlamaya başladı.La gente sta piangendo, così è venuta a vedere, ha letto il testo, e ha iniziato a piangere.
İnsanlar ağlıyor. Eşim gelip yazıyı okudu ve ağlamaya başladı.Les gens pleurent, elle est venue, elle a lu le texte et elle a commencé à pleurer.
İnsanlar ağlıyor. Eşim gelip yazıyı okudu ve ağlamaya başladı.Ľudia plačú, ona príde, prečíta si správu, a začne plakať.