Ana içeriğe geç
Sözlük

eş ile cümle

eş kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
2
HARF
1
HECE
5
ORT. KELİME
Söyleyecek daha fazla esprim kalmadı.I don't have any more jokes left to tell.
Attan inip eşeğe binme, Tom.Get off your high horse, Tom.
Tom, Mary'ye odaya kadar eşlik etti.Tom showed Mary into the room.
Planına eşlik edeceğiz.We're going to go with your plan.
Eve gittim ve eşime Boston'daki işten bahsettim.I went home and told my wife about the job in Boston.
Tom'un üç yıl önceki hâlinden eser kalmadı.Tom isn't what he was three years ago.
Tom eşyalarını bavula koydu.Tom packed his things up.
Eşyalarınızı toplayın.Collect your gear.
Tom savaş esiri gibi görünüyor.Tom looks like a prisoner of war.
Lütfen onun semtine kadar Tom'a eşlik edin.Please escort Tom to his quarters.
Tom bilincini kaybetmenin eşiğinde.Tom is on the verge of losing consciousness.
Eskiden sana çok benzeyen bir kadınla evliydim.I used to be married to a woman who looked a lot like you.
Tom, ailenin eski bir tanıdığıdır.Tom is an old acquaintance of the family.
Tom eşek sudan gelinceye kadar dayak yemiş.Tom was beaten to a pulp.
Onlar eski eşlerin masalları.Those are old wives' tales.
Bu ne biçim bir eşek şakası?What kind of a sick joke is this?
Size barda eşlik edeceğiz.We'll see you at the pub.
Tom Mary'ye ofisine kadar eşlik etti.Tom ushered Mary into his office.
Tom'a eski bisikletimi verdim.I gave Tom my old bicycle.
Tom'un eski motosikletiyle ne yapacağını merak ediyorum.I wonder what Tom is going to do with his old motorcycle.
Bu eski bir kural.This is an old rule.
Bırak eşyalarımı alayım.Let me get my stuff.
O eski moda bir ifade.That's an old-fashioned expression.
Tom hâlâ içiyor ama eskisi kadar çok değil.Tom still drinks, but not as much as he used to.
Son bir saattir esniyorsun.You've been yawning for the past hour.
Eski arkadaşlarımı gördüğüme memnun oldum.I was glad to see my old friends.
Tom'un değerli eşyalarını nereye sakladığını bilen tek kişi benim.I'm the only one who knows where Tom hid his valuables.
Tom'un eşyalarını koymak için bir yeri yoktu.Tom didn't have a place to put his things.
Tom bana eski paraları nereye sakladığını söyledi.Tom told me where he had hidden the old coins.
Tom bana eski para kolleksiyonunu gösterdi.Tom showed me his collection of old coins.
Tom Park Caddesinde eski bir binada yaşıyor.Tom lives in an old building on Park Street.
Bir esinti hissediyorum.I feel a draft.
Tom eşyaların kaça mal olduğu hakkında asla endişe etmedi.Tom never worried about how much things cost.
Dün eski öğretmenlerimden birine rastladım.I met one of my old teachers yesterday.
Tom size eşlik edecek.Tom will keep you company.
Tom eski arabasını Mary'ye vermek istiyor.Tom wants to give his old car to Mary.
Bu eşiniz mi?Is that your wife?
O senin eski karın mı?Is that your ex-wife?
Neden esniyorsun?Why are you yawning?
Esperanto'nun grameri çok kolaydır.The grammar of Esperanto is very easy.
Eski Ahit tanrısı kana susamış, küçük ve intikamcı bir zorbadır.The god of the Old Testament is a blood-thirsty tyrant — petty and vengeful.
Rembrandt tarafından bu tablo bir sanat eseridir.This painting by Rembrandt is a work of art.
O Esperanto öğrenmeli.He should learn Esperanto.
Esperanto öğrenmelisin.You should learn Esperanto.
Bu eski bina güzeldi.This old building was beautiful.
Eşit işe eşit ücret.Equal pay for equal work.
Portekizce sayılmazsa, sadece Esperanto biliyorum.Not counting Portuguese, I only know Esperanto.
Onun giysileri eskiydi.His clothes were used.
Keşke İngilizce, Esperanto kadar düzenli olsaydı.If only English were as regular as Esperanto.
Onu yıpranmış eski ve yorgun buldum.I found him worn out, old, and tired.
Esperantomu geliştirmek için her fırsatı kullandım.I took every opportunity to improve my Esperanto.
Esperantodan daha iyi yapay diller vardır.There are better constructed languages than Esperanto.
Ben havaalanına vardığımda, rüzgar sert esiyordu.When I arrived at the airport, the wind was blowing hard.
Kız kardeşim ​​eski sınıf arkadaşlarından biriyle evleniyor.My sister's getting married to one of her old classmates.
Avrupa uzun ve zengin bir tarihi olan eski bir kıtadır.Europe is an old continent with a long, rich history.
Mario, bana eşcinsel demekten vazgeç! Ben heteroseksüelim!Mario, stop calling me gay! I'm straight!
Yenilerini eklemektense, eski cümleleri çevirmeyi tercih ederim.I prefer translating old sentences to adding new ones.
Esperanto herkesin dilidir.Esperanto is everyone's language.
Hem yağmur yağıyor hem de rüzgar esiyor.It's both raining and blowing.
Eski buzdolabımdan kurtuldum.I got rid of my old fridge.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod