Onlar hesabı eşit olarak bölüştüler.They split the bill evenly.
Onlar hesabı eşit olarak bölüşürler.They split the bill evenly.
Hesabı eşit olarak bölüştüler.They split the bill evenly.
Hesabı eşit olarak bölüşürler.They split the bill evenly.
Çin'de onlar da Esperanto öğreniyorlar.In China they also study Esperanto.
Bu sokakta birkaç eski ev var.There are some old houses in this street.
Kral eski bir kalede yaşardı.In an old castle lived a king.
Tom eşyasını topladı ve onu çantasına koydu.Tom picked up his stuff and put it in his briefcase.
Tom'da eşyaları yerine koyma huyu yoktur.Tom never puts things back where they belong.
Tom'un bir eşi ve üç yaşında bir kızı var.Tom has a wife and a three-year-old daughter.
Ona eski patronunun ödediğinin iki katı kadar çok ödüyorum.I pay him twice as much as his old boss did.
Tom bana çok eski bir şişe şarap sundu.Tom offered me a very old bottle of wine.
Tom halıyı eski raketiyle dövdü.Tom beat the rug with his old racket.
Tom'un yeni eşi hakkında duyduğuna eminim.I'm sure you heard about Tom's new wife.
Tom'a eski ceketini verdiğini düşündüm.I thought you gave Tom your old jacket.
Eski defterleri kapatmaya hazırım.I'm willing to let bygones be bygones.
Tom'a eskiden Boston'da yaşadığını söyledim.I told Tom you used to live in Boston.
Biz cappuccino içtik ve eski günleri anımsadık.We drank cappuccinos and reminisced.
Neden eşlik etmek zorunda olduğumu anlamıyorum.I don't see why I had to come along.
Eşyaları biraz toparlamaya çalışıyorum.I'm trying to tidy things up a bit.
Mary'ye eve kadar eşlik edebileceğini düşündüm.I thought you might walk Mary home.
Tom'un söylediği şeyin esprili olduğunu düşündüm.I thought what Tom said was clever.
Tom eski kitaplarının hepsini yaktı.Tom burned all of his old books.
Tom'un eski evine taşınıyorum.I'm moving into Tom's old house.
Ailenin eski bir dostuyum.I'm an old friend of the family.
Tom'a benim eski arabamı satmak istedim.I wanted to sell Tom my old car.
Eskiden bir süpermarkette çalışırdım.I used to work in a supermarket.
Tom kolejdeki eski oda arkadaşım.Tom is my old college roommate.
Tom parti için Mary'ye eşlik etti.Tom escorted Mary to the party.
Tom'un eşyalarıma bakmasını istedim.I asked Tom to watch my things.
Eski kitaplarımı bağışlıyorum.I'm giving my old books away.
Birinin bana eşlik etmesine itirazım yok.I wouldn't mind some company.
Eskiden bende de öyle bir tane vardı.I used to have one of those.
Eserinizin büyük bir hayranıyım.I'm a big fan of your work.
Onlar benim esirim değil.They're not my prisoners.
Esnek olmak zorundasın.You have to be flexible.
Ben esir tutuluyorum.I'm being held prisoner.
Ben eskiden bir bahçıvandım.I used to be a gardener.
Tom esnememeye çalıştı.Tom tried not to yawn.
Tom Mary'ye eve kadar eşlik etti.Tom walked Mary home.
Tom eski bir hükümlü.Tom is an ex-convict.
Sen benim esirimsin.You are my prisoner.
Az eşyayla seyahat ediyorum.I'm traveling light.
Tom'un eski bir arabası var.Tom has an old car.
Ben eski bir dostum.I'm an old friend.
Ben eski bir arkadaşım.I'm an old friend.
Mucize eseri olarak hayatta kaldı.He miraculously survived.
O eski bir çocuk oyuncu.She's a former child actor.
Evim eşyalarla doludur.My house is filled with things.
Benim evim eşyalarla dolu.My house is filled with stuff.
Her iki İngilizce sürümü eşit kabul edilebilir mi?Are both English versions equally acceptable?
Onlar en iyi iki eseri seçti.They picked out the best two works.
Tom John'un eski eşine aşık.Tom's in love with John's ex-wife.
Royal House eski bir kurumdur.The Royal House is an ancient institution.
O kelime eski moda.That word is old fashioned.
O sözcük eski moda.That word is old fashioned.
"Özgürlük, Eşitlik, Kardeşlik" Haiti'nin de sloganıdır."Freedom, Equality, Brotherhood" is also Haiti's motto.
Eski arkadaşını kaybetmenin nasıl hissettirdiğini biliyor musun?Do you know how it feels to lose an old friend?
Esperanto'da sondan bir önceki hece vurguludur.In Esperanto, the penultimate syllable is stressed.
Esperanto'da sondan ikinci hece vurguludur.In Esperanto, the second-to-last syllable is accentuated.