Bu soğuk sonbahar rüzgarının esmesiyle mevsimin değiştiğini hissedebiliyoruz.With this cool autumn wind blowing, we can feel the change of season.
Esperanto konuşan birçok arkadaşım var.I have many Esperanto-speaking friends.
Balığa normalde beyaz şarap eşlik eder.Fish is normally accompanied by white wine.
Bu kitap gerçekten eski.This book is really old!
Eski kanepeni satmak istiyorsan neden yerel bir gazeteye bir reklam koymuyorsun?If you want to sell your old sofa, why not put an advertisement in the local paper?
Esperantoyu nasıl öğreniyorsun?How do you study Esperanto?
Her Esperantocu buraya cümleler yazmalı.Every Esperantist should write sentences here.
Eski bir çöp yığını şu anda arkeolojik bir hazinedir.It is an ancient midden, presently an archaeological treasury.
O, Eskimo ataları olduğunu söyledi.He said that he had Eskimo ancestry.
Small ve little kelimeleri eş anlamlıdır.The words 'small' and 'little' are synonyms.
Geçen gün kentte eski komşuma rastladım.The other day I met my former neighbour in the city.
Beyaz erik brendisi bir kompostoda eşit ölçüde lezzetlidir.Mirabelles are equally delicious in a compote.
Dürüst konuşmak gerekirse bunun bir eser hırsızlığı olduğuna inanmıyorum.Honestly, I don't believe it is a matter of plagiarism.
Eski sistem çalışır.The old system works.
Bir eskorta ihtiyacım var.I need an escort.
O ileri düzey bir Esperanto dersi alıyor.He is taking an advanced course in Esperanto.
Eşim çok üzgün.My wife is very upset.
Rüzgar hâlâ sert esiyor.The wind still blows strongly.
Rüzgar hala güçlü esiyor.The wind still blows strongly.
O eşini ve çocuğunu öldürmekle suçlanıyordu.He was accused of murdering his wife and child.
Yeni dizüstü bilgisayarım eskisinden daha ince ve daha hafif.My new laptop is thinner and lighter than my old one.
Eşlik edeceğim.I'll play along.
Kim özel eşyalarını toplantı odasında bıraktı?Who left their belongings in the meeting room?
O onun gitmesini ve tüm özel eşyalarını almasını istedi.She asked him to leave and take all his belongings.
Eşcinsel evlilik konusunda bir tartışmaları vardı.They had a debate on same-sex marriage.
Buraya öyle kafan estiğinde giremezsin.You can't just walk in here.
Gel ve bana eşlik et.Come and keep me company.
En eski uygarlıklar Mezopotamya'da ortaya çıktı.The earliest civilizations arose in Mesopotamia.
Esnek bir programım var.I have a flexible schedule.
Üzgünüm, Esperanto cevap vermek için hâlâ yeterince bilmiyorum.Sorry, I still don't know enough to reply in Esperanto.
Tom esniyor.Tom is yawning.
Eşimi geri arayacağım.I am calling back my wife.
Onun esprileri hiç de komik değil.His jokes are not funny at all.
Onun esprilerinden hoşlanmıyorum.I don't like his jokes.
Yeni espriler var mı?Any new jokes?
Dürüst esprileri severim.I like clean jokes.
Bu espriyi biliyorum.I know this joke.
Ben bu espriyi anlamadım.I didn't understand this joke.
Onun esprileri anlamsızdır.His jokes are meaningless.
Onun esprileri mantıklı değil.His jokes make no sense.
Benim esprilerimin nesi var?What's wrong with my jokes?
Bu eski duvarı yıkıyorum.I am bringing down this old wall.
Eşek anırıyor.The donkey is braying.
Ben eşek gibi anırıyorum.I am braying like a donkey.
Eşyalarımı paketliyorum.I am packing up my things.
Birkaç eski binanın yıkılması gerekiyor.A few old buildings need to be demolished.
Eski gözlüğümün nerede olduğunu biliyor musun?Do you know where my old glasses are?
Tom eski kafalı.Tom is old-fashioned.
En korkunç düşman eski bir arkadaştır.The most terrible enemy is a former friend.
Bu ayakkabılar eski ama onları hâlâ seviyorum.These shoes are old, but I still like them.
O eski mobilyaya kimin ihtiyacı var?Who needs that old furniture?
Tom yeni kamerasıyla eski kamerasının fotoğrafını çekti.Tom took a picture of his old camera with his new camera.
Hiçbir şey eskisi gibi değil.Nothing is as it used to be.
Ben bir eşek gibi anıramam. Ben bir atım.I cannot bray like a donkey. I'm a horse.
Bu, eser hırsızlığı.This is plagiarism.
Ben bu halıyı onaramam. Çok eski.I cannot mend this carpet. It's too old.
Benim imzam anlamlı, görkemli ve eşsizdir.My signature is meaningful, majestic and inimitable.
Biz eşekler gibi anırıyoruz.We are braying like donkeys.
Eski evi yıktık.We are bringing down the old house.
O, seramik eser yaparak zengin oldu.She became rich by making ceramic pieces.