Tom hâlâ tamamen eskisi kadar fakir.Tom is still just as poor as he used to be.
Tom hâlâ tamamen eskisi kadar yakışıklı.Tom is still just as handsome as he used to be.
Tom hâlâ tamamen eskisi kadar arkadaş canlısı.Tom is still just as friendly as he used to be.
Tom hâlâ esir tutuluyor.Tom is still being held captive.
Tom eski arabasından kurtuluyor.Tom is getting rid of his old car.
Tom eskisinden daha varlıklıdır.Tom is better off than he used to be.
Tom bir eski kurttur.Tom is a veteran.
Tom eski neslin bir üyesi olduğunu itiraf etmekten nefret ediyor.Tom hates to admit that he's a member of the older generation.
Tom'un üç eski karısı var.Tom has three ex-wives.
Tom'un üç eski eşi var.Tom has three ex-wives.
Tom yaşlandı ve eskiden çıktığı kadar sık dışarı çıkmıyor.Tom has gotten older and he doesn't go out as often as he used to.
Tom tüm eşyalarını bir araya toplandı.Tom gathered together all his belongings.
Tom arka kapının hemen dışında eski bir sikke buldu.Tom found an old coin just outside the back door.
Tom çok fazla esmer pirinç yer.Tom eats a lot of brown rice.
Tom eskisi kadar çok çalışmıyor.Tom doesn't work as much as he used to.
Tom eskisi kadar çok golf oynamaz.Tom doesn't play golf as much as he used to.
Tom'un eskisi kadar çok enerjisi yok.Tom doesn't have as much energy as he used to.
Tom eskisi gibi komşuları ile iyi geçinmiyor.Tom doesn't get along with his neighbors like he used to.
Tom on beş yıldan daha önce ilk eşinden boşandı.Tom divorced his first wife more than fifteen years ago.
Tom pastayı üç eşit parçaya böldü.Tom divided the pie into three equal parts.
Tom, eski bir aile fotoğrafı sayısallaştırdı ve onu annesine e-postayla gönderdi.Tom digitized an old family photo and emailed it to his mother.
Tom eskisi kadar çok para harcamak istemiyordu.Tom didn't want to spend as much money as he did.
Tom eskisi gibi yüzemiyor.Tom can't swim like he used to.
Tom bir kamyon tarafından ezilmenin eşiğine gelmişti.Tom came close to being run over by a truck.
Tom neredeyse serseri bir okla öldürülmenin eşiğine geldi.Tom came close to being killed by a stray arrow.
Tom bazı hatıra eşyaları geri getirdi.Tom brought back some souvenirs.
Tom bu kamerayı eşi için değil, kendisi için satın aldı.Tom bought this camera for himself, not for his wife.
Tom yeni bir fotoğraf makinesi aldı bu yüzden eski olanını sattı.Tom bought a new camera so he sold his old one.
Tom ve ben eski arkadaşız.Tom and I are old friends.
Tom okula geç kaldığı için her zaman aynı eski bahaneyi verir.Tom always gives the same old excuse for being late for school.
Tom her zaman işleri aynı eski usülle yapar.Tom always does things the same old way.
Tom eşini terk etti ve orduya katıldı.Tom abandoned his wife and joined the army.
Tom'un eskiden Boston'da yaşadığından şüphe yok.There's no doubt that Tom used to live in Boston.
O kamera Tom'un en değerli eşyası.That camera is Tom's most prized possession.
Kimse Tom'un esprilerine gülmedi.No one laughed at Tom's jokes.
Dolapta Tom'un eşyalarının bulunduğu bir kutu buldum.I found a box of Tom's things in the closet.
Tom'un eski eşlerinin neredeyse hepsi kendisiyle hâlâ konuşuyor.Almost all of Tom's ex-wives still talk to him.
Tom Mary'ye kapıya kadar eşlik etti.Tom walked Mary to the gate.
Tom Mary'ye o eşlik ederken sadece kuralları uyduramadığını söyledi.Tom told Mary that she couldn't just make up the rules as she went along.
Tom Mary'ye partiye kadar eşlik etmemi önerdi.Tom suggested that I accompany Mary to the party.
Tom eski kız arkadaşları hakkında Mary'ye bir şey söylememeli.Tom shouldn't tell Mary anything about his ex-girlfriends.
Tom obua çaldı ve Mary piyanoda ona eşlik etti.Tom played the oboe and Mary accompanied him on the piano.
Tom Mary için eşini terk etti.Tom left his wife for Mary.
Tom Mary'nin bütün espirilerine güldü.Tom laughed at all of Mary's jokes.
Tom Mary'nin önceki eşidir.Tom is Mary's former husband.
Tom Mary'nin eski kocasıdır.Tom is Mary's ex-husband.
Tom Mary'nin eski erkek arkadaşı.Tom is Mary's ex-boyfriend.
Tom'un Mary'nin ona verdiği eski bir bisikleti var.Tom has an old bicycle that Mary gave him.
Tom Mary'yi döverek öldürmenin eşiğine geldi.Tom came close to beating Mary to death.
Eskiden konser verdiğimde Tom ve Mary arkada benim yedek şarkıcılarımdı.Tom and Mary were my backup singers back when I used to perform.
Tom ve Mary cennette yapılan bir eşti.Tom and Mary were a match made in heaven.
Tom ve Mary eski evlerini yıktırdı.Tom and Mary had their old house torn down.
Tom ve Mary birbirleri için mükemmel bir eş.Tom and Mary are a perfect match for each other.
Tom etkinlikte Mary'ye eşlik etti.Tom accompanied Mary to the event.
Tom gitarda Mary'ye eşlik etti.Tom accompanied Mary on the guitar.
Mary'nin eski-karısıdır.Mary is Tom's ex-wife.
Eski olanlarının yanı sıra çağdaş Farsça şiirler batı dünyasında bilinmemektedir.Contemporary Persian poems haven’t been known in west world as well as ancient ones.
Esperantoda, "o" ile biten isimler. Çoğul bir "j " ekleyerek oluşturulur.In Esperanto, nouns end in "o". The plural is formed by adding a "j".
Tam benim yeni spor arabamın arkasında park edilmiş eski bir külüstür vardı.There was an old clunker parked just behind my new sports car.
Bu tür bluz biraz eski moda görünmeye başlıyor.This kind of blouse is beginning to look a bit old-fashioned.