Ana içeriğe geç
Sözlük

eş ile cümle

eş kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
2
HARF
1
HECE
5
ORT. KELİME
Herkes onun esprisine gülmekten kendini alamadı.Everybody could not help laughing at his joke.
Onun evi küçük ve eski.His house was small and old.
Tekniği eşsiz ve kesinlikle muhteşemdi.His technique was unique and absolutely amazing.
Onun tekniği eşsiz ve kesinlikle şaşırtıcıydı.His technique was unique and absolutely amazing.
Onun ayakkabıları o kadar eskiydi ki parmakları onlardan dışarı çıkıyordu.His shoes were so old that his toes were sticking out of them.
Onun eski külüstürü bir şeye değmez.His old clunker isn't worth anything.
Onun eski arabası miadını doldurmuş.His old car is on its last legs.
Onun eski arabası eski püskü.His old car is on its last legs.
Karısı ona piyanoda eşlik etti.His wife accompanied him on the piano.
Onun eseri bütün övgülerin ötesinde.His work is beyond all praise.
Onun eseri ortalamanın altındadır.His work is below average.
Onun işinin iflasın eşiğinde olduğunu duydum.I hear his business is on the verge of going bankrupt.
Onun işinin iflasın eşiğinde olduğunu duyuyorum.I hear his business is on the verge of ruin.
Onun esas ilgisi tarihtedir.His main interest is in history.
Hobisi eski pulları toplamaktır.His hobby is collecting old stamps.
Esprileriyle bizi güldürdü.His jokes made us laugh.
O eskiden öyle söylerdi ama şimdi söylemiyor.He used to say so, but now he doesn't.
O bir hafta içinde eski haline dönecek.He will be up and about in a week.
O, ESS'ye üyedir.He belongs to the ESS (English Speaking Society).
Eski püskü bazı şeylerle karıştırdı.He is mixed up with something shabby.
O eskisinden çok daha fazla ağır geliyor.He weighs a lot more than before.
Onun eski hilelerine aldanma.Don't fall for his old tricks.
O sık sık eşi ile tartışır.He always quarrels with his wife.
O her zaman eseri ile zamanın gerisinde.He is always behind time with his work.
O, eski arabasına hâlâ değer veriyor.He still cherishes his old car.
Ona teyzesi tarafından eşlik edildi.He was accompanied by his aunt.
Birkaç turistik eşyayı geri getirdi.He brought back several souvenirs.
Ona kız arkadaşı tarafından eşlik edildi.He was accompanied by his girlfriend.
O gitar eşliğinde şarkı söyledi.He sang to guitar accompaniment.
Van Gogh'un eserlerini taklit etti.He imitated the works of Van Gogh.
O, tamamen şans eseri Sam ile karşılaştı.He met Sam purely by chance.
O, herkes için eşitliğin lehindeydi.He was in favor of equality for all.
Olayı eşine anlattı.He mentioned the incident to his wife.
O, eşine gerçeği anlatmakta tereddüt etmedi.He didn't hesitate to tell his wife the truth.
Teniste benim için iyi bir eştir.He is a good match for me in tennis.
O, eski bir şarkı çalmaya başladı.He began to play an old song.
O espri ile öyle söyledi.He said so with humor.
Espirili bir anekdot ile dersine başladı.He began his lecture with a humorous anecdote.
Onun espri anlayışı yoktur.He has no sense of humor.
O artık eski utangaç çocuk değil.He is no longer the shy boy he was.
Kendi esprilerine sık sık güler.He often laughs at his own jokes.
O, Roma'ya gitti, orada bir sürü eski binalar gördü.He went to Rome, where he saw a lot of old buildings.
Kötü eşlik eder.He keeps bad company.
O, eskisi gibi güçlü değil.He is not strong as before.
O eskisi kadar şişman değil.He is not as fat as he was.
Eskisinden çok daha fazla çalışıyor.He studies much harder than before.
Eskisinden biraz daha erken geldi.He came a little earlier than he used to.
Eşinin iki katı kadar ağırdır.He is twice as heavy as his wife.
Yolda yürürken eski bir arkadaşına denk geldi.While walking down a street, he ran into an old friend of his.
O, deri eşyalar alır ve satar.He buys and sells leather goods.
Şans eseri kayıp kamerasını buldu.He found his lost camera by chance.
O, kırık eski bir sandalye buldu ve piyanoda oturdu.He found an old, broken chair and sat down at the piano.
Eski bir tuvid takım elbise giymiş.He is dressed in an old tweed suit.
O eski evini sattı.He disposed of his old house.
O, eski makineyi tamir ettirdi.He had the old machine fixed.
O, eski bir teneke ile futbol oynuyordu.He was playing football with an old tin.
O, eski ayakkabılar giydi.He wore old shoes.
Eski arabasını yenisiyle değiştirdi.He exchanged his old car for a new one.
Eski arabasını yenisiyle takas yaptı.He traded his old car in for a new one.
O, eski geleneğe sırtını döndü.He turned his back on the old tradition.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod