Ana içeriğe geç
Sözlük

eş ile cümle

eş kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
ÖRNEK CÜMLE
2
HARF
1
HECE
6
ORT. KELİME
İstememek sahip olmakla eştir.Not wanting is the same as having.
Dünyada insanlar her zaman daha fazla özgürlüğü ve eşitliği savunuyor.People in the world are always advocating for more freedom and equality.
Ben bir eşcinselsem ne olmuş? Bu bir suç mu?So what if I am gay? Is it a crime?
O bir sinir krizinin eşiğinde.She is on the verge of a nervous breakdown.
Eşyalarını al ve uzaklaş.Pick up your things and go away.
Yalnız kalmak istemiyorsanız size eşlik edebilirim.If you don't want to stay alone, I can keep you company.
Yürüyüşünüzde size eşlik edebilir miyiz?May we accompany you on your walk?
Pastayı eşit olarak paylaşmak zorundasın.You have to share the cake equally.
Size havaalanına kadar eşlik edebilir miyim?May I accompany you to the airport?
Havaalanına kadar size eşlik edeceğim.I'll accompany you to the airport.
Bazı değerli eşyalarımı kontrol etmek istiyorum.I'd like to check some of my valuables.
Benim için eşyalarıma gözkulak olur musun, lütfen?Will you keep my valuables for me, please?
Değerli eşyalarınızı kasaya koyun.Put your valuables in the safe.
Lütfen resepsiyonda değerli eşyalarınızı kontrol edin.Please check your valuables at the front desk.
Eşyaları kredili almayın.Don't buy things on credit.
Açlığın eşiğinde olduğumuz zaman, onlar hayatlarımızı kurtardı.When we were on the brink of starvation, they saved our lives.
Biz bu yıl bazı güçlü takımlarla eşleştik.We've been matched up with some strong teams this year.
Biz müzik eşliğinde dans ettik.We danced to the music.
Kişisel eşyalarımı otobüste bırakabilir miyim?May I leave my belongings on the bus?
Özel eşyalarımı saklamak istiyorum.I'd like to put my belongings away.
Eşim de seni görmekten memnun olacak.My wife will be glad to see you, too.
Müzik alanında hiç kimse bu genç kadın eşit değildir.Nobody is equal to this young woman in the field of music.
Onlar müzik eşliğinde dans ediyorlardı.They were dancing with the music.
Eşiniz nasıl?How is the wife?
Eşiniz size çok kızgın.Your wife is mad at you.
İstasyona kadar size eşlik edeceğim.I'll accompany you to the station.
İstasyona kadar sana eşlik edeceğim.I will go along with you as far as the station.
Rüzgar yağmura eşlik etti.Wind accompanied the rain.
Güçlü rüzgarlar yağmura eşlik etti.Strong winds accompanied the rain.
En yakın kayıp eşya bürosu nerede?Where is the nearest lost and found?
İçerken bana eşlik eder misin?Would you join me in a drink?
Kayıp eşya bürosu nerede?Where is the lost and found?
Bir eş ve çocuk istiyorum ve bu nedenle bana bir ev lazım.I want a wife and children, and so I need a house.
Eşekler dayanıklı hayvanlardır.Donkeys are tough animals.
Genellikle kızarmış bifteğe Yorkshire pudingi eşlik eder.Roast beef is usually accompanied by Yorkshire pudding.
Radyo önümüzdeki deprem hakkında bizi uyardı ve eşyalarımızı toplamaya başladık.The radio warned us of the coming earthquake and we started gathering our things.
İyi bir eş ile evlenen bir adam mutludur.Happy is a man who marries a good wife.
Eşyaları biraz daha ciddi bir şekilde al.Take things a little more seriously.
Biz iflasın eşiğindeyiz.We have our backs to the wall.
Bob eşinin gecikmesine sabırsızlandı.Bob got impatient at his wife's delay.
Otelde bir hediyelik eşya dükkânı var mı?Is there a souvenir shop in the hotel?
Evcil hayvanlar sadece bize eşlik etmekten daha fazlasını sunar.Pets offer us more than mere companionship.
Fred eşine büyük bir servet bıraktı.Fred left his wife a large fortune.
Hiç kimse Fransızca konuşmada onunla eşleşemez.No one can match her in speaking French.
Brian eşyalarını geride bıraktı.Brian left his belongings behind.
Tom Chris'e onun eşarbını sevmediğini söylediğinde, o ondan kurtuldu.When Tom told Chris he didn't like her scarf, she got rid of it.
James'in hatayı niçin her zaman eşinde bulduğunu anlayamıyorum.I can't understand why James always finds fault with his wife.
Bayan Davis sadece mükemmel bir eşti.Mrs. Davis was anything but a perfect wife.
Tim'in eşi ona onu Paris'e götürmesi için israr etti.Tim's wife insisted on his taking her to Paris.
Kanepedeki minderler koltuklardakilerle eşleşmiyor.The cushions on the sofa don't match those on the armchairs.
Yaşlı adama torunu tarafından eşlik edildi.The old man was accompanied by his grandchild.
Yaşlı adama her zaman torunu eşlik eder.The old man is always accompanied by his grandson.
Kimse eşyanın nasıl yapıldığını açıklayamadı.Nobody could explain how the thing was made.
Odada hiçbir şey başka bir şey ile eşleşmiyor.Nothing in the room matches with anything else.
O eşya kalmadı.That article is out of stock.
Anahtar sözcük eşitliktir.The key word is equality.
Adam ölümün eşiğindeydi.The man was on the brink of death.
Çocuğa ebeveynleri tarafından eşlik edildi.The boy was accompanied by his parents.
Kızın boynunun etrafında uzun bir eşarp vardı.The girl had a long scarf around her neck.
Sosyaliste bir kadın tercüman tarafından eşlik edildi.The socialist was accompanied by a female interpreter.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod