Ana içeriğe geç
Sözlük

eğreti ile cümle

eğreti kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
ÖRNEK CÜMLE
6
HARF
3
HECE
10
ORT. KELİME
Burası gibi son derece modern bir yerde eğreti duruyor.It seems a little out of place in a cutting-edge environment like this one.
Çünkü, aslında akciğerin yüzölçümü çok eğreti tanımlanmış bir şey.Because, in fact, the area of the lung is something very ill-defined.
Atıf Yılmaz filmi Eğreti Gelin ile sinemaya adım attı.Dennoch kehrte er mit einer Halskrause schnell zum Filmset zurück.
2004 yılında yönettiği Eğreti Gelin filmi yönettiği son film olmuştur.El 2004 dirige Querido Enemigo, su última película hasta el momento.
Alegori, "yaygın açık eğretileme (metafor)" özelliği de gösterir.Porque también serán recordables…Fresca expresión porteña.”
Enteriyör'ler havasız ve içindeki figürler eğreti."Usábamos cadenas y bolígrafos con cuchillos ocultos en su interior."
Eğreti gelin de Ali'yi evliliğe hazırlamaya çalışır.Нехай тебе той рятує, хто до шлюбу готує.
Enteriyör'ler havasız ve içindeki figürler eğreti."«Hvem eier luftens renhet og glitteret i vannet?».
Enteriyör'ler havasız ve içindeki figürler eğreti."Engkaulah yang menaruh benda penerang dan matahari.'
Diğer adı eğretilemedir.別名は学礼。
2004 yılında yönettiği Eğreti Gelin filmi yönettiği son film olmuştur.Njen zadnji film iz leta 2004 je bil film V iskanju dežele Nije.
Burası gibi son derece modern bir yerde eğreti duruyor.Azt hinnénk, semmi keresnivalója egy ilyen élvonalbeli környezetben.
Burası gibi son derece modern bir yerde eğreti duruyor.Dan sepertinya kurang pas untuk lingkungan yang canggih seperti ini.
Burası gibi son derece modern bir yerde eğreti duruyor.Det tycks inte riktigt höra hemma i en toppmodern miljö som denna.
Burası gibi son derece modern bir yerde eğreti duruyor.Det virker lidt malplaceret i et moderne miljø som dette.
Burası gibi son derece modern bir yerde eğreti duruyor.Es scheint ein wenig fehl am Platz in einem innovativen Umfeld wie diesem.
Burası gibi son derece modern bir yerde eğreti duruyor.Het lijkt misplaatst in een "cutting edge" omgeving als deze.
Burası gibi son derece modern bir yerde eğreti duruyor.이렇게 급변하는 사회에 그다지 들어 맞을만한 구석이 없죠.
Burası gibi son derece modern bir yerde eğreti duruyor.Nó có vẻ hơi chệch chủ đề trong một môi trường sắc bén như thế này.
Burası gibi son derece modern bir yerde eğreti duruyor.Pare că nu şi-ar găsi locul într-un mediu de vârf ca acesta.
Burası gibi son derece modern bir yerde eğreti duruyor.Parece até um pouco descabida num ambiente tão moderno como este.
Burası gibi son derece modern bir yerde eğreti duruyor.Può sembrare un po' fuori posto in un ambiente all'avanguardia come questo.
Burası gibi son derece modern bir yerde eğreti duruyor.Todo esto parece algo fuera de lugar en un ambiente de alta tecnología como éste.
Burası gibi son derece modern bir yerde eğreti duruyor.Vypadá trochu nemístně ve špičkovém prostředí jako je toto.
Burası gibi son derece modern bir yerde eğreti duruyor.Wydaje się być nie na miejscu w sytuacji na ostrzu noża jak ta.
Burası gibi son derece modern bir yerde eğreti duruyor.Zdá sa, že nepatrí do tohto pokrokového prostredia.
Burası gibi son derece modern bir yerde eğreti duruyor.Μοιάζει λίγο παράταιρη σε ένα μοντέρνο περιβάλλον, σαν το δικό μας.
Burası gibi son derece modern bir yerde eğreti duruyor.Воно здається трохи недоречним в сучасному оточенні на цій конференції.
Burası gibi son derece modern bir yerde eğreti duruyor.Изглежда малко не на място в авангардна среда като тази.
Burası gibi son derece modern bir yerde eğreti duruyor.Оно представляется неуместным в столь продвинутой аудитории, как эта.
Burası gibi son derece modern bir yerde eğreti duruyor.היא נראית שלא במקומה בסביבה תחרותית כזאת.
Burası gibi son derece modern bir yerde eğreti duruyor.وتبدو في غير محلها في بيئٍة حديثة مثل تلك البيئة
Burası gibi son derece modern bir yerde eğreti duruyor.それに皆さんの中には美徳って一体どんな
Çünkü, aslında akciğerin yüzölçümü çok eğreti tanımlanmış bir şey.Bởi vì, thực ra, diện tích của lá phổi là thứ rất khó xác định.
Çünkü, aslında akciğerin yüzölçümü çok eğreti tanımlanmış bir şey.Bo powierzchnia płuca jest źle zdefiniowana.
Çünkü, aslında akciğerin yüzölçümü çok eğreti tanımlanmış bir şey.Daher, weil die Lungenoberfläche im Grunde etwas sehr unscharf Definiertes ist.
Çünkü, aslında akciğerin yüzölçümü çok eğreti tanımlanmış bir şey.Lebo, v skutočnosti, povrch pľúc, je niečo veľmi zle definované.
Çünkü, aslında akciğerin yüzölçümü çok eğreti tanımlanmış bir şey.Mert, tulajdonképpen, a tüdő felülete nagyon rosszul van meghatározva.
Çünkü, aslında akciğerin yüzölçümü çok eğreti tanımlanmış bir şey.Miksi? Koska itse asiassa keuhkojen ala on hyvin huonosti määritelty.
Çünkü, aslında akciğerin yüzölçümü çok eğreti tanımlanmış bir şey.Omdat de oppervlakte van de long heel slecht gedefinieerd is.
Çünkü, aslında akciğerin yüzölçümü çok eğreti tanımlanmış bir şey.Pentru că, de fapt, suprafața plămânului e ceva foarte prost definit.
Çünkü, aslında akciğerin yüzölçümü çok eğreti tanımlanmış bir şey.Perché, in effetti, l'area del polmone è qualcosa di veramente mal-definito.
Çünkü, aslında akciğerin yüzölçümü çok eğreti tanımlanmış bir şey.Porque, por cierto, el área de un pulmón no ha sido definida con certeza.
Çünkü, aslında akciğerin yüzölçümü çok eğreti tanımlanmış bir şey.Protože plocha plic je něco velmi neurčitého.
Çünkü, aslında akciğerin yüzölçümü çok eğreti tanımlanmış bir şey.Потому, что площадь лёгкого - весьма нечётко определённое понятие.
Eğretileme yani metafor, hakkında konuştuğumuz şeyden farklı bir şey tanımlayarak yapılan bir ifadedir.(alte neplăceri să urmeze) Metaforele sunt moduri de a vorbi despre ceva, descriind altceva.
Eğretileme yani metafor, hakkında konuştuğumuz şeyden farklı bir şey tanımlayarak yapılan bir ifadedir.Ẩn dụ là cách nói về một điều này thông qua mô tả một điều kia.
Eğretileme yani metafor, hakkında konuştuğumuz şeyden farklı bir şey tanımlayarak yapılan bir ifadedir.Beeldspraak is een manier om over één ding te spreken door iets anders te beschrijven.
Eğretileme yani metafor, hakkında konuştuğumuz şeyden farklı bir şey tanımlayarak yapılan bir ifadedir.비유는 대상의 다른 모습을 묘사함으로써 어떤 대상에 대해 이야기 하는 방식입니다.
Eğretileme yani metafor, hakkında konuştuğumuz şeyden farklı bir şey tanımlayarak yapılan bir ifadedir.Las metáforas son una manera de hablar de una cosa describiendo otra.
Eğretileme yani metafor, hakkında konuştuğumuz şeyden farklı bir şey tanımlayarak yapılan bir ifadedir.Metaforák segítségével tudunk egy dologról úgy beszélni, hogy közben másvalamit írunk le.
Eğretileme yani metafor, hakkında konuştuğumuz şeyden farklı bir şey tanımlayarak yapılan bir ifadedir.Mit Metaphern sagen wir eine Sache, um eine andere zu beschreiben.
Eğretileme yani metafor, hakkında konuştuğumuz şeyden farklı bir şey tanımlayarak yapılan bir ifadedir.Ο μεταφορικός λόγος είναι ένας τρόπος αναφοράς ενός πράγματος, περιγράφοντας κάτι άλλο.
Eğretileme yani metafor, hakkında konuştuğumuz şeyden farklı bir şey tanımlayarak yapılan bir ifadedir.Метафоры — это способ говорить об одном, а описывать совсем другое.
Eğretileme yani metafor, hakkında konuştuğumuz şeyden farklı bir şey tanımlayarak yapılan bir ifadedir.מטאפורות הן דרך לדבר על משהו אחד על ידי תאור של משהו אחר.
Eğretileme yani metafor, hakkında konuştuğumuz şeyden farklı bir şey tanımlayarak yapılan bir ifadedir.يقوم أسلوب الاستعارة على التحدث عن شيءٍ ما عبر وصف شيءٍ آخر.
Eğretileme yani metafor, hakkında konuştuğumuz şeyden farklı bir şey tanımlayarak yapılan bir ifadedir.何か別の事柄で表現することです 遠回りのようですが そうではないのです
"Erdem", modası geçmiş bir kelime. Burası gibi son derece modern bir yerde eğreti duruyor.La vertu est un mot démodé, qui semble un peu déplacé dans cet environnement de pointe.
Neden böyle peki? Çünkü, aslında akciğerin yüzölçümü çok eğreti tanımlanmış bir şey.왜 그럴까요? 폐의 면적이라는 것이
Neden böyle peki? Çünkü, aslında akciğerin yüzölçümü çok eğreti tanımlanmış bir şey.Parce que, en fait, la surface du poumon est très mal définie.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod