İslam kelimesi teslim olmak, Allah'a boyun eğme anlamlarına gelir.이슬람이란 단어는 '굴복' 또는 '신의 뜻을 위해 자기 욕심을 버림 '이란 뜻입니다.
İslam kelimesi teslim olmak, Allah'a boyun eğme anlamlarına gelir."Ислам", которое означает "подчинение собственных интересов воле Аллаха".
İslam kelimesi teslim olmak, Allah'a boyun eğme anlamlarına gelir.ש"איסלם" משמעו "ויתור על טובת העצמי למען רצון אללה".
İslam kelimesi teslim olmak, Allah'a boyun eğme anlamlarına gelir.الاسلام يعني "الاستسلام" أو "تقديم مشيئة الله على المصلحة الذاتية"
İslam kelimesi teslim olmak, Allah'a boyun eğme anlamlarına gelir.そうです 我々の脳をハイジャックするのは 虫ではなく アイデアです
İşte bu uluslar ayrımcılığa ve zorba yönetimlere boyun eğmektedir;C'est les pays qui succombent à la discrimination et de la tyrannie ;
Ne var ki, dünyanın en büyük gücüne boyun eğmedikleri için,Namun, karena menolak tunduk pada negara adidaya terbesar di bumi revolusi Kuba harus membayar mahal
Ne var ki, dünyanın en büyük gücüne boyun eğmedikleri için,No entanto, por se opor a este grande poder... ...a revolução cubana tem pago um preço muito alto.
Ne var ki, dünyanın en büyük gücüne boyun eğmedikleri için,Seveda, pa je za ceno upora proti najmočnejši državi na svetu, kubanska revolucija plačala visoko ceno.
Ne var ki, dünyanın en büyük gücüne boyun eğmedikleri için,Sin embargo, por no doblegarse ante la mayor potencia del mundo,
Ne var ki, dünyanın en büyük gücüne boyun eğmedikleri için,Tuttavia, per non essersi piegata alla più grande potenza della terra,
Ne var ki, dünyanın en büyük gücüne boyun eğmedikleri için,Weil sie sich nicht vor der größten Weltmacht verbeugten, zahlte die Kubanische Revolution einen hohen Preis:
Ne var ki, dünyanın en büyük gücüne boyun eğmedikleri için,Въпреки това, за да не се пречупи пред най-голямата световна сила,
Ne var ki, dünyanın en büyük gücüne boyun eğmedikleri için,Однако, чтобы не кланяться величайшей державе планеты,
Ne var ki, dünyanın en büyük gücüne boyun eğmedikleri için,אך מכיוון שלא נענתה ,למעצמה החזקה בעולם
Ne var ki, dünyanın en büyük gücüne boyun eğmedikleri için,キューバ革命は 高い代償を払うことになりました
Sonra yavaşça bir yay şekil sopa eğmek gerekirDan moeten we buigt de stok in een boog vorm
Sonra yavaşça bir yay şekil sopa eğmek gerekirDann müssen wir vorsichtig nach den Stick in eine Bogenform
Sonra yavaşça bir yay şekil sopa eğmek gerekirNastępnie musimy delikatnie zginać kij w kształcie łuku
Sonra yavaşça bir yay şekil sopa eğmek gerekirPoi abbiamo bisogno di flettere leggermente il bastone a forma di fiocco
Sonra yavaşça bir yay şekil sopa eğmek gerekirSå har vi brug for at forsigtigt bøje stokken i en bue form
Sonra yavaşça bir yay şekil sopa eğmek gerekirThen we need to gently bend the stick into a bow shape
Sonra yavaşça bir yay şekil sopa eğmek gerekirЗатем нам нужно аккуратно согнуть палку в форме лука
Sonra yavaşça bir yay şekil sopa eğmek gerekirПосле трябва внимателно да извиете стика във форма на лък
Sonra yavaşça bir yay şekil sopa eğmek gerekirもう一方の端にある溝の周りフロスを包み、結び目にそれを結ぶ
"Tamam, of, buna boyun eğmek zorundayım""Beh, cavolo, devo impegnarmi davvero."
"Tamam, of, buna boyun eğmek zorundayım""Bueno, realmente tienes que ponerte las pilas"
"Tamam, of, buna boyun eğmek zorundayım""Ei bine, uite, eu chiar ar fi trebuit să mă pun serios pe lucru."
"Tamam, of, buna boyun eğmek zorundayım""Ich sollte mich wirklich auf eine Sache konzentrieren."
"Tamam, of, buna boyun eğmek zorundayım""Ik moet mezelf echt onder controle krijgen".
"Tamam, of, buna boyun eğmek zorundayım""이런.. 진짜로 제대로 열심히 해야겠어"
"Tamam, of, buna boyun eğmek zorundayım""Mince, je devrais vraiment m'y mettre."
"Tamam, of, buna boyun eğmek zorundayım""No dobra, naprawdę muszę przyłożyć się do tego."
"Tamam, of, buna boyun eğmek zorundayım""Да, наистина трябва да се захвана с нещо сериозно"
"Tamam, of, buna boyun eğmek zorundayım""Мне надо остепениться".
"Tamam, of, buna boyun eğmek zorundayım""אני ממש צריך להרגע"
"Tamam, of, buna boyun eğmek zorundayım""حسناً، ياإلهي، أنني حقاً بحاجة لأن أهدأ قليلاً."
"Tamam, of, buna boyun eğmek zorundayım"「うーん 僕はへとへとになるまで 働かないといけないな」 僕がマイクロソフトにいたときには
Ve Aristo dedi ki, sıklıkla diğer insanlarla uğraşırken, kuralları eğmemiz gerekir.A Aristoteles řekl, že i často při jednání s jinými lidmi je zapotřebí mít pravidla, která se dají ohnout.
Ve Aristo dedi ki, sıklıkla diğer insanlarla uğraşırken, kuralları eğmemiz gerekir.Aristoteles berkata sering ketika kita berhadapan dengan orang-orang, kita harus membelokan berbagai aturan.
Ve Aristo dedi ki, sıklıkla diğer insanlarla uğraşırken, kuralları eğmemiz gerekir.Arystoteles powiedział, że często w kontaktach z ludźmi musimy naginać zasady.
Ve Aristo dedi ki, sıklıkla diğer insanlarla uğraşırken, kuralları eğmemiz gerekir.E Aristotele diceva che spesso, quando abbiamo a che fare con altra gente, dobbiamo adattare le regole.
Ve Aristo dedi ki, sıklıkla diğer insanlarla uğraşırken, kuralları eğmemiz gerekir.En Aristoteles zei dat vaak, als we met andere mensen moeten omgaan, we de regels moeten aanpassen.
Ve Aristo dedi ki, sıklıkla diğer insanlarla uğraşırken, kuralları eğmemiz gerekir.Et Aristote disait souvent qu'en traitant avec d'autres personnes, nous devons tordre les règles.
Ve Aristo dedi ki, sıklıkla diğer insanlarla uğraşırken, kuralları eğmemiz gerekir.그리고 아리스토텔레스는 때로 사람을 다루는 데에 있어서, 규칙(rule)을 유연하게 사용 할 필요가 있다고 말했습니다.
Ve Aristo dedi ki, sıklıkla diğer insanlarla uğraşırken, kuralları eğmemiz gerekir.Şi Aristotel a zis în relaţia cu alţi oameni, deseori avem nevoie să îndoim regulile.
Ve Aristo dedi ki, sıklıkla diğer insanlarla uğraşırken, kuralları eğmemiz gerekir.Und Aristoteles sagte oftmals, wenn er mit anderen Leuten zu tun hatte: "Wir müssen die Vorschriften umgehen."
Ve Aristo dedi ki, sıklıkla diğer insanlarla uğraşırken, kuralları eğmemiz gerekir.Và Aristotle nói rằng nhiều lúc khi giao tiếp với người khác, chúng ta cần phải uốn cong luật lệ.
Ve Aristo dedi ki, sıklıkla diğer insanlarla uğraşırken, kuralları eğmemiz gerekir.Y Aristóteles dijo: a menudo al tratar con otras personas tenemos que doblar las reglas.
Ve Aristo dedi ki, sıklıkla diğer insanlarla uğraşırken, kuralları eğmemiz gerekir.Είπε πως όταν έχουμε να κάνουμε με άλλους ανθρώπους, χρειάζεται συχνά να κάμπτουμε τους κανόνες.
Ve Aristo dedi ki, sıklıkla diğer insanlarla uğraşırken, kuralları eğmemiz gerekir.И Аристотел казал често, когато взаимодействаме с други хора, се налага да заобикаляме правилата.
Ve Aristo dedi ki, sıklıkla diğer insanlarla uğraşırken, kuralları eğmemiz gerekir.И еще Аристотель сказал, что при общении с окружающими мы тоже должны пользоваться гибкой мерой.
Ve Aristo dedi ki, sıklıkla diğer insanlarla uğraşırken, kuralları eğmemiz gerekir.כדי לבנות עמודים עגולים, עליהם לכופף את הסרגל. ואריסטו אמר
Ve Aristo dedi ki, sıklıkla diğer insanlarla uğraşırken, kuralları eğmemiz gerekir.وقال ارسطوا .. انه ايضاً عند التعامل مع الاخرين احيانا نحتاج ان نحني بعض القوانين
Ve Aristo dedi ki, sıklıkla diğer insanlarla uğraşırken, kuralları eğmemiz gerekir.ものさしを曲げる必要がある- ということを理解していたのだと 他者の扱いには
Ve en önemlisi, bilge bir kişi bu doğaçlama ve kural eğmeyi doğru amaçlara hizmet için yapar.A čo je najdôležitejšie, múdra osoba improvizuje a ohýba pravidla pre tú správnu vec.
Ve en önemlisi, bilge bir kişi bu doğaçlama ve kural eğmeyi doğru amaçlara hizmet için yapar.Dan yang paling penting, seorang bijak melakukan improvisasi dan pembelokan aturan dengan tujuan yang benar.
Ve en önemlisi, bilge bir kişi bu doğaçlama ve kural eğmeyi doğru amaçlara hizmet için yapar.E, ainda mais importante, uma pessoa sábia improvisa e dá a volta às regras ao serviço dos fins corretos.
Ve en önemlisi, bilge bir kişi bu doğaçlama ve kural eğmeyi doğru amaçlara hizmet için yapar.E, la cosa più importante, una persona saggia impiega queste abilità per delle giuste cause.
Ve en önemlisi, bilge bir kişi bu doğaçlama ve kural eğmeyi doğru amaçlara hizmet için yapar.Et encore plus important, une personne sage improvise et infléchit les règles au service des fins justes.