Babası Eğlence Parkı'nın sahibidir.O pai se tornou proprietário do teatro local.
Esneklik açısından mükemmel değil, ama çok eğlenceli."Tão fora de lugar nenhum e muito divertido".
WAR, INC. eğlenceli ve şaşırtıcı derecede dokunaklı bir film.Super é um filme inegavelmente divertido.
Taze karın üstünde kaymak çok eğlenceli.Esquiar sobre a neve fresca é muito divertido.
Seyahat etmek eğlencelidir.É divertido viajar.
Sabah tekrar eğlence başlar.De volgende ochtend begon het feest opnieuw.
Bu psikolojik oyunları oynamak eğlenceli oldu.Hij hield ervan psychologische spelletjes te spelen.
Karışık ve eğlenceli ve üzücü ve komik ve sizi DANS ettirecek," yazdı.Het is complex, grappig, droevig en blij, en het laat je dansen!".
Eğlenceli bir kız ve kendini sevdirmeyi biliyor.Het is een vrolijke meid die wel van lol maken houdt.
Eğlenceye bayılır.Geniet van de feesten.
Bir süre eğlenceli vakit geçirirler.Het was een heerlijk tijdsvermaak.
Eğlenceye ne kadar önem verildiğinin bir göstergesidir.Er was veel aandacht voor vermaak.
İlerlemiş yaşına rağmen çok eğlenceli birisidir.Ondanks haar leeftijd is ze nog erg atletisch.
Kavut (kowtı) hazırlığı başlı başına bir eğlence olarak yaşanır.Kolven, het plaisir om sig in dezelve te diverteren.
Bu doğa festivalinde bazı eğlenceler düzenlenmektedir.Er vinden naturalisatieceremonies plaats.
Daha eğlenceli ve hızlı.Het is vlak en snel.
Atları korur, eğlenceyi sever.Hij houdt van spelletjes en van gezelligheid.
Variety, 1905'te New York'ta Sime Silverman tarafından kurulan bir haftalık eğlence-ticaret dergisidir.Variety is een Amerikaans entertainmenttijdschrift dat in 1905 werd opgericht door Sime Silverman.
Eğlence yapılır.Nieuw amusement.
Hiç şüphesiz biz eğlence olsun diye müzik yapıyorduk.Ze hadden een klein succes met Music for pleasure.
Gabi'ye çoğu zaman eğlenceli tavsiyeler verir.Vaak brengt hij wijze raad aan Robbe.
Oğlanın evinde de o gece çeşitli eğlenceler olur.In het hotel is het die avond een gezellige boel.
İki gün süren düğünlerde kına geceleri, yemekli eğlenceler vardır.Op twee middagen in de week vonden er in deze zaal huwelijksvoltrekkingen plaats.
2015 yılında Eğlenceli Cinayetler Kumpanyası adında bir korsan kumpanyayı yönetmiştir.In 2015 verruilde hij Gençlerbirliği voor Orduspor.
Ne şansdır ki Elflerin o gece eğlencesi vardır.Zo hebben de Flodders die avond toch nog hun barbecue.
Onlar çok eğlenceli, ama gerçekten kötü."Het is grappig, maar gewoon verkeerd ...
Çünkü Sage müziğe eğlenceden daha çok, sanat olarak bakmaktaydı.Hij zag muziek meer als kunst dan als entertainment.
1925 yılında Japon yayıncı Şogakukan'ın eğlence üzerine bir bölümü olarak kurulmuştur.Shueisha werd in 1925 opgericht als een onderdeel van uitgeverij Shogakukan.
Çünkü bindikleri tren onlara eğlence yerine ölüm saçacaktır.Hierdoor rijdt de bus over de Aweg in plaats van over de Eendrachtskades.
Çizim ve eğlence amacıyla kullanılır.Het dient als teken- en ontwerppapier.
Eğlenceli ve şirin bir çocuktur.Hij is een aardige en grappige man.
Başlangıç bölümü öncelikle eğlence dünyasının beğenisine sunuldu.Maar toch bleef de inhoud van het tijdschrift voornamelijk gewijd aan de amusementswereld.
Yine de kabadayılığın sadece eğlence için yapıldığı örnekler vardır.Brassen kan ook puur voor de lol gebeuren als kroegspel.
Burada da verilir, eğlenceler yapılır.Divertissement staat daarbij voor afleiding, amusement.
Aşırı tekrarlar bu ürkütücü eğlenceyi bile sıkıcı hale getirmiştir.Deze ingrijpende gebeurtenis zorgde ervoor dat de emoties buitengewoon hoog opliepen.
Tek eğlencesi, neredeyse sadece satranç oyunuydu.Voortaan zou hij zich bijna uitsluitend met schaken bezighouden.
Eğlenceli biri olan Dean sportif biridir ve iyi çizim yapar.Hij is onder de indruk van Jane, die zich deftig heeft opgemaakt en nette manieren toont.
Lily ile eğlenceli bir ilişkileri vardır.Leela heeft een aantal relaties gehad.
Eğlence mekânları, pubları, restaurantları, hotelleri ve plajı çok ünlüdür.Het is erg aantrekkelijk door de vele restaurants, hotels, bars en stranden.
Disney's Hollywood Studios, Walt Disney World Resort'ta bulunan bir eğlence parkıdır.Disney's Hollywood Studios is een themapark in het Walt Disney World Resort.
Eddie geçimini bir eğlence parkında çalışarak sağlamaktadır.Bobby vindt het lijk tijdens een wandeling.
Eğlence alanları yerleşkenin her yerinde bulunmaktadır.Ze voelen zich overal waar bomen staan thuis.
Bu eğlenceli, çünkü savaşa savaşa iki kapağı tamamladım.Waarschijnlijk uitgebracht in twee kopieën, waarna tijdens de oorlog verloren gewaand.
Aynı zamanda film şeritleri esnasında eğlenceli zamanlarda çığlık atabilen genç bendim.Tevens was Drost te zien in de speelfilm Rokjesdag.
1953 yılında açılan göl popüler bir eğlence mekanı haline geldi.Nadat ze op een festival optraden in 1935 werden ze een populaire act.
Bence onlar sıradaki filme gerçekten eğlenceli yaklaşıyorlar.Op zijn tijd is de film bijzonder komisch.
Balo eğlenceli olarak devam eder.De dans wordt ook uitgevoerd als vermaak bij feestelijke aangelegenheden.
Başlangıçta tüm çocuklar bunu çok eğlenceli bulurlar.In het begin vindt Chuck dit erg aangenaam.
Daha fazla yol becerisi daha az off-road eğlencesi anlamına gelmiyor.Een verbrandingsloop heeft weinig nut bij wedstrijden korter dan een marathon.
Eğlenceye düşkün bir mahallesimüz vardır.Een entertainer brengt amusement.
Hepsi de eğlence dünyasında çalışıyordu.Tevens was hij actief in de amusementsmuziek.
Daha çok oyunculuk gibi, eğlenceli."Sport was het enige vermaak."
Ben de bunların nasıl eğlenceli göründüğünü anladığımda şaşırmıştım.Hij gedroeg zich uitermate kalm en leek de hele situatie nogal amusant te vinden.
Aynı zamanda adanın iş, finans, yönetim, ulaşım, alışveriş ve eğlence merkezidir.Het is het belangrijkste centrum op het eiland betreffende zaken, financiën, transport en vermaak.
Kimse eğlence sisteminden hoşnut değildir.Maar niemand vindt zijn poppenkast leuk.
Austin Moon: Austin eğlenceli ve çok yeteneklidir.Eduard Imhof: talentvol en geleerd.
Güzel ve eğlenceli bir çocukluk geçirdi.Ze had een gelukkige jeugd.
Daha sonra çeşitli eğlenceler düzenlenir ve gelenlere yemek ikram edilir.Verder wordt veel eten bereid en komen families bij elkaar eten.
Esperanto öğrenmek eğlencelidir.Het is leuk om Esperanto te leren.
O çok eğlenceli idi.Dat was heel plezant.