eğitme ile cümle

eğitme kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
3
HECE
10
ORT. KELİME
Eğitmen ekibi ayağa kalktı ve alkışladı.To kolejny powód do dumy dla członków zespołu nauczycieli.
Eğitmen ekibi ayağa kalktı ve alkışladı.تستحق الإشادة من جانب فريق التدريس.
Eğitmen ekibi ayağa kalktı ve alkışladı.私たち指導者チームは全員が立ち上がって メンバーを祝福しました
Eğitmen geldi ve tutumu aynen şöyleydi. " Tamam, gel, beni tut. "A professora veio e teve esta abordagem: "Ok, vamos lá, agarre-me".
Eğitmen geldi ve tutumu aynen şöyleydi. " Tamam, gel, beni tut. "A tanárnő odajött, és ilyesmi volt a hozzáállása. "Oké, gyere, fogj meg."
Eğitmen geldi ve tutumu aynen şöyleydi. " Tamam, gel, beni tut. "Cô giáo viên nói với tôi, "Nào, đến đây, hãy đặt tay lên vai tôi."
Eğitmen geldi ve tutumu aynen şöyleydi. " Tamam, gel, beni tut. "Dan komt de leerkracht naar mij toe, en dit was haar aanpak. "Oké, komaan, grijp me vast."
Eğitmen geldi ve tutumu aynen şöyleydi. " Tamam, gel, beni tut. "Ella se acerca, y éste fue su enfoque, el de la profesora. "Bueno, vamos, agárreme".
Eğitmen geldi ve tutumu aynen şöyleydi. " Tamam, gel, beni tut. "Instruktorka podeszła do mnie. "Dalej. Złap mnie".
Eğitmen geldi ve tutumu aynen şöyleydi. " Tamam, gel, beni tut. "선생님이, 이런 포즈로 다가왔습니다. "좋아요. 이리와서 날 잡아요."
Eğitmen geldi ve tutumu aynen şöyleydi. " Tamam, gel, beni tut. "Lei, l'insegnante, mi si avvicinò, e questo fu il suo approccio, " Ok, avanti, prendimi"
Eğitmen geldi ve tutumu aynen şöyleydi. " Tamam, gel, beni tut. "L'instructrice vient vers moi et voici son approche. "Bon, allez, prenez-moi."
Eğitmen geldi ve tutumu aynen şöyleydi. " Tamam, gel, beni tut. "Profesoara a venit spre mine şi m-a abordat astfel: "OK, haide, apucă-mă."
Eğitmen geldi ve tutumu aynen şöyleydi. " Tamam, gel, beni tut. "Sie kam also zu mir, und das war ihre Heramgehensweise, der Lehrerin. 'Ok, komm her, halte mich.'
Eğitmen geldi ve tutumu aynen şöyleydi. " Tamam, gel, beni tut. "Она подходит, и вот как она подошла, учительница: "Ну, давай, хватай меня".
Eğitmen geldi ve tutumu aynen şöyleydi. " Tamam, gel, beni tut. "Тя се приближава, и това беше подходът й, учителката. "Така, хайде, сграбчи ме."
Eğitmen geldi ve tutumu aynen şöyleydi. " Tamam, gel, beni tut. "היא באה, וזאת הייתה הגישה שלה, של המורה. "אוקיי, קדימה, תתפוס אותי".
Eğitmen geldi ve tutumu aynen şöyleydi. " Tamam, gel, beni tut. "هي تأتي ، وكان هذا نهج المعلمة. "حسنا ، هيا ، تشبت بي".
Eğitmen geldi ve tutumu aynen şöyleydi. " Tamam, gel, beni tut. "「さあ、手を回して」 美人のアシスタント講師でした
Eğitmen, orada bütün sınıfa kimliklerini kaybettikleri bu yeni çağdaki yeni yöntemleri açıkıyordu.E l'istruttore era là a spiegare loro i modi in cui avevano perso la loro identità in questa nuova era.
Eğitmen, orada bütün sınıfa kimliklerini kaybettikleri bu yeni çağdaki yeni yöntemleri açıkıyordu.Instruktor stał przed nimi, tłumacząc im, jak stracili tożsamość w nowej sytuacji.
Eğitmen, orada bütün sınıfa kimliklerini kaybettikleri bu yeni çağdaki yeni yöntemleri açıkıyordu.그리고 강사는 강의 중에 남성들에게 이 새로운 시대에 그들이 자신의 정체성을 잃게된 모든 경위들을 설명했습니다.
Eğitmen, orada bütün sınıfa kimliklerini kaybettikleri bu yeni çağdaki yeni yöntemleri açıkıyordu.O instrutor estava na aula a explicar-lhes como eles tinham perdido a sua identidade nesta nova era.
Eğitmen, orada bütün sınıfa kimliklerini kaybettikleri bu yeni çağdaki yeni yöntemleri açıkıyordu.Ve třídě byl instruktor, který jim vysvětloval, jak v této nové době přišli o identitu.
Eğitmen, orada bütün sınıfa kimliklerini kaybettikleri bu yeni çağdaki yeni yöntemleri açıkıyordu.Викладач у класі пояснював їм, яким чином вони втратили свою самобутність у новій епосі.
Eğitmen, orada bütün sınıfa kimliklerini kaybettikleri bu yeni çağdaki yeni yöntemleri açıkıyordu.И там был инструктор, которые рассказывал этим мужчинам о том, что они потеряли свои позиции и свою власть.
Eğitmen, orada bütün sınıfa kimliklerini kaybettikleri bu yeni çağdaki yeni yöntemleri açıkıyordu.והמדריך עמד בכיתה ותיאר לכולם את כל הדרכים בהן הם איבדו את זהותם בעידן החדש הזה.
Eğitmen, orada bütün sınıfa kimliklerini kaybettikleri bu yeni çağdaki yeni yöntemleri açıkıyordu.وكان المرشد معي في الفصل يشرح لهم بكل الطرق كيف أنهم فقدوا كينونتهم في هذه المرحلة الجديدة .
Eğitmen, orada bütün sınıfa kimliklerini kaybettikleri bu yeni çağdaki yeni yöntemleri açıkıyordu.この新しい時代にいかにして 彼らのアイデンティティが失われたかを説明していました 彼らの道徳的権威はなくなり
Eğlenceliydi, çünkü aslında hafızanızı eğitmekle ilgisi yoktu.Bilo je zabavno, ker v bistvu ni šlo za urjenje spomina.
Eğlenceliydi, çünkü aslında hafızanızı eğitmekle ilgisi yoktu.Byla to sranda, protože se nejednalo o trénování paměti.
Eğlenceliydi, çünkü aslında hafızanızı eğitmekle ilgisi yoktu.C'était amusant, parce que ça ne regarde pas vraiment la formation de votre mémoire.
Eğlenceliydi, çünkü aslında hafızanızı eğitmekle ilgisi yoktu.Det var sjovt, fordi det egentlig ikke handler om at træne ens hukommelse.
Eğlenceliydi, çünkü aslında hafızanızı eğitmekle ilgisi yoktu.Era disctractiv pentru că nu era de fapt antrenarea memoriei.
Eğlenceliydi, çünkü aslında hafızanızı eğitmekle ilgisi yoktu.Era divertente perché non si trattava di allenare la memoria.
Eğlenceliydi, çünkü aslında hafızanızı eğitmekle ilgisi yoktu.Era divertido porque não se trata de treinar a memória.
Eğlenceliydi, çünkü aslında hafızanızı eğitmekle ilgisi yoktu.Era entretenido, porque no se trataba solamente de entrenar la memoria.
Eğlenceliydi, çünkü aslında hafızanızı eğitmekle ilgisi yoktu.Es hat Spaß gemacht, weil es nicht darum geht, das Gedächtnis zu trainieren.
Eğlenceliydi, çünkü aslında hafızanızı eğitmekle ilgisi yoktu.Het is leuk omdat het niet zozeer gaat over geheugen trainen.
Eğlenceliydi, çünkü aslında hafızanızı eğitmekle ilgisi yoktu.이게 재밌는 이유는 기억력을 실제로 훈련시키기 때문이 아닙니다.
Eğlenceliydi, çünkü aslında hafızanızı eğitmekle ilgisi yoktu.Örömet okozott, mert ez igazából nem a memória képzéséről szól.
Eğlenceliydi, çünkü aslında hafızanızı eğitmekle ilgisi yoktu.Thú vị vì đây không chỉ để rèn luyện trí nhớ của bạn.
Eğlenceliydi, çünkü aslında hafızanızı eğitmekle ilgisi yoktu.Ήταν διασκεδαστικό, επειδή στην πραγματικότητα δεν εκπαιδεύετε την μνήμη σας.
Eğlenceliydi, çünkü aslında hafızanızı eğitmekle ilgisi yoktu.Беше забавно, защото това не беше действително трениране на паметта.
Eğlenceliydi, çünkü aslında hafızanızı eğitmekle ilgisi yoktu.Привлекательность была не в том, что я тренировал память.
Eğlenceliydi, çünkü aslında hafızanızı eğitmekle ilgisi yoktu.זה היה כיף כי זה לא באמת לאמן את המוח שלכם
Eğlenceliydi, çünkü aslında hafızanızı eğitmekle ilgisi yoktu.كان ممتعاً لأن هذا لم يكن في الحقيقة حول تدريب ذاكرتك
Eğlenceliydi, çünkü aslında hafızanızı eğitmekle ilgisi yoktu.この訓練は くだらなくて ワイセツで 笑えて
Einstein, halkı eğitme işinden dinlenmeye ihtiyaç duyduğunda, sanatla uğraşmayı sever.예술 활동을 하는 걸 좋아한답니다
Einstein, halkı eğitme işinden dinlenmeye ihtiyaç duyduğunda, sanatla uğraşmayı sever.Men när Einstein behöver vila från sitt jobb att undervisa allmänheten, älskar hon att syssla med konst.
Einstein, halkı eğitme işinden dinlenmeye ihtiyaç duyduğunda, sanatla uğraşmayı sever.Pero cuando Einstein necesita relajarse del trabajo de educar al público, le encanta abrazar las artes.
Einstein, halkı eğitme işinden dinlenmeye ihtiyaç duyduğunda, sanatla uğraşmayı sever.לחנך את הציבור, היא אוהבת להתעניין באמנות.
Einstein, halkı eğitme işinden dinlenmeye ihtiyaç duyduğunda, sanatla uğraşmayı sever.تعليم العامة، تُحب الاتجاه نحو الفنون.
Einstein, halkı eğitme işinden dinlenmeye ihtiyaç duyduğunda, sanatla uğraşmayı sever.ウガンダの子供たちに ダンスパートナーが必要なら
-- evet doğru. Ben aslında MIT'de olduğu kadar CIT'de de bir eğitmenim.맞아요. 나는 MIT와 숯대학의 교수를 겸임하고 있죠.
-- evet doğru. Ben aslında MIT'de olduğu kadar CIT'de de bir eğitmenim.Na verdade, sou instrutora no MIT bem como no IC.
-- evet doğru. Ben aslında MIT'de olduğu kadar CIT'de de bir eğitmenim.-- זה נכון. אז אני בעצם מדריכה ב MIT וכן ב CIT.
-- evet doğru. Ben aslında MIT'de olduğu kadar CIT'de de bir eğitmenim.-- هذا صحيح. فأنا في الواقع مرشدة في MIT كما أيضاً في CIT.
-- evet doğru. Ben aslında MIT'de olduğu kadar CIT'de de bir eğitmenim.そして これが私たちが作ったものです
Evet, kesinlikle. Einstein, halkı eğitme işinden dinlenmeye ihtiyaç duyduğunda, sanatla uğraşmayı sever.Mas quando a Einstein precisa de relaxar do seu trabalho a educar o público, adora experienciar as artes.

İlgili Sayfalar