Japonya'da eğilmek yaygın bir nezakettir.In Japan, bowing is common courtesy.
Pencerelerden dışarı eğilmek yasaktır.It's forbidden to lean out of windows.
Biz o sorunun üzerine eğilmek zorundayız.We have to address that problem.
Japonya'da birisiyle karşılaştığında eğilmek kibarlıktır.In Japan, it is polite to bow when one meets someone.
Putları önünde bel büküp eğilmekte olan bir topluluğa rastladılar.Then they came upon a people cleaving to the idols they had.
Kış planlamasına daha fazla eğilmek, önümüzdeki yıllar için iyi bir yatırım olacaktır."More focus on winterisation planning will be a wise investment in the coming years."
AB fonlarının daha yüksek kapasiteyle kullanımı konusuna özel olarak eğilmek gerekiyor.And special attention has to be given to raising the capacity to absorb EU funds.
Japonya'da biriyle karşılaşıldığı zaman eğilmek kibarlıktır.Au Japon, il est poli de s'incliner quand on rencontre quelqu'un.
Namo "saygıyla eğilmek" "Narayana" yaşayan her varlıkta ikamet eden"dir.Koko sarja on suunniteltu tällaiseksi.» »Narnia edustaa kaikkea sitä, mikä uskonnossa on vastenmielisintä.»
Eğilmek son derece küçük bir bedel, değil mi?Hvis der kun kræves et buk, er det en lille pris.
Eğilmek son derece küçük bir bedel, değil mi?Jeśli ukłon wystarczy, to jest to chyba mała cena?
Eğilmek son derece küçük bir bedel, değil mi?Kumartaminen on halpa hinta.
Eğilmek son derece küçük bir bedel, değil mi?No es un precio muy alto que pagar.
Eğilmek son derece küçük bir bedel, değil mi?Om det bara krävs en bugning är det en liten tribut.
Eğilmek son derece küçük bir bedel, değil mi?Se inchinarsi è tutto ciò che serve, sembra un prezzo piccolo da pagare.
Eğilmek son derece küçük bir bedel, değil mi?Se tiver de baixar a cabeça, é um pequeno preço a pagar, certo?
Eğilmek son derece küçük bir bedel, değil mi?Αν αυτό χρειάζεται μόνο, είναι μικρό τίμημα.
Eğilmek son derece küçük bir bedel, değil mi?Если надо поклониться, то это невысокая цена.