Ama... ...sana saygı duyuyorum.Mais il y a une chose que je respecte chez vous,
Ama... ...sana saygı duyuyorum. Oh Yoon Joo... ...yaptığın işte her zaman profesyonel oldun.Αλλά... ένα πράγμα που σου αναγνωρίζω είναι ότι η Γιουν Τζου είναι επαγγελματίας στον τομέα που έχει εμπειρία.
Ama... ...sana saygı duyuyorum...لكن شيء واحد يجب ان اعترف به
Ama şimdi seni geri gelmiş sadece gerçekten müteşekkir duyuyorum.Ahora Yo soy simplemente muy agradecido de que hayas vuelto.
Ama şimdi seni geri gelmiş sadece gerçekten müteşekkir duyuyorum.Mais maintenant, j'en suis vraiment reconnaissante que tu sois revenu parmi nous.
Ama şimdi seni geri gelmiş sadece gerçekten müteşekkir duyuyorum.Mas agora Eu sou realmente muito grato que você ter voltado.
Ama şimdi seni geri gelmiş sadece gerçekten müteşekkir duyuyorum.Nhưng bây giờ Tôi chỉ thực sự biết ơn mà bạn đã quay trở lại.
Ama şimdi seni geri gelmiş sadece gerçekten müteşekkir duyuyorum.אבל עכשיו אני פשוט באמת אסיר תודה שיש לך לחזור.
Ama şimdi seni geri gelmiş sadece gerçekten müteşekkir duyuyorum.لكن الآن أنا ممتنة حقا مجرد انك جئت الى الوراء.
Ama şimdi seni geri gelmiş sadece gerçekten müteşekkir duyuyorum.私はあなたが戻ってきたことを本当に感謝しています_。 八重ソンジュ。
Ama sonra insanların şöyle dediğini duyuyorum: "Afrika'da ilerleme yok.Aber dann höre ich die Leute sagen, "In Afrika gibt es keinen Fortschritt.
Ama sonra insanların şöyle dediğini duyuyorum: "Afrika'da ilerleme yok.Ale potom mi ľudia hovoria, "V Afrike nie je žiadny pokrok.
Ama sonra insanların şöyle dediğini duyuyorum: "Afrika'da ilerleme yok.De aztán vannak emberek akik azt mondják, "Afrikában nincs haladás.
Ama sonra insanların şöyle dediğini duyuyorum: "Afrika'da ilerleme yok.하지만 저는 사람들이 이렇게 말하는 것을 듣습니다.
Ama sonra insanların şöyle dediğini duyuyorum: "Afrika'da ilerleme yok.Ludzie mówią jednak, że "Nie ma postępu w Afryce.
Ama sonra insanların şöyle dediğini duyuyorum: "Afrika'da ilerleme yok.Ma poi sento persone dire:"Non c'è progresso in Africa.
Ama sonra insanların şöyle dediğini duyuyorum: "Afrika'da ilerleme yok.Men jag hör folk säga; "Det görs inga framsteg i Afrika."
Ama sonra insanların şöyle dediğini duyuyorum: "Afrika'da ilerleme yok.Tapi lalu saya mendengar orang-orang berkata, "Tidak ada kemajuan di Afrika.
Ama sonra insanların şöyle dediğini duyuyorum: "Afrika'da ilerleme yok.Αλλά τότε ακούω ανθρώπους που λένε, "Δεν υπάρχει καμιά πρόοδος στην Αφρική.
Ama sonra insanların şöyle dediğini duyuyorum: "Afrika'da ilerleme yok.Но след това има хора които ми казват, "Няма прогрес в Африка.
Ama sonra insanların şöyle dediğini duyuyorum: "Afrika'da ilerleme yok.אבל יש אנשים שאומרים "אין שום שיפור באפריקה
Ama sonra insanların şöyle dediğini duyuyorum: "Afrika'da ilerleme yok.ولكن هنالك من يقول .. ولكن لا يوجد اي تقدم في افريقيا
Ama sonra insanların şöyle dediğini duyuyorum: "Afrika'da ilerleme yok.アフリカでは何が起きているのか知る術の
Ama sonra insanların şöyle dediğini duyuyorum:Ampak potem slišim ljudi, ki pravijo:
Ama sonra insanların şöyle dediğini duyuyorum:Dar sunt oameni care spun:
Ama sonra insanların şöyle dediğini duyuyorum:Maar dan zeggen mensen:
Ama sonra insanların şöyle dediğini duyuyorum:Mais j'entends dire les gens :
Ama sonra insanların şöyle dediğini duyuyorum:Mas depois ouço pessoas dizerem:
Ama sonra insanların şöyle dediğini duyuyorum:Mutta ihmiset väittävät:
Ama sonra insanların şöyle dediğini duyuyorum:Nhưng rồi có người nói:
Ama sonra insanların şöyle dediğini duyuyorum:Pak jsou ale také lidé, kteří říkají:
Ama sonra insanların şöyle dediğini duyuyorum:Pero hay personas que dicen:
Ama sonra insanların şöyle dediğini duyuyorum:Але я чую, як люди стверджують:
Ama sonra insanların şöyle dediğini duyuyorum:Но затем я слышу людей, заявляющих:
Ama şüphe yok ki insanlara onlardan çok daha basit düşünebildiğini göstermekten çok büyük bir haz duyuyordu.하지만 의심의 여지 없이, 사람들에게 훨씬 단순하게 생각하는 방법을 제시할 때, 그는 무척 즐거워 했습니다.
Ama şüphe yok ki insanlara onlardan çok daha basit düşünebildiğini göstermekten çok büyük bir haz duyuyordu.אבל אין ספק שחלק מזה היה העונג הגדול וההנאה בלהראות לאנשים שהוא היה מסוגל לחשוב ביותר פשטות ממה שהם יכלו.
Ama şüphe yok ki insanlara onlardan çok daha basit düşünebildiğini göstermekten çok büyük bir haz duyuyordu.ولكن بدون اي شك كان هذا هوسه ومتعته المطلقة وكان يستمتع بان يري الناس كيف بإمكانه ان يفكر ببساطة اكثر منهم
Ama şüphe yok ki insanlara onlardan çok daha basit düşünebildiğini göstermekten çok büyük bir haz duyuyordu.だれよりも単純化できることを示すのを 楽しみ そこに喜びを感じていました 彼はまた 物事を簡潔に説明できないなら
Ama tekerlek sesleri duyuyorum Watson.Aber ich höre das Grollen der Räder.
Ama tekerlek sesleri duyuyorum Watson.Ale já jsem slyšel rachot kol.
Ama tekerlek sesleri duyuyorum Watson.Ale ja som počul rachot kolies.
Ama tekerlek sesleri duyuyorum Watson.Ale słyszę dudnienie kół.
Ama tekerlek sesleri duyuyorum Watson.Ampak sem slišal ropot koles.
Ama tekerlek sesleri duyuyorum Watson.Dar am auzit vuietul roţilor.
Ama tekerlek sesleri duyuyorum Watson.De hallom a morgás a kerekek.
Ama tekerlek sesleri duyuyorum Watson.하지만 바퀴의 굉음 소리.
Ama tekerlek sesleri duyuyorum Watson.Maar ik hoor het gerommel van de wielen.
Ama tekerlek sesleri duyuyorum Watson.Mais j'entends le grondement des roues.
Ama tekerlek sesleri duyuyorum Watson.Ma sento il rombo delle ruote.
Ama tekerlek sesleri duyuyorum Watson.Men jag hör mullret av hjulen.
Ama tekerlek sesleri duyuyorum Watson.Men jeg hører rumlen af hjul.
Ama tekerlek sesleri duyuyorum Watson.Mutta kuulen jyrinää pyörät.
Ama tekerlek sesleri duyuyorum Watson.Nhưng tôi nghe rumble của bánh xe.
Ama tekerlek sesleri duyuyorum Watson.Tapi aku mendengar gemuruh roda.
Ama tekerlek sesleri duyuyorum Watson.Αλλά ακούω το rumble των τροχών.
Ama tekerlek sesleri duyuyorum Watson.Але я чую стукіт коліс.
Ama tekerlek sesleri duyuyorum Watson.Но чувам тътена на колелата.
Ama tekerlek sesleri duyuyorum Watson.Но я слышу стук колес.
Ama tekerlek sesleri duyuyorum Watson.אבל אני שומע רעש של גלגלים.
Ama tekerlek sesleri duyuyorum Watson.ولكن أسمع ضجيج العجلات.