Nobel barış ödülünü aldığını sana duyurmaktan memnun olduk.We are pleased to announce you that you have received the Nobel Peace Prize.
İlk olarak birkaç yeni düzenlemeyi duyurmak istiyorum.In the first place, I would like to announce several new regulations.
Medyaya çıkmadan önce, hamile olduğumu bütün hayranlarıma duyurmak istiyorum.Before it gets out in the media, I'd like to announce to all my fans that I'm pregnant.
Tom, Mary'ye olan aşkını cümle âleme duyurmak istiyordu.Tom wanted to shout his love for Mary from the rooftops.
Cumhurbaşkanlığı adaylığını duyurmak için hazırdı.He was ready to announce his presidential candidacy.
Benim işim toplantı sırasında alınan kararları kamuoyuna duyurmak.My job is to publicize the decisions made during the meeting.
Mart 2015'te yeni bir animasyon serisi duyurmak üzere bir römork serbest bırakıldı.In March 2015, a trailer was released announcing a new animated series.
Ayağa kalkıp sesinizi duyurmak için iç sesinize geçit yaratır.It creates a gateway for your inner voice to rise up and be heard.
Ama farkediyoruz ki bu savaş kan dökmek, güç hırsı yüzünden değildi seslerini duyurmak istediler.But we realize that this war wasn't about spilling blood and taking power; it was about being heard.
Örümceklerin mükemmelliğini ve onlardan neler öğrenebileceğimizi dünyaya duyurmak için buradayım.I'm here to spread the word about the magnificence of spiders and how much we can learn from them.
Bu adamlar Başkan Obama'nın suikastini duyurmak için Fox Haber'in Twitter hesabını ele geçirdiler.These guys hacked into Fox News' Twitter account to announce President Obama's assassination.
Yüksek sesle şükranımı duyurmak Ve bütün harikalarını anlatmak için.that I may make the voice of thanksgiving to be heard, and tell of all your wondrous works.
Gökler Tanrının görkemini açıklamakta, Gökkubbe ellerinin eserini duyurmakta.The heavens declare the glory of God; and the firmament sheweth his handywork.
Eğer İslam olurlarsa doğru yolu bulmuşlardır. Yok eğer dönerlerse, sana düşen, sadece duyurmaktır.If they do, they will find the right path; if they turn away, your duty is to deliver the message.
Eğer (kabul etmez) dönerseniz, bilin ki elçimize düşen, açıkça duyurmaktır.If you turn away, remember, that the duty of Our Apostle is to give you a clear warning.
Elçi'ye düşen, sadece duyurmaktır. Allah, gizlediğiniz ve açığa vurduğunuz şeyleri bilir.It is for the Prophet to convey the message: God knows what you reveal and what you hide.
Eğer yine yüz çevirirlerse, artık senin üzerine düşen sadece açık bir şekilde duyurmaktır.If they still turn away, your duty is to warn them in clear terms.
Elçiye düşen, sadece açık bir şekilde duyurmaktır.The duty of the Messenger is to convey the message clearly.
Elçiye düşen, yalnız açıkça duyurmaktıır.The duty of the apostle is to convey the message clearly."
Bizim üzerimize düşen, yalnız açıkça duyurmaktır.Our duty is to convey the message clearly."
Sana düşen, yalnız duyurmaktır.Your duty is to deliver the message.
Eğer dönerseniz (bilin ki) Elçimize düşen, açıkça duyurmaktır.If you turn away, the duty of the Apostle is to convey the message clearly.
Eğer (itaatten) yüz çevirirseniz bilin ki Resulümüzün vazifesi apaçık duyurmak ve bildirmektir.If you turn away, remember, that the duty of Our Apostle is to give you a clear warning.
Sana düşen sadece duyurmaktır.Your duty is to deliver the message.
Peygambere düşen, sadece açık açık duyurmaktır.The duty of the Messenger is to convey the message clearly.
Teslim olurlarsa, doğruyu bulurlar. Yüz çevirirlerse, görevin sadece duyurmaktır.If they do, they will find the right path; if they turn away, your duty is to deliver the message.
Elçiye düşen görev sadece duyurmak. ALLAH ise açıkladıklarınızı da gizlediklerinizi de bilirIt is for the Prophet to convey the message: God knows what you reveal and what you hide.
"Bizim görevimiz, açıkça duyurmaktan ibarettir."Our duty is to convey the message clearly."
Peygamber'e düşen, sadece açık-seçik duyurmaktır.It is only for the Messenger to deliver the manifest Message.'
Elçi'ye düşen, sadece duyurmaktır.The Messenger’s sole duty is to convey.
Elçiye düşen görev sadece duyurmak.The Messenger’s sole duty is to convey.
Sana düşen, sadece duyurmaktır. Hesap görmek bize düşer.It is up to Us to call them to account (for their deeds).
Sadece düşüncelerini duyurmak isteyen kişiler için son derece uygunsuz bir durum.It's completely disproportionate, for people who only wanted to voice their opinion.
İlk adımları attığımızı duyurmaktan memnunluk duyuyorum."I am happy to announce that we have made the first steps," he said.
Marshall bu olayı Marshall Planını duyurmak için kullandı.Marshall used the occasion to announce the Marshall Plan.
İlk mekanik saatler, saati göstermek değil duyurmak üzere yapılmışlardı.Vor der Einführung der mechanischen Uhren wurde sie zum Bestimmen der Tageszeit ausschließlich benutzt.
Fakat bu keşfi duyurmakta başarısız oldu.Die Entdeckung geriet jedoch in Vergessenheit.
İlk olarak birkaç yeni düzenlemeyi duyurmak istiyorum.Tout d'abord, je voudrais annoncer quelques nouvelles réglementations.
Fakat bu keşfi duyurmakta başarısız oldu.Il reste intrigué par cette découverte.
Mart 2015'te yeni bir animasyon serisi duyurmak üzere bir römork serbest bırakıldı.En marzo de 2015, se anunció el lanzamiento de una nueva serie animada.
Fakat bu keşfi duyurmakta başarısız oldu.Ella escapó sin revelar esta artimaña.
Fakat bu keşfi duyurmakta başarısız oldu.Но и это открытие оказалось ошибочным.
Hayranları, Swift'in yeni bir albüm duyurmak üzere olabileceğini düşündü.Com isto, fãs e jornalistas especularam que Swift estava prestes a anunciar seu futuro sexto álbum.
“Gökler Tanrı’nın görkemini açıklamakta, gökkubbe ellerinin eserini duyurmakta.”Oni zobaczą chwałę Pana, wspaniałość naszego Boga.”
“Gökler Tanrı’nın görkemini açıklamakta, gökkubbe ellerinin eserini duyurmakta.”Minusta kirjoittaa apostoli: "Minä annan sinulle taivasten valtakunnan avaimet."
Salvatore, Toni Cipriani'nin yardımıyla Leone suç ailesini Liberty City'de duyurmak istemektedir.Toni Cipriani on Liberty Cityssä vaikuttavan Salvatore Leonen miehiä.
Genellikle önemli bir sorunu kamuoyuna duyurmak maksadıyla yazılır. ^ "açık mektup".Ofte støttes dette af et gældsbrev, se dette.
Mart 2015'te yeni bir animasyon serisi duyurmak üzere bir römork serbest bırakıldı.Sesongen 2015 ble en ny type lyddemper tatt i bruk.
Hayranları, Swift'in yeni bir albüm duyurmak üzere olabileceğini düşündü.Para penggemar Swift menduga bahwa Swift akan mengumumkan rilisnya sebuah album baru.
Hayranları, Swift'in yeni bir albüm duyurmak üzere olabileceğini düşündü.Người hâm mộ đồn đoán rằng Swift chuẩn bị phát hành một album mới.
Fakat bu keşfi duyurmakta başarısız oldu.אך חשש מלפרסם את תגליתו.
Hayranları, Swift'in yeni bir albüm duyurmak üzere olabileceğini düşündü.Cohen ubezpečil fanúšikov, že vyrovnanejší album bude nasledovať.
Ama farkediyoruz ki bu savaş kan dökmek, güç hırsı yüzünden değildi seslerini duyurmak istediler.- Ale uvědomujeme si, že tato válka nebyla o krveprolití a převzetí moci, ale o tom být vyslechnut.
Ayağa kalkıp sesinizi duyurmak için iç sesinize geçit yaratır.Ça crée une passerelle pour que votre voix intérieure soit entendue.
Ayağa kalkıp sesinizi duyurmak için iç sesinize geçit yaratır.Deschide o poartă pentru ca vocea interioară să crească şi să fie auzită.
Ayağa kalkıp sesinizi duyurmak için iç sesinize geçit yaratır.Megnyit egy kaput a belső hangunknak, hogy az feltörhessen és hallhatóvá váljon.
Ayağa kalkıp sesinizi duyurmak için iç sesinize geçit yaratır. Ve "Tanrı",Abre camino a tu voz interior para que se eleve y sea oída. y "Dios",
Ayağa kalkıp sesinizi duyurmak için iç sesinize geçit yaratır.זה יוצר שער שדרכו יכול קולכם הפנימי לבקוע ולהישמע.
Blogerların gazeteci olmak istediğini düşünseler de onların tek istediği seslerini duyurmak.Ale to dziennikarze myślą, że blogerzy chcą uprawiać ich zawód. A oni chcą tylko zabrać głos.
Blogerların gazeteci olmak istediğini düşünseler de onların tek istediği seslerini duyurmak.Mas eles não querem ser jornalistas. Os jornalistas julgam que os bloguistas querem ser jornalistas.