Şimdi gidiyorum. neyse, teşekkürler. Ne? Seni duymuyorum!나 갈게. 어쨌든 고마웠어. 뭐? 안들어!
Ülkedeki ve dünyadaki yerel topluluklarda da sürekli çocukların cinsel istismarını duymuyor muyuz?Apoi în comunitățile locale din toată țara și din toată lumea. Așa-i? Mereu se întâmplă.
Ülkedeki ve dünyadaki yerel topluluklarda da sürekli çocukların cinsel istismarını duymuyor muyuz?És a helyi közösségek országszerte, világszerte, igaz? Állandóan hallunk ilyet. Gyerekek szexuális zaklatása.
Ülkedeki ve dünyadaki yerel topluluklarda da sürekli çocukların cinsel istismarını duymuyor muyuz?전국의 지역 사회 그리고 전세계로부터 그런 소식은 항상 들립니다. 그렇죠? 아동 성적 학대.
Ülkedeki ve dünyadaki yerel topluluklarda da sürekli çocukların cinsel istismarını duymuyor muyuz?Мы постоянно об этом слышим. Сексуальная эксплуатация детей.
Ülkedeki ve dünyadaki yerel topluluklarda da sürekli çocukların cinsel istismarını duymuyor muyuz?ובקהילות מקומיות בכל רחבי המדינה ובכל רחבי העולם, נכון? אנחנו שומעים על זה כל הזמן. ההתעללות המינית בילדים.
Ülkedeki ve dünyadaki yerel topluluklarda da sürekli çocukların cinsel istismarını duymuyor muyuz?常にその話題を耳にします 子供への性的虐待です 男性に何が?なぜ 多くの男性が
Ve bildiğiniz gibi bu haberleri yeterince duymuyoruz.Chúng ta cũng không nghe đủ hết cả câu chuyện.
Ve bildiğiniz gibi bu haberleri yeterince duymuyoruz.Dan Anda tahu, kita tidak mendengarkan berita-berita itu secara utuh.
Ve bildiğiniz gibi bu haberleri yeterince duymuyoruz.Davon hören wir halt nicht so oft.
Ve bildiğiniz gibi bu haberleri yeterince duymuyoruz.E non si sentono abbastanza storie come questa.
Ve bildiğiniz gibi bu haberleri yeterince duymuyoruz.És, tudják, alig hallunk ezekről a dolgokról.
Ve bildiğiniz gibi bu haberleri yeterince duymuyoruz.Et vous savez, on en entend pas assez parler.
Ve bildiğiniz gibi bu haberleri yeterince duymuyoruz.그리고 우리는 이러한 이야기들을 충분히 듣지 못해요.
Ve bildiğiniz gibi bu haberleri yeterince duymuyoruz.Não ouvimos suficientes histórias destas.
Ve bildiğiniz gibi bu haberleri yeterince duymuyoruz.Neslyšíme dost takových příběhů.
Ve bildiğiniz gibi bu haberleri yeterince duymuyoruz.Nie słyszymy o tych historiach wystarczająco wiele.
Ve bildiğiniz gibi bu haberleri yeterince duymuyoruz.Och vi hör inte dessa historier nog.
Ve bildiğiniz gibi bu haberleri yeterince duymuyoruz.Şi, ştiţi, nu auzim acele ştiri destul.
Ve bildiğiniz gibi bu haberleri yeterince duymuyoruz.Takéto príbehy nepočujeme často.
Ve bildiğiniz gibi bu haberleri yeterince duymuyoruz.We horen die verhalen niet genoeg.
Ve bildiğiniz gibi bu haberleri yeterince duymuyoruz.Y, saben, no escuchamos esas historias lo suficiente.
Ve bildiğiniz gibi bu haberleri yeterince duymuyoruz.Και, ξέρετε, δεν ακούμε αυτές τις ιστορίες αρκετά.
Ve bildiğiniz gibi bu haberleri yeterince duymuyoruz.И знаете ли, ние не чуваме добре тези истории.
Ve bildiğiniz gibi bu haberleri yeterince duymuyoruz.І ми не чуємо таких історій достатньо.
Ve bildiğiniz gibi bu haberleri yeterince duymuyoruz.ואנו לא שומעים מספיק את הסיפורים האלה.
Ve bildiğiniz gibi bu haberleri yeterince duymuyoruz.وكما تعلمون، نحن لا نسمع تلك الحكايات بما يكفي.
Ve bildiğiniz gibi bu haberleri yeterince duymuyoruz.しかし実際には様々なことが至る所で起きており
Ve böyle davranırken de vicdan azabı duymuyordum. Suçlu hissetmiyordum.No sentí ninguna culpa por esto... sólo después
Ve böyle davranırken de vicdan azabı duymuyordum. Suçlu hissetmiyordum.И докато го правех, не усещах никакви угризения, никаква вина.
Ve böyle davranırken de vicdan azabı duymuyordum. Suçlu hissetmiyordum.罪悪感は後から来た
Ve bunu saklama gereği bile duymuyorlar ki, diğer metodun ismi "call".그들은 그걸 숨기려고 하지도 않았어요; 다른 메소드는 call이라는 이름을 가지고 있습니다.
Ve bunu saklama gereği bile duymuyorlar ki, diğer metodun ismi "call".Et ils n'ont même pas l'air d'essayer de le cacher; l'autre méthode s'appelle call (ndlr: appel d'une méthode)
Ve bu yüzden insanların kurduğu Madagaskardaki Foko Club ülkelerinin imajını değiştirmekten endişe duymuyordu.As pessoas que fundaram o clube Foko em Madagáscar não estavam preocupadas em mudar a imagem do seu país.
Ve bu yüzden insanların kurduğu Madagaskardaki Foko Club ülkelerinin imajını değiştirmekten endişe duymuyordu.Diese Menschen gründeten also den Foko Club in Madagaskar, aber nicht, um das Image ihres Landes zu ändern.
Ve çok serinkanlı olan Bay Heifetz kemanını kaldırıp şöyle dedi, ilginç, ben hiç bir ses duymuyorum.A pan Heifetz byl opravdu senzační osobou, takže zvedl své housle a řekl, "Vtipné, nic neslyším."
Ve çok serinkanlı olan Bay Heifetz kemanını kaldırıp şöyle dedi, ilginç, ben hiç bir ses duymuyorum.És Heifetz úrnak volt humorérzéke, felvette a hegedűt és azt mondta, furcsa, én nem hallok semmit.
Ve çok serinkanlı olan Bay Heifetz kemanını kaldırıp şöyle dedi, ilginç, ben hiç bir ses duymuyorum.Et M. Heifetz était une personne très cool et donc il a pris son violon et a dit, amusant, je n'entend rien.
Ve çok serinkanlı olan Bay Heifetz kemanını kaldırıp şöyle dedi, ilginç, ben hiç bir ses duymuyorum.Heifetz era uma pessoa muito fixe portanto, agarrou no violino e disse: "Tem graça, não oiço nada".
Ve çok serinkanlı olan Bay Heifetz kemanını kaldırıp şöyle dedi, ilginç, ben hiç bir ses duymuyorum."Ihmeellistä, minä en kuule mitään." (Naurua)
Ve çok serinkanlı olan Bay Heifetz kemanını kaldırıp şöyle dedi, ilginç, ben hiç bir ses duymuyorum.하이페츠씨는 쿨한 사람이어서 그의 바이올린을 집어 들고 말했습니다. 이상하네요. 저는 아무것도 안 들려요.
Ve çok serinkanlı olan Bay Heifetz kemanını kaldırıp şöyle dedi, ilginç, ben hiç bir ses duymuyorum.Meneer Heifetz was een koele persoonlijkheid. Hij nam zijn viool op en zei: "Grappig, ik hoor niets."
Ve çok serinkanlı olan Bay Heifetz kemanını kaldırıp şöyle dedi, ilginç, ben hiç bir ses duymuyorum.Pan Heifetz był bardzo fajny, więc podniósł skrzypce i powiedział: Dziwne, nic nie słyszę.
Ve çok serinkanlı olan Bay Heifetz kemanını kaldırıp şöyle dedi, ilginç, ben hiç bir ses duymuyorum.Şi domnul Heifetz era o persoană foarte cool şi a ridicat vioara şi a spus, ciudat, eu nu aud nimic.
Ve çok serinkanlı olan Bay Heifetz kemanını kaldırıp şöyle dedi, ilginç, ben hiç bir ses duymuyorum.Y el Sr. Heifetz era una persona genial así que levantó su violín y dijo: "Es curioso, no escucho nada."
Ve çok serinkanlı olan Bay Heifetz kemanını kaldırıp şöyle dedi, ilginç, ben hiç bir ses duymuyorum.Και ο κύριος Χάϊφετς ήταν πολύ άνετο άτομο οπότε σήκωσε το βιολί του και είπε, τι αστείο, δεν ακούω τίποτα.
Ve çok serinkanlı olan Bay Heifetz kemanını kaldırıp şöyle dedi, ilginç, ben hiç bir ses duymuyorum.Г-н Хайфец, който бил много спокоен човек, взел цигулката си и казал. "Странно, не чувам нищо."
Ve çok serinkanlı olan Bay Heifetz kemanını kaldırıp şöyle dedi, ilginç, ben hiç bir ses duymuyorum.И мистер Хейфец, очень сдержанный человек, он поднимает свою скрипку и говорит: " Забавно, я ничего не слышу".
Ve çok serinkanlı olan Bay Heifetz kemanını kaldırıp şöyle dedi, ilginç, ben hiç bir ses duymuyorum.ומר חפץ היה איש מאוד רגוע אז הוא הרים את הכינור שלו ואמר, מוזר, אני לא שומע כלום.
Ve çok serinkanlı olan Bay Heifetz kemanını kaldırıp şöyle dedi, ilginç, ben hiç bir ses duymuyorum.وكان السيد هيفيتز شخصاً لطيفاً للغاية لذا فقد مسك الكمان وقال، مضحك، أنا لا أسمع أي شئ.
Ve çok serinkanlı olan Bay Heifetz kemanını kaldırıp şöyle dedi, ilginç, ben hiç bir ses duymuyorum.バイオリンを手にとって言ったそうです 「変ですね 私には何も聞こえませんが?」 (笑)
Yaptıkları işten zevk duymuyorlar.De får ingen stor nydelse fra det de gør.
Yaptıkları işten zevk duymuyorlar.De får inte ut någon glädje av det de gör.
Yaptıkları işten zevk duymuyorlar.Ei nu au o mare plăcere în ceea ce fac.
Yaptıkları işten zevk duymuyorlar.He eivät saa nautintoa siitä, mitä tekevät.
Yaptıkları işten zevk duymuyorlar.Họ chẳng thích thú gì với những việc mình làm
Yaptıkları işten zevk duymuyorlar.Ils ne tirent pas grand plaisir de ce qu'ils font.
Yaptıkları işten zevk duymuyorlar.자신의 일에서 별 기쁨을 못 느낍니다.
Yaptıkları işten zevk duymuyorlar.Mereka tidak memperoleh kepuasan besar dari apa yang mereka lakukan.
Yaptıkları işten zevk duymuyorlar.Não tiram prazer daquilo que fazem.