Kızılötesini duymak gerçekten iyi çünkü bu sayede odada hareket dedektörü olup olmadığını fark edebiliyorum.Například vnímání infračervené je užitečné, protože můžete zjistit, jestli jsou v místnosti detektory pohybu.
Kızılötesini duymak gerçekten iyi çünkü bu sayede odada hareket dedektörü olup olmadığını fark edebiliyorum.Podczerwień pozwala mi zobaczyć czy w pokoju znajdują się detektory ruchu.
Kızılötesini duymak gerçekten iyi çünkü bu sayede odada hareket dedektörü olup olmadığını fark edebiliyorum.Por exemplo, distinguir infravermelhos é bom porque podemos detetar se há detetores de movimento numa sala.
Kızılötesini duymak gerçekten iyi çünkü bu sayede odada hareket dedektörü olup olmadığını fark edebiliyorum.Наприклад, сприйняття ультрачервоного є добре тим, що ви можете визначити, чи є в кімнаті датчик руху.
Kızılötesini duymak gerçekten iyi çünkü bu sayede odada hareket dedektörü olup olmadığını fark edebiliyorum.לדוגמא, זה טוב לקלוט אינפרא-אדום כיוון שאתם יכולים למעשה לגלות אם ישנם חיישני תנועה בחדר.
Kızılötesini duymak gerçekten iyi çünkü bu sayede odada hareket dedektörü olup olmadığını fark edebiliyorum.部屋に赤外線装置があれば分かります リモコンを向けられると音が聞こえます
"Kristal" kelimesini benim olduğum hiçbir yerde duymak istemiyorum!Ich möchte das wort "Crystal" garnicht In meiner nähe haben
"Kristal" kelimesini benim olduğum hiçbir yerde duymak istemiyorum!Non lo voglio nemmeno vedere il nome "Crystal" nelle mie vicinanze!
"Kristal" kelimesini benim olduğum hiçbir yerde duymak istemiyorum!Δε θέλω να ακούω την λέξη 'κρυστάλινο' οπουδήποτε κοντά!
"Kristal" kelimesini benim olduğum hiçbir yerde duymak istemiyorum!Даже слышать ничего не хочу про кристаллы.
Kulaklar duymak için yaratılmamıştır, fakat dinlemek için yaratılmıştır.A fület nem hallásra tervezték, hanem hallgatásra.
Kulaklar duymak için yaratılmamıştır, fakat dinlemek için yaratılmıştır.귀는 듣기 위해 만들어지지 않고, 경청하기 위해 만들어졌습니다.
Kulaklar duymak için yaratılmamıştır, fakat dinlemek için yaratılmıştır.Las orejas no están hechas para oír sino para escuchar.
Kulaklar duymak için yaratılmamıştır, fakat dinlemek için yaratılmıştır.Les oreilles sont faites non pas pour entrendre, mais pour écouter.
Kulaklar duymak için yaratılmamıştır, fakat dinlemek için yaratılmıştır.Ma le orecchie non sono fatte per sentire, sono fatte per ascoltare.
Kulaklar duymak için yaratılmamıştır, fakat dinlemek için yaratılmıştır.Ohren sind nicht zum Hören da, sondern zum Zuhören.
Kulaklar duymak için yaratılmamıştır, fakat dinlemek için yaratılmıştır.Oren zijn niet gemaakt om te horen maar om te luisteren.
Kulaklar duymak için yaratılmamıştır, fakat dinlemek için yaratılmıştır.Ører ikke lavet til at høre, men til at lytte.
Kulaklar duymak için yaratılmamıştır, fakat dinlemek için yaratılmıştır.Os ouvidos foram feitos, não para ouvir, mas para escutar.
Kulaklar duymak için yaratılmamıştır, fakat dinlemek için yaratılmıştır.Tai không chỉ để NGHE THẤY, mà còn LẮNG NGHE.
Kulaklar duymak için yaratılmamıştır, fakat dinlemek için yaratılmıştır.Telinga dibuat bukan untuk mendengar tapi untuk aktif mendengarkan.
Kulaklar duymak için yaratılmamıştır, fakat dinlemek için yaratılmıştır.Urechile nu sunt făcute pentru auzit, ci pentru ascultat.
Kulaklar duymak için yaratılmamıştır, fakat dinlemek için yaratılmıştır.Uši nejsou stvořeny pro slyšení, ale pro poslouchání.
Kulaklar duymak için yaratılmamıştır, fakat dinlemek için yaratılmıştır.Uši nie sú stvorené, aby počuli, ale aby počúvali.
Kulaklar duymak için yaratılmamıştır, fakat dinlemek için yaratılmıştır.Uszy nie są stworzone do słyszenia, a do słuchania.
Kulaklar duymak için yaratılmamıştır, fakat dinlemek için yaratılmıştır.Τα αυτιά δεν είναι φτιαγμένα για να ακούν, αλλά για να ακροάζονται.
Kulaklar duymak için yaratılmamıştır, fakat dinlemek için yaratılmıştır.Вуха призначені не для того, щоб чути, а для того, щоб слухати.
Kulaklar duymak için yaratılmamıştır, fakat dinlemek için yaratılmıştır.Уши созданы не для того, чтобы слышать, а для того, чтобы слушать.
Kulaklar duymak için yaratılmamıştır, fakat dinlemek için yaratılmıştır.Ушите са направени не за чуване, а за слушане.
Kulaklar duymak için yaratılmamıştır, fakat dinlemek için yaratılmıştır.האוזניים נועדו לא לשמיעה, כי אם להקשבה.
Kulaklar duymak için yaratılmamıştır, fakat dinlemek için yaratılmıştır.ولكن الاذن لم تُخلق للاستماع بل للانصات !
Kulaklar duymak için yaratılmamıştır, fakat dinlemek için yaratılmıştır.聴くためにあるのです 聴くというのは、積極的なスキルです
Mayestro Abreu'nun TED odul dilegini duymak icin.Abreu mester TED Prize kívánságát.
Mayestro Abreu'nun TED odul dilegini duymak icin.A escuchar el deseo del premio TED del maestro Abreu
Mayestro Abreu'nun TED odul dilegini duymak icin. JA:JA:以下が私のTED Prize wishです:
Mayestro Abreu'nun TED odul dilegini duymak icin.마에스트로 아브리우의 TED Prize wish를 들어보겠습니다.
Mayestro Abreu'nun TED odul dilegini duymak icin.לשמוע את משאלתו של מאסטרו אבראו ל-TED Prize.
Mayestro Abreu'nun TED odul dilegini duymak icin.لنسمع أمنية هدية TED لمايسترو أبرو.
Merakı yaşamak demek, huşu duymak demek.Amikor csodálkozom, egyben ámulok is.
Merakı yaşamak demek, huşu duymak demek.Doświadczając zadziwienia, doświadczamy bojaźni.
Merakı yaşamak demek, huşu duymak demek.E experimentar a maravilha é experimentar a admiração.
Merakı yaşamak demek, huşu duymak demek.E provare la meraviglia è provare il timore.
Merakı yaşamak demek, huşu duymak demek.Expérimenter la recherche, c'est expérimenter l'étonnement (jeu de mots)
Merakı yaşamak demek, huşu duymak demek.Și a experimenta minunarea înseamnă a experimenta venerația.
Merakı yaşamak demek, huşu duymak demek.Und wenn man sich Fragen stellt, erfährt man Ehrfurcht.
Merakı yaşamak demek, huşu duymak demek.Và đó là trải nghiệm tuyệt vời.
Merakı yaşamak demek, huşu duymak demek.Verbazing ervaren is ontzag ervaren.
Merakı yaşamak demek, huşu duymak demek.또 놀라운 일(wonder)을 경험하는 것은 경외심을 들게 하죠.
Merakı yaşamak demek, huşu duymak demek.Y experimentar asombro es sentir admiración.
Merakı yaşamak demek, huşu duymak demek.Και να νιώθεις έκπληξη ισοδυναμεί με το να νιώθεις δέος.
Merakı yaşamak demek, huşu duymak demek.А испытать удивление - это значит испытать благоговение.
Merakı yaşamak demek, huşu duymak demek.Відчути подив - це як відчути благоговіння.
Merakı yaşamak demek, huşu duymak demek.Да се учудиш означава да почувстваш възхищение.
Merakı yaşamak demek, huşu duymak demek.ולחוות תהייה זה לחוות יראת-כבוד.
Merakı yaşamak demek, huşu duymak demek.وبتجربة التساءل تجرب الخشية.
Merakı yaşamak demek, huşu duymak demek.そういうわけで今私は 言葉の意味をかけて
Michael Jordan, basketboldan çok... ...beysbolda iyi olduğunu duymak ister.마이클 조단한텐 농구 잘 한다고 이야기하는 거 보단 야구 잘 한다고 이야기 할 때 훨씬 더 좋아할걸?
Michael Jordan, basketboldan çok... ...beysbolda iyi olduğunu duymak ister.Michael Jordan gosta de escutar que ele é bom em baseball mais que em basquete.
Michael Jordan, basketboldan çok... ...beysbolda iyi olduğunu duymak ister.Michael jordan igin mendengar kalau dia hebat dalam baseball lebih hebat daripada basketball.
Michael Jordan, basketboldan çok... ...beysbolda iyi olduğunu duymak ister.M. Jordan quiere que le digan que es bueno en el béisbol... en lugar del básquet.