Gizli konuşmak, hemşire tekrar gelip bana remember'd, sen bizim danışman duymak.Devemos falar em segredo: enfermeira, voltar, tenho remember'd mim, tu é ouvir nossos conselhos.
Gizli konuşmak, hemşire tekrar gelip bana remember'd, sen bizim danışman duymak.Moramo govoriti v skrivnost: medicinska sestra, pridi nazaj, sem me remember'd, ti je slišati naš svetovalec.
Gizli konuşmak, hemşire tekrar gelip bana remember'd, sen bizim danışman duymak.Musíme hovoriť v tajnosti: zdravotná sestra, vracať, mám remember'd ma, ty je počuť naše rady.
Gizli konuşmak, hemşire tekrar gelip bana remember'd, sen bizim danışman duymak.Musíme mluvit v tajnosti: zdravotní sestra, vracet, mám remember'd mě, ty je slyšet naše rady.
Gizli konuşmak, hemşire tekrar gelip bana remember'd, sen bizim danışman duymak.Musimy rozmawiać w tajemnicy: pielęgniarka, wrócę, mam remember'd mnie, ty się słuchać naszych rad.
Gizli konuşmak, hemşire tekrar gelip bana remember'd, sen bizim danışman duymak.Nous devons parler en secret: l'infirmière, revenir, je me remember'd, tu l'entendre nos avocats.
Gizli konuşmak, hemşire tekrar gelip bana remember'd, sen bizim danışman duymak.우리는 비밀리에 이야기해야합니다, 간호사를 다시 돌아와서, 난 나를 remember'd 있고, 너는 우리의 조언을 들으.
Gizli konuşmak, hemşire tekrar gelip bana remember'd, sen bizim danışman duymak.Tenemos que hablar en secreto: la enfermera, volver otra vez, me he recordados, tú a escuchar nuestro consejo.
Gizli konuşmak, hemşire tekrar gelip bana remember'd, sen bizim danışman duymak.Vi måste prata i hemlighet: sjuksköterska, kom tillbaka igen, jag har remember'd mig är du höra våra råd.
Gizli konuşmak, hemşire tekrar gelip bana remember'd, sen bizim danışman duymak.Vi skal tale i hemmelighed: sygeplejerske, komme tilbage igen, jeg har remember'd mig, du er hør vores råd.
Gizli konuşmak, hemşire tekrar gelip bana remember'd, sen bizim danışman duymak.Ние трябва да говорим в тайна: медицинска сестра, се върна отново, имам ме remember'd, ти чуе нашите съвета.
Gizli konuşmak, hemşire tekrar gelip bana remember'd, sen bizim danışman duymak.אנחנו חייבים לדבר סוד: אחות, לחזור שוב, יש לי remember'd אותי, אתה שומע של היועץ המשפטי שלנו.
Gizli konuşmak, hemşire tekrar gelip bana remember'd, sen bizim danışman duymak.يجب علينا أن نتحدث في الخفاء : ممرضة ، أعود مرة أخرى ؛ لدي remember'd لي ، وأنت تستمع لمحامي لدينا.
Gizli konuşmak, hemşire tekrar gelip bana remember'd, sen bizim danışman duymak.なたは私の娘の美しい年齢のをknowest。
--görmek, duymak, bir nesneye uzanmak gibi.보고 듣고 사물에 손을 뻗도록 하는지에 관해 연구하는 겁니다.
--görmek, duymak, bir nesneye uzanmak gibi.- ver, ouvir, alcançar um objecto.
--görmek, duymak, bir nesneye uzanmak gibi.לראות, לשמוע, לגעת בחפץ.
--görmek, duymak, bir nesneye uzanmak gibi.بالرؤية والاستماع و لمس الاشياء
--görmek, duymak, bir nesneye uzanmak gibi.私は臨床医ではなく
Görmek, duymak ve tatmak bir şeyi tanımanın ilk adımıdır.Chúng ta cảm nhận về một điều gì đó trước tiên qua thị giác, thính giác và vị giác,
Görmek, duymak ve tatmak bir şeyi tanımanın ilk adımıdır.Durch das Sehen, das Hören und das Schmecken lernen wir alles zuerst kennen.
Görmek, duymak ve tatmak bir şeyi tanımanın ilk adımıdır.Első ismereteinket látás, hallás, ízlelés útján szerezzük.
Görmek, duymak ve tatmak bir şeyi tanımanın ilk adımıdır.보는 것, 듣는 것, 그리고 맛보는 것은 무엇이든 우리가 처음으로 알아보는 방법입니다.
Görmek, duymak ve tatmak bir şeyi tanımanın ilk adımıdır.Văzând, auzind şi gustând sunt moduri în care cunoaştem ceva mai întâi.
Görmek, duymak ve tatmak bir şeyi tanımanın ilk adımıdır.Vedere, sentire e assaggiare sono il primo modo in cui impariamo le cose.
Görmek, duymak ve tatmak bir şeyi tanımanın ilk adımıdır.Viendo, oyendo y degustando, es como primero conocemos el mundo.
Görmek, duymak ve tatmak bir şeyi tanımanın ilk adımıdır.Zien, horen en smaken zijn onze eerste kennismaking met de dingen.
Görmek, duymak ve tatmak bir şeyi tanımanın ilk adımıdır.Με την όραση, την ακοή και τη γεύση πρωτογνωρίζουμε όλα τα πράγματα.
Görmek, duymak ve tatmak bir şeyi tanımanın ilk adımıdır.Мы получаем первичные ощущения через зрение, слух и вкус.
Görmek, duymak ve tatmak bir şeyi tanımanın ilk adımıdır.ראיה ושמיעה וטעם הם איך שאנחנו יודעים דברים תחילה.
Görmek, duymak ve tatmak bir şeyi tanımanın ilk adımıdır.فحواسنا من نظر وسمع وتذوق هي أدواتنا في التعرف على العالم من حولنا.
Görmek, duymak ve tatmak bir şeyi tanımanın ilk adımıdır.哲学者ウィリアム・ジェームズによると 新生児にとって世界は
Gözlerin varsa ve ışık varsa görürsün. Eğer gözlerin yoksa duymak için kulakların olur sanıyorsun.Avete gli occhi e vedete se c'è luce, ma non hai occhi per vedere.
Gözlerin varsa ve ışık varsa görürsün. Eğer gözlerin yoksa duymak için kulakların olur sanıyorsun.Tu tienes ojos y ves, si hay luz, pero no tienes ojos con los que ver.
Guido Westerwelle'in "belirleyici yıl"da olduğumuzu temin ettiğini duymaktan memnun olacaksınız.Guido Westerwelle, a német külügyminiszter, biztosít minket, hogy a "döntő évben" járunk.
Guido Westerwelle'in "belirleyici yıl"da olduğumuzu temin ettiğini duymaktan memnun olacaksınız.Guido Westerwelle, bộ trưởng ngoại giao của Đức, bảo đảm với chúng ta rằng chúng ta đang có "năm quyết định."
Guido Westerwelle'in "belirleyici yıl"da olduğumuzu temin ettiğini duymaktan memnun olacaksınız.Guido Westerwelle, der deutsche Außenminister versichert, dass wir uns im "entscheidenden Jahr" befinden.
Guido Westerwelle'in "belirleyici yıl"da olduğumuzu temin ettiğini duymaktan memnun olacaksınız.Guido Westerwelle, el canciller alemán, nos asegura que estamos en el "año decisivo".
Guido Westerwelle'in "belirleyici yıl"da olduğumuzu temin ettiğini duymaktan memnun olacaksınız.Guido Westerwelle, il Ministro degli Esteri tedesco, ci assicura che noi ci troviamo nell'"anno decisivo".
Guido Westerwelle'in "belirleyici yıl"da olduğumuzu temin ettiğini duymaktan memnun olacaksınız.독일 외교부장관인 구이도 웨스트웰 (Guido Westerwelle)이 지금 "결정적인 해" 있다고 확정짓는 것.
Guido Westerwelle'in "belirleyici yıl"da olduğumuzu temin ettiğini duymaktan memnun olacaksınız.Guido Westerwelle, menteri luar negeri Jerman meyakinkan kita bahwa kita berada pada "tahun yang menentukan".
Guido Westerwelle'in "belirleyici yıl"da olduğumuzu temin ettiğini duymaktan memnun olacaksınız.Guido Westerwelle, ministrul de Externe german, ne asigură că 2011 este "anul decisiv."
Guido Westerwelle'in "belirleyici yıl"da olduğumuzu temin ettiğini duymaktan memnun olacaksınız.Guido Westerwelle, německý ministr zahraničí, nás ujišťuje, že jsme v "rozhodujícím roce".
Guido Westerwelle'in "belirleyici yıl"da olduğumuzu temin ettiğini duymaktan memnun olacaksınız.Guido Westerwelle, niemiecki minister spraw zagranicznych, zapewnia, że to jest "decydujący rok".
Guido Westerwelle'in "belirleyici yıl"da olduğumuzu temin ettiğini duymaktan memnun olacaksınız.גואידו וסטרוולה, שר החוץ הגרמני, מבטיח לכולנו שאנו נמצאים ב"שנת ההכרעה."
Guido Westerwelle'in "belirleyici yıl"da olduğumuzu temin ettiğini duymaktan memnun olacaksınız.ولكن وزير الخارجية الالماني جويدو ويسترويلي أكد ان هذه السنة هي سنة الحسم
Guido Westerwelle'in "belirleyici yıl"da olduğumuzu temin ettiğini duymaktan memnun olacaksınız.「我々は、今、決定的に重要な年にいる」と言っています。 (拍手)
Guido Westerwelle'in "belirleyici yıl"da olduğumuzu temin ettiğini duymaktan memnun olacaksınız.或是2010年, 英国外交秘书,David Miliband,
Güven bana. Bunu duymak isteyeceksin. Yo, yo, yo.Ты мне ни за что не поверишь...
Güven bana. Bunu duymak isteyeceksin.イヤ、行かないで、お願い 何なのよ一体?
Hadi o senin, smartass duymak.Ну валяй сам, умник нна.
Hadi o senin, smartass duymak.То кажи сам, розумаче.
Han Sang-shik ten de duymak isterim.Le, som ett proffs. Le.
Hayvanın bir tonu duymak için gidişi-- ve orada oluşan flaş ışığı.Animalul va auzi un sunet - o lumină scurtă a apărut acolo.
Hayvanın bir tonu duymak için gidişi-- ve orada oluşan flaş ışığı.Az állat hallani fogja a hangot -- majd ott felvillant a fény.
Hayvanın bir tonu duymak için gidişi-- ve orada oluşan flaş ışığı.Ed ecco il topo che sta per udire il segnale acustico -- ed ecco l'impulso luminoso.
Hayvanın bir tonu duymak için gidişi-- ve orada oluşan flaş ışığı.El animal va a oír un tono y se produce un destello luminoso.
Hayvanın bir tonu duymak için gidişi-- ve orada oluşan flaş ışığı.Het dier hoort een toon - en dan komt er een lichtflits.
Hayvanın bir tonu duymak için gidişi-- ve orada oluşan flaş ışığı.Hewan itu mendengat sebuah nada -- dan kilatan cahaya itu terjadi di sana.
Hayvanın bir tonu duymak için gidişi-- ve orada oluşan flaş ışığı.동물이 신호음을 듣게될 것이고, 섬광이 저기서 일어나지요.