Duyguyu tecrübemizden dışlayamayız.We cannot exclude feeling from our experience.
Ben duyguyu biliyorum.I know the feeling.
Sen o duyguyu bilir misin?You know that feeling?
O duyguyu hatırlıyorum.I remember that feeling.
Dan o duyguyu gizlemeye bile çalışmadı.Dan didn't even try to hide that feeling.
O duyguyu biliyorum.I know that feeling.
Ben de o duyguyu biliyorum.I know that feeling, too.
Ben gerçekten bu duyguyu seviyorum.I really like that feeling.
O duyguyu asla unutmayacağım.I'll never forget that feeling.
O duyguyu açıklayamam.I can't explain that feeling.
Duyguyu biliyoruz.We know the feeling.
Doktor, buna "Evet, o duyguyu biliyorum." cevabını verdi.The Doctor remarks in response, "Yeah, I know the feeling."
İkizlerden birinin hissettiği bir duyguyu, diğeri de hissetmektedir.As a result, one felt what the other felt, including pain.
Bu duyguyu tekrar hatırlayınca içimin mutluluk, keder ve arzunun şiddeti ile dolduğunu hissediyorum.Now, as I recall these old memories, I feel grief and sorrow.
Ve eğer ilişkide olduğunuz obje o duyguyu size çağrıştırıyorsa kişi şefkatin kendisi olur.And itself becomes compassion if the object that you relate to evokes that emotion.
Sedece o temel duyguyu.Just the basic feeling.
Bu duyguyu hepimiz çocuk doğumu esnasında hissederiz.On an elemental level, we have all felt that spirituality at the time of childbirth.
Çünkü iki şey meydana geldi İlki, anladım ki, aman tanrım, artık o duyguyu hissetmiyorum.One was that I realized, oh my gosh, I don't feel like that anymore.
Ve, olan bitenlere uygun düşecek tepkileri verecek duyguyu yüklenemiyoruz.So, we are not being charged with the adequate response to what is happening.
Ve eğer doğru duyguyu bulabilirsek, kendimize her şeyi yaptırabiliriz. Üstesinden gelebiliriz.And if we get the right emotion, we can get ourselves to do anything.
Sorun şu - ve bunu araştırmamdan öğrendim - duyguyu seçici bir şekilde uyuşturamazsınız.The problem is -- and I learned this from the research -- that you cannot selectively numb emotion.
Ve bunların tümü de insanlığın hayali olan uçmaya en yakın duyguyu yaşayabilmek için.And all this to come as close as possible to the human dream of being able to fly.
En saf ve en iyi duyguyu gözlüklüyken yaşayabiliyorsunuz.The purest and the best feeling would be with only goggles.
Bu duyguyu muhafaza etmek zor, gerçekten zor.It's hard to hold onto this feeling, really hard.
Biz bu duyguyu geliştirdik çünkü bize evrimsel olarak mantıklı geldi.We've developed this ability because it makes evolutionary sense.
Herkes aynı duyguyu paylaşmıyor.Not all share that feeling.
Farklılar, bir duyguyu daha da zorlayabilirler.They're different, they can push a feeling harder.
Bu tablolar alışılmışın dışında, bir dizi duyguyu yansıtan farklı renkler içeriyordu.Alf painted many of the cylinder paintings in unorthodox colors that express a range of emotions.
Eflak, "Partimi artık tanımıyorum!" diyerek aynı duyguyu paylaştı. [43]Aflaq shared the sentiment by stating: "I no longer recognise my party!".[43]
Eflak bu duyguyu paylaştı ve şunları söyledi: "Artık partimi tanımıyorum!". [26]Aflaq shared the sentiment, and stated; "I no longer recognise my party!".[26]
Odysseus, Truva Atı stratejisini icat ederken bu duyguyu kendi yararına kullandı.Odysseus used this sentiment to his advantage when he invented the Trojan Horse stratagem.
Kültür, hissetmemiz için neyin mümkün olduğunu önererek bir duyguyu tanıma eylemine rehberlik eder.Culture guides the act of recognizing a feeling by proposing what's possible for us to feel.
O duyguyu hatırlıyorum.Ich erinnere mich an dieses Gefühl.
Bu duyguyu ben de biliyorum!Dieses Gefühl kenne ich auch!
Bu manada doğrudan duyguyu, kalbin gerçeğini, övmüştür.Er pries das unmittelbare Gefühl, die „Wahrheit des Herzens“.
Ünlem Cümlesi bir duyguyu ifade eder.Die expressive Komponente bezieht sich auf die Ausdrucksweise einer Emotion.
İkizlerden birinin hissettiği bir duyguyu, diğeri de hissetmektedir.Einer der beiden hat die Logik, der andere die Gefühle.
Doktor, buna "Evet, o duyguyu biliyorum." cevabını verdi.La respuesta del Doctor fue "Sí, conozco esa sensación".
Bununla beraber, bir durumda üstün olmayan herhangi kimse dahi bu duyguyu yaşayabilir.En este, incluso un hombre alto no sobreviviría.
Ünlem Cümlesi bir duyguyu ifade eder.Casa tomada expresa una sensación de invasión.
Buna ulaşmak için yazarın her bir duyguyu ve fikri dikkatlice hesaplamasının gerekli olduğunu düşünüyordu.A tal fine, ritenne che lo scrittore dovesse calcolare accuratamente ogni sentimento e ogni idea.
Dorothy Parker nükteli bir şekilde "Katharine Hepburn A'dan B'ye her duyguyu görüp geçiriyor." diye yazdı.Критик Дороти Паркер сказала: «Она управляет гаммой эмоций на всём пути от А до Б».
Buna ulaşmak için yazarın her bir duyguyu ve fikri dikkatlice hesaplamasının gerekli olduğunu düşünüyordu.Para isso, acreditava que o escritor deveria calcular cuidadosamente todos sentimentos e ideias.
Rüya ifade etmek istediği düşünce ve duyguyu ona uygun gördüğü bir formatta yaratır.Isso lhe permite imitar sons e gerar qualquer som que ela deseja.
Duygusal bütünlüğü kastettim, çünkü içimdeki duyguyu ifade ettirmedim.Ik wilde de psychologie erachter begrijpen omdat het vreemd was voor mij.
Doktor, buna "Evet, o duyguyu biliyorum." cevabını verdi.На це Дев'ятий Доктор відповідає: «Так… Я знаю це відчуття».
Doktor, buna "Evet, o duyguyu biliyorum." cevabını verdi.Doktor odpoví: "Ano, znám ten pocit".
Ayrıca o akşam, Sayid'in hiçbir duyguyu hissetmediğini öğrenir.În plus, Gore află că nu avusese loc nicio alarmă în această zi.
Metinde bu duyguyu destekler durumdaki bütün yardımcı duygu ve düşüncelerdir.Kaikki osoittavat työtämme kohtaan myötätuntoa ja arvonantoa.
Doktor, buna "Evet, o duyguyu biliyorum." cevabını verdi.Doktoren svarer, "Yeah, jeg kender følelsen."
Metinde bu duyguyu destekler durumdaki bütün yardımcı duygu ve düşüncelerdir.Vi sætter stor pris på den kærlighed og støtte i alle har givet os.
Diğer yazarlardan ayrılan özelliği, kendi içinde iki karşıt görüşü veya duyguyu aynı anda barındırabilmesiydi.En følelse af ambivalens opstår når man samtidig har to modstridende følelser eller holdninger.
Doktor, buna "Evet, o duyguyu biliyorum." cevabını verdi.Ông nghe vậy, liền nhiệt huyết tiếp lời: "Hà, Trẫm biết điều đó.
Doktor, buna "Evet, o duyguyu biliyorum." cevabını verdi.하고 물으니 "그러합니다" 하고 그가 대답하였다.
Ünlem Cümlesi bir duyguyu ifade eder.윤리적 진술은 명제를 표현한다.
Bu manada doğrudan duyguyu, kalbin gerçeğini, övmüştür.תודתנו הלבבית על הרגש האנושי הזה.
Bu duyguyu tekrar hatırlayınca içimin mutluluk, keder ve arzunun şiddeti ile dolduğunu hissediyorum.אנו יודעים שהמציאות טובה בדיוק כפי שהיא, כי כאשר אנו מתווכחים איתה, אנו חווים מתח ותסכול, סבל וכאב.
Buna ulaşmak için yazarın her bir duyguyu ve fikri dikkatlice hesaplamasının gerekli olduğunu düşünüyordu.Според него писателят трябва да пресмята с внимание всяка емоция и идея.
Dorothy Parker nükteli bir şekilde "Katharine Hepburn A'dan B'ye her duyguyu görüp geçiriyor." diye yazdı.Дороти Паркър се шегува: „Тя показва цялата гама от емоции по целия път от А до Б“.
Biz bu duyguyu geliştirdik çünkü bize evrimsel olarak mantıklı geldi.Abbiamo sviluppato questa abilità perchè questo trova riscontro nell'evoluzione.