Dene beni, ya RAB, sına; Duygularımı, düşüncelerimi yokla.耶 和 華 阿 、 求 你 察 看 我 、 試 驗 我 、 熬 煉 我 的 肺 腑 心 腸
Dene beni, ya RAB, sına; Duygularımı, düşüncelerimi yokla.耶和華 阿 、 求 你 察看 我 、 試驗 我 、 熬 煉 我 的 肺腑 心腸
Devlete kendi ailesinden, duygularından, ihtiyaçlarından daha çok değer veriyor.Den Staat über seine eigene Familie zu stellen über seine eigenen Gefühle, seine eigenen Bedürfnisse
Devlete kendi ailesinden, duygularından, ihtiyaçlarından daha çok değer veriyor.Postawił sprawy państwa ponad swoją rodzinę, ponad swe uczucia i potrzeby.
Devlete kendi ailesinden, duygularından, ihtiyaçlarından daha çok değer veriyor.Tím stát nadřadil své vlastní rodině, svým vlastním pocitům, svým vlastním potřebám.
Devlete kendi ailesinden, duygularından, ihtiyaçlarından daha çok değer veriyor.Ставлячи державу вище власної сім'ї, власних почуттів та власних потреб.
Doğru hakkında derinden karışık duygulara sahibiz.Chúng ta mâu thuẫn sâu sắc về sự thật.
Doğru hakkında derinden karışık duygulara sahibiz.Der Wahrheit stehen wir äußerst ambivalent gegenüber.
Doğru hakkında derinden karışık duygulara sahibiz.Jsme těžce rozpolcení co se pravdy týče.
Doğru hakkında derinden karışık duygulara sahibiz.Kita benar-benar mempertentangkan kenyataan.
Doğru hakkında derinden karışık duygulara sahibiz.우리는 진실에 대해 깊게 상반되는 생각을 가지고 있죠
Doğru hakkında derinden karışık duygulara sahibiz.K pravde sa staviame veľmi ambivalentne.
Doğru hakkında derinden karışık duygulara sahibiz.Mamy ambiwalentne uczucia wobec prawdy.
Doğru hakkında derinden karışık duygulara sahibiz.Mélyen ambivalens kapcsolatban vagyunk az igazsággal.
Doğru hakkında derinden karışık duygulara sahibiz.Nous sommes profondément ambivalents au sujet de la vérité.
Doğru hakkında derinden karışık duygulara sahibiz.Siamo profondamente ambivalenti riguardo alla verità.
Doğru hakkında derinden karışık duygulara sahibiz.Somos profundamente ambiguos sobre la verdad.
Doğru hakkında derinden karışık duygulara sahibiz.Somos profundamente ambivalentes acerca da verdade.
Doğru hakkında derinden karışık duygulara sahibiz.Suntem ambivalenţi față de adevăr.
Doğru hakkında derinden karışık duygulara sahibiz.Vi är djupt ambivalenta inför sanningen.
Doğru hakkında derinden karışık duygulara sahibiz.Vi er utrolig ambivalente omkring sandheden.
Doğru hakkında derinden karışık duygulara sahibiz.We staan zeer ambivalent tegenover de waarheid.
Doğru hakkında derinden karışık duygulara sahibiz.Είμαστε πολύ αμφίθυμοι απέναντι στην αλήθεια.
Doğru hakkında derinden karışık duygulara sahibiz.Истината за нас има двойствен характер.
Doğru hakkında derinden karışık duygulara sahibiz.Ми геть неоднозначно ставимось до правди.
Doğru hakkında derinden karışık duygulara sahibiz.По поводу правды мы глубоко противоречивы.
Doğru hakkında derinden karışık duygulara sahibiz.אנחנו אמביוולנטיים מאד לגבי האמת.
Doğru hakkında derinden karışık duygulara sahibiz.نتناقض بشدة حول الحقيقة.
Doğru hakkında derinden karışık duygulara sahibiz.私たちは必要にせまられて
Durkheim yoğun ortak duygularla ilgili더크하임은 개인이 그룹을 만드는 이유인 "여럿으로 이루어진 하나(E Pluribus Unum)의
Durkheim yoğun ortak duygularla ilgiliדורקהיים כתב על קבוצה של רגשות קבוצתיים עזים
Durkheim yoğun ortak duygularla ilgiliكَتبَ دوركهايم يقول عن التكاتف الإجتماعي
Durkheim yoğun ortak duygularla ilgili一揃いの強烈な集合的感情について そして「多くから作られた一つ」という奇跡を成し遂げるのです、
Düşünceleri, duyguları, zamanı, eylemleri, tepkileri, etkileşimleri, değişimi, umudu algılayan benim.Ja som pozorovateľ myšlienok, pocitov, času, činností, reakcií, interakcií, zmeny, nádeje.
Düşünceleri, duyguları, zamanı, eylemleri, tepkileri, etkileşimleri, değişimi, umudu algılayan benim."Я есть" воспринимающий мысли, эмоции, время, действия, реакции, взаимодействия, изменения, надежды.
Düşünceleri, duyguları, zamanı, eylemleri, tepkileri, etkileşimleri, değişimi, umudu algılayan benim.行動、反応、相互作用 変化や希望を知覚する 私は信念すらも知覚する
Duygularıma kapılırım, düşünmem.Když mi řidiči zastavovali, nepřemýšlela jsem o tom.
Duygulara inanmam.En usko tunteisiin.
Duygulara inanmam.Ich glaube nicht an Gefühle.
Duygulara inanmam.Ik geloof niet in gevoelens.
Duygulara inanmam.Já nevěřím na pocity.
Duygulara inanmam.Ja neverím na pocity.
Duygulara inanmam.Je ne crois pas aux sentiments.
Duygulara inanmam.Nem hiszek az érzelmekben.
Duygulara inanmam.No creo en sentimientos.
Duygulara inanmam.Non credo a quello che uno sente.
Duygulara inanmam.Nu cred în impresii.
Duygulara inanmam.Saya tidak percaya pada perasaan.
Duygulara inanmam.Tôi không tin vào cảm tính.
Duygulara inanmam.Δεν πιστεύω στις αισθήσεις.
Duygulara inanmam.Не вярвам в чувства.
Duygulara inanmam.Я не вірю в відчуття.
Duygulara odaklandığını görünce çok mutlu oldum.Ich habe mich sehr gefreut als er seinen Fokus auf die Emotionen gelegt hat.
Duygulara odaklandığını görünce çok mutlu oldum.Jsem velmi šťastný, když se zaměřuje na emoce.
Duygulara odaklandığını görünce çok mutlu oldum.Ucieszyłem się gdy skupił się na emocjach.
Duygulara odaklandığını görünce çok mutlu oldum.Με χαροποίησε όταν εστίασε στα αισθήματα.
Duygulara önem verilmiş.Encore plus d'intérêt dans l'émotion.
Duygulara önem verilmiş.Mas interes en la emoción.
Duygulara önem verilmiş.Більше зацікавленості в емоціях.
Duygulara önem verilmiş.(Ж) Здесь больше интереса к чувствам.