duyguları ile cümle

duyguları kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
9
HARF
4
HECE
10
ORT. KELİME
Pekala, şimdi bu oyunu oynasaydık, duygularımızla oyuna yön verecektik.OK, takže budeme emocionálně navigovat, kdybychom hráli tuto hru, to je to, co budeme dělat.
Pekala, şimdi bu oyunu oynasaydık, duygularımızla oyuna yön verecektik.Så vi får navigera känslomässigt, vilket är vad vi gör om vi spelar spelet.
Pekala, şimdi bu oyunu oynasaydık, duygularımızla oyuna yön verecektik.Εντάξει, έτσι μεταβαίνουμε σε συναισθηματική πλοήγηση. Αν παίζαμε το παιχνίδι αυτό θα κάναμε.
Pekala, şimdi bu oyunu oynasaydık, duygularımızla oyuna yön verecektik.Ще навигираме емоционално - това щяхме да правим, ако играехме играта.
Pekala, şimdi bu oyunu oynasaydık, duygularımızla oyuna yön verecektik.אם היינו משחקים את המשחק, זה מה שהיינו עושים.
Pekala, şimdi bu oyunu oynasaydık, duygularımızla oyuna yön verecektik.لو قمنا بلعب اللعبة التي نفعلها.
Pekala, şimdi bu oyunu oynasaydık, duygularımızla oyuna yön verecektik.もっと知りたいと思うようになります。その場合は
Peki ama nedir bu, bir aşık mı? Sen duyguları var mı?إذا ما هو عليه، وكنت الوقوع في الحب مع واحدة؟ حصلت على المشاعر؟
PM: Tamam, bu duyguların doğrulundan şüphe duyamayız.Fără îndoială sunt sentimente sincere.
PM: Tamam, bu duyguların doğrulundan şüphe duyamayız.자, 이 감정에 담긴 진실성에 대해선 의심의 여지가 없습니다
PM: Tamam, bu duyguların doğrulundan şüphe duyamayız.Oké, niemand zal de waarachtigheid van deze emoties betwijfelen.
PM: Tamam, bu duyguların doğrulundan şüphe duyamayız.Prawdziwość tych uczuć nie pozostawia wątpliwości.
PM: Tamam, bu duyguların doğrulundan şüphe duyamayız.פ.מ: או.קיי, אי אפשר לפקפק באמיתות של הרגשות האלו.
PM: Tamam, bu duyguların doğrulundan şüphe duyamayız.باميلا ميير: حسنا، ليس هناك شك في صحة تلك العواطف.
PM: Tamam, bu duyguların doğrulundan şüphe duyamayız.真実がどのように表されるのかについての
Politik güç. Kurbanların duyguları.Há as emoções das vítimas.
Profesör Persinger, yaratıcılığın, duyguların ve fantazinin kaynağına ulaşmış.Je crois à l'immensité de l'univers, à l'infinie, je crois à la famille et aux amis
Rahatsız olan sen değil misin ? genç insanları ve onların falanca duyguları hakkında hiçbirşey bilmiyorum.A to nie ty, któremu jest niekomfortowo? Nic nie wiem o młodych ludziach rozmawiających o swoich uczuciach.
Rahatsız olan sen değil misin ? genç insanları ve onların falanca duyguları hakkında hiçbirşey bilmiyorum.Bist du es nicht, für den es unangenehm ist? Ich weiß nichts darüber über junge Leute und über ihre Gefühle...
Rahatsız olan sen değil misin ? genç insanları ve onların falanca duyguları hakkında hiçbirşey bilmiyorum.Bukankah kau yang merasa tidak nyaman? Saya tidak mengerti anak anak muda dan perasaan meraka sepertinya....
Rahatsız olan sen değil misin ? genç insanları ve onların falanca duyguları hakkında hiçbirşey bilmiyorum.Nem te érzed magad kényelmetlenül? Nem tudok semmit sem a fiatalokról sem pedig az ilyen olyan érzelmeikről.
Rahatsız olan sen değil misin ? genç insanları ve onların falanca duyguları hakkında hiçbirşey bilmiyorum.N'est-ce pas toi qui es mal à l'aise ? Je ne sais pas comment les jeunes parlent de leurs sentiments
Rahatsız olan sen değil misin ? genç insanları ve onların falanca duyguları hakkında hiçbirşey bilmiyorum.Non sei tu a sentirti incomodo? Non ci capisco molto dei problemi dei giovani e dei loro sentimenti.
Rahatsız olan sen değil misin ? genç insanları ve onların falanca duyguları hakkında hiçbirşey bilmiyorum.Δεν είσαι εσύ αυτός που νιώθεις άβολα; Δεν ξέρω τίποτα για τους νέους<br /> και τα συναισθήματά τους.
Rahatsız olan sen değil misin ? genç insanları ve onların falanca duyguları hakkında hiçbirşey bilmiyorum.А не ты ли себя не ловко чувствуешь? Я конечно мало что знаю о молодеже их чувствах.
Rahatsız olan sen değil misin ? genç insanları ve onların falanca duyguları hakkında hiçbirşey bilmiyorum.اليس انت الذي لا تشعر بالراحه؟ انا لا اعلم عنكم ايها الصغار و مشاعركم و الخ
Rahatsız olan sen değil misin ? genç insanları ve onların falanca duyguları hakkında hiçbirşey bilmiyorum.若いもんや気持ちがどうのこうのということは わしには分からん お前は運命に従うまでだろう
RB: Gördüğünüz gibi duygularını suratıyla ve sesindeki tonlama ile ifade ediyor.Así que está expresando su emoción mediante su cara y la prosodia en su voz.
RB: Gördüğünüz gibi duygularını suratıyla ve sesindeki tonlama ile ifade ediyor.이렇게 로봇은 자신의 얼굴과 목소리의 변화를 통해서
RB: Gördüğünüz gibi duygularını suratıyla ve sesindeki tonlama ile ifade ediyor.Nó thể hiện cảm xúc qua khuôn mặt và âm điệu trong giọng nói của nó.
RB: Gördüğünüz gibi duygularını suratıyla ve sesindeki tonlama ile ifade ediyor.Sta esprimendo le sue emozioni attraverso la faccia e la prosodia della voce.
RB: Gördüğünüz gibi duygularını suratıyla ve sesindeki tonlama ile ifade ediyor.Takže vyjadruje emóciu prostredníctvom jeho tváre a prozódie v jeho hlase.
RB: Gördüğünüz gibi duygularını suratıyla ve sesindeki tonlama ile ifade ediyor.Tedy vyjadřuje své emoce skrze tvář a hlasovou prozódii.
RB: Gördüğünüz gibi duygularını suratıyla ve sesindeki tonlama ile ifade ediyor.Итак, он выражает свои эмоции через лицо и просодию в голосе.
RB: Gördüğünüz gibi duygularını suratıyla ve sesindeki tonlama ile ifade ediyor.Той изразява емоцията си чрез лицето и прозодията в гласа си.
RB: Gördüğünüz gibi duygularını suratıyla ve sesindeki tonlama ile ifade ediyor.ר.ב: אז הוא מבטא את רגשותיו דרך פניו
RB: Gördüğünüz gibi duygularını suratıyla ve sesindeki tonlama ile ifade ediyor.رودني: إذاً فانه يعبّر عن مشاعره عبر وجهه
Sadece duygularının onu götürdüğü yere koşuyor.Csak az érzései után megy.
Sadece duygularının onu götürdüğü yere koşuyor.Elle ne suit que ses émotions.
Sadece duygularının onu götürdüğü yere koşuyor.Απλά τρέχει τριγύρω όταν την συνεπαίρνουν τα συναισθήματα της.
Sadece duygularının onu götürdüğü yere koşuyor.تذهب حيث مشاعرها تقودها
Sahip olduğum bütün duyguların aslında sinir iletimi olmasını kabul etmek çok zor.Ciężko jest mi wierzyć, że wszystkie uczucia, które posiadam, to tylko połaczenie między nerwami.
Sahip olduğum bütün duyguların aslında sinir iletimi olmasını kabul etmek çok zor.Ich denke es ist schwer zu glauben, dass all die Gefühle die ich habe nur Nerven Verbindungen sind.
Sahip olduğum bütün duyguların aslında sinir iletimi olmasını kabul etmek çok zor.Je pro mě těžké uvěřit, že všechno, co cítím jsou vlastně jenom nervová spojení.
Sahip olduğum bütün duyguların aslında sinir iletimi olmasını kabul etmek çok zor.Δυσκολεύομαι να πιστέψω ότι όλα τα συναισθήματα που έχω είναι απλά συνάψεις νευρώνων.
Sahip olduğum bütün duyguların aslında sinir iletimi olmasını kabul etmek çok zor.Мне сложно поверить, что все чувчтва, которые у меня есть, это только лишь нервные соединения.
Sana olan duygularımın değişip değişmediğini anlamaya çalışıyorsan... ...yapma.Ha próbára tesz, hogy lássa, változtak-e az érzéseim, hát mondjon le róla.
Sana olan duygularımın değişip değişmediğini anlamaya çalışıyorsan... ...yapma.Jika kau mencoba apakah perasaanku berubah!,
Sana olan duygularımın değişip değişmediğini anlamaya çalışıyorsan... ...yapma.Nếu như cô chỉ là muốn thử thách tôi có thật lòng hay không, thì không cần đâu
Sana olan duygularımın değişip değişmediğini anlamaya çalışıyorsan... ...yapma.Se stai cercando di capire se i miei sentimenti sono cambiati, non farlo.
Sana olan duygularımın değişip değişmediğini anlamaya çalışıyorsan... ...yapma.Si vous me testez pour voir si mes sentiments ont changé, arrêtez.
Sana olan duygularımın değişip değişmediğini anlamaya çalışıyorsan... ...yapma.إذا كنتِ تحاولين أن تري هل تغيرت مشاعري أم لا
Sanatçı burada her iki figürün duygularını hassasiyetle yansıtmış, .Scéna tak překrásného vyslovení takto vyobrazená je důkazem citlivosti umělcova zpracování gest.
Sen, bağımlılık ve zaman hissinin, duyguların, hislerin ve anıların tanığı olansın.Ez vagy. Ez a legeslegmélyebb igazságod.
Sen, bağımlılık ve zaman hissinin, duyguların, hislerin ve anıların tanığı olansın.Tú eres testigo del sentido de adicción, de tiempo, de sentimientos, de emoción, de memoria.
Sen, bağımlılık ve zaman hissinin, duyguların, hislerin ve anıların tanığı olansın.Tu es le témoin de la sensation de l'addiction, du temps, des sentiments, de l'émotion, de la mémoire,
Sen, bağımlılık ve zaman hissinin, duyguların, hislerin ve anıların tanığı olansın.Tu sei il testimone del senso della dipendenza, del tempo, dei sentimenti, delle emozioni, della memoria.
Sen, bağımlılık ve zaman hissinin, duyguların, hislerin ve anıların tanığı olansın.Ty jsi svědkem uvědomění závislosti, času, pocitů, emocí, paměti.
Sen benim duygularımı bilmiyorsun.Anh không hiểu cảm giác của em.
Sen benim duygularımı bilmiyorsun.Du kennst meine Gefühle nicht.
İlgili Sayfalar