duyguları ile cümle

duyguları kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
9
HARF
4
HECE
7
ORT. KELİME
Neden duygularımızı yansıtırız?Prečo prejavujeme city?
Neden duygularımızı yansıtırız?Tại sao ta thể hiện cảm xúc?
Neden duygularımızı yansıtırız?Waarom tonen we onze gevoelens?
Neden duygularımızı yansıtırız?Wieso zeigen wir unsere Emotionen?
Neden duygularımızı yansıtırız?Γιατι ομως εκφραζουμε τα συναισθηματα μας;
Neden duygularımızı yansıtırız?Защо показваме емоциите си?
Neden duygularımızı yansıtırız?Но почему человек их выставляет?
Neden duygularımızı yansıtırız?ולבסוף, התעניינו ברגשות.
Neden duygularımızı yansıtırız?لماذا نقوم بإظهار مشاعرنا؟
Neden duygularımızı yansıtırız?怒りや幸福感など心の中の感情を体験することに
O an hayatımın bittiğini sandım. Fakat duygularımı kontrol etmeyi başardım ve tüm soruları yanıtladım.Azt hittem vége az életemnek, de sikerült leküzdenem felindultságom, és válaszoltam a kérdésekre.
O an hayatımın bittiğini sandım. Fakat duygularımı kontrol etmeyi başardım ve tüm soruları yanıtladım.Jag trodde mitt liv var slut, men jag lyckades kontrollera alla känslor inom mig och svara på frågorna.
O an hayatımın bittiğini sandım. Fakat duygularımı kontrol etmeyi başardım ve tüm soruları yanıtladım.Jeg troede mit liv var forbi, men jeg formåede at kontrollere alle mine følelser og besvare spørgsmålene.
O an hayatımın bittiğini sandım. Fakat duygularımı kontrol etmeyi başardım ve tüm soruları yanıtladım.Luulin elämäni olevan lopussa, mutta kykenin hillitsemään sisäiset tunteeni ja vastaamaan kysymyksiin.
O an hayatımın bittiğini sandım. Fakat duygularımı kontrol etmeyi başardım ve tüm soruları yanıtladım.Myślałam, że już po mnie, ale udało mi się powstrzymać emocje i odpowiedzieć na pytania.
O an hayatımın bittiğini sandım. Fakat duygularımı kontrol etmeyi başardım ve tüm soruları yanıtladım.Myslela jsem, že můj život skončil, ale zvládla jsem své pocity usměrnit a odpověděla jsem na všechny otázky.
O an hayatımın bittiğini sandım. Fakat duygularımı kontrol etmeyi başardım ve tüm soruları yanıtladım.Myslela som si, že sa môj život skončil, ale podarilo sa mi ovládnuť emócie a zodpovedať všetky otázky.
O an hayatımın bittiğini sandım. Fakat duygularımı kontrol etmeyi başardım ve tüm soruları yanıtladım.Pensé que mi vida iba a terminar, pero logré controlar mis emociones y contesté las preguntas.
O an hayatımın bittiğini sandım. Fakat duygularımı kontrol etmeyi başardım ve tüm soruları yanıtladım.Я думала, что мне конец, но смогла не выдать свои эмоции и ответить на вопросы.
O, bütün algılama duygularını sağlar. Kendimi suçlamıyorum ama kendimi aklanmaya da çalışmıyorum.Con không trách cứ bản thân những cũng không thấy thanh thản.
O, bütün algılama duygularını sağlar. Kendimi suçlamıyorum ama kendimi aklanmaya da çalışmıyorum.- lch fühle mich nicht schuldig, aber ich spreche mich auch nicht frei.
Oksitosin düzeyindeki artış empati duygularını öngördü.Ændringen i oxytocin forudsagde mængden af empati.
Oksitosin düzeyindeki artış empati duygularını öngördü.A mudança na oxitocina previu as suas emoções de empatia.
Oksitosin düzeyindeki artış empati duygularını öngördü.Az oxytocin-szint megváltozása előre vetítette az empátiás készségüket.
Oksitosin düzeyindeki artış empati duygularını öngördü.De wijziging in de oxytocine voorspelde hun gevoelens van empathie.
Oksitosin düzeyindeki artış empati duygularını öngördü.Die Änderung des Oxytocinlevels prognostizierte ihr Mitgefühl.
Oksitosin düzeyindeki artış empati duygularını öngördü.Il cambiamento nell'ossitocina testimoniava i loro sentimenti di empatia.
Oksitosin düzeyindeki artış empati duygularını öngördü.옥시토신의 변화가 감정이입의 그들의 감정을 예측합니다
Oksitosin düzeyindeki artış empati duygularını öngördü.Le changement du taux d'ocytocine prédisait leur sentiment d'empathie.
Oksitosin düzeyindeki artış empati duygularını öngördü.Los niveles de oxitocina predijeron sentimientos de empatía.
Oksitosin düzeyindeki artış empati duygularını öngördü.Muutos tasossa ennusti heidän tunteensa empatiasta.
Oksitosin düzeyindeki artış empati duygularını öngördü.Perubahan kadar oksitosin itu memperkirakan empati mereka.
Oksitosin düzeyindeki artış empati duygularını öngördü.Schimbarea nivelului de oxitocină le influența gradul de empatie.
Oksitosin düzeyindeki artış empati duygularını öngördü.Sự thay đổi mức oxytocin có thể dự báo được sự cảm thông của họ.
Oksitosin düzeyindeki artış empati duygularını öngördü.Změna oxytocinu předpověděla jejich pocity empatie.
Oksitosin düzeyindeki artış empati duygularını öngördü.Zmena oxytocínu predurčovala ich pocity empatie.
Oksitosin düzeyindeki artış empati duygularını öngördü.Zmiana poziomu oksytocyny zapowiadała to, że będą odczuwać empatię.
Oksitosin düzeyindeki artış empati duygularını öngördü.Η αλλαγή στην ωκυτοκίνη προέβλεπε τα συναισθήματα της ενσυναίσθησης.
Oksitosin düzeyindeki artış empati duygularını öngördü.Зміни в рівні оксицотину дозволяли передбачити їхнє співчуття.
Oksitosin düzeyindeki artış empati duygularını öngördü.Изменения в уровне окситоцина предсказывали их сочувствие.
Oksitosin düzeyindeki artış empati duygularını öngördü.Промяната в окситоцина предсказа тяхното съчувствие.
Oksitosin düzeyindeki artış empati duygularını öngördü.השינוי באוקסיטוצין ניבא נכון את תחושות ההזדהות הרגשית שלהם.
Oksitosin düzeyindeki artış empati duygularını öngördü.إن التغيير في مستوى الأوكسيتوسين إنعكس فوراً على مشاعر التعاطف لديهم.
Oksitosin düzeyindeki artış empati duygularını öngördü.共感をどれほど感じているかわかりました 共感こそが人を他者と
Ölüme yaklaştıran deneyimler arı duyguları su yüzüne çıkarır.C'est peut-être moi qui suis normal.
O'na karşı bu tür duygularım yokAku tidak punya perasaan apa-apa padanya.
O'na karşı bu tür duygularım yokIch habe nicht solche Gefühle für ihn.
O'na karşı bu tür duygularım yokIk heb niet die gevoelens voor hem.
O'na karşı bu tür duygularım yokJag har inte dom känslorna för honom.
O'na karşı bu tür duygularım yokMình không có cảm giác với cậu ấy.
O'na karşı bu tür duygularım yokNie czuje do niego nic wielkiego
O'na karşı bu tür duygularım yokNon ho quei sentimenti per lui.
O'na karşı bu tür duygularım yokNu am acele sentimente pentru el.
O'na karşı bu tür duygularım yokΔεν αισθάνομαι κάτι γι'αυτόν.
O'na karşı bu tür duygularım yokУ меня нет к нему этих чувств.
O'na karşı bu tür duygularım yok.אני לא מרגישה כלפיו מה שהוא מרגיש כלפיי
O'na karşı bu tür duygularım yokليس لدي ذلك الشعور من ناحيته
O'na karşı bu tür duygularım yok突然のプロポ-ズなんて受けられないよ
Onunla hiç bir zaman çıkmadık. Bu çok önemli bir durum. Duygularını ona itiraf etmeye çalıştın mı?En ole ikinä käynyt treffeillä hänen kanssaan. se on vakava syy. oletko yrittänyt kertoa tunteistasi?
Onun nasıl dans ettiğine bakabilirim... (Gülüşmeler) Duygularını nasıl gösterdiğine, nasıl kavga ettiğine.E posso vedere come potrebbe ballare... (Risate) come potrebbe mostrare emozioni, come potrebbe lottare.
İlgili Sayfalar