duyguları ile cümle
duyguları kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
9
HARF
4
HECE
9
ORT. KELİME
Her ikisinin de öne sürdükleri şey, davranışın, duyguları belirlediğidir.Ove dvije funkcije uzajamno se kompenziraju, isto kao što to rade mišljenje i osjećaji.
Başlangıçta Burton, önceki filme dair karışık duyguları olduğu için devam filmini yönetmeyi istemedi.Burton isprva nije htio režirati nastavak zbog podijeljenih mišljenja o prethodnom filmu.
Diğerlerinin duygularını hissederim.Osebujna su osjećaja vremena.
Jackson Rathbone, Jasper Hale: Cullen ailesinin duyguları yönlendirebilen üyesi.Jackson Rathbone kao Jasper Hale, je član obitelji Cullen koji može upravaljati emocijama.
O anki görünüşleri o an hissetikleri duyguları yansıtır.Njene fotografije iz ovog perioda reflektiraju njezin tadašnji način života.
Manon ayrılırken Des Grieux ona karşı duygularını açıklayan bir şarkı söylemeye başlar.Manon odchádza a Des Grieux spieva o svojich citoch k nej.
Jackson Rathbone, Jasper Hale: Cullen ailesinin duyguları yönlendirebilen üyesi.Jackson Rathbone ako Jasper Hale, člen rodiny Cullenovcov, ktorý vie manipulovať emóciami.
Duygularımı tarif edemiyorum.Kráľ nedal najavo svoje pocity.
Ülkede milliyetçi duyguların güçlenmesine katkıda bulundu.To veľmi posilnilo nacionalistické nálady v krajine.
Wordsworth'a göre şiir duyguların akışıdır.Múdrosť sa podľa Wordswortha rodí v básnikovej obrazotvornosti.
Duyguları harekete geçiren.Zvládanie emócií.
Aşkın tarafında yer tutan Murat aslında kendi duygularının farkında değildir, tıpkı Duygu gibi.Prekvapený Simplicius si jeho vplyvom uvedomí, že on vlastne ani nevie čo je to láska.
Şarkı, her iki sanatçının da diğerinin sesini duymaktan duygularını anlattığı şarkının gücüyle ilgileniyor.Slová piesne sú rozprávaním toho, čo obaja počas tanca cítili.
Mello sıklıkla duygularının onu mutlu etmesine izin verir.Napriek tomu má Amélia niekoľko vecí, ktoré jej spôsobujú radosť.
Duyguların bu kadar güzel ve derin hissedildiği.Jej poézia sa vyznačuje hlboko prežívanými a citovými zážitkami.
Düşünce ve duyguların merkezi, beyin değil, kalp olarak görüldü.Središče razmišljanja in čustev je bilo v srcu in ne v možganih.
Birilerinin duygularını bir şekilde istismar ettiysem çok özür dilerim.Torej lahko interpretacijo čustev delno sugeriramo .
Duygularımı tarif edemiyorum.Nesugebėjimas išreikšti savo minčių.
Onların gerçek duyguları oldu.Čia jis atskleidžia tikruosius savo jausmus.
Bizler, bunu ancak bazı özel durumlarda, duygularımız aracılığıyla sezebiliriz.Drovumas gali pasireikšti tik kai kuriose situacijose, kai kuriomis aplinkybėmis.
Bu mektup Elizabeth’in Darcy’ye de Wickham’a da olan duygularını yeniden şekillendirmesine neden olur.Samuti usub Elizabeth endiselt härra Wickhami süüdistusi härra Darcy kohta.
18 yaşındayken, erkek arkadaşlarım duygularını ifade edemiyorlardı.18살때, 제 이성친구들은 그들의 감정을 표현할 수 없었고
18 yaşındayken, erkek arkadaşlarım duygularını ifade edemiyorlardı.Când la 18 ani prietenii mei de sex masculin nu puteau să îşi exprime sentimentele...
18 yaşındayken, erkek arkadaşlarım duygularını ifade edemiyorlardı.Cuando, a los 18, mis amigos eran incapaces de expresar sus sentimientos....
18 yaşındayken, erkek arkadaşlarım duygularını ifade edemiyorlardı.Da jeg var 18, kunne mine mandlige venner ikke udtrykke deres følelser...
18 yaşındayken, erkek arkadaşlarım duygularını ifade edemiyorlardı. Feminist olduğuma karar verdim.Ked v 18tich moji mužský kamaráti neboli schopní vyjadriť svoje pocity som sa rozhodla, že som feministka.
18 yaşındayken, erkek arkadaşlarım duygularını ifade edemiyorlardı.Když v osmnácti moji mužští kamarádi nebyli schopní vyjádřit své pocity.
18 yaşındayken, erkek arkadaşlarım duygularını ifade edemiyorlardı.Ketika pada usia 18 tahun, teman-teman pria saya tak mampu menyampaikan perasaan mereka...
18 yaşındayken, erkek arkadaşlarım duygularını ifade edemiyorlardı.Khi lên 18 tuổi, những bạn nam không thể để lộ cảm xúc của họ
18 yaşındayken, erkek arkadaşlarım duygularını ifade edemiyorlardı.Lorsqu"à 18 ans, mes copains étaient incapables d'exprimer leurs sentiments.
18 yaşındayken, erkek arkadaşlarım duygularını ifade edemiyorlardı.När jag var 18 var mina killkompisar oförmögna att uttrycka sina känslor.
18 yaşındayken, erkek arkadaşlarım duygularını ifade edemiyorlardı.Op m'n 18de sloten jongens zich af.
18 yaşındayken, erkek arkadaşlarım duygularını ifade edemiyorlardı.Quando a 18 anni i miei amici maschi non erano in grado di esprimere i propri sentimenti...
18 yaşındayken, erkek arkadaşlarım duygularını ifade edemiyorlardı.Quando, aos 18, meus amigos homens eram incapazes de expressar sentimentos.
18 yaşındayken, erkek arkadaşlarım duygularını ifade edemiyorlardı.Όταν στα 18 μου οι φίλοι μου δεν μπορούσαν να εκφράσουν τα συναισθήματα τους...
18 yaşındayken, erkek arkadaşlarım duygularını ifade edemiyorlardı.В 18 мої друзі-хлопці не могли висловити свої почуття...
18 yaşındayken, erkek arkadaşlarım duygularını ifade edemiyorlardı.В восемнадцать мои друзья-парни не способны были выразить свои чувства.
18 yaşındayken, erkek arkadaşlarım duygularını ifade edemiyorlardı.כשבגיל 18 חברי הבנים לא יכלו לבטא את רגשותיהם...
'Ah, pardon!' Alice o zavallı zarar olduğunu korkuyor, aceleyle ağladı hayvanın duygularını."Åh, jag ber om ursäkt!" Ropade Alice hastigt, rädd att hon hade ont de fattiga djurets känslor.
'Ah, pardon!' Alice o zavallı zarar olduğunu korkuyor, aceleyle ağladı hayvanın duygularını."Åh, undskyld!" Råbte Alice hastigt, bange for, at hun havde slået de fattige dyrets følelser.
'Ah, pardon!' Alice o zavallı zarar olduğunu korkuyor, aceleyle ağladı hayvanın duygularını.'아, 네 뭐라 고요! "앨리스는 그녀가 가난한 사람을 다치게했다는 두려움, 급하게 외쳤다
'Ah, pardon!' Alice o zavallı zarar olduğunu korkuyor, aceleyle ağladı hayvanın duygularını."Ó, bocsánatot kérek!" Kiáltott Alice sietve, attól, hogy ő fájt a szegény állat érzéseit.
'Ah, pardon!' Alice o zavallı zarar olduğunu korkuyor, aceleyle ağladı hayvanın duygularını."Och, przepraszam!" Zawołała Alice pospiesznie, obawiając się, że zranił ubogich zwierząt uczuć.
'Ah, pardon!' Alice o zavallı zarar olduğunu korkuyor, aceleyle ağladı hayvanın duygularını.'Oh, chiedo scusa!' Gridò Alice in fretta, ha paura che aveva fatto male i poveri dell'animale sentimenti.
'Ah, pardon!' Alice o zavallı zarar olduğunu korkuyor, aceleyle ağladı hayvanın duygularını."Oh, ich bitte um Verzeihung!", Rief Alice schnell, aus Angst, dass sie den Armen schaden tierische Gefühle.
'Ah, pardon!' Alice o zavallı zarar olduğunu korkuyor, aceleyle ağladı hayvanın duygularını."Oh, omlouvám se!" Zvolal Alice rychle, strach, že jí bolí chudé zvířecí pocity.
'Ah, pardon!' Alice o zavallı zarar olduğunu korkuyor, aceleyle ağladı hayvanın duygularını."Oh, ospravedlňujem sa!" Zvolal Alice rýchlo, strach, že jej bolí chudobných zvieracie pocity.
'Ah, pardon!' Alice o zavallı zarar olduğunu korkuyor, aceleyle ağladı hayvanın duygularını.'Oh, pardon!' Riep Alice haastig, bang dat ze de armen pijn dier gevoelens.
'Ah, pardon!' Alice o zavallı zarar olduğunu korkuyor, aceleyle ağladı hayvanın duygularını."Oh, Prosim!" Je vzkliknil Alice prenagljeno, strah, da je imela bolelo revne čustva živali.
'Ah, pardon!' Alice o zavallı zarar olduğunu korkuyor, aceleyle ağladı hayvanın duygularını."Oh, pyydän anteeksi!" Huusi Alice hätäisesti, pelkäsin, että hän oli loukkaantunut köyhien eläimen tunteita.
'Ah, pardon!' Alice o zavallı zarar olduğunu korkuyor, aceleyle ağladı hayvanın duygularını."Oh, saya mohon maaf!" Seru Alice buru-buru, takut bahwa ia telah merugikan kaum miskin perasaan hewan.
'Ah, pardon!' Alice o zavallı zarar olduğunu korkuyor, aceleyle ağladı hayvanın duygularını."Oh, scuzaţi-mă!" A strigat Alice în grabă,-e teamă că ea a ranit pe cei săraci animalului sentimente.
'Ah, pardon!' Alice o zavallı zarar olduğunu korkuyor, aceleyle ağladı hayvanın duygularını."Ω, με συγχωρείτε!" Φώναξε Αλίκη βιαστικά, φοβούνται ότι είχε πλήξει τους φτωχούς τα συναισθήματα του ζώου.
'Ah, pardon!' Alice o zavallı zarar olduğunu korkuyor, aceleyle ağladı hayvanın duygularını.- Извика Алис прибързано, страхувайки се, че тя е наранена бедните животното чувства.
'Ah, pardon!' Alice o zavallı zarar olduğunu korkuyor, aceleyle ağladı hayvanın duygularını."אוי, סליחה!" צעקה אליס בחופזה, חושש שהיא פגעה העניים
'Ah, pardon!' Alice o zavallı zarar olduğunu korkuyor, aceleyle ağladı hayvanın duygularını."أوه ، عفوا! أليس بكى على عجل ، ويخاف أنها تضر بالفقراء
'Ah, pardon!' Alice o zavallı zarar olduğunu korkuyor, aceleyle ağladı hayvanın duygularını.動物の気持ち。 "私はとてもあなたが猫を好きではなかった忘れてしまった。"
Ama bu, onların duygularını ifade etmedikleri ya da duygusuz oldukları anlamına gelmez.No signifique que ellos no muestren sus emociones ni sean emocionales,
Ama Geon'umuzun... ...boyu aynı... ...duyguları aynı... ...hiç değişmiyorsun.De a mi Geonunk... A magasságod ugyanakkora, a vágyaid nem változtak, ugyanabban a helyzetben vagy.
Ama Geon'umuzun... ...boyu aynı... ...duyguları aynı... ...hiç değişmiyorsun...غون مازال بنفس المقاس مشاعره لم تتغير
İlgili Sayfalar