Hasta olduğunuzu duydum.I hear that you've been ill.
Oğlunuz öğrenci hareketi içinde yer aldı, ben duydum.Your son took part in the student movement, I hear.
Onu senden duydum.I heard it from you.
Okul zilinin çaldığını duydum.I heard the school bell ring.
Yere bir şeyin düştüğünü duydum.I heard something fall to the ground.
Uzakta gök gürlediğini duydum.I heard it thunder in the distance.
Uzakta bir silahın patladığını duydum.They heard a gun go off in the distance.
Uzakta bir köpeğin havladığını duydum.I heard a dog barking in the distance.
İstasyonun önünde kalabalıktaki birinin benim adımı seslendiğini duydum.I heard someone in the crowd outside the station call my name.
Duydum ki İngiliz insanlarla arkadaşlık kurmak zaman alıyor.I hear it takes time to make friends with the English people.
Sürücü ehliyetini iptal ettirmişsin diye duydum.I hear you had your driver's license canceled.
Robert'n hasta olduğunu duydum.I hear Robert is sick.
Telsizi dinlerken telefonun çaldığını duydum.Listening to the radio, I heard the telephone ring.
O, Avrupa'dayken birtakım talihsizliklerle karşılaştığını duydum.I hear he met with some kind of misfortune while he was in Europe.
Ben onunla hâlâ arkadaşlık ettiğini duydum.I hear you are still associating with him.
Bob ve Lucy'nin ayrıldıklarını duydum.I hear that Bob and Lucy have broken up.
Onların Yeni Zelanda'dadaki tüneller ile ilgili çok sayıda sorunları olduklarını duydum.I hear they have a lot of problems with the tunnels in New Zealand.
Nancy'nin çok güzel olduğunu duydum.I hear that Nancy is very pretty.
Tom'un derste horladığını duydum.I heard Tom snoring during the class.
Tom'u sınıfta horlarken duydum.I heard Tom snoring during the class.
Tom'un zengin bir kadınla evliliğini duydum.I've heard of Tom's marriage to a rich woman.
Kapının kapandığını duydum.I heard the door close.
Tam o anda, telefonun çaldığını duydum.Just then, I heard the telephone ring.
Birisinin yardım çağrısında bulunduğunu duydum.He heard someone calling for help.
Ben şimdi bir silah sesi duydum.I heard a shot just now.
Hikayeyi duydum.I have heard the story.
Haberi söylentilerden duydum.I heard the news through the grapevine.
Ben onun Hokkaido'dan Kyushu'ya bisikletle gittiğini duydum.I hear he traveled by bicycle from Hokkaido to Kyushu.
Ben haberi radyoda duydum.I heard the news on the radio.
Onun hakkında her şeyi duydum.I've heard all about it.
Steve, ailenin bebeği olduğunu duydum.Steve, I heard you were the baby of the family.
John'un Bay Brown ile konuştuğunu duydum.I heard John speak to Mr Brown.
Bunu güvenli bir kaynaktan duydum.I heard this from a safe source.
Bunun son on yılda yaşadığımız en soğuk kış olduğunu duydum.I hear this is the coldest winter we have had in the past ten years.
Bana inanabilirsin, çünkü bu haberi ilk elden duydum.You can believe me, because I heard this news first hand.
Carol ve Will'in ayrıldığını duydum.I heard that Carol and Will have split up.
Garajdan gelen garip bir ses duydum.I heard a strange sound coming from the garage.
Sizinle tanışmaktan onur duydum.I am honored to meet you.
Sizin hakkınızda çok şey duydum.I've heard a lot about you.
Senin hakkında çok şey duydum.I've heard a lot about you.
Senin hakkında oldukça çok şey duydum.I have heard quite a lot about you.
Bir kurt uluması duydum.I heard a wolf crying.
Owen'la aranızın iyi olmadığını duydum.I hear you're on bad terms with Owen.
Onun "sadece arkadaş olalım" diyerek onu başından savdığını duydum.I heard she brushed him off, saying "Let's just be friends."
Siz Amerikalıların bir yerden bir yere taşınmayı sevdiğinizi duydum.I hear you Americans like to move from place to place.
Partide huzursuz hissettiğini duydum.I hear that you felt ill at ease at the party.
Senin hakkında duydum.I've heard about you.
Senin hakkında sık sık duydum.I've often heard about you.
Ön kapının çarptığını duydum.I heard the front door slam.
Kapının çaldığını duydum. Git ve kim olduğuna bak.I heard the doorbell ring. Go and see who it is.
Ben kapının açıldığını duydum.I heard the door open.
Kapıda bir vurma sesi duydum.I heard a knock at the door.
Çok para kazandığını duydum.I heard you're raking in the money.
Az önce rahatsız edici bir söylenti duydum.I've just heard a disturbing rumor.
Bunun bizim yirmi yıl içerisinde yaşadığımız en soğuk kış olduğunu duydum.This is the coldest winter we have had in twenty years, I hear.
Kalabalık otobüste birinin adımı seslendiğini duydum.I heard someone call my name in the crowded bus.
Kazayı dün ilk kez duydum.I heard about the accident for the first time yesterday.
Haberi sadece dün duydum.It was only yesterday that I heard the news.
Takımımızın kazandığı haberini duydum.I heard the news that our team had won.
Tavan arasında bir gürültü duydum gibi geliyor.It seems to me that I heard a noise in the attic.