Yakınlarda Bill Gates'den duyduk.Wir haben kürzlich von Bill Gates gehört.
Yakınlarda Bill Gates'den duyduk.Ακούσαμε το Μπιλ Γκέιτς πρόσφατα.
Yakınlarda Bill Gates'den duyduk.Мы недавно слышали новости о Билле Гейтсе.
Yakınlarda Bill Gates'den duyduk.Наскоро чухме нещо от Бил Гейтс.
Yakınlarda Bill Gates'den duyduk.שמענו את ביל גייטס לאחרונה.
Yakınlarda Bill Gates'den duyduk.لقد أتتنا مؤخراً أخبارٌ عن بيل غيتس.
Yakınlarda Bill Gates'den duyduk.私たちは皆ある程度
Yaptığımızdan heyecan duyduk çünkü insan hayatının bu evresinde en kıt bulunan şey zaman.우리는 자금을 모았고 우리는 우리가 한 일에 감격했습니다. 왜냐하면 인생의 이 단계에서는 매우 부족한 자원은 시간이기 때문입니다.
Yaptığımızdan heyecan duyduk çünkü insan hayatının bu evresinde en kıt bulunan şey zaman.We haalden het geld op, en vonden dat erg spannend, want in deze levensfase is tijd het meest schaarse goed.
Yaptığımızdan heyecan duyduk çünkü insan hayatının bu evresinde en kıt bulunan şey zaman.גייסנו את הכסף, ואנחנו מאושרים מכך, כי בשלב הזה בחיים, המשאב הכי נדיר הוא הזמן.
Yaptığımızdan heyecan duyduk çünkü insan hayatının bu evresinde en kıt bulunan şey zaman.人生のこの時期というのは とにかく時間が貴重ですから そして毎日の営みに本当に情熱を燃やすことができていて
‹‹Ya RAB, bir benzerin yok, senden başka tanrı da yok! Bunu kendi kulaklarımızla duyduk.Herre! Det er ingen som du, og det er ingen Gud foruten dig, efter alt det vi har hørt med våre ører.
‹‹Ya RAB, bir benzerin yok, senden başka tanrı da yok! Bunu kendi kulaklarımızla duyduk.HERRE, ingen är dig lik, och ingen Gud finnes utom dig, efter allt vad vi hava hört med våra öron.
‹‹Ya RAB, bir benzerin yok, senden başka tanrı da yok! Bunu kendi kulaklarımızla duyduk.HERRE! Ingen er som du, og der er ingen Gud uden dig, efter alt hvad vi har hørt med vore Ører.
‹‹Ya RAB, bir benzerin yok, senden başka tanrı da yok! Bunu kendi kulaklarımızla duyduk.Hospodine, nikto nie je tebe rovný, ani niet Boha krome teba podľa všetkého toho, čo sme počuli na svoje uši.
‹‹Ya RAB, bir benzerin yok, senden başka tanrı da yok! Bunu kendi kulaklarımızla duyduk.여호와여 우리 귀로 들은 대로는 주와 같은 이가 없고 주 외에는 참 신이 없나이다
‹‹Ya RAB, bir benzerin yok, senden başka tanrı da yok! Bunu kendi kulaklarımızla duyduk.O GOSPOD, ni ga tebi enakega, tudi ni Boga razen tebe, po vsem, kar smo slišali na ušesa svoja.
‹‹Ya RAB, bir benzerin yok, senden başka tanrı da yok! Bunu kendi kulaklarımızla duyduk.Signore, non esiste uno simile a te e non c'è Dio fuori di te, come abbiamo sentito con i nostri orecchi
‹‹Ya RAB, bir benzerin yok, senden başka tanrı da yok! Bunu kendi kulaklarımızla duyduk.Κυριε, δεν ειναι ομοιος σου, ουδε ειναι Θεος εκτος σου κατα παντα οσα ηκουσαμεν με τα ωτα ημων.
‹‹Ya RAB, bir benzerin yok, senden başka tanrı da yok! Bunu kendi kulaklarımızla duyduk.Господи! Нет подобного Тебе, и нет Бога, кроме Тебя, по всему, что слышали мы своими ушами.
‹‹Ya RAB, bir benzerin yok, senden başka tanrı da yok! Bunu kendi kulaklarımızla duyduk.Господи, няма подобен на Тебе, според всичко, що сме чули с ушите си.
‹‹Ya RAB, bir benzerin yok, senden başka tanrı da yok! Bunu kendi kulaklarımızla duyduk.יהוה אין כמוך ואין אלהים זולתך בכל אשר שמענו באזנינו׃
‹‹Ya RAB, bir benzerin yok, senden başka tanrı da yok! Bunu kendi kulaklarımızla duyduk.يا رب ليس مثلك ولا اله غيرك حسب كل ما سمعناه بآذاننا.
‹‹Ya RAB, bir benzerin yok, senden başka tanrı da yok! Bunu kendi kulaklarımızla duyduk.耶 和 華 阿 、 照 我 們 耳 中 聽 見 、 沒 有 可 比 你 的 、 除 你 以 外 再 無 神
‹‹Ya RAB, bir benzerin yok, senden başka tanrı da yok! Bunu kendi kulaklarımızla duyduk.耶和華 阿 、 照 我 們耳 中 聽見 、 沒 有 可比 你 的 、 除 你 以外 再 無神
Yazılımda girdiye ve devamlı denetlemeye ihtiyaç duyduk ve Dan'in yaptığı şekilleri inceledik.디자인 프로세스의 경우 인풋과 지속적인 카메라 이동이 필요했습니다 소프트웨어에서는 댄의 제스처를 볼 수 있습니다
Yazılımda girdiye ve devamlı denetlemeye ihtiyaç duyduk ve Dan'in yaptığı şekilleri inceledik.On a besoin d'une entrée, d'un système de capture. Et le logiciel regarde les gestes qu'il fait.
Yazılımda girdiye ve devamlı denetlemeye ihtiyaç duyduk ve Dan'in yaptığı şekilleri inceledik.We hadden input nodig, continue opvolging. In de software bekeken we de soorten vormen die hij maakt.
Yazılımda girdiye ve devamlı denetlemeye ihtiyaç duyduk ve Dan'in yaptığı şekilleri inceledik.Χρειαζόμασταν μια εισροή, μια συνεχή παρακολούθηση. Το λογισμικό θα εξέταζε τα είδη των σχημάτων που κάνει.
Yazılımda girdiye ve devamlı denetlemeye ihtiyaç duyduk ve Dan'in yaptığı şekilleri inceledik.תהליך העיצוב. היינו צריכים קלט; נזקקנו למעקב רציף; בתוכנה, אנו רואים את סוגי הצורות שהוא מבצע.
Yazılımda girdiye ve devamlı denetlemeye ihtiyaç duyduk ve Dan'in yaptığı şekilleri inceledik.عملية التصميم. نحن كنا بحاجة لمدخلات، تتبع متواصل في البرمجيات سننظر إلى الأشكال التي يقوم بصنعها
Yazılımda girdiye ve devamlı denetlemeye ihtiyaç duyduk ve Dan'in yaptığı şekilleri inceledik.ソフトウェアはダンの動作のパターンを 認識していました しかし本当に面白い仕事は 技術的な問題の次にやってきます
‹‹Yücesin, ey Egemen RAB! Bir benzerin yok, senden başka Tanrı da yok! Bunu kendi kulaklarımızla duyduk.Herre, HERRE; thi ingen er som du, og der er ingen Gud uden dig efter alt hvad vi har hørt med vore Ører.
‹‹Yücesin, ey Egemen RAB! Bir benzerin yok, senden başka Tanrı da yok! Bunu kendi kulaklarımızla duyduk.여호와 하나님이여 이러므로 주는 광대하시니 이는 우리 귀로 들은 대로는 주와 같은 이가 없고 주 외에는 참 신이 없음이니이다
‹‹Yücesin, ey Egemen RAB! Bir benzerin yok, senden başka Tanrı da yok! Bunu kendi kulaklarımızla duyduk.על כן גדלת אדני יהוה כי אין כמוך ואין אלהים זולתך בכל אשר שמענו באזנינו׃
‹‹Yücesin, ey Egemen RAB! Bir benzerin yok, senden başka Tanrı da yok! Bunu kendi kulaklarımızla duyduk.لذلك قد عظمت ايها الرب الاله لانه ليس مثلك وليس اله غيرك حسب كل ما سمعناه بآذاننا.
‹‹Yücesin, ey Egemen RAB! Bir benzerin yok, senden başka Tanrı da yok! Bunu kendi kulaklarımızla duyduk.主 耶 和 華 阿 、 你 本 為 大 . 照 我 們 耳 中 聽 見 沒 有 可 比 你 的 . 除 你 以 外 再 無 神
‹‹Yücesin, ey Egemen RAB! Bir benzerin yok, senden başka Tanrı da yok! Bunu kendi kulaklarımızla duyduk.主 耶和華 阿 、 你本為大 . 照 我們耳 中聽見沒 有 可比 你 的 . 除 你 以外 再 無神
Zili duyduklarında, besleneceklerini öğreneceklerdi.Aprendían que cuando la campana sonaba, les darían comida.
Zili duyduklarında, besleneceklerini öğreneceklerdi.Ils ont appris que lorsqu'ils entendaient la cloche, ils allaient être nourris.
Zili duyduklarında, besleneceklerini öğreneceklerdi.Impararono che quando sentivano la campana, avrebbero avuto il cibo.
Zili duyduklarında, besleneceklerini öğreneceklerdi.종소리가 들리면 음식을 먹게될 거라는 걸 배우게 되곤 했죠.
Zili duyduklarında, besleneceklerini öğreneceklerdi.Nauczyły się, że dzwonek oznacza, że za chwilę zostaną nakarmione.
Zili duyduklarında, besleneceklerini öğreneceklerdi.Sie lernten, dass wenn sie die Glocke läuten hören, Futter bekommen.
Zili duyduklarında, besleneceklerini öğreneceklerdi.Μάθαιναν ότι όταν άκουγαν το κουδούνι, θα τους δινόταν τροφή.
Zili duyduklarında, besleneceklerini öğreneceklerdi.Звон колокольчика, учились они, означает, что их будут кормить.
Zili duyduklarında, besleneceklerini öğreneceklerdi.הם למדו שכששמעו את הפעמון, הם יקבלו אוכל.
Zili duyduklarında, besleneceklerini öğreneceklerdi.تعلموا أن سماع الجرس يعني حصولهم على طعام.