Bir çatalla duvara vurur ve Pavel duvarın içinde kaybolur.У Бриджит появляется дырка в стене и исчезает бойфренд.
Trajik bir şekilde, Senna 1994 San Marino Grand Prixinde duvara çarparak hayatını kaybetmiştir.Сенна погиб в 1994 году в аварии на Гран-при Сан-Марино в Имоле.
Bu sizi duvara karşı bırakıyor ve benim hoşuma giden şey de bu.أنا أكره الجدار، يؤسفني ذلك.
Caminin çeşmesi duvara bitişiktir.السباح يسبح على مقربة من الجدار في أسرع وقت ممكن.
Asla dinlemiyorsun. Duvara konuşsam daha iyi.إنك لا تنصت مطلقاً. من الأفضل لي أن أتحدث إلى الجدار.
Sonraki hafta Reigns, arka alanda Mahal'a saldırdı ve duvara doğru ona spear yaptı.Na semana seguinte, Reigns atacou Mahal nos bastidores e aplicou o spear no mesmo contra uma parede.
"2. bölüm duvara tosladı"."Nós todos tentávamos subir na parede.
Ekran ayrıca bir duvara monte edilebilir veya bir standa konfigüre edilebilir.O monitor também pode ser montado em uma parede ou ser configurado em um suporte.
Cihaz bir duvara monte edilebilir veya varsayılan olarak tekerlekli dikey bir stand üzerine kurulabilir.O dispositivo pode ser montado em uma parede ou, por padrão, ser montado em um suporte vertical com rodas.
Büyük Galeri’nin başlangıcında, sağda duvara oyulmuş, günümüzde kapalı halde bulunan bir boşluk bulunur.À direita desta porta está o portal principal, fechado atualmente.
Duvara bir tablo asmak için çivi çaktım.Eu preguei um prego na parede para pendurar um quadro.
Biri duvara ismimi yazdı.Alguém escreveu meu nome na parede.
Oda girişinin sağında duvara monte edilmiş genişçe bir veya iki tahta (tabaklık) vardı.Op het afgeknotte schilddak bevinden zich aan de linkerkant twee achthoekige schoorstenen.
Mücadelesiz altı çete üyesi ve bir ziyaretçileri duvara dizilip tarandı.Het boerengezin en een toevallige bezoeker werden tegen de muur gezet.
O, duvara sıkıştırarak tehlikeli bir şekilde Rubens Barrichello’yu engellediği için böyle cezalandırılmıştır.Dankzij deze actie kon Rubens Barrichello opschuiven naar de tweede plaats.
Direksiyonu düzelttikten hemen sonra aracı kaymaya başladı ve hızla bir duvara çarptı.Wagon zaczął zjeżdżać w dół z nadmierną prędkością i uderzył w ścianę.
Yakın geçmişte çıkan Run Lola Run, Good Bye Lenin!, Duvara Karşı.Kända filmer från bolaget är bland andra Heaven, Good Bye, Lenin! och Lola rennt.
Çiftin gölgesi arkadaki duvara yansıyor.Ширми вишикувалися вздовж задньої стіни.
Çocuk duvara bir resim çizdi.Хлопець намалював картину на стіні.
Perona ulaşmak için dokuzuncu ve onuncu peronları ayıran duvara doğru hızla koşmak gerekir.Na toto nástupiště se lze dostat přepážkou mezi nástupišti devět a deset.
Swift duvara yaslanıp ağlar.U řeky Piedra jsem usedla a plakala.
Kanada Grand Prix’inde Villeneuve virajında duvara çarparak yarış dışı kaldı ve puan alamadı.V Kanadské Grand Prix udělal Alonso chybu a ve Villeneuvově zatáčce skončil ve zdi.
Caminin çeşmesi duvara bitişiktir.Na okraji plošiny se táhla obvodová zeď.
İç duvara yazılar yazılarak bu yapı vandalizme uğramıştır.O omítání zdí ve stavebnictví pojednává článek Omítka.
Hamak, evde, karşılıklı iki duvara asılabilir.Capacul se montează pe peretele din față al corpului cu două balamale.
Bir gece, bilinçli olarak arabasıyla duvara çarpar ve kıl payı hayatta kalır.Pe jumătate intenționat, într-o noapte, a intrat cu mașina sa într-un zid.
Hamak, evde, karşılıklı iki duvara asılabilir.Paikoin voi levitetyin käsin ulottua kujan molemmilla puolilla olevien talojen seiniin.
İşte, tam bu sırada duvara gömülü dolap içinde bir kutuda duran babamın usturaları geldi, aklıma.Nykymuodossaan hiidenkiukaan huipulla sijainnut kuoppa sijoittui juuri muurin sisälle.
Atlar mızraklardan oluşan bir duvara doğru koşarak dalmıyorlardı.Vaunuja veti yksi raiteen sivulla kulkeva hevonen.
Elektrik ampülleri kullanılarak 180 yıldızın görüntüsü duvara veriliyordu.Επιπλέον, 180 αστέρες προβάλλονταν στους τοίχους από ηλεκτρικούς λαμπτήρες.
Tom diplomasını duvara astı.Ο Τομ κρέμασε το δίπλωμά του στον τοίχο.
Bu sizi duvara karşı bırakıyor ve benim hoşuma giden şey de bu.Den stiller dig op mod en mur, og det er det, jeg godt kunne tænke mig at gøre.
Hamak, evde, karşılıklı iki duvara asılabilir.Drevet ind i en væg, kan man hænge forskellige ting på hagen.
Çiftin gölgesi arkadaki duvara yansıyor.Solens skygge falder på væggen bag ved den yngre mand.
Perona ulaşmak için dokuzuncu ve onuncu peronları ayıran duvara doğru hızla koşmak gerekir.For at komme ind på perronen skal man gå lige igennem væggen mellem perron 9 og 10.
Oda girişinin sağında duvara monte edilmiş genişçe bir veya iki tahta (tabaklık) vardı.Den høyre overkjeven (mandibel) har to kraftige hår (krever god forstørrelse).
2 yaşındaki Drusilla başının bir duvara çarpması sonucu ölmüştür.Drusilla ble myrdet ved at «hennes hode ble slått mot en vegg.»
Bir gün duvara giderek orada çalışanlardan kendisine bir dörtlük yazması için yardım etmelerini istedi.Ia pergi ke dinding, dan bertanya kepada seorang petugas di sana untuk menulis puisi baginya.
Sonraki hafta Reigns, arka alanda Mahal'a saldırdı ve duvara doğru ona spear yaptı.Tuần sau, Reign tấn công Mahal hậu trường và húc anh qua một bức tường.
Bu sizi duvara karşı bırakıyor ve benim hoşuma giden şey de bu.Anh Tuấn đã làm được và đó là điều khiến Tường ngưỡng mộ anh.
Çerenkov ışıması duvara halka şeklinde yansıtılarak PMTler tarafından kaydedilir.Ánh sáng Cherenkov chiếu vào thành bồn và được ghi lại bởi các đèn nhân quang điện (PMT).
Çiftin gölgesi arkadaki duvara yansıyor.Giữ trầm tích phía sau bức tường đập.
Hamak, evde, karşılıklı iki duvara asılabilir.豆果はやや膨張し仮壁で2室に分かれる。
Çiftin gölgesi arkadaki duvara yansıyor.^ 来迎壁は、仏堂の須弥壇背後の壁。
Hamak, evde, karşılıklı iki duvara asılabilir.개찰구는 벽에서 나뉘어서 하나의 방이 되어 있다.
Pompei kentindeki buluntularda da duvara kazınmış benzer ilanlara rastlanmıştır.등수심선(等水深線)은 등고선 중에서 해저(海底)의 같은 깊이의 지점을 이은 선이다.
"2. bölüm duvara tosladı".החומה השנייה הקיפה את אזור הגיא.
Güreşi bırakan pehlivan, zembilini duvara asmasından belli olur.לאחר חזרת השטיחים לארץ ותלייתם על הקיר, נראה בבירור שהם מקומטים.
Bazı duvar resimleri daha sonra duvara yapıştırılmış büyük tuvallerde boyanmaktadır.Някои стенописи са рисувани върху големи платна, които след това са прикрепени към стената.
Tıp alanında, kan damarlarındaki hidrostatik basınç duvara karşı kanın yaptığı basınçtır.В медицината, хидростатичното налягане на кръвоносните съдове е налягането на кръвта върху стената.
Caminin çeşmesi duvara bitişiktir.В подножието на стената.
Oyuncular duvara karşı topa sırasıyla vururlar.Drugi igrači odbijenu lopticu odbijaju prema zidu.
Oda girişinin sağında duvara monte edilmiş genişçe bir veya iki tahta (tabaklık) vardı.Po vodoravnoj gredi se kreću jedan (kod jednostupne) ili dva suporta (kod dvostupne).
Onu duvara yaslar ve silahını çeker.Privliekli ho k zákopu a zasiahli ho z pištole do hlavy.
Caminin çeşmesi duvara bitişiktir.Na okraji plošiny sa tiahol obvodový múr.
Onu duvara yaslar ve silahını çeker.Je poln ukan in nagel na revolverju.
Oda girişinin sağında duvara monte edilmiş genişçe bir veya iki tahta (tabaklık) vardı.Sugaudžių dvaras (arba Obeliškių dvaras) buvo Sugaudžiuose ir Obeliškiuose.
Perona ulaşmak için dokuzuncu ve onuncu peronları ayıran duvara doğru hızla koşmak gerekir.Į 9¾ platformą galima patekti pereinant sieną, skiriančią 9 ir 10 platformas.
"2. bölüm duvara tosladı"."Läksid peaga läbi seina?
1950'lerde vakum lambalarını küçültüyorlardı, ufalttıkça ufalttılar. Sonunda bir duvara çarptılar.Em 1950 encolhiam-se tubos de vácuo, tornando-os cada vez mais pequenos, até que chegaram ao limite.