Biraz uzakta durursunuz.You get some distance.
Başkalarının savaşıyla ne meşgul olup durursun!”"Fighting Somebody Else's Revolution".
"Can boğaza dayandığı zaman, ki o zaman siz (ölmek üzere olana) bakar durursunuz.You can see them unfold in the background of each other, if you look."
Devamlı yapıp durursunuz.You can just keep doing it.
Durursunuz, çözmeniz gerekir. Güzel, manlıklı bir ilerleme istersiniz.You stop, you need to figure out a nice, logical progression.
Niye söylemezsin mecliste de;kurum kurum durursun, bunu okursun bunu söylersin.You sit all proud in the parliament, read this, say that...
Ki siz de o zaman (can çekişen kimseye) bakıp durursunuz.And you wait for the moment (of death),
İçlerinden birazı dışında, onlardan sürekli ihanet görür durursun.You will always hear of treachery on their part except that of a few.
Ki o sırada siz (sadece) bakıp-durursunuz,And you wait for the moment (of death),
O gün, sen, Rabbinin huzuruna varıp durursun.With your Lord alone will be the retreat on that day.
Siz de o sırada bakar durursunuz.And you wait for the moment (of death),
O vakit siz bakar durursunuz.And you wait for the moment (of death),
Ki o zaman siz (ölmek üzere olana) bakar durursunuz.And you wait for the moment (of death),
O'dur ki sizin için yeşil ağaçtan bir ateş yaratır, siz de onu tutuşturup durursunuz.Who gave you fire from a green tree, with which you ignite the flame."
O vakit can çekişenin yanında bulunan sizler bakar durursunuz.And you wait for the moment (of death),
Onun için âhireti terk edip durursunuz.And neglect the Hereafter.
"Can boğaza dayandığı zaman, ki o zaman siz (ölmek üzere olana) bakar durursunuz.Als sie ihn durch dessen gläserne Gesichtsmaske anschaut, blinzelt er ihr zu.
Başkalarının savaşıyla ne meşgul olup durursun!”Survivre à la guerre des autres.
Başkalarının savaşıyla ne meşgul olup durursun!”Te metés en la vida de otro"».
"Can boğaza dayandığı zaman, ki o zaman siz (ölmek üzere olana) bakar durursunuz.E quando saranno cotte prendi (versa) del formaggio grattugiato.»
"Can boğaza dayandığı zaman, ki o zaman siz (ölmek üzere olana) bakar durursunuz.Но когда воочию увидел — обалдел!
"Can boğaza dayandığı zaman, ki o zaman siz (ölmek üzere olana) bakar durursunuz.واستعلى وعلا، واستسخر وسخر، ومنه قوله تعالى : وإذا رؤوا آية يستسخرون 1.
Biraz uzakta durursunuz.Odbywają dalekie wędrówki.
"Can boğaza dayandığı zaman, ki o zaman siz (ölmek üzere olana) bakar durursunuz.Sinnesstyrkan ännu oprövad; blicken riktad framåt."
Başkalarının savaşıyla ne meşgul olup durursun!”Snaží se nevměšovat do konfliktů ostatních.
Biraz uzakta durursunuz.Távolról mégis követi.
"Can boğaza dayandığı zaman, ki o zaman siz (ölmek üzere olana) bakar durursunuz.Når du ser dem vil de se ud som spredte perler."
"Can boğaza dayandığı zaman, ki o zaman siz (ölmek üzere olana) bakar durursunuz.Når noen som hadde blitt bitt festet blikket på den, forble de i live.
Başkalarının savaşıyla ne meşgul olup durursun!”Họ hủy hoại cuộc sống của người khác".
Ne diye böyle uzak durursun babamdan, Ne diye yanına oturup konuşmaz, sorular sormazsın ki?Khi quan trường hỏi vì sao không ngồi, ông đáp rằng vì tên mình đứng trên tên cha nên không dám ngồi.
"Can boğaza dayandığı zaman, ki o zaman siz (ölmek üzere olana) bakar durursunuz.主人公が目を放した隙に姿を消してしまう。
Başkalarının savaşıyla ne meşgul olup durursun!”「人の世の仁義に反するものに栄華はおまへん!
Aklınız canlı olması gereken yerde canlı değilse, elleriniz çalışmaz; yürüyorsanız, hemen orada durursunuz.もし人をゆるさないならば、あなたがたの父も、あなたがたのあやまちをゆるして下さらないであろう。
Biraz uzakta durursunuz.少し抜けている。
"Can boğaza dayandığı zaman, ki o zaman siz (ölmek üzere olana) bakar durursunuz.如身體雖一,而眼耳鼻舌諸根各各不同,故云別相。
"Can boğaza dayandığı zaman, ki o zaman siz (ölmek üzere olana) bakar durursunuz.“그대의 죽음을 지켜보는 것은 내가 될 것이라.
Biraz uzakta durursunuz.외투연은 떨어져 있다.
Biraz uzakta durursunuz.Odpelje te daleč stran.
Biraz uzakta durursunuz.Põikame korraks kõrvale.
Bu deneyi sonsuz kere tekrar edebilirsiniz. Devamlı yapıp durursunuz.Tento experiment můžeme opakovat nekonečně krát. ...
Devamlı yapıp durursunuz.Você pode simplesmente ir realizando-o.
Devamlı yapıp durursunuz.Vous pouvez simplement continuer à le faire.
Devamlı yapıp durursunuz.Можем просто да продължим да го правим.
Durursunuz, çözmeniz gerekir.Hay que pararse a analizarlo.
Durursunuz, çözmeniz gerekir.Je stopt, moet het uitdokteren.
Durursunuz, çözmeniz gerekir.그것은 사람을 잠시 멈추고 생각하게 만듭니다.
Durursunuz, çözmeniz gerekir.Sie halten an, sie müssen es untersuchen.
Durursunuz, çözmeniz gerekir.Ti fermi a riflettere.
Durursunuz, çözmeniz gerekir.Vă opriți, trebuie să vă gîndiți.
Durursunuz, çözmeniz gerekir.Vous vous arrêtez, vous devez réfléchir.
Durursunuz, çözmeniz gerekir.Zatrzymujesz się, musisz się zastanowić.
Durursunuz, çözmeniz gerekir.Вие спирате, вие трябва да го разберете.
Durursunuz, çözmeniz gerekir.Приходится останавливаться, изучать. Нужно иметь ясную логику.
Durursunuz, çözmeniz gerekir.אתה עוצר, אתה צריך להבין את זה
Durursunuz, çözmeniz gerekir.أنت تتوقف, عليك أنت تستبين الأمر.
Durursunuz, çözmeniz gerekir.いい感じに論理的に進めましょう
Niye söylemezsin mecliste de;kurum kurum durursun, bunu okursun bunu söylersin.لماذا لا تقولون ذلك ؟ تجلسون بكل فخر في البرلمان ، إقرأ هذا ، قل هذا ...
Yüzlerce televizyon kanalı arasından bir kanaldan diğerine atlarsınız, ve sonunda birisinde durursunuz.Bạn lướt qua hàng trăm kênh TV, bấm đổi kênh này tới kênh khác, và đột nhiên bạn dừng lại ở một kênh.
Yüzlerce televizyon kanalı arasından bir kanaldan diğerine atlarsınız, ve sonunda birisinde durursunuz.Du har bläddrat genom hundratals tevekanaler, zappande från kanal till kanal och plötsligt slutat bläddra.
Yüzlerce televizyon kanalı arasından bir kanaldan diğerine atlarsınız, ve sonunda birisinde durursunuz.Hemos cambiado cientos de canales de TV, pasando de canal en canal, y, de repente, nos detenemos en uno.