Ve fare o tuşa binlerce ve binlerce ve binlerce kere basıp dururdu.Şi şobolanul tot apăsa acea bară de mii şi mii de ori.
Ve fare o tuşa binlerce ve binlerce ve binlerce kere basıp dururdu.Và con chuột cứ liên tục ấn vào thanh đó hàng ngàn hàng vạn lần.
Ve fare o tuşa binlerce ve binlerce ve binlerce kere basıp dururdu.Y la rata presionaba la barra miles y miles de veces.
Ve gülümsediğinde, Tüm dünya durur ve bir anlığına seni izlerA když se usměješ celý svět se zastaví a zírá
Ve gülümsediğinde, Tüm dünya durur ve bir anlığına seni izler Çünkü bu halinle inanılmazsınY cuando sonríes el mundo entero se detiene para mirarte porque, nena, eres asombrosa tal cual eres.
Ve gülümsediğinde, Tüm dünya durur ve bir anlığına seni izlerEt quand tu souris Le monde entier s'immobilise et te fixe du regard pendant un moment
Ve gülümsediğinde, Tüm dünya durur ve bir anlığına seni izlerА когда ты улыбаешься, весь мир останавливается и смотрит на некоторое время,
Ve gülümsediğinde, Tüm dünya durur ve bir anlığına seni izlerИ когато се усмихнеш, целият свят спира и се взира в теб
Ve gülümsediğinde, Tüm dünya durur ve bir anlığına seni izlerИ когато ти се усмихваш, целият свят спира и се взира в теб
Ve gülümsediğinde, Tüm dünya durur ve bir anlığına seni izlerوعندما تبتسمين العالم كله يتوقف ويسكن للحظة
Yani bu atomlar elektron denizinde bir çeşit gömülü halde dururlar. .A jsou tím pádem zakotveny v této spleti elektronového moře.
Yani bu atomlar elektron denizinde bir çeşit gömülü halde dururlar. .E então os cristais metálicos, dependendo de quais casos você
Yani bu atomlar elektron denizinde bir çeşit gömülü halde dururlar. .그래서 그들은 이 그물망, 혹은 이 전자 바다에 파묻혀있는 것입니다.
Yani bu atomlar elektron denizinde bir çeşit gömülü halde dururlar. .Und so sind sie Art von eingebettet in diese Masche oder dies Meer der Elektronen.
Yarından itibaren... ...bana 50 santimden uzak durursan... ...seni zehirlemeleri için emir veririm.A partir de demain, si vous êtes à plus de 50 cm de moi, vous serez obligé de prendre un poison.
Yarından itibaren... ...bana 50 santimden uzak durursan... ...seni zehirlemeleri için emir veririm.Holnaptól kezdve, ha 50 cm-nél távolabb leszel tőlem, utasítani foglak, hogy vegyél be mérget.
Yarından itibaren... ...bana 50 santimden uzak durursan... ...seni zehirlemeleri için emir veririm.Από αύριο, αν επιχειρήσεις.. Έστω και 50 εκατοστά από το πλάι μου, Απλά θα...
Yarından itibaren... ...bana 50 santimden uzak durursan... ...seni zehirlemeleri için emir veririm.ابتدأ من الغد ابقى الى جانبي لو ابتعدت عني 50 سنتمترا او اكثر فسأطعمك السم
Yer çekimi olduğu için sıvı kabın tabanında durur. -Je tam gravitace, takže kapalina vyplní spodní část nádoby.
Yer çekimi olduğu için sıvı kabın tabanında durur. -Não há gravidade, assim o líquido irá preencher esta contêiner na parte inferior do mesmo.
Yer çekimi olduğu için sıvı kabın tabanında durur. -Има гравитация, следвателно течността ще запълни дъното на съда.
Yer çekimi olduğu için sıvı kabın tabanında durur. -ישנה גרביטציה, על כן הנוזל ימלא את הכלי הזה, עד לתחתית.
Yeryüzünde ne buyurursa yapmak üzere Bulutlar Onun istediği yönde döner durur.A ten się obraca w koło według rady jego, aby czynił wszystko, co Bóg rozkaże, na oblicze okręgu ziemskiego.
Yeryüzünde ne buyurursa yapmak üzere Bulutlar Onun istediği yönde döner durur.Awan-awan melayang ke seluruh dunia, atas perintah Allah mereka bergerak ke mana-mana
Yeryüzünde ne buyurursa yapmak üzere Bulutlar Onun istediği yönde döner durur.Buď k trestání, neb pro zemi svou, buď k prokazování dobrotivosti, spraví to, že se postaví.
Yeryüzünde ne buyurursa yapmak üzere Bulutlar Onun istediği yönde döner durur.det farer hid og did og bugter sig efter hans Tanke og udfører alt, hvad han byder, på hele den vide Jord,
Yeryüzünde ne buyurursa yapmak üzere Bulutlar Onun istediği yönde döner durur.Egli le fa vagare dappertutto secondo i suoi ordini, perché eseguiscano quanto comanda loro sul mondo intero
Yeryüzünde ne buyurursa yapmak üzere Bulutlar Onun istediği yönde döner durur.Er kehrt die Wolken, wo er hin will, daß sie schaffen alles, was er ihnen gebeut, auf dem Erdboden:
Yeryüzünde ne buyurursa yapmak üzere Bulutlar Onun istediği yönde döner durur.Fazem evoluções sob a sua direção, para efetuar tudo quanto lhes ordena sobre a superfície do mundo habitável:
Yeryüzünde ne buyurursa yapmak üzere Bulutlar Onun istediği yönde döner durur.Hij stuurt de bliksemschichten met Zijn hand en overal op aarde doen zij wat Hij beveelt.
Yeryüzünde ne buyurursa yapmak üzere Bulutlar Onun istediği yönde döner durur.구름이 인도하시는대로 두루 행하나니 이는 무릇 그의 명하시는 것을 세계상에 이루려 함이라
Yeryüzünde ne buyurursa yapmak üzere Bulutlar Onun istediği yönde döner durur.Ne vyöryvät sinne tänne hänen ohjauksestaan, tehdäkseen maanpiirin päällä kaiken, mitä hän niille määrää.
Yeryüzünde ne buyurursa yapmak üzere Bulutlar Onun istediği yönde döner durur.Pod Njegovim vodstvom se zasukajo, da opravijo, karkoli jim zapove, nad površjem obseljene zemlje,
Yeryüzünde ne buyurursa yapmak üzere Bulutlar Onun istediği yönde döner durur.Vagy ostorul, ha földjének úgy kell, vagy áldásul juttatja azt.
Yeryüzünde ne buyurursa yapmak üzere Bulutlar Onun istediği yönde döner durur.и они направляются по намерениям Его, чтоб исполнить то, что Он повелит им на лице обитаемой земли.
Yeryüzünde ne buyurursa yapmak üzere Bulutlar Onun istediği yönde döner durur.והוא מסבות מתהפך בתחבולתו לפעלם כל אשר יצום על פני תבל ארצה׃
Yeryüzünde ne buyurursa yapmak üzere Bulutlar Onun istediği yönde döner durur.فهي مدورة متقلبة بادارته لتفعل كل ما يأمر به على وجه الارض المسكونة
Yeryüzünde ne buyurursa yapmak üzere Bulutlar Onun istediği yönde döner durur.這 雲 、 是 藉 他 的 指 引 、 游 行 旋 轉 、 得 以 在 全 地 面 上 行 他 一 切 所 吩 咐 的
Yeryüzünde ne buyurursa yapmak üzere Bulutlar Onun istediği yönde döner durur.這雲 、 是 藉 他 的 指引 、 游行 旋轉 、 得以 在 全 地面 上行 他 一切 所 吩咐 的
Yüksek binalar ayakta dururlar, çünkü çelik iskeletleri vardır ve ormanda koşup zıplamazlar.Các toà nhà cao tầng trụ vững bởi vì chúng có khung thép và không chạy nhảy lung tung trong rừng.
Yüksek binalar ayakta dururlar, çünkü çelik iskeletleri vardır ve ormanda koşup zıplamazlar.Clădirile înalte rămân în picioare deoarece au cadre de oțel și nu fug și sar prin junglă.
Yüksek binalar ayakta dururlar, çünkü çelik iskeletleri vardır ve ormanda koşup zıplamazlar.Gli alti palazzi stanno in piedi perché hanno una struttura di acciaio e non corrono e saltano per la giungla.
Yüksek binalar ayakta dururlar, çünkü çelik iskeletleri vardır ve ormanda koşup zıplamazlar.Große Gebäude stehen still, weil sie Stahlkonstruktionen sind und nicht hin und her rennen und springen.
Yüksek binalar ayakta dururlar, çünkü çelik iskeletleri vardır ve ormanda koşup zıplamazlar.고층 빌딩들이 서 있을 수 있는 이유는 철골 구조로 이루어져 있으며, 건물이 정글에서 달리거나 뛰는 경우가 없기 때문이죠
Yüksek binalar ayakta dururlar, çünkü çelik iskeletleri vardır ve ormanda koşup zıplamazlar.Los edificios altos permanecen de pie porque tienen estructuras de acero y no corren y saltan por la selva.
Yüksek binalar ayakta dururlar, çünkü çelik iskeletleri vardır ve ormanda koşup zıplamazlar.Visoke stavbe zdržijo, ker imajo jeklen okvir in ne tekajo in skačejo po džungli.
Yüksek binalar ayakta dururlar, çünkü çelik iskeletleri vardır ve ormanda koşup zıplamazlar.Высотные здания продолжают стоять, потому что у них стальные каркасы и они не бегают и не прыгают по джунглям.
Yüksek binalar ayakta dururlar, çünkü çelik iskeletleri vardır ve ormanda koşup zıplamazlar.בניינים גבוהים נשארים עומדים מפני שיש להם מסגרות מתכת והם לא קופצים ורצים בג'ונגל.
Yüksek binalar ayakta dururlar, çünkü çelik iskeletleri vardır ve ormanda koşup zıplamazlar.البنايات الشاهقة تبقى واقفة لأنها تمتلك هياكل فولاذية ولا تركض أو تقفز حول الغابة.
Yüksek binalar ayakta dururlar, çünkü çelik iskeletleri vardır ve ormanda koşup zıplamazlar.鉄でできた骨組みを持ち ジャングルの中を 走り回ったりはしないからだ でも僕らのヒーローは
Yüzlerce televizyon kanalı arasından bir kanaldan diğerine atlarsınız, ve sonunda birisinde durursunuz.Bạn lướt qua hàng trăm kênh TV, bấm đổi kênh này tới kênh khác, và đột nhiên bạn dừng lại ở một kênh.
Yüzlerce televizyon kanalı arasından bir kanaldan diğerine atlarsınız, ve sonunda birisinde durursunuz.Du har bläddrat genom hundratals tevekanaler, zappande från kanal till kanal och plötsligt slutat bläddra.
Yüzlerce televizyon kanalı arasından bir kanaldan diğerine atlarsınız, ve sonunda birisinde durursunuz.Hemos cambiado cientos de canales de TV, pasando de canal en canal, y, de repente, nos detenemos en uno.
Yüzlerce televizyon kanalı arasından bir kanaldan diğerine atlarsınız, ve sonunda birisinde durursunuz.Oglądaliście setki kanałów telewizyjnych, skakaliście z kanału na kanał i nagle zatrzymaliście się na jednym.
Yüzlerce televizyon kanalı arasından bir kanaldan diğerine atlarsınız, ve sonunda birisinde durursunuz.Projdete stovky TV kanálů, přepínáte z programu na program. a pak najednou na jednom zastavíte.
Yüzlerce televizyon kanalı arasından bir kanaldan diğerine atlarsınız, ve sonunda birisinde durursunuz.여러분은 수백개의 TV채널을, 단지 채널을 계속 바꿔가며 거치다가, 갑자기 채널 하나에 멈춥니다.
Yüzlerce televizyon kanalı arasından bir kanaldan diğerine atlarsınız, ve sonunda birisinde durursunuz.Вы просматриваете сотни телеканалов, переключая один за другим, и вдруг останавливаетесь на одном из них.
Yüzlerce televizyon kanalı arasından bir kanaldan diğerine atlarsınız, ve sonunda birisinde durursunuz.Прехвърлили сте стотици телевизионни канали, преквключвайки от един на друг и изведнъж спирате на един.
Yüzlerce televizyon kanalı arasından bir kanaldan diğerine atlarsınız, ve sonunda birisinde durursunuz.כבר עברת על מאות ערוצי טלויזיה, זיפזפת ערוץ אחרי ערוץ, ואז לפתע אתה עוצר על אחד מהם.
Yüzlerce televizyon kanalı arasından bir kanaldan diğerine atlarsınız, ve sonunda birisinde durursunuz.تمر عبر مئات القنوات التلفزيونية، فقط تنتقل من قناة لأخرى، وفجأة تتوقف فعلا في واحدة.