durumları ile cümle

durumları kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
9
HARF
4
HECE
9
ORT. KELİME
Bitkilerde sınıflandırıcı eşleşme genellikle seçici dölleme durumlarında görülür.Naturalmente sono previsti i classici obblighi da osservare in un'area boschiva.
Fakat bundan sonra Haçlılar bu kalede kuşatılarak durumları kötüye doğru gitmiştir.Le dispute di confine erano comuni e conducevano ad azioni aggressive.
Şah, at ve fil çok nadir durumların dışında (%0,5) yalnız kalan bir şahı mat edemez.Re, cavallo e alfiere non possono dare matto ad un re solo, eccettuate rarissime posizioni (0.5%).
Test uçuşu süresine yaşam destek sistemlerinin durumları izlendi.Durante tutto il volo di collaudo è stato monitorato il sistema di supporto vitale.
Boyları ve ömürleri kısalarak bugünkü durumlarına ulaşmışlardır.I Semiti: quel che furono e quel che oggi sono.
Karakterler kendileri bile durumları ile alay ederler.I protagonisti scherzano anche nei confronti dei personaggi secondari.
Kısa bir süre sonra, iki grupta çekirdekteki parçacık durumlarını göz önüne aldı.Dopo una breve schermaglia le due fazioni si ritrovarono entrambe con dei feriti.
Diğeri ise polarizasyon durumlarının bir karışımını içerir.Inoltre fra loro esiste un'altra competizione riguardante la figura di Polaris.
İşlerin durumları birbirlerinden bağımsızdır.Entrambi i metodi sono indipendenti l'uno dall'altro.
Atletlerin daha önce yaptıkları derecelere göre seribaşı durumları belirlenir.Oltre agli eventi annuali gli alpini accolgono le iniziative che vengono loro proposte.
Şah, at ve fil çok nadir durumların dışında (%0,5) yalnız kalan bir şahı mat edemez.Король, конь и слон не могут поставить мат одинокому королю (исключение составляют 0,5 % позиций).
Renkli kenarlar en kararlı nükleer izomer durumları göstermektedir.Цветные рамки показывают время жизни наиболее стабильных ядерных изомеров.
Çiçek durumları tıbbi olarak kullanılır.В медицине цветы используются как вяжущее средство.
Bu nedenle de diğer aygıtların durumlarındaki değişikliği tespit edebilmek mümkün olmaz.Неизвестно, были ли планы модифицировать остальные машины подобным образом.
1935'te mali durumlarını kötüleştirerek babası aniden öldü ve yaşlanan annesini Carson'a bıraktı.В 1935 году внезапно умер отец Карсон, и ей пришлось ухаживать за престарелой матерью, живя на грани нищеты.
Her bir enerji bandı elektronların çok sayıda farklı kuantum durumlarına karşılık gelir.Каждый электрический аппарат должен удовлетворять ряду требований.
Bu ilk ve son durumlarına karşılık gelen iki indeksleri kullanmayı gerektirmiştir.В ней использованы только первые и последние две строфы.
Bu sayede Sovyet güçleri durumlarını pekiştirmeye fırsat bulabilmişlerdir.Это дало возможность южанам лучше укрепить свои позиции.
Burada bulunduğu süre içerisinde, bu üzücü durumların nedenlerini araştırmıştır.После этого он стал искать причины подобных переживаний.
Secde ve rükû gibi durumların da bulunduğu "Nusayrî Namazı" abdestsiz olarak icra edilmez.В отличие от обычного намаза, в джаназа-намазе нет поясных (руку) и земных (саджда) поклонов.
Çeşitli potansiyel çekirdek panik durumları giderir.В ситуациях, сопряженных с сильным стрессом, возможны панические атаки.
Tekrar şekillerde gösterilen durumları düşünelim.Вернемся к нашему примеру.
Dışarı çıkaramama ya da ıska geçme durumlarında oyun sırası diğer oyuncuya geçer.Согласиться или оставить всё как есть, должен решить игрок.
Mürşidler rüya yoluyla ölen insanların ahiret durumları hakkında da bilgi verebilirlerdi.Его приверженцы должны проучить тех, кто не верит им. Все они должны умереть.
Biyoetiği doğuran bu özgül durumların çokluğu olmuştur.Из-за этого игуановые стали состоять только из нескольких родов.
Her iki olgu da durumlarının ne kadar stresli ve güvensiz olduğunu göstermeye hizmet etmektedirler.Именно индивид оценивает ситуацию как стрессовую или нет.
Çiçekler baş veya kapitulum durumlarındadır.Цветки собраны в кистевидные, головчатые или метельчатые соцветия.
Bu kanunlar, gerçek durumların matematiksel modellerini yapmak için temel oluşturmaktadır.وهذه القوانين تكون على هذا النحو كأساس لصنع النماذج الرياضية لحالات حقيقية.
Willett'ın 1907 önerisi, bazı siyasi durumları da beraberinde getirdi.كان قَدَر اقتراح ويليت الذي تقدَّم به عام 1907 رسم خلافاتٍ سياسيَّةٍ مختلفةٍ فيه.
Özgürlükleri ve ekonomik durumları zamandan zamana ve yerden yere farklılıklar gösterdi.لكن، اختلفت حريتهم وحالتهم الاقتصادية من وقت لآخر ومن مكان إلى آخر.
Tütün kullanmayanlarlarda pasif içiciler durumların %20'sini oluştururlar.عند غير المدخنين، يتسبب التدخين السلبي في نحو 20% من الحالات.
Sağlık durumları ne olursa olsun tüm insanlara uygulanabilir.ويمكن تطبيقه على جميع الأفراد، مهما كانت حالتهم الصحية.
Fiyat durumlarını değiştirmek tasarrufu sağladı, ve endüstriyel enerji için alternatif kaynaklar bulundu.الظروف المتغيرة في السعر جعلت اليابان تفضل الحفاظ على المصادر البديلة للطاقة الصناعية.
Bununla beraber gece uykusu esnasında sık sık uyanma durumları görülür.بالإضافة إلى أن النوم أثناء الليل قد يكون متقطعاً مع حالات إستيقاظ متكررة.
Ralli, rakibin topu yere iki kere çarpması durumlarında kazanılır.لاعب واحد: يُسمح بضرب الكرة مرتين من قِبل المُستقبل للرمية.
Bu aşamada; Oluşacak durumların krize dönüşebilecek bir potansiyeli var mıdır?2-من حيث إمكان توقع حدوث الأزمة : أزمات يمكن توقعها.
"Opened" ve "Closed" durumları herhangi bir eylem gerçekleştirmez.Os estados "Aberta" e "Fechada" não desempenham nenhuma ação.
Bir eşiğe yakın değerlerdeki uyaranlar, durumların bazı oranları ile saptanabilir.Contudo, recai sobre ele a advertência contra a vã curiosidade, capaz de gerar malefícios.
Mürselat Suresi'nde kıyamet gününden ve bu günde inkarcılar ile inananların durumlarından bahsedilir.Usa-se na celebração do Dia dos Fiéis Defuntos e nas missas dos Fiéis Defuntos.
Sonuçta Bulgarlar savunma durumlarını korudular.Portanto, os búlgaros mantiveram-se na defensiva.
Tütün kullanmayanlarlarda pasif içiciler durumların %20'sini oluştururlar.Em não-fumadores, o fumo passivo é a causa de cerca de 20% dos casos.
Fiyat durumlarını değiştirmek tasarrufu sağladı, ve endüstriyel enerji için alternatif kaynaklar bulundu.Condições diferentes de preços favoreceram a conservação e fontes alternativas de energia industrial.
SDM'nın tüm durumlarının kabul eden veya kabul etmeyen olması gerekir.Todos os estados do FSM estão a dizer se quer aceitar ou não quer aceitar.
Nero’un eylemleri fakirlerin ekonomik durumlarına yardım etmeyi amaçlıyordu.As suas ações eram encaminhadas a melhorar a situação econômica dos pobres.
Test uçuşu süresine yaşam destek sistemlerinin durumları izlendi.Os sistemas de suporte à vida foram monitorados durante todo o voo.
Ekonomik durumları, kendilerine en çoğunu sunan adaylara oy vermelerine neden oldu.A pobreza deles geralmente levou-os a votar para a candidato que lhes oferecesse mais.
Kullanılan yöntemler statik ve dinamik durumları kapsar.Portanto, condições de demanda são importantes para gerar impulso estático e dinâmico.
Tüm nesnelerin durumlarını kapsayan bileşke bir durum ise sistemin durumu olarak düşünülebilir.Em outras palavras, todas as informações possíveis de se conhecer em um dado sistema constituem seu estado.
Birbirlerinin ülkelerinde serbest dolaşım hakkına sahip olup, ancak durumları az sayıda sınırlı olabilir.Ela pode ter todo o direito de transitar em qualquer local, mas possui muitas restrições.
Tüm nesneler verili olsa, bununla işlerin olanaklı tüm durumları da verilmiş olur.Sabendo tudo que ocorria no país, teria o poder de tomar todas as providências necessárias.
Bu durumları öngörülebilir olmasına rağmen şaşırtarak sıralar."Mas para fazer definições precisas nesta fase é prematuro ".
Bir eşiğe yakın değerlerdeki uyaranlar, durumların bazı oranları ile saptanabilir.Onderweg krijgt hij in visioenen allerlei voortekenen die hem waarschuwen voor naderend onheil.
MÖ 445) Aspasia ile birlikte yaşamaya başlamıştır ancak evlilik durumları tartışmalı bir konudur.445 v.Chr.), trok Aspasia bij hem in, hoewel hun status als koppel wordt betwist.
Kartacalılar bir süre durumlarını korudular ve hatta bir Roma lejyonunu püskürtmeyi de başardılar.De Carthagers hielden even stand, en duwden het Romeinse legioen zelfs terug.
Bu genel olarak endüstriyel /kurtarma durumlarında kullanılır.Deze methode wordt toegepast in de industrievisserij.
Çiçek durumları tıbbi olarak kullanılır.De bloesem is geneeskrachtig.
Kuruluk bir hastalık değil, çeşitli hastalık veya durumların bir sonucudur.Het betreft hier geen ziekte maar een symptoom met diverse mogelijke oorzaken.
Ancak Türkiye’deki durumları daha hassastır.De situatie in Bangladesh is mogelijk nog schrijnender.
Manga, 21 Şubat 1974'te Hasegawa'nın emekli olmasına kadar devam etti ve Tokyo'daki güncel durumları ele aldı.De reeks eindigde op 21 februari 1974 toen Hasegawa op pensioen ging.
Kedigillerin gözlerine bakılarak keyif durumları anlaşılabilir.Zie je de poppetjes in je ogen van plezier.
İlgili Sayfalar