Ana içeriğe geç
Sözlük

duruma ile cümle

duruma kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
3
HECE
9
ORT. KELİME
Richard, haliyle bu duruma çok öfkelendi.Kirk je navodno neko vrijeme bio bijesan zbog toga.
Durum geçmiş hakkında bilgi saklar, örneğin başlangıçtan şu anki duruma kadar girdi değişimlerini gösterir.Stanje sprema informacije o prošlosti, tj. odražava promjene na ulazu od početka sustava do sadašnjosti.
Hercule Poirot ise duruma el koyar.Slučaj preuzima Hercule Poirot.
Mealy makinası SDM sadece girdi eylemlerini kullanır, çıktı girdi ve duruma bağlıdır.Mealyev automat Konačni automat koristi samo ulazne akcije, tj. izlaz ovisi o ulazu i stanju.
Duruma uygun kıyafetler de giyilir.Zahtijeva se prikladna odjeća.
Bu durum, terminalin yenilenmesi işini çok zor duruma getirdi.Stalno su stvarali nered te tako otežavali posao novoj ravnateljici.
Bu duruma 2005 yılında referandumla kabul edilen bir anayasa değişikliği ile son verildi.Ove promjene su donijete ustavom koji je odobren referendumom 1956. godine.
İki sarı kart aldığı için cezalı duruma düşen futbolcu çeyrek finaldeki Portekiz maçını kaçırdı.Budući da je na obje utakmici "zaradio" žute kartone, igrač je propustio treću bitnu utakmicu protiv Japana.
Bu duruma erişildiğinde BOS'un ''açılma basıncı'' manometre ile ölçülür.Nakon toga se pomoću manometra izmjeri “tlak na otvoru”.
Bu duruma örnek olarak da California Channel Adalarında bulunan deniz mağaralarını örnek verilebilir.Primjer toga je mreža podzemnih kanala u Laciju.
Fakat sonra, bu duruma uyum sağlayıp hayatına kaldığı yerden devam edebilmiştir.Pođoše dakle i vidješe gdje stanuje i ostadoše kod njega onaj dan.
Roma, bu duruma seyirci kalamazdı.Rím aj z tohto dôvodu nemohol danú situáciu ignorovať.
Hangisinin yapılacağı filo komutanının taktik duruma göre vereceği bir karardı.Otázka je, koľko chýb si môže veliteľ v danej taktickej situácii dovoliť.
Saçsızlık teoremi kara deliğin sadece bir tane mikro duruma sahip olabileceğini önerdi.V skutočnosti, tzv. teória bez vlasov zdanlivo predpokladala, že že čierne diery majú len jeden mikrostav.
Bunu öğrenen şirket ortakları bu duruma engel olmaya çalışırlar.Obrancovia sa im snažia v tom zabrániť.
10. Normal duruma geçişi sağlayabilmek.Level 2: Normálna obťažnosť.
Sonuç olarak Kızıl Ordu sınır birlikleri hiçbir zaman teyakkuz duruma getirilmedi.Predpokladaná pomoc Červenej armády nikdy nedorazila.
Bu duruma çok şaşırmış ama sevinmişti.Situáciou na kurte som bola ohromená, ale teraz som šťastná.
Benzer duruma diğer ülkelerde de rastlanıyor.Podobné to bolo i v iných krajinách.
Uçak jet motorunun içindeki ısıyı ölçmek bu duruma örnek verilebilir.Pilot tak mohol ich natáčaním ovplyvňovať teplotu motora.
Kongrede bu duruma da değinilmiştir.Touto otázkou sa zaoberala aj vláda na svojom zasadnutí.
Yunan tanrıları içinde belki de en fazla utanç verici duruma düşen tanrıdır.Grécki prabohovia sú v starovekom Grécku najstarší bohovia, avšak nie sú určení jednoznačne.
Su dolaşımı olmadığı sürece derin göllerin tabanı anoksik duruma geçer.Pri stálom prítoku vody jazero nemá povrchový odtok.
Gece ve gündüzün birbirine eşit olduğu bu duruma ekinoks veya gün tün eşitliği denir.Zastopa zahod in noč (temo), mraz, pa tudi modrost in milino.
Ey ülkem, Tanrı seni nasıl koruyor, Komşuların ve çocukların bu duruma hayran.O domovina, Bog naj te brani, naj sosedi občudujejo tvoje sinove.
Victor onun hayatını bile kurtaracak duruma gelir.Harry pa mu celo reši življenje.
Bu doktorlar, Nijerya Hükümeti'ni ve Kızıl Haç'ı bu duruma açıkça tepkisiz kalması nedeniyle eleştirdiler.Zdravniki so javno kritizirali nigerijsko vlado in Rdeči Križ za njihovo domnevno vpletenost in sodelovanje.
Mach prensibi bazen parçacığın hareketinin hiçbir anlamı olmadığı duruma göre yorumlar.Machovo načelo včasih tolmačijo tako, da je v takšnih primerih stanje gibanja delca brez pomena.
Bu duruma daha birçok örnek verilebilir.Lahko nastopi več primerov.
Kronik bakteriyel enfeksiyonlar da bu yangısal duruma eklenebilir.Kronične bakterijske okužbe lahko dodatno vplivajo na to vnetno stanje.
Benzer duruma diğer ülkelerde de rastlanıyor.Nekaj podobnega se je zgodilo tudi drugod po svetu.
Ne var ki bu duruma ilk engel olabilecek kişi babasıydı.Mogoče pa je, da so bili psi tisti, ki so storili prvi korak.
Böylece sadece kendi birliklerini hazır bir duruma getirmişti.Zato je svojim enotam ukazal popolno pripravljenost.
Bu duruma nesi ismi verilirdi.Temu možu je ime Přemysl.
Fakat kilise bu duruma çözüm bulamadı.Cerkev pa ni imela težav samo na tem področju.
Böylece Fransız ordusu 20 kent ve yüzlerce köyü yaşanılamaz duruma getirdi.V celoti je francoska vojska požgala preko 20 mest in številne vasi.
Ve Komünist Partisi, olaylar daha fazla tırmanmadan duruma el koymaya karar verdi.Z zaroko bi morali pohiteti, preden bo škandal še večji.
Devlet te bu duruma el atmamaktadır.Nisem pustil svoje države na cedilu.
Amaç rakibini aşağılamak, komik duruma düşürmek veya sindirmektir.To doseže avtor z obladovanjem smešnosti ali komike.
Delta, Kahire'den sonra yavaş yavaş akış-aşağı duruma geçer.Z druge strani pride počasi Katja.
Bu duruma paralel olarak, Güney Ege Volkanik Yayı benzer tektonik sistemin volkanik ada yayı şeklidir.Vzporedno s tem je Južno Egejsko morje vulkanskilok, ki je vulkanski otoški lok istega tektonskega sistema.
Dolayısıyla Müslümanlar, bu duruma çok üzülmüşlerdi.Verniki so bili zaradi tega žalostni.
Bunlar daha çok duruma ve bağlama göre değişkenlik gösterir.Vendar pa tam ni več viden zaradi poznejše spremembe in dopolnitve.
Yansıyan ağrı örneği olan bu duruma Kehr belirtisi denir.Primer, s katerim to potrdi, je bolečina.
O da savaş için asker gitmiştir ama gayet kötü duruma düşmüştür.Ta prapor obstaja še vedno, a je v zelo slabem stanju.
Bizanslı Valiler yarı bağımsız bir duruma geldiler.Bantustanai įgavo pusiau nepriklausomos savivaldos statusą.
Tren Afyon'da hareket edemez duruma gelir.Pro Mamisono perėją eismas nebevyksta.
Ve düşman benim yere gelse kuvvetlerim çok kötü bir duruma düşecekti.Jei priešas juos sunaikintų – būtų gerokai blogiau.
Bu duruma "beyaz geceler" adı verilmiştir.Šis įvykis buvo pavadintas „Juodąja vakariene“.
Birçoğu dünyamızın nasıl bu duruma geldiğini anlamayı arzular.Jis dažnai nužengdavo į žemę, kad sužinotų, kaip gyvena žmonės.
Savaş Roma devletini aciz duruma düşürdü.Mūšis parodė Romos respublikos stabilumą.
Analizden çıkarılan sonuç bir tartışma konusu olursa bu duruma eleştiri denir.Jeigu procesas užklausia ko nors, dėl ko jis turi palaukti, procesas yra užblokuojamas.
Duruma bağlı olarak özel veya devlete ait olabilmektedir.Pagal savo statusą tai gali būti viešieji ir privatūs subjektai.
Yukarıdaki örnek bu duruma işaret eder: Konu bir çeyrek notada biter.Dugno pasiekimas laikomas kritimo pabaiga, po kurio seks pakilimas.
FMEAXlar için kullanıldığı duruma göre çeşitli norm ve standartlar var.Tarptautinėje standartinėje meteorologijos stotyje yra įvairių prietaisų ir įrengimų.
Bu duruma karşı ilk direniş 1963 yılındaki büyük grevde yaşandı.Ši krizė sutapo su trim sunkiais pirmosios santuokos nutraukimo 1961 m. metais.
Kısa süre içerisinde yasal olmayan viski üretimi olağan duruma gelmiştir.Namų sąlygomis dažniausiai gaminamas natūralus nespirituotas vynas.
150 katılımcı üç farklı duruma rastgele atandı.150 osalist määrati juhuslikult kolme tingimusse.
Bu duruma "beyaz geceler" adı verilmiştir.Seda nimetatakse valgeks ööks.
Yakalayamazlarsa cezalı duruma düşerler.Vangistuses neid ei peeta.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod
duruma ile cümle - Sayfa 19 - duruma kelimesiyle örnek cümleler | KKTC App