Buna karşı, talebe bakacak olursak da insanların toplam geliri ekonomik durgunluktan ötürü azalmış. .A renda das pessoas realmente caiu, porque estávamos em uma recessão.
Buna karşı, talebe bakacak olursak da insanların toplam geliri ekonomik durgunluktan ötürü azalmış. .Dochody ludzi w rzeczywistości spadły ponieważ byliśmy w recesji.
Buna karşı, talebe bakacak olursak da insanların toplam geliri ekonomik durgunluktan ötürü azalmış. .El ingreso de las personas de hecho disminuyó, porque estuvimos en una recesión.
Buna karşı, talebe bakacak olursak da insanların toplam geliri ekonomik durgunluktan ötürü azalmış. .Het inkomen van mensen ging zelfs omlaag, omdat we in een recessie zaten.
Buna karşı, talebe bakacak olursak da insanların toplam geliri ekonomik durgunluktan ötürü azalmış. .Příjmy lidí klesly, ...protože jsme byli v recesi.
Buna karşı, talebe bakacak olursak da insanların toplam geliri ekonomik durgunluktan ötürü azalmış. .Τα εισοδήματα των ανθρώπων στην πραγματικότητα μειώθηκαν, γιατί βρισκόμασταν σε ύφεση.
Buna karşı, talebe bakacak olursak da insanların toplam geliri ekonomik durgunluktan ötürü azalmış. .Доходи населення пішли вниз, тому що економіка пішла на спад.
Buna karşı, talebe bakacak olursak da insanların toplam geliri ekonomik durgunluktan ötürü azalmış. .Тоест 6% ръст на предлагането.
Buna karşı, talebe bakacak olursak da insanların toplam geliri ekonomik durgunluktan ötürü azalmış. .私達は不況でした。 人々はレイオフを受けるか、給料が減っても働きたいと、
Bu, şu akıllara durgunluk veren sorunlardan başka bir tanesiydi.Das ist dann noch eins der irrsinnigen globalen Probleme.
Bu, şu akıllara durgunluk veren sorunlardan başka bir tanesiydi.Dette er et andet af disse påtrængende globale problemer.
Bu, şu akıllara durgunluk veren sorunlardan başka bir tanesiydi.Dit is een van de verbijsterende wereldwijde problemen.
Bu, şu akıllara durgunluk veren sorunlardan başka bir tanesiydi.Este é mais um daqueles problemas globais de quebra-cabeças.
Bu, şu akıllara durgunluk veren sorunlardan başka bir tanesiydi.Este es otro de los increíbles problemas globales.
Bu, şu akıllara durgunluk veren sorunlardan başka bir tanesiydi.Iată încă o problemă globală incredibilă.
Bu, şu akıllara durgunluk veren sorunlardan başka bir tanesiydi.이건 또 하나의 전세계적 난제에요.
Bu, şu akıllara durgunluk veren sorunlardan başka bir tanesiydi.Questo è un altro grosso problema globale.
Bu, şu akıllara durgunluk veren sorunlardan başka bir tanesiydi.To je další z těch ohromných globálních problémů.
Bu, şu akıllara durgunluk veren sorunlardan başka bir tanesiydi.To kolejny globalny problem.
Bu, şu akıllara durgunluk veren sorunlardan başka bir tanesiydi.Vậy ra đây là một trong những vấn đề khác gây đau đầu trên toàn cầu.
Bu, şu akıllara durgunluk veren sorunlardan başka bir tanesiydi.Voici donc un autre de ces casse-têtes mondiaux.
Bu, şu akıllara durgunluk veren sorunlardan başka bir tanesiydi.Αυτό είναι ένα ακόμα δυσεπίλυτο παγκόσμιο πρόβλημα.
Bu, şu akıllara durgunluk veren sorunlardan başka bir tanesiydi.Това е друг от тези глождещи съзнанието глобални проблеми.
Bu, şu akıllara durgunluk veren sorunlardan başka bir tanesiydi.Это вторая сражающая глобальная проблема.
Bu, şu akıllara durgunluk veren sorunlardan başka bir tanesiydi.זו עוד אחת מהבעיות הגלובליות.
Bu, şu akıllara durgunluk veren sorunlardan başka bir tanesiydi.لذا هذه واحدة من المشاكل العالمية المحيّرة للعقل.
Bu, şu akıllara durgunluk veren sorunlardan başka bir tanesiydi.世界の新生児の 3分の2が黄疸を発症し
Çılgın olan şey ise -- Dubai'de bile durgunluk söz konusu ama bunu fiyatlardan anlayamıyorsunuz.A čo je šialené, je kríza, dokonca aj v Dubaji, ale podľa cien tam, by ste to nezistili.
Çılgın olan şey ise -- Dubai'de bile durgunluk söz konusu ama bunu fiyatlardan anlayamıyorsunuz.A co je šílené -- máme teď recesi, dokonce i v Dubaji, ale podle cen byste to nepoznali.
Çılgın olan şey ise -- Dubai'de bile durgunluk söz konusu ama bunu fiyatlardan anlayamıyorsunuz.Co najlepsze - kryzys dotknął także Dubaj, nie poznacie jednak po cenach.
Çılgın olan şey ise -- Dubai'de bile durgunluk söz konusu ama bunu fiyatlardan anlayamıyorsunuz.Điều điên rồ là, khi kinh tế suy thoái, thậm chí với cả Dubai, bạn sẽ khó mà biết được chuyện giá cả.
Çılgın olan şey ise -- Dubai'de bile durgunluk söz konusu ama bunu fiyatlardan anlayamıyorsunuz.E o que é de loucos — há uma recessão, até no Dubai, mas ninguém diria, pelos preços.
Çılgın olan şey ise -- Dubai'de bile durgunluk söz konusu ama bunu fiyatlardan anlayamıyorsunuz.És ami őrületes - válság még Dubai-ban is van, bár az árak alapján, ez nem mondható el.
Çılgın olan şey ise -- Dubai'de bile durgunluk söz konusu ama bunu fiyatlardan anlayamıyorsunuz.Hulluinta on, että lama on iskenyt jopa Dubaihin, mutta sitä ei huomaa hinnoista.
Çılgın olan şey ise -- Dubai'de bile durgunluk söz konusu ama bunu fiyatlardan anlayamıyorsunuz.Iar nebunia e ca acum e recesiune, chiar si in Dubai, dar, dupa preturile de aici, n-ai zice.
Çılgın olan şey ise -- Dubai'de bile durgunluk söz konusu ama bunu fiyatlardan anlayamıyorsunuz.그리고 정말 대단한 건 지금 두바이도 불황입니다. 그런데 가격을 보고는 모릅니다.
Çılgın olan şey ise -- Dubai'de bile durgunluk söz konusu ama bunu fiyatlardan anlayamıyorsunuz.La cosa folle... c'è la recessione, anche a Dubai, ma dai prezzi non ve ne accorgereste.
Çılgın olan şey ise -- Dubai'de bile durgunluk söz konusu ama bunu fiyatlardan anlayamıyorsunuz.Wat bizar is, zelfs in Dubai is er een recessie, maar je zou het niet zeggen als je de prijzen ziet.
Çılgın olan şey ise -- Dubai'de bile durgunluk söz konusu ama bunu fiyatlardan anlayamıyorsunuz.Y lo loco es que hay una recesión en curso, incluso en Dubai, pero uno no lo nota si mira los precios.
Çılgın olan şey ise -- Dubai'de bile durgunluk söz konusu ama bunu fiyatlardan anlayamıyorsunuz.И това, което е лудо е, че има рецесия, дори и в Дубай, но няма да познаете по цените.
Çılgın olan şey ise -- Dubai'de bile durgunluk söz konusu ama bunu fiyatlardan anlayamıyorsunuz.И что невероятно -- рецессия везде, даже в Дубае, но вы не догадаетесь по ценам.
Çılgın olan şey ise -- Dubai'de bile durgunluk söz konusu ama bunu fiyatlardan anlayamıyorsunuz.ומה שמשוגע זה... יש מיתון, אפילו בדובאי, אבל לא הייתם מנחשים על פי המחירים.
Çılgın olan şey ise -- Dubai'de bile durgunluk söz konusu ama bunu fiyatlardan anlayamıyorsunuz.وما هو مجنون -- هناك ركود يحدث ، حتى في دبي ، ولكنك لا تعرف الأسعار هناك.
Çılgın olan şey ise -- Dubai'de bile durgunluk söz konusu ama bunu fiyatlardan anlayamıyorsunuz.物価に反映されないことです ドバイモールでは フローズン ヨーグルトを
Dünya'ya çarptı. Bir anda tüm enerjisini açığa çıkardı ve akıllara durgunluk verecek bir patlama yarattı.A eliberat toată energia sa deodată, şi a fost o explozie uluitoare.
Dünya'ya çarptı. Bir anda tüm enerjisini açığa çıkardı ve akıllara durgunluk verecek bir patlama yarattı.Den frigjorde all sin energi på ett ögonblick, och det blev en explosion som var ogreppbar.
Dünya'ya çarptı. Bir anda tüm enerjisini açığa çıkardı ve akıllara durgunluk verecek bir patlama yarattı.Liberó instantáneamente toda su energía, en una explosión que desborda la imaginación.
Dünya'ya çarptı. Bir anda tüm enerjisini açığa çıkardı ve akıllara durgunluk verecek bir patlama yarattı.Libertou toda a sua energia de repente e foi uma explosão totalmente arrasadora.
Dünya'ya çarptı. Bir anda tüm enerjisini açığa çıkardı ve akıllara durgunluk verecek bir patlama yarattı.Toute son énergie s'est libérée d'un coup, et a provoqué une explosion qui dépasse l'imagination.
Dünya'ya çarptı. Bir anda tüm enerjisini açığa çıkardı ve akıllara durgunluk verecek bir patlama yarattı.V jediném okamžiku uvolnil veškerou svou energii, což vedlo k výbuchu, který byl skutečně ochromující.
Dünya'ya çarptı. Bir anda tüm enerjisini açığa çıkardı ve akıllara durgunluk verecek bir patlama yarattı.Освободило енергията си наведнъж, и това била експлозия, която била умопомрачаваща.
Durgunluk gibi.È ovvio, no?
Durgunluk gibi.Era óbvio.
Durgunluk gibi.To oczywiste.
Durgunluk zamanında, birçok şirket iflas etti ve bunun sonucu olarak birçok insan işini kaybetti.En ese momento, muchas empresas quebraron, lo que se tradujo en la pérdida de numerosos puestos de trabajo.
Durgunluk zamanında, birçok şirket iflas etti ve bunun sonucu olarak birçok insan işini kaybetti.Många företag gick i konkurs, vilket fick till följd att många människor förlorade sina jobb.
Durgunluk zamanında, birçok şirket iflas etti ve bunun sonucu olarak birçok insan işini kaybetti.Plusieurs entreprises firent faillite et beaucoup de personnes perdirent leur emploi.
Durgunluk zamanında, birçok şirket iflas etti ve bunun sonucu olarak birçok insan işini kaybetti.Silloin monet yritykset tekivät konkurssin, jonka seurauksena monet ihmiset menettivät työpaikkansa.
Durgunluk zamanında, birçok şirket iflas etti ve bunun sonucu olarak birçok insan işini kaybetti.В то время большое количество компаний обанкротилось, вследствие чего многие люди потеряли свою работу.
Durgunluk zamanında, birçok şirket iflas etti ve bunun sonucu olarak birçok insan işini kaybetti.حينئذ أفلست العديد من الشركات وفقد تبعاً لذلك العديد من الناس أماكن عملهم.