dul ile cümle
dul kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
3
HARF
1
HECE
8
ORT. KELİME
Kadın hamile ve dul.هي حامل وأرملة
Kadın hamile ve dul.兵士に夫が拷問され殺されるのを
Kâhinleri kılıç altında öldü, Dul kadınları ağlayamadı.(77:64) священники его падали от меча, и вдовы его не плакали.
Kâhinleri kılıç altında öldü, Dul kadınları ağlayamadı.De priesters werden gedood en de weduwen konden niet meer huilen.
Kâhinleri kılıç altında öldü, Dul kadınları ağlayamadı.Deras präster föllo för svärd, och inga änkor kunde hålla klagogråt.
Kâhinleri kılıç altında öldü, Dul kadınları ağlayamadı.dets Præster faldt for Sværdet, dets Enker holdt ikke Klagefest.
Kâhinleri kılıç altında öldü, Dul kadınları ağlayamadı.Dets prester falt for sverdet, og dets enker holdt ikke klagemål*. / {* nemlig over sine døde.}
Kâhinleri kılıç altında öldü, Dul kadınları ağlayamadı.Duhovniki njegovi so padli pod mečem, in vdove njegove niso mogle žalovati.
Kâhinleri kılıç altında öldü, Dul kadınları ağlayamadı.Heidän pappinsa kaatuivat miekkaan, eivätkä heidän leskensä voineet itkuja itkeä.
Kâhinleri kılıç altında öldü, Dul kadınları ağlayamadı.Ihre Priester fielen durchs Schwert, und waren keine Witwen, die da weinen sollten.
Kâhinleri kılıç altında öldü, Dul kadınları ağlayamadı.Imam-imam mereka dibunuh dengan pedang, janda-janda mereka tak dapat meratap
Kâhinleri kılıç altında öldü, Dul kadınları ağlayamadı.I suoi sacerdoti caddero di spada e le loro vedove non fecero lamento
Kâhinleri kılıç altında öldü, Dul kadınları ağlayamadı.Jeho kňazi padli od meča, a jeho vdovy neplakaly.
Kâhinleri kılıç altında öldü, Dul kadınları ağlayamadı.Kapłani jego od miecza polegli, a wdowy jego nie płakały.
Kâhinleri kılıç altında öldü, Dul kadınları ağlayamadı.Kněží jejich od meče padli, a vdovy jejich neplakaly.
Kâhinleri kılıç altında öldü, Dul kadınları ağlayamadı.저희 제사장들은 칼에 엎드러지고 저희 과부들은 애곡하지 못하였도다
Kâhinleri kılıç altında öldü, Dul kadınları ağlayamadı.Những thầy tế lễ họ bị gươm sa ngã, Song các người góa bụa không than khóc.
Kâhinleri kılıç altında öldü, Dul kadınları ağlayamadı.Những thầy tế_lễ họ bị gươm sa_ngã , Song các người góa_bụa không than_khóc .
Kâhinleri kılıç altında öldü, Dul kadınları ağlayamadı.Os seus sacerdotes caíram � espada, e suas viúvas não fizeram pranto.
Kâhinleri kılıç altında öldü, Dul kadınları ağlayamadı.Papjai fegyver miatt hullottak el, és özvegyei nem végezheték a siratást.
Kâhinleri kılıç altında öldü, Dul kadınları ağlayamadı.Preoţii săi au căzut ucişi de sabie, şi văduvele lui nu s'au bocit.
Kâhinleri kılıç altında öldü, Dul kadınları ağlayamadı.Ses sacrificateurs tombèrent par l`épée, Et ses veuves ne pleurèrent pas.
Kâhinleri kılıç altında öldü, Dul kadınları ağlayamadı.Sus sacerdotes cayeron a espada, y sus viudas no hicieron lamentación
Kâhinleri kılıç altında öldü, Dul kadınları ağlayamadı.οι ιερεις αυτων επεσον εν μαχαιρα, και αι χηραι αυτων δεν επενθησαν.
Kâhinleri kılıç altında öldü, Dul kadınları ağlayamadı.Свещениците им паднаха от нож; И вдовиците им не плакаха.
Kâhinleri kılıç altında öldü, Dul kadınları ağlayamadı.כהניו בחרב נפלו ואלמנתיו לא תבכינה׃
Kâhinleri kılıç altında öldü, Dul kadınları ağlayamadı.كهنته سقطوا بالسيف وارامله لم يبكين
Kâhinleri kılıç altında öldü, Dul kadınları ağlayamadı.祭 司 倒 在 刀 下 . 寡 婦 卻 不 哀 哭
Kâhinleri kılıç altında öldü, Dul kadınları ağlayamadı.祭司 倒在 刀下.寡婦卻 不 哀哭
Kemp köşkündeki yaptığı çalışmada oturuyordu Dulavratotu bakan tepenin.Kemp a fost şedinţei în studiul său în cadrul de belvedere de pe deal, cu vedere de brusture.
Kemp köşkündeki yaptığı çalışmada oturuyordu Dulavratotu bakan tepenin.Kemp seděl ve své pracovně v Belvederu na kopec s výhledem na lopuchu.
Kemp köşkündeki yaptığı çalışmada oturuyordu Dulavratotu bakan tepenin.Kemp ült a dolgozószobájában a kilátó a néző hegy Bojtorján.
Kemp. Villaların bir an yüksek Dulavratotu çalışan rakam occulted tepeye tırmandı vardı.Toisessa hetkellä korkeampi huviloita joka oli kiipesi ylös mäkeä Takiainen oli peittää käynnissä luku.
Kemp. Villaların bir an yüksek Dulavratotu çalışan rakam occulted tepeye tırmandı vardı.Trong thời điểm khác thì cao hơn của các biệt thự đã trèo lên đồi từ Chi Ngưu bảng đã occulted hình chạy.
Kemp. Villaların bir an yüksek Dulavratotu çalışan rakam occulted tepeye tırmandı vardı.V dalším okamžiku, kdy se vyšší z vily , který vylezl na kopec z lopuchu měl zakrýt běžící postavu.
Kemp. Villaların bir an yüksek Dulavratotu çalışan rakam occulted tepeye tırmandı vardı.V ďalšom okamihu, keď sa vyššia z vily , Ktorý vyliezol na kopec z lopúcha mal zakryť bežiaci postavu.
Kemp. Villaların bir an yüksek Dulavratotu çalışan rakam occulted tepeye tırmandı vardı.V nekem drugem trenutku višji od vil da še splezali na hrib iz repinca se je prekrit tekoče sliki.
Kemp. Villaların bir an yüksek Dulavratotu çalışan rakam occulted tepeye tırmandı vardı.W innym momencie wyższych w willi , który wdrapał się na wzgórze z łopianu miał przesłonić postać działa.
Kemp. Villaların bir an yüksek Dulavratotu çalışan rakam occulted tepeye tırmandı vardı.В друг момент на по-висока от вилите , които са катерили нагоре по хълма, от репей е затъмнен текущите фигура.
Kemp. Villaların bir an yüksek Dulavratotu çalışan rakam occulted tepeye tırmandı vardı.В інший момент найбільшою з вілл , Які дерлися вгору по схилу від лопуха було затемнена працює фігурою.
Kendini zevke veren dul kadınsa daha yaşarken ölmüştür.A bujálkodó pedig élvén megholt.
Kendini zevke veren dul kadınsa daha yaşarken ölmüştür.al contrario quella che si dà ai piaceri, anche se vive, è gia morta
Kendini zevke veren dul kadınsa daha yaşarken ölmüştür.Ale która w rozkoszach żyje, ta żyjąc umarłą jest.
Kendini zevke veren dul kadınsa daha yaşarken ölmüştür.ale rozkošiaca zomrela, hoci žije.
Kendini zevke veren dul kadınsa daha yaşarken ölmüştür.Ale rozkošná, ta živa jsuci, již umřela.
Kendini zevke veren dul kadınsa daha yaşarken ölmüştür.Dar cea dedată la plăceri, măcar că trăieşte, este moartă.
Kendini zevke veren dul kadınsa daha yaşarken ölmüştür.일락을 좋아하는 이는 살았으나 죽었느니라
Kendini zevke veren dul kadınsa daha yaşarken ölmüştür.Maar de weduwe die er maar op los leeft, is al dood hoewel zij nog leeft.
Kendini zevke veren dul kadınsa daha yaşarken ölmüştür.Mais celle qui vit dans les plaisirs est morte, quoique vivante.
Kendini zevke veren dul kadınsa daha yaşarken ölmüştür.mas a que vive em prazeres, embora viva, está morta.
Kendini zevke veren dul kadınsa daha yaşarken ölmüştür.men den, som lever efter sine Lyster, er levende død.
Kendini zevke veren dul kadınsa daha yaşarken ölmüştür.men den som lever efter sine lyster, er levende død.
Kendini zevke veren dul kadınsa daha yaşarken ölmüştür.Men en sådan som allenast gör sig goda dagar, hon är död, fastän hon lever. --
Kendini zevke veren dul kadınsa daha yaşarken ölmüştür.mutta hekumoitseva on jo eläessään kuollut.
Kendini zevke veren dul kadınsa daha yaşarken ölmüştür.Nhưng về phần kẻ ưa sự vui chơi, thì dẫu sống cũng như chết.
Kendini zevke veren dul kadınsa daha yaşarken ölmüştür.Nhưng về phần kẻ ưa sự vui_chơi , thì dẫu sống cũng_như chết .
Kendini zevke veren dul kadınsa daha yaşarken ölmüştür.pero la que se entrega a los placeres, viviendo está muerta
Kendini zevke veren dul kadınsa daha yaşarken ölmüştür.Razuzdana pa je mrtva, dasi še živi.
Kendini zevke veren dul kadınsa daha yaşarken ölmüştür.Tetapi janda yang suka hidup bersenang-senang, sudah mati meskipun ia masih hidup
Kendini zevke veren dul kadınsa daha yaşarken ölmüştür.Welche aber in Wollüsten lebt, die ist lebendig tot.