dudak ile cümle
dudak kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
10
ORT. KELİME
Beni dudaklarıyla öptükçe öpsün! Çünkü aşkın şaraptan daha tatlı.願 他 用 口 與 我 親 嘴 . 因 你 的 愛 情 比 酒 更 美
Beni dudaklarıyla öptükçe öpsün! Çünkü aşkın şaraptan daha tatlı.願 他 用 口與 我 親嘴 . 因 你 的 愛情 比 酒 更美
Beni kuşatanların başını, Dudaklarından dökülen fesat kaplasın.(139:10) Да покроет головы окружающих меня зло собственных уст их.
Beni kuşatanların başını, Dudaklarından dökülen fesat kaplasın.(140:10) Que sur la tête de ceux qui m`environnent Retombe l`iniquité de leurs lèvres!
Beni kuşatanların başını, Dudaklarından dökülen fesat kaplasın.Asupra capului celor ce mă înconjoară să cadă nelegiuirea buzelor lor!
Beni kuşatanların başını, Dudaklarından dökülen fesat kaplasın.Das Unglück, davon meine Feinde ratschlagen, müsse auf ihren Kopf fallen.
Beni kuşatanların başını, Dudaklarından dökülen fesat kaplasın.En cuanto a los que me rodean, la maldad de sus propios labios cubrirá sus cabezas
Beni kuşatanların başını, Dudaklarından dökülen fesat kaplasın.Glave njih, ki me obdajajo – ustnic njih nadloga naj jih pokrije!
Beni kuşatanların başını, Dudaklarından dökülen fesat kaplasın.HERE, voorkom dat mijn vijanden hun zin krijgen. En laat, als zij mij aanvallen, hun aanslag mislukken.
Beni kuşatanların başını, Dudaklarından dökülen fesat kaplasın.Herre, gi ikke den ugudelige hvad han attrår, la ikke hans onde råd få fremgang! De vilde da ophøie sig. Sela.
Beni kuşatanların başını, Dudaklarından dökülen fesat kaplasın.나를 에우는 자가 그 머리를 들때에 저희 입술의 해가 저희를 덮게 하소서
Beni kuşatanların başını, Dudaklarından dökülen fesat kaplasın.Lad dem ikke løfte Hovedet mod mig, lad deres Trusler ramme dem selv!
Beni kuşatanların başını, Dudaklarından dökülen fesat kaplasın.Não levantem a cabeça os que me cercam; cubra-os a maldade dos seus lábios.
Beni kuşatanların başını, Dudaklarından dökülen fesat kaplasın.Ne add meg Uram, a mit a gonosz kíván; rossz szándékát ne segítsd elõ, mert felfuvalkodik! Szela.
Beni kuşatanların başını, Dudaklarından dökülen fesat kaplasın.Nedaj, Hospodine, žiadostí bezbožníka; nedaj vykonať jeho zámer; povýšili by sa. Sélah.
Beni kuşatanların başını, Dudaklarından dökülen fesat kaplasın.Nguyện sự gian ác của môi những kẻ vây tôi Bao phủ đầu chúng nó!
Beni kuşatanların başını, Dudaklarından dökülen fesat kaplasın.Nguyện sự gian_ác của môi những kẻ vây tôi Bao_phủ đầu chúng_nó !
Beni kuşatanların başını, Dudaklarından dökülen fesat kaplasın.Nie dawaj, Panie! bezbożnemu czego żąda; ani myśli jego złej góry nie dawaj, żeby się nie podniósł. Sela.
Beni kuşatanların başını, Dudaklarından dökülen fesat kaplasın.Signore, non soddisfare i desideri degli empi, non favorire le loro trame
Beni kuşatanların başını, Dudaklarından dökülen fesat kaplasın.Η πονηρια των χειλεων των περικυκλουντων με ας σκεπαση την κεφαλην αυτων.
Beni kuşatanların başını, Dudaklarından dökülen fesat kaplasın.Нечестието на собствените им устни нека покрие главата На ония, които ме окръжават.
Beni kuşatanların başını, Dudaklarından dökülen fesat kaplasın.ראש מסבי עמל שפתימו יכסומו׃
Beni kuşatanların başını, Dudaklarından dökülen fesat kaplasın.اما رؤوس المحيطين بي فشقاء شفاههم يغطيهم.
Beni kuşatanların başını, Dudaklarından dökülen fesat kaplasın.至 於 那 些 昂 首 圍 困 我 的 人 、 願 他 們 嘴 唇 的 奸 惡 、 陷 害 〔 原 文 作 遮 蔽 〕 自 己
Beni kuşatanların başını, Dudaklarından dökülen fesat kaplasın.至於 那些 昂首 圍 困 我 的 人 、 願 他 們 嘴唇 的 奸惡 、 陷害 〔 原文 作 遮蔽 〕 自己
Beni sevdiğini söylerken dudak kenarları kıvrılıyordu.Cuando decía que me amaba, su boca se curvaba en los bordes.
Beni sevdiğini söylerken dudak kenarları kıvrılıyordu.Quand elle disait qu'elle m'aimait elle faisait une moue en coin.
Beni sevdiğini söylerken dudak kenarları kıvrılıyordu.Quando ha detto di amarmi, gli angoli delle sue labbra si sono arricciati all'insù.
Beni sevdiğini söylerken dudak kenarları kıvrılıyordu.Когда она говорила, что любит меня, уголки её рта приподнимались.
Beni sevdiğini söylerken dudakları dümdüzdü.Cuando me decía que me amaba, su boca permanecía recta.
Beni sevdiğini söylerken dudakları dümdüzdü.Quand elle a dit qu'elle m'aimait, ses lèvres étaient droites.
Beni sevdiğini söylerken dudakları dümdüzdü.Quando mi diceva ti amo la sua bocca era una linea dritta.
Beni sevdiğini söylerken dudakları dümdüzdü.Когда она сказала, что любит меня, её рот остался прямым.
Ben, onu alın ve onu kızıl dudak, Rosaline parlak gözleri ile seni hokkabazAku membayangkan engkau dengan mata cerah Rosaline itu, Dengan dahi yang tinggi dan bibirnya merah nya,
Ben, onu alın ve onu kızıl dudak, Rosaline parlak gözleri ile seni hokkabazÉn varázsol neked a Róza ragyogó szeme, a lány magas homloka és az ő vörös ajak,
Ben, onu alın ve onu kızıl dudak, Rosaline parlak gözleri ile seni hokkabazEu te conjuro pelos olhos brilhantes Rosaline é, por sua testa alta e os lábios escarlates,
Ben, onu alın ve onu kızıl dudak, Rosaline parlak gözleri ile seni hokkabazIch beschwöre dich bei hellen Augen Rosaline ist durch ihre hohe Stirn und ihre scharlachroten Lippen,
Ben, onu alın ve onu kızıl dudak, Rosaline parlak gözleri ile seni hokkabazIk bezweer u bij heldere ogen Rosaline, door haar hoge voorhoofd en haar rode lippen,
Ben, onu alın ve onu kızıl dudak, Rosaline parlak gözleri ile seni hokkabazIo ti scongiuro di Bright Eyes è Rosaline, Con la fronte alta e le labbra scarlatte,
Ben, onu alın ve onu kızıl dudak, Rosaline parlak gözleri ile seni hokkabazJag besvär dig vid Rosaline ljusa ögon, genom hennes höga panna och hennes röd läpp,
Ben, onu alın ve onu kızıl dudak, Rosaline parlak gözleri ile seni hokkabazJaz tebi pričarajo s svetle oči Rosaline je, je s svojo visoko čelo in ji škrlat ustnic,
Ben, onu alın ve onu kızıl dudak, Rosaline parlak gözleri ile seni hokkabazJeg besværger dig ved Rosaline lyse øjne, Ved hendes høje pande og hendes Scarlet læbe,
Ben, onu alın ve onu kızıl dudak, Rosaline parlak gözleri ile seni hokkabazJe te conjure par les yeux brillants de Rosaline, par son front élevé et sa lèvre écarlate,
Ben, onu alın ve onu kızıl dudak, Rosaline parlak gözleri ile seni hokkabaz나는 그녀의 높은 이마와 그녀의 스칼렛 입술함으로써, 로잘린의 밝은 눈을로 그대을 부리면
Ben, onu alın ve onu kızıl dudak, Rosaline parlak gözleri ile seni hokkabazOlen loihtia sinulle by Rosaline n kirkkaat silmät, hänen korkea otsa ja hänen Scarlet huuleen
Ben, onu alın ve onu kızıl dudak, Rosaline parlak gözleri ile seni hokkabazTe evoca prin ochi strălucitori Rosalina, de către fruntea ei mari şi buza ei stacojiu,
Ben, onu alın ve onu kızıl dudak, Rosaline parlak gözleri ile seni hokkabazTôi van xin ngươi đôi mắt sáng của Rosaline, By trán cao và môi đỏ tươi của cô,
Ben, onu alın ve onu kızıl dudak, Rosaline parlak gözleri ile seni hokkabazYo te conjuro por los ojos brillantes de Rosaline, por su alta frente y su labio carmesí,
Ben, onu alın ve onu kızıl dudak, Rosaline parlak gözleri ile seni hokkabazZaklinam cię przez oczy jasne Rosaline to, By jej wysokie czoło i wargi szkarłat,
Ben, onu alın ve onu kızıl dudak, Rosaline parlak gözleri ile seni hokkabazZaklínam ťa svetlé oči Rosalina, a to vďaka jej vysoké čelo a jej Scarlet pery,
Ben, onu alın ve onu kızıl dudak, Rosaline parlak gözleri ile seni hokkabazZaklínám tě světlé oči Rosaline, a to díky její vysoké čelo a její Scarlet rtu,
Ben, onu alın ve onu kızıl dudak, Rosaline parlak gözleri ile seni hokkabazΕγώ σου εξορκίζω με φωτεινά μάτια Rosaline, από υψηλής μέτωπό της και κόκκινο χείλος της,
Ben, onu alın ve onu kızıl dudak, Rosaline parlak gözleri ile seni hokkabazАз апелирам към тебе от Rosaline светли очи, от високото си чело и си алени устни,
Ben, onu alın ve onu kızıl dudak, Rosaline parlak gözleri ile seni hokkabazЯ заклинаю тебя светлые глаза Розалины это, по ее высокий лоб, и ее алые губы,
Ben, onu alın ve onu kızıl dudak, Rosaline parlak gözleri ile seni hokkabazאני להעלות לך על העיניים הנוצצות של רוזלין, על ידי מצח גבוה ועל שפתה ארגמן שלה,
Ben, onu alın ve onu kızıl dudak, Rosaline parlak gözleri ile seni hokkabazأنا الأذهان اليك بواسطة روزالين مشرق العينين ، بواسطة جبهتها العالية وشفتها القرمزية ،
Ben, onu alın ve onu kızıl dudak, Rosaline parlak gözleri ile seni hokkabaz彼女の素晴らしい足、まっすぐな足、と震える太もも、そして、そこに隣接嘘demesnesことにより、
Ben tam sarhoş değilse, o zaman en azından iksiri ile kızarmış, ona bulundu. dudaklarını.Aku menemukannya, jika tidak persis mabuk, maka setidaknya memerah dengan obat mujarab di bibirnya.
Ben tam sarhoş değilse, o zaman en azından iksiri ile kızarmış, ona bulundu. dudaklarını.Encontrei-o, se não exatamente intoxicado, então, pelo menos, lavada com o elixir de seus lábios.
Ben tam sarhoş değilse, o zaman en azından iksiri ile kızarmış, ona bulundu. dudaklarını.Én találtam rá, ha nem is részeg, akkor legalább öblíteni a gyógyírt a száját.