Haydi gel, sabaha dek doya doya sevişelim, Aşktan zevk alalım.오라 우리가 아침까지 흡족하게 서로 사랑하며 사랑함으로 희락 하자
Haydi gel, sabaha dek doya doya sevişelim, Aşktan zevk alalım.kom, lad os svælge til Daggry i Vellyst, beruse os i Elskovs Lyst!
Haydi gel, sabaha dek doya doya sevişelim, Aşktan zevk alalım.Kom, la oss beruse oss i kjærlighet inntil morgenen, fryde oss i elskov!
Haydi gel, sabaha dek doya doya sevişelim, Aşktan zevk alalım.Kom, låt oss förnöja oss med kärlek intill morgonen, och förlusta oss med varandra i älskog.
Haydi gel, sabaha dek doya doya sevişelim, Aşktan zevk alalım.Komm, laß und buhlen bis an den Morgen und laß und der Liebe pflegen.
Haydi gel, sabaha dek doya doya sevişelim, Aşktan zevk alalım.No foglaljuk magunkat bõségesen mind virradtig a szeretetben; vígadjunk szerelmeskedésekkel.
Haydi gel, sabaha dek doya doya sevişelim, Aşktan zevk alalım.Poď, opájajme sa ľúbosťou až do rána a kochajme sa v milovaní.
Haydi gel, sabaha dek doya doya sevişelim, Aşktan zevk alalım.Poď, opojujme se milostí až do jitra, obveselíme se v milosti.
Haydi gel, sabaha dek doya doya sevişelim, Aşktan zevk alalım.Pójdźże, opójmy się miłością aż do poranku, ucieszmy się miłością.
Haydi gel, sabaha dek doya doya sevişelim, Aşktan zevk alalım.Sekarang, mari kita bercumbu-cumbuan dan menikmati asmara sepanjang malam
Haydi gel, sabaha dek doya doya sevişelim, Aşktan zevk alalım.Tule, nauttikaamme lemmestä aamuun asti, riemuitkaamme rakkaudesta.
Haydi gel, sabaha dek doya doya sevişelim, Aşktan zevk alalım.Vem, saciemo-nos de amores até pela manhã; alegremo-nos com amores.
Haydi gel, sabaha dek doya doya sevişelim, Aşktan zevk alalım.Ven, saciémonos de caricias hasta la mañana; deleitémonos en amores
Haydi gel, sabaha dek doya doya sevişelim, Aşktan zevk alalım.Vieni, inebriamoci d'amore fino al mattino, godiamoci insieme amorosi piaceri
Haydi gel, sabaha dek doya doya sevişelim, Aşktan zevk alalım.Viens, enivrons-nous d`amour jusqu`au matin, Livrons-nous joyeusement à la volupté.
Haydi gel, sabaha dek doya doya sevişelim, Aşktan zevk alalım.Vino, să ne îmbătăm de dragoste pînă dimineaţă, să ne desfătăm cu desmierdări!
Haydi gel, sabaha dek doya doya sevişelim, Aşktan zevk alalım.ελθε, ας μεθυσθωμεν απο ερωτος μεχρι της αυγης ας εντρυφησωμεν εις ερωτας
Haydi gel, sabaha dek doya doya sevişelim, Aşktan zevk alalım.Ела, нека се наситим с любов до зори. Нека се насладим с милувки.
Haydi gel, sabaha dek doya doya sevişelim, Aşktan zevk alalım.зайди, будем упиваться нежностями до утра, насладимся любовью,
Haydi gel, sabaha dek doya doya sevişelim, Aşktan zevk alalım.לכה נרוה דדים עד הבקר נתעלסה באהבים׃
Haydi gel, sabaha dek doya doya sevişelim, Aşktan zevk alalım.هلم نرتو ودّا الى الصباح. نتلذذ بالحب.
Haydi gel, sabaha dek doya doya sevişelim, Aşktan zevk alalım.你 來 、 我 們 可 以 飽 享 愛 情 、 直 到 早 晨 . 我 們 可 以 彼 此 親 愛 歡 樂
Haydi gel, sabaha dek doya doya sevişelim, Aşktan zevk alalım.你 來 、 我 們 可以 飽享 愛情 、 直到 早晨 . 我 們 可以 彼此 親愛歡樂
Her dakikayı doyasıya yaşamayaE hotărâtă să facă fiecare moment special.
Her dakikayı doyasıya yaşamayaElla está decidida a hacer que cada momento cuente.
Her dakikayı doyasıya yaşamaya kararlı.癌を除去する手術が必要だと知らされます
Her dakikayı doyasıya yaşamayaОна уверена, что каждая секунда имеет значение.
Herhalde yemek yemesem bile doymuş olurum.Aku mungkin kenyang terus meskipun tidak makan.
Herhalde yemek yemesem bile doymuş olurum.Mình sẽ no mà chẳng cần ăn.
Herhalde yemek yemesem bile doymuş olurum.Prawdopodobnie będę pełny nawet jeśli nic nie będę jadł.
Herhalde yemek yemesem bile doymuş olurum..הייתי מרגיש מלא, למרות שלא אכלתי
Herhalde yemek yemesem bile doymuş olurum.على أرجح سأكون شبعان حتى لو لم أكل
Herhalde yemek yemesem bile doymuş olurum.何だ?
Her insanın yiyip içmesi, yaptığı her işle doyuma ulaşması bir Tanrı armağanıdır.Ač i to, když všeliký člověk jí a pije, a užívá dobrých věcí ze všelijaké práce své, jest dar Boží.
Her insanın yiyip içmesi, yaptığı her işle doyuma ulaşması bir Tanrı armağanıdır.Acz i to, gdy każdy człowiek je i pije, i używa dobrze wszystkiej pracy swojej, jest dar Boży.
Her insanın yiyip içmesi, yaptığı her işle doyuma ulaşması bir Tanrı armağanıdır.Ale aj to, keď ktorýkoľvek človek jedol a pil a videl dobré z ktorejkoľvek svojej práce, je dar Boží.
Her insanın yiyip içmesi, yaptığı her işle doyuma ulaşması bir Tanrı armağanıdır.De még az is, hogy az ember eszik és iszik, és jól él az õ egész munkájából, az Istennek ajándéka.
Her insanın yiyip içmesi, yaptığı her işle doyuma ulaşması bir Tanrı armağanıdır.Dog også det at spise og drikke og nyde det gode under al sin Flid er for hvert Menneske en Guds Gave.
Her insanın yiyip içmesi, yaptığı her işle doyuma ulaşması bir Tanrı armağanıdır.e também que todo homem coma e beba, e goze do bem de todo o seu trabalho é dom de Deus.
Her insanın yiyip içmesi, yaptığı her işle doyuma ulaşması bir Tanrı armağanıdır.사람마다 먹고 마시는 것과 수고함으로 낙을 누리는 것이 하나님의 선물인 줄을 또한 알았도다
Her insanın yiyip içmesi, yaptığı her işle doyuma ulaşması bir Tanrı armağanıdır.Lại , ai_nấy phải ăn , uống , và hưởng lấy phước của công_lao mình , ấy cũng là sự ban cho của Ðức_Chúa_Trời .
Her insanın yiyip içmesi, yaptığı her işle doyuma ulaşması bir Tanrı armağanıdır.Lại, ai nấy phải ăn, uống, và hưởng lấy phước của công lao mình, ấy cũng là sự ban cho của Ðức Chúa Trời.
Her insanın yiyip içmesi, yaptığı her işle doyuma ulaşması bir Tanrı armağanıdır.ma che un uomo mangi, beva e goda del suo lavoro è un dono di Dio
Her insanın yiyip içmesi, yaptığı her işle doyuma ulaşması bir Tanrı armağanıdır.Men om någon kan äta och dricka och njuta vad gott är under all sin möda, så är också detta en Guds gåva.
Her insanın yiyip içmesi, yaptığı her işle doyuma ulaşması bir Tanrı armağanıdır.pa tudi, ko človek jé in pije in uživa dobro pri vsem trudu svojem, da je to vsakemu dar Božji.
Her insanın yiyip içmesi, yaptığı her işle doyuma ulaşması bir Tanrı armağanıdır.Sebaiknya kita semua makan dan minum serta menikmati hasil kerja kita. Itu adalah pemberian Allah
Her insanın yiyip içmesi, yaptığı her işle doyuma ulaşması bir Tanrı armağanıdır.Y también, que es un don de Dios que todo hombre coma y beba y goce del fruto de todo su duro trabajo
Her insanın yiyip içmesi, yaptığı her işle doyuma ulaşması bir Tanrı armağanıdır.И если какой человек ест и пьет, и видит доброе во всяком труде своем, то это – дар Божий.
Her insanın yiyip içmesi, yaptığı her işle doyuma ulaşması bir Tanrı armağanıdır.И още всеки човек да яде и да пие, И да се наслаждава от доброто на всичкия си труд. Това е дар от Бога.
Her insanın yiyip içmesi, yaptığı her işle doyuma ulaşması bir Tanrı armağanıdır.וגם כל האדם שיאכל ושתה וראה טוב בכל עמלו מתת אלהים היא׃
Her insanın yiyip içmesi, yaptığı her işle doyuma ulaşması bir Tanrı armağanıdır.وايضا ان يأكل كل انسان ويشرب ويرى خيرا من كل تعبه فهو عطية الله.
Her insanın yiyip içmesi, yaptığı her işle doyuma ulaşması bir Tanrı armağanıdır.並 且 人 人 喫 喝 、 在 他 一 切 勞 碌 中 享 福 . 這 也 是 神 的 恩 賜
Her insanın yiyip içmesi, yaptığı her işle doyuma ulaşması bir Tanrı armağanıdır.並且 人人 喫喝 、 在 他 一切 勞碌 中 享福 . 這 也 是 神 的 恩賜
Herkes doyduktan sonra, buğdayı denize boşaltarak gemiyi hafiflettiler.A keď sa nasýtili pokrmu, ľahčili loď vyhadzujúc zbožie do mora.
Herkes doyduktan sonra, buğdayı denize boşaltarak gemiyi hafiflettiler.A nasyceni jsouce pokrmem, oblehčovali bárku, vysýpajíce pšenici do moře.
Herkes doyduktan sonra, buğdayı denize boşaltarak gemiyi hafiflettiler.Będąc tem pokarmem nasyceni, ulżenie czynili okrętowi, wyrzucając zboże w morze.
Herkes doyduktan sonra, buğdayı denize boşaltarak gemiyi hafiflettiler.Depois de saciados com a comida, começaram a aliviar o navio, alijando o trigo no mar.
Herkes doyduktan sonra, buğdayı denize boşaltarak gemiyi hafiflettiler.După ce s'au săturat, au uşurat corabia, aruncînd grîul în mare.
Herkes doyduktan sonra, buğdayı denize boşaltarak gemiyi hafiflettiler.Họ đã ăn vừa no nê, bèn quăng đồ lương thực xuống biển, làm cho nhẹ tàu đi.
Herkes doyduktan sonra, buğdayı denize boşaltarak gemiyi hafiflettiler.Họ đã ăn vừa no_nê , bèn quăng đồ lương_thực xuống biển , làm cho nhẹ tàu đi .