Yeni dostlar edinmişsin.Zyskałeś nowych przyjaciół.
Yeni dostlar edinmişsin.Απέκτησες κι άλλους φίλους.
Yeni dostlar edinmişsin.Ты завёл себе новых друзей.
Yine de kendini tuttu ve evine gitti. Sonra dostlarını ve eşi Zereşi çağırttı.Aber er hielt an sich. Und da er heimkam, sandte er hin und ließ holen seine Freunde und sein Weib Seres
Yine de kendini tuttu ve evine gitti. Sonra dostlarını ve eşi Zereşi çağırttı.Ale sa zdržal Háman a vošiel do svojho domu. A pošlúc povolal svojich priateľov a Zéreš, svoju ženu.
Yine de kendini tuttu ve evine gitti. Sonra dostlarını ve eşi Zereşi çağırttı.Ali vendar se zdrži, in ko pride domov, pošlje in skliče k sebi prijatelje svoje in Zereso, ženo svojo.
Yine de kendini tuttu ve evine gitti. Sonra dostlarını ve eşi Zereşi çağırttı.A však zdržel se Aman, až přišel do domu svého, a poslav, povolal přátel svých a Zeres ženy své.
Yine de kendini tuttu ve evine gitti. Sonra dostlarını ve eşi Zereşi çağırttı.Contudo Hamã se refreou, e foi para casa; enviou e mandou vir os seus amigos, e Zéres, sua mulher.
Yine de kendini tuttu ve evine gitti. Sonra dostlarını ve eşi Zereşi çağırttı.Dẫu vậy, Ha-man nín giận lại, trở về nhà mình, sai người gọi đến các bạn hữu và Xê-rết là vợ mình.
Yine de kendini tuttu ve evine gitti. Sonra dostlarını ve eşi Zereşi çağırttı.Dẫu_vậy , Ha-man nín giận lại , trở_về nhà mình , sai người gọi đến các bạn_hữu và Xê-rết là vợ mình .
Yine de kendini tuttu ve evine gitti. Sonra dostlarını ve eşi Zereşi çağırttı.De megtartóztatá magát Hámán, és haza ment, és elküldvén, magához hivatá barátait és Zérest, az õ feleségét.
Yine de kendini tuttu ve evine gitti. Sonra dostlarını ve eşi Zereşi çağırttı.Dog tvang han sig; men da han var kommet hjem, sendte han Bud efter sine Venner og sin Hustru Zeresj;
Yine de kendini tuttu ve evine gitti. Sonra dostlarını ve eşi Zereşi çağırttı.Il sut néanmoins se contenir, et il alla chez lui. Puis il envoya chercher ses amis et Zéresch, sa femme.
Yine de kendini tuttu ve evine gitti. Sonra dostlarını ve eşi Zereşi çağırttı.참고 집에 돌아와서 사람을 보내어 그 친구들과 그 아내 세레스를 청하여
Yine de kendini tuttu ve evine gitti. Sonra dostlarını ve eşi Zereşi çağırttı.Maar hij wist zich te beheersen en ging naar huis. Hij liet zijn vrienden en zijn vrouw Zeres bij zich komen.
Yine de kendini tuttu ve evine gitti. Sonra dostlarını ve eşi Zereşi çağırttı.Men Haman betvang sig och gick hem; därefter sände han och lät hämta sina vänner och sin hustru Seres.
Yine de kendini tuttu ve evine gitti. Sonra dostlarını ve eşi Zereşi çağırttı.Men han holdt sig rolig og gikk hjem; så sendte han bud efter sine venner og sin hustru Seres
Yine de kendini tuttu ve evine gitti. Sonra dostlarını ve eşi Zereşi çağırttı.Mutta Haaman hillitsi itsensä ja meni kotiinsa. Sitten hän lähetti noutamaan ystävänsä ja vaimonsa Sereksen.
Yine de kendini tuttu ve evine gitti. Sonra dostlarını ve eşi Zereşi çağırttı.Sin embargo, Amán se contuvo y se fue a su casa. Entonces envió llamar a sus amigos y a Zeres, su mujer
Yine de kendini tuttu ve evine gitti. Sonra dostlarını ve eşi Zereşi çağırttı.Tuttavia Amàn si trattenne, andò a casa e mandò a chiamare i suoi amici e Zeres sua moglie
Yine de kendini tuttu ve evine gitti. Sonra dostlarını ve eşi Zereşi çağırttı.Обаче Аман се въздържа и отиде у дома си; тогава прати да повикат приятелите му и жена му Зареса,
Yine de kendini tuttu ve evine gitti. Sonra dostlarını ve eşi Zereşi çağırttı.Однако же скрепился Аман. А когда пришел в дом свой, то послал позвать друзей своих и Зерешь, жену свою.
Yine de kendini tuttu ve evine gitti. Sonra dostlarını ve eşi Zereşi çağırttı.ויתאפק המן ויבוא אל ביתו וישלח ויבא את אהביו ואת זרש אשתו׃
Yine de kendini tuttu ve evine gitti. Sonra dostlarını ve eşi Zereşi çağırttı.وتجلد هامان ودخل بيته وارسل فاستحضر احباءه وزرش زوجته
Yine de kendini tuttu ve evine gitti. Sonra dostlarını ve eşi Zereşi çağırttı.哈 曼 暫 且 忍 耐 回 家 、 叫 人 請 他 朋 友 和 他 妻 子 細 利 斯 來
Yine de kendini tuttu ve evine gitti. Sonra dostlarını ve eşi Zereşi çağırttı.哈 曼 暫且 忍耐 回家 、 叫人 請 他 朋友 和 他 妻子 細利斯來
Yıkıma götüren dostlar vardır, Ama öyle dost var ki, kardeşten yakındır insana. yıkıma gider››.Ada sahabat yang tidak setia, ada pula yang lebih akrab dari saudara
Yıkıma götüren dostlar vardır, Ama öyle dost var ki, kardeşten yakındır insana. yıkıma gider››.Celui qui a beaucoup d`amis les a pour son malheur, Mais il est tel ami plus attaché qu`un frère.
Yıkıma götüren dostlar vardır, Ama öyle dost var ki, kardeşten yakındır insana. yıkıma gider››.Ci sono compagni che conducono alla rovina, ma anche amici più affezionati di un fratello
Yıkıma götüren dostlar vardır, Ama öyle dost var ki, kardeşten yakındır insana. yıkıma gider››.Den som ävlas att få vänner, han kommer i olycka; men vänner finnas, mer trogna än en broder.
Yıkıma götüren dostlar vardır, Ama öyle dost var ki, kardeşten yakındır insana. yıkıma gider››.Ein treuer Freund liebt mehr uns steht fester bei denn ein Bruder.
Yıkıma götüren dostlar vardır, Ama öyle dost var ki, kardeşten yakındır insana. yıkıma gider››.ember, a kinek [sok] barátja van, széttöretik; de van barát, a ki ragaszkodóbb a testvérnél.
Yıkıma götüren dostlar vardır, Ama öyle dost var ki, kardeşten yakındır insana. yıkıma gider››.En mann med mange venner går det ille; men der er venner som henger fastere ved en enn en bror.
Yıkıma götüren dostlar vardır, Ama öyle dost var ki, kardeşten yakındır insana. yıkıma gider››.Häviökseen mies on monien ystävä, mutta on myös ystäviä, veljiäkin uskollisempia.
Yıkıma götüren dostlar vardır, Ama öyle dost var ki, kardeşten yakındır insana. yıkıma gider››.Hay amigos que uno tiene para su propio mal, pero hay un amigo que es más fiel que un hermano
Yıkıma götüren dostlar vardır, Ama öyle dost var ki, kardeşten yakındır insana. yıkıma gider››.Iemand, die vrienden heeft, moet hen als vrienden behandelen, want een vriend is soms beter dan een broeder.
Yıkıma götüren dostlar vardır, Ama öyle dost var ki, kardeşten yakındır insana. yıkıma gider››.많은 친구를 얻는 자는 해를 당하게 되거니와 어떤 친구는 형제보다 친밀하니라
Yıkıma götüren dostlar vardır, Ama öyle dost var ki, kardeşten yakındır insana. yıkıma gider››.Med mange Fæller kan Mand gå til Grunde, men Ven kan overgå Broder i Troskab.
Yıkıma götüren dostlar vardır, Ama öyle dost var ki, kardeşten yakındır insana. yıkıma gider››.Mož, ki ima mnogo prijateljev, pride na nič; toda je prijatelj, ki je zvestejši od brata.
Yıkıma götüren dostlar vardır, Ama öyle dost var ki, kardeşten yakındır insana. yıkıma gider››.Người nào được nhiều bằng hữu sẽ làm hại cho mình; Nhưng có một bạn tríu mến hơn anh em ruột.
Yıkıma götüren dostlar vardır, Ama öyle dost var ki, kardeşten yakındır insana. yıkıma gider››.Người nào được nhiều bằng_hữu sẽ làm hại cho mình ; Nhưng có một bạn tríu mến hơn anh_em ruột .
Yıkıma götüren dostlar vardır, Ama öyle dost var ki, kardeşten yakındır insana. yıkıma gider››.O homem que tem muitos amigos, tem-nos para a sua ruína; mas há um amigo que é mais chegado do que um irmão.
Yıkıma götüren dostlar vardır, Ama öyle dost var ki, kardeşten yakındır insana. yıkıma gider››.Ten, kdož má přátely, má se míti přátelsky, poněvadž přítel bývá vlastnější než bratr.
Yıkıma götüren dostlar vardır, Ama öyle dost var ki, kardeşten yakındır insana. yıkıma gider››.Ο ανθρωπος ο εχων φιλους πρεπει να φερηται φιλικως και υπαρχει φιλος στενωτερος αδελφου.
Yıkıma götüren dostlar vardır, Ama öyle dost var ki, kardeşten yakındır insana. yıkıma gider››.Кто хочет иметь друзей, тот и сам должен быть дружелюбным; и бываетдруг, более привязанный, нежели брат.
Yıkıma götüren dostlar vardır, Ama öyle dost var ki, kardeşten yakındır insana. yıkıma gider››.איש רעים להתרעע ויש אהב דבק מאח׃
Yıkıma götüren dostlar vardır, Ama öyle dost var ki, kardeşten yakındır insana. yıkıma gider››.المكثر الاصحاب يخرب نفسه. ولكن يوجد محب ألزق من الاخ
Yıkıma götüren dostlar vardır, Ama öyle dost var ki, kardeşten yakındır insana. yıkıma gider››.濫 交 朋 友 的 、 自 取 敗 壞 . 但 有 一 朋 友 、 比 弟 兄 更 親 密
Yıkıma götüren dostlar vardır, Ama öyle dost var ki, kardeşten yakındır insana. yıkıma gider››.濫交 朋友 的 、 自取 敗壞 . 但 有 一 朋友 、 比 弟兄 更 親密
Yoldaşım dostlarına saldırarak Yaptığı antlaşmayı bozdu.(54:21) простерли руки свои на тех, которые с ними в мире, нарушили союз свой;
Yoldaşım dostlarına saldırarak Yaptığı antlaşmayı bozdu.(55:21) Il porte la main sur ceux qui étaient en paix avec lui, Il viole son alliance;
Yoldaşım dostlarına saldırarak Yaptığı antlaşmayı bozdu.Aquele meu companheiro estendeu a sua mão contra os que tinham paz com ele; violou o seu pacto.
Yoldaşım dostlarına saldırarak Yaptığı antlaşmayı bozdu.Bekas kawanku menyerang teman-temannya, ia mengingkari janjinya
Yoldaşım dostlarına saldırarak Yaptığı antlaşmayı bozdu.Dio mi ascolta e li umilia, egli che domina da sempre. e non temono Dio
Yoldaşım dostlarına saldırarak Yaptığı antlaşmayı bozdu.Ei pun mîna pe cei ce trăiau în pace cu ei, şi îşi calcă legămîntul.
Yoldaşım dostlarına saldırarak Yaptığı antlaşmayı bozdu.Kẻ ác đã tra tay trên những người ở hòa bình cùng nó; Nó đã bội nghịch giao ước mình.
Yoldaşım dostlarına saldırarak Yaptığı antlaşmayı bozdu.Kẻ ác đã tra tay_trên những người_ở hòa_bình cùng nó ; Nó đã bội_nghịch giao_ước mình .
Yoldaşım dostlarına saldırarak Yaptığı antlaşmayı bozdu.저는 손을 들어 자기와 화목한 자를 치고 그 언약을 배반하였도다
Yoldaşım dostlarına saldırarak Yaptığı antlaşmayı bozdu.Más bien, aquél extiende sus manos contra sus propios aliados, y viola su pacto
Yoldaşım dostlarına saldırarak Yaptığı antlaşmayı bozdu.Nezvestnik je iztegnil roko svojo zoper nje, ki so živeli v miru ž njim; zavezo svojo je oskrunil.