Genelde maçları dostane bir havada geçer.Vanligtvis spelas en match under tidsbegränsning.
Buna rağmen, esasen dostane bir ilişkileri vardır.До них належать, наприклад, зв'язківці.
Bu dönemden sonra ikili ilişkiler dostane bir seyir izlemiştir.Після цього періоду двосторонні відносини покращилися.
Ancak ikilinin bir araya gelişi hiçbir zaman dostane olmaz.Žádné dva vrcholy (a tedy ani hrany) se přitom neopakují.
Dosta Bizden Selam Olsun 02.Un cântec de rămas-bun 22.
Frank Dostal, Alain Garcia tarafından yazılmıştır.Ez sikerül is, amit megtud a nagybátyja, Hector Salamanca.
Genelde maçları dostane bir havada geçer.Az idejüket szokás szerint pókerezéssel töltik.
Eylül 2008'de çift, 11 yıllık evlilikten sonra dostane bir şekilde ayrıldığını açıkladı.11. joulukuuta 2008 pari ilmoitti kuitenkin eroavansa 15 kuukauden avioliiton jälkeen.
Düşmanı dosta çevirir.Εχθρός του Μετζνούν.
6 Ocak 2015'te Sparks eşi Cathy ile dostane bir şekilde ayrıldığını duyurdu.Στις 6 Ιανουαρίου, 2015, ο Σπαρκς ανακοίνωσε ότι ήταν σε διάσταση με την Cathy και σύντομα χώρισαν.
I. Şapur'un Yahudilere olan yaklaşımı dostaneydi.Olga Eggers: Lad nu jøderne få ordet.
Aydınoğuları, başlangıçta Osmanlılarla dostane ilişkiler kurulmuştu.Oversettelse: Flyktningene ble i begynnelsen mottatt med åpne armer.
Çin Komünist Partisi ile de dostane ilişkileri vardır.中国共産党の要人とも親交がある。
Dosta düşmana karşı daima dik durmuş asla zaafiyet göstermemiştir.面對強敵,始終不見疲態。
Her ikisi de, ilk kez yaşlılıkta, yeniden dostane bir ilişki bulmuştur.再次和十年前的恋人、前夫重逢,二人可谓百感交集。
Genelde maçları dostane bir havada geçer.בדרך כלל מתהווים אשלונים במרוץ כאשר יש רוח צד.
Danimarka toplumu Yahudiler için her alanda dostane ve güvenilir bir ortam yarattı.Danijos visuomenė yra saugi ir draugiška jos žydams.
Bu alan aslında bir evrim biyoloğu için çok da dostane bir alan sayılmaz.Ce n'est pas vraiment un domaine amical pour les biologistes évolutionistes.
Bu alan aslında bir evrim biyoloğu için çok da dostane bir alan sayılmaz.Đó thực sự không thân thiện dành cho nhà sinh học tiến hóa.
Bu alan aslında bir evrim biyoloğu için çok da dostane bir alan sayılmaz.Este no es un campo amigable para los biólogos evolucionistas.
Bu alan aslında bir evrim biyoloğu için çok da dostane bir alan sayılmaz.Het is geen vriendelijk milieu voor evolutionair biologen.
Bu alan aslında bir evrim biyoloğu için çok da dostane bir alan sayılmaz.진화생물학자들에게는 그다지 친근한 분야가 아니지요. 상당한 잠재성이 있음을 알 수 있지만
Bu alan aslında bir evrim biyoloğu için çok da dostane bir alan sayılmaz.Non è un campo amichevole per un biologo evoluzionista.
Bu alan aslında bir evrim biyoloğu için çok da dostane bir alan sayılmaz.Nu este nu domeniu foarte prietenos pentru biologii evolutionisti.
Bu alan aslında bir evrim biyoloğu için çok da dostane bir alan sayılmaz.To niezbyt przyjazna dziedzina dla biologów ewolucyjnych.
Bu alan aslında bir evrim biyoloğu için çok da dostane bir alan sayılmaz.Область это не слишком-то приветливая для биолога-эволюциониста.
Bu alan aslında bir evrim biyoloğu için çok da dostane bir alan sayılmaz.Това наистина не е много приятелска среда за еволюционни биолози.
Bu alan aslında bir evrim biyoloğu için çok da dostane bir alan sayılmaz.זה תחום לא כל-כך ידידותי בשביל ביולוגים אבולוציוניים. רואים למעשה המון אפשרויות,
Bu alan aslında bir evrim biyoloğu için çok da dostane bir alan sayılmaz.إنه حقاً ليس بالمجال الودود لعلماء الأحياء التطوريين. سوف ترى فى الحقيقة إحتمال كبير,
Bu alan aslında bir evrim biyoloğu için çok da dostane bir alan sayılmaz.もの凄く可能性を秘めた分野ですが 多くの人が自分の縄張りを守るようにしています
-Hadi ama, eski bir dosta yapmazsın bunu, değil mi?- Das kannst du mir nicht antun.
-Hadi ama, eski bir dosta yapmazsın bunu, değil mi? -Görürsün, hadi uza artık.To bys přeci starému kámošovi neudělala, že jo, Moniko?
-Hadi ama, eski bir dosta yapmazsın bunu, değil mi?-No le harías eso a un viejo amigo.
-Hadi ama, eski bir dosta yapmazsın bunu, değil mi?- Non farai questo a un vecchio amico.
-Hadi ama, eski bir dosta yapmazsın bunu, değil mi?Δε θα το κάνεις, Νίκι... Είμαστε παλιόφιλοι εμείς.
Juan Antonio fahişelere karşı oldukça dostaneydi ve... ...tam fotoğraflık olduklarını düşünüyordu.Juan Antonio, era amigo de todas as prostitutas... ...e pensou que podiam ser um bom tema.
Juan Antonio fahişelere karşı oldukça dostaneydi ve... ...tam fotoğraflık olduklarını düşünüyordu.Juan Antonio fue simpático con todas las rameras... ...y pensó que serían un tema maravilloso.
Juan Antonio fahişelere karşı oldukça dostaneydi ve... ...tam fotoğraflık olduklarını düşünüyordu.Juan Antonio jó barátságban volt az összes kurvával, és úgy gondolta, csodás témaként szolgálhatnak.
Juan Antonio fahişelere karşı oldukça dostaneydi ve... ...tam fotoğraflık olduklarını düşünüyordu.Juan deed aardig tegen de hoeren en vond dat ze model konden staan.
Juan Antonio fahişelere karşı oldukça dostaneydi ve... ...tam fotoğraflık olduklarını düşünüyordu.خوان أنطونيو كان صديقاً لكل العاهرات و كان يعتقد أنهن موضوع رائع
New England'lı zımpara gibi bir kadın ve nazik, dostane tavırlı kocası.Bà là người vùng New England, thô ráp, và ông rất lịch thiệp.
New England'lı zımpara gibi bir kadın ve nazik, dostane tavırlı kocası.Ea era din New England şi mai dură iar el era genul de tip mai diplomat.
New England'lı zımpara gibi bir kadın ve nazik, dostane tavırlı kocası.Ella era de Nueva Inglaterra y abrasiva, y él era este tipo cortesano.
New England'lı zımpara gibi bir kadın ve nazik, dostane tavırlı kocası.Elle était celle du New England, mordante, et il était le jeune homme courtois.
New England'lı zımpara gibi bir kadın ve nazik, dostane tavırlı kocası.부인은 뉴잉글랜드 사람같이 거친 성격이고 말론은 점잖은 사람이거든요.
New England'lı zımpara gibi bir kadın ve nazik, dostane tavırlı kocası.Lei era quella del New England e ruvida, e lui era il tipo raffinato.
New England'lı zımpara gibi bir kadın ve nazik, dostane tavırlı kocası.Ona byla drsný Yankee, a on uhlazený společník.
New England'lı zımpara gibi bir kadın ve nazik, dostane tavırlı kocası.Ona była z Nowej Anglii i przez to szorstka, a on był ten kurtuazyjny.
New England'lı zımpara gibi bir kadın ve nazik, dostane tavırlı kocası.Sie war Neuengländerin und grob, und er war das vornehme Gegenstück.
New England'lı zımpara gibi bir kadın ve nazik, dostane tavırlı kocası.Zij kwam uit New England en was fel, en hij was zo'n vleierige man.
New England'lı zımpara gibi bir kadın ve nazik, dostane tavırlı kocası.Αυτή ήταν από τη Νεα Αγγλία και ήταν τραχεία, και αυτός ήταν ο αβρός τύπος.
New England'lı zımpara gibi bir kadın ve nazik, dostane tavırlı kocası.Она была из Новой Англии, и резкость была ей свойственна, а он был учтивым малым.
New England'lı zımpara gibi bir kadın ve nazik, dostane tavırlı kocası.Тя беше дразнещ жител на Нова Англия, а той бе толкова изтънчен.
New England'lı zımpara gibi bir kadın ve nazik, dostane tavırlı kocası.היא הייתה הניו-אינגלנדית המשופשפת, והוא היה הבחור האדיב.
New England'lı zımpara gibi bir kadın ve nazik, dostane tavırlı kocası.كانت هي من نيو إنجلاند صريحة للغاية، بينما هو كان الفتى المتملق.
New England'lı zımpara gibi bir kadın ve nazik, dostane tavırlı kocası.彼はこんな南部人なのでした さて私が尋ねた 一番重要な質問について話します