donmuş ile cümle

donmuş kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
2
HECE
10
ORT. KELİME
Benim güzellik uyku kaçırmıştı ve ayaklarımı sabit donmuş vardı, ama geçmişte pişmanlık oldu."問題とは何ですか?"メアリーの声は言った。 "私の足が冷たいです、"私は言った。
Ben sıcak ve çok havasız bir otel odasında... ...tamamen şaşkına dönmüş bir şekilde oturuyorum.Assise dans une chaleur étouffante dans ma chambre d'hôtel, je me sentais complètement désemparée.
Ben sıcak ve çok havasız bir otel odasında... ...tamamen şaşkına dönmüş bir şekilde oturuyorum.Dus ik zit in een hete en erg muffe hotelkamer, totaal overdonderd.
Ben sıcak ve çok havasız bir otel odasında... ...tamamen şaşkına dönmüş bir şekilde oturuyorum.Ed io sono lì seduta in una stanza d'hotel calda e disordinata, completamente sopraffatta.
Ben sıcak ve çok havasız bir otel odasında... ...tamamen şaşkına dönmüş bir şekilde oturuyorum.Então lá estou eu, num quarto de hotel abafado, sentindo-me totalmente impotente.
Ben sıcak ve çok havasız bir otel odasında... ...tamamen şaşkına dönmüş bir şekilde oturuyorum.Eram într-o cameră de hotel încinsă și înăbușitoare și mă simțeam întru totul copleșită.
Ben sıcak ve çok havasız bir otel odasında... ...tamamen şaşkına dönmüş bir şekilde oturuyorum.Ich saß in einem heißen, stickigen Hotelzimmer und fühlte mich komplett erschlagen.
Ben sıcak ve çok havasız bir otel odasında... ...tamamen şaşkına dönmüş bir şekilde oturuyorum.저는 덥고 매우 답답한 호텔 방에서 완전히 압도당한 채 앉아 있었습니다.
Ben sıcak ve çok havasız bir otel odasında... ...tamamen şaşkına dönmüş bir şekilde oturuyorum.Så jag sitter i ett hett och kvavt hotellrum och känner mig helt överväldigad.
Ben sıcak ve çok havasız bir otel odasında... ...tamamen şaşkına dönmüş bir şekilde oturuyorum.Så jeg sider i en varmt og tætpakket hotelværelse føler mig totalt overvældet.
Ben sıcak ve çok havasız bir otel odasında... ...tamamen şaşkına dönmüş bir şekilde oturuyorum.Sedela som v horúcej a nevyvetranej hotelovej izbe a cítila som sa úplne ohromená.
Ben sıcak ve çok havasız bir otel odasında... ...tamamen şaşkına dönmüş bir şekilde oturuyorum.Siedzę więc w dusznym pokoju hotelowym czując się całkowicie przytłoczona.
Ben sıcak ve çok havasız bir otel odasında... ...tamamen şaşkına dönmüş bir şekilde oturuyorum.Szóval egy meleg és nagyon fülledt szállodai szobában ülök, teljesen összeroskadva.
Ben sıcak ve çok havasız bir otel odasında... ...tamamen şaşkına dönmüş bir şekilde oturuyorum.Và khi ngồi trong một căn phòng khách sạn nóng bức và ngột ngạt tôi cảm thấy vô cùng choáng ngợp.
Ben sıcak ve çok havasız bir otel odasında... ...tamamen şaşkına dönmüş bir şekilde oturuyorum.Yo estaba en una sofocante habitación de hotel, sintiéndome absolutamente abrumada.
Ben sıcak ve çok havasız bir otel odasında... ...tamamen şaşkına dönmüş bir şekilde oturuyorum.Κάθομαι λοιπόν σε ένα ζεστό και πνιγηρό δωμάτιο ξενοδοχείου και αισθάνομαι εντελώς συγκλονισμένη.
Ben sıcak ve çok havasız bir otel odasında... ...tamamen şaşkına dönmüş bir şekilde oturuyorum.И така, седя аз в една гореща и задушна хотелска стая, чувствайки се напълно объркана.
Ben sıcak ve çok havasız bir otel odasında... ...tamamen şaşkına dönmüş bir şekilde oturuyorum.Тож я сиджу в душній кімнаті готелю, цілковито збентежена.
Ben sıcak ve çok havasız bir otel odasında... ...tamamen şaşkına dönmüş bir şekilde oturuyorum.Я сидела в душной комнате отеля и чувствовала себя полностью разбитой.
Ben sıcak ve çok havasız bir otel odasında... ...tamamen şaşkına dönmüş bir şekilde oturuyorum.אז אני יושבת לי בחדר מלון חם ומחניק מאד, בהלם גמור,
Ben sıcak ve çok havasız bir otel odasında... ...tamamen şaşkına dönmüş bir şekilde oturuyorum.حتى أنا جالس في غرفة بفندق الساخنة وانسداد جداً شعور طغت فقط تماما.
Ben sıcak ve çok havasız bir otel odasında... ...tamamen şaşkına dönmüş bir şekilde oturuyorum.ただただ 打ちのめされていました ブラッド・ダイアモンドのことではありません
Bin yıldır hayattalar çölde, donmuş topraklarda, dağların tepesinde ve okyanusun dibinde.Au supravieţuit milenii în deşert, în permafrost, în vârful munţilor şi în fundul oceanelor.
Bin yıldır hayattalar çölde, donmuş topraklarda, dağların tepesinde ve okyanusun dibinde.Chúng đã tồn tại ngàn năm ở sa mạc, ở vùng cực, ở đỉnh núi, ở đáy biển.
Bin yıldır hayattalar çölde, donmuş topraklarda, dağların tepesinde ve okyanusun dibinde.De har overlevet i årtusinder i ørkener, i permafrosten, på toppen af bjerge og på bunden af havet.
Bin yıldır hayattalar çölde, donmuş topraklarda, dağların tepesinde ve okyanusun dibinde.Évezredeket éltek túl sivatagokban, fagyos területeken, hegycsúcsokon és az óceánok mélyén.
Bin yıldır hayattalar çölde, donmuş topraklarda, dağların tepesinde ve okyanusun dibinde.그들은 수천년을 생존해 왔습니다. 사막에서, 얼어붙은 땅에서, 산의 정상에서, 그리고 바다 밑바닥에서요.
Bin yıldır hayattalar çölde, donmuş topraklarda, dağların tepesinde ve okyanusun dibinde.Prežili tisícročia v púšti, v permafroste, na vrcholoch hôr a na dne oceánu.
Bin yıldır hayattalar çölde, donmuş topraklarda, dağların tepesinde ve okyanusun dibinde.Przetrwały tysiące lat na pustyni, w wiecznej zmarzlinie, na szczytach gór i na dnie oceanu.
Bin yıldır hayattalar çölde, donmuş topraklarda, dağların tepesinde ve okyanusun dibinde.Sie haben Jahrtausende überlebt, in der Wüste, im Permaforst auf Berggipfeln, und am Meeresgrund.
Bin yıldır hayattalar çölde, donmuş topraklarda, dağların tepesinde ve okyanusun dibinde.Sobreviveram durante milénios no deserto, na "permafrost", no topo das montanhas e no fundo do oceano.
Bin yıldır hayattalar çölde, donmuş topraklarda, dağların tepesinde ve okyanusun dibinde.Sono sopravvissuti per millenni nel deserto, nel permafrost, in cima alle montagne e sul fondo dell'oceano.
Bin yıldır hayattalar çölde, donmuş topraklarda, dağların tepesinde ve okyanusun dibinde.Ze hebben millennia overleefd in een woestijn, in de permafrost, bovenop bergen en op de bodem van de oceaan.
Bin yıldır hayattalar çölde, donmuş topraklarda, dağların tepesinde ve okyanusun dibinde.Они существовали тысячелетиями в пустыне, вечной мерзлоте, на вершинах гор и дне океана.
Bin yıldır hayattalar çölde, donmuş topraklarda, dağların tepesinde ve okyanusun dibinde.הם שרדו אלפי שנים במדבר, בקרקע הקפואה, בפסגות ההרים ובקרקעית הים.
Bin yıldır hayattalar çölde, donmuş topraklarda, dağların tepesinde ve okyanusun dibinde.لقد نجوا لآلاف السنين في الصحراء و الجليد في أعالي الجبال و أعماق المحيطات
Bin yıldır hayattalar çölde, donmuş topraklarda, dağların tepesinde ve okyanusun dibinde.砂漠や永久凍土 山頂や海の底で 何千年も生き続けてきました 知られざる自然の脅威や人間の侵略を
"Biraz donmuş yoğurt ister misin?"Akarsz egy kis fagyasztott joghurtot?
"Biraz donmuş yoğurt ister misin?"Anda ingin yogurt beku?
"Biraz donmuş yoğurt ister misin?"Chceš mrazený jogurt?
"Biraz donmuş yoğurt ister misin?"Chceš nějaký mražený jogurt?
"Biraz donmuş yoğurt ister misin?"Chcesz trochę mrożonego jogurtu?
"Biraz donmuş yoğurt ister misin?"Haluatko jogurttijäädykettä?
"Biraz donmuş yoğurt ister misin?"요쿠르트 아이스크림 사실래요?"
"Biraz donmuş yoğurt ister misin?"Muốn mua sữa chua lạnh không?
"Biraz donmuş yoğurt ister misin?"Queres um bocado de iogurte gelado?
"Biraz donmuş yoğurt ister misin?"¿Quieres un poco de helado de yogurt?"
"Biraz donmuş yoğurt ister misin?"Tu veux du yaourt glacé ?
"Biraz donmuş yoğurt ister misin?"Vrei niste iaurt inghetat?"
"Biraz donmuş yoğurt ister misin?"Vuoi del frozen yoghurt?
"Biraz donmuş yoğurt ister misin?"Wil je wat bevroren yoghurt?
"Biraz donmuş yoğurt ister misin?Willst du etwas gefrorenen Jogurt?
"Biraz donmuş yoğurt ister misin?"Θέλεις παγωμένο γιαούρτι;
"Biraz donmuş yoğurt ister misin?"Искаш ли малко замразено кисело мляко?
"Biraz donmuş yoğurt ister misin?"Хочешь замороженный йогурт?"
"Biraz donmuş yoğurt ister misin?"אתה רוצה קצת פרוזאן יוגורט?
"Biraz donmuş yoğurt ister misin?"هل تريد بعض الزبادي المجمد؟
"Biraz donmuş yoğurt ister misin?「こっちこっち ほら」
Bir gölün ya da büyük bir havun üzerinde çok büyük donmuş alan var diyelim.Przypuśćmy, że mamy wielkie, zamarznięte jezioro, lub być może jest to staw.
Bir gölün ya da büyük bir havun üzerinde çok büyük donmuş alan var diyelim.Řekněme, že mám ohromné zamrzlé jezero.
İlgili Sayfalar