Ana içeriğe geç
Sözlük

dolusu ile cümle

dolusu kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
3
HECE
12
ORT. KELİME
Dıştan insanlara doğru görünürsünüz, ama içte ikiyüzlülük ve kötülükle dolusunuz.Също така и вие отвън се виждате на човеците праведни, но отвътре сте пълни с лицемерие и беззаконие.
Dıştan insanlara doğru görünürsünüz, ama içte ikiyüzlülük ve kötülükle dolusunuz.так и вы по наружности кажетесь людям праведными, а внутри исполнены лицемерия и беззакония.
Dıştan insanlara doğru görünürsünüz, ama içte ikiyüzlülük ve kötülükle dolusunuz.Так і ви зверху являєтесь людям праведні, в серединї ж повні лицемірства та беззаконня.
Dıştan insanlara doğru görünürsünüz, ama içte ikiyüzlülük ve kötülükle dolusunuz.ככה גם אתם מחוץ נראים כצדיקים אל בני אדם ותוככם מלא חנפה ואון׃
Dıştan insanlara doğru görünürsünüz, ama içte ikiyüzlülük ve kötülükle dolusunuz.هكذا انتم ايضا من خارج تظهرون للناس ابرارا ولكنكم من داخل مشحونون رياء واثما.
Dıştan insanlara doğru görünürsünüz, ama içte ikiyüzlülük ve kötülükle dolusunuz.你 們 也 是 如 此 、 在 人 前 、 外 面 顯 出 公 義 來 、 裡 面 卻 裝 滿 了 假 善 和 不 法 的 事
Dıştan insanlara doğru görünürsünüz, ama içte ikiyüzlülük ve kötülükle dolusunuz.你 們 也 是 如此 、 在 人前 、 外面 顯出 公義來 、 裡面 卻裝滿 了 假 善 和 不法 的 事
Ellerinde kameraları ile her gün gelen otobüsler dolusu turiste işaret etti.Él me señaló los buses llenos de turistas que llegaban todos los días, usualmente con sus cámaras.
Ellerinde kameraları ile her gün gelen otobüsler dolusu turiste işaret etti.Han pekade på busslasterna med turister som kom varje dag, med kamerorna redo.
Ellerinde kameraları ile her gün gelen otobüsler dolusu turiste işaret etti.Hij wees naar de busladingen toeristen die elke dag opdaagden, camera's meestal in aanslag.
Ellerinde kameraları ile her gün gelen otobüsler dolusu turiste işaret etti.그는 매일 같이 카메라를 걸치고 버스에 가득 타고 오는 관광객들을 가리켰습니다.
Ellerinde kameraları ile her gün gelen otobüsler dolusu turiste işaret etti.Lui indicò la folla di turisti che entrava nel negozio ogni giorno, con le macchine fotografiche pronte.
Ellerinde kameraları ile her gün gelen otobüsler dolusu turiste işaret etti.Og han pegede på de turistbusser fulde af turister, der kom hver eneste dag, som regel med kameraerne klar.
Ellerinde kameraları ile her gün gelen otobüsler dolusu turiste işaret etti.On ukázal na to množství turistů, kteří tam přicházejí každý den, většinou s připravenými foťáky.
Ellerinde kameraları ile her gün gelen otobüsler dolusu turiste işaret etti.On ukázal na to množstvo turistov, ktorí tam prichádzajú každý deň zvyčajne s pripravenými foťákmi.
Ellerinde kameraları ile her gün gelen otobüsler dolusu turiste işaret etti.Și a arătat către autobuzele pline de turiști care vin în fiecare zi, cu aparatele foto pregătite.
Ellerinde kameraları ile her gün gelen otobüsler dolusu turiste işaret etti.Und er zeigte auf die Busladungen von Touristen, die jeden Tag kamen und gewöhnlich ihre Kameras dabei hatten.
Ellerinde kameraları ile her gün gelen otobüsler dolusu turiste işaret etti.Và anh ta chỉ và đám đông khách du lịch thường xuyên vào mỗi ngày, được máy camera quay lại thường xuyen,
Ellerinde kameraları ile her gün gelen otobüsler dolusu turiste işaret etti.Wskazał na codziennie podjeżdżające autokary pełne turystów, z gotowymi aparatami fotograficznymi.
Ellerinde kameraları ile her gün gelen otobüsler dolusu turiste işaret etti.Він показав пальцем на повні автобуси туристів, які приїжджають щодня з фотоапаратами на шиї.
Ellerinde kameraları ile her gün gelen otobüsler dolusu turiste işaret etti.И той посочи десетките туристи, които идваха всеки ден, обикновено с фотоапарати в готовност.
Ellerinde kameraları ile her gün gelen otobüsler dolusu turiste işaret etti.Он указал на толпы туристов, приходящих каждый день с фотоаппаратами наготове.
Ellerinde kameraları ile her gün gelen otobüsler dolusu turiste işaret etti.והוא הצביע על אוטובוסים מלאים בתיירים שהיו מגיעים כל יום, בד"כ עם מצלמות שלופות.
Ellerinde kameraları ile her gün gelen otobüsler dolusu turiste işaret etti.وأشار الى حافلات السياح الذين يقدمون كل يوم بكاميرات مُعدة للتصوير في العادة
Ellerinde kameraları ile her gün gelen otobüsler dolusu turiste işaret etti.カメラを持って毎日やって来る 大勢の観光客を指差しました 私たちはちょっとした実験をすることに決めました
Gerçek Komisyonuna göre... - Oh, yapma lütfen! ...ve bir band dolusu...De acordo com a Comissão para a Verdade e...
Gerçek Komisyonuna göre... - Oh, yapma lütfen! ...ve bir band dolusu...Po mnenju "Komisije za resnico"...
Geri geldiklerinde de, hasta olmadıklarına emin olduğu için, bir kavanoz dolusu plasebo hapı daha verirdi.Als ze terugkwamen, en hij nog steeds dacht dat ze niet ziek waren, had hij nog een pot pillen.
Geri geldiklerinde de, hasta olmadıklarına emin olduğu için, bir kavanoz dolusu plasebo hapı daha verirdi.다시 돌아왔는데도 여전히 아프지 않은 환자라 판단되면 또 다른 알약을 주셨지요. 전에 준 알약과 비슷하지만
Geri geldiklerinde de, hasta olmadıklarına emin olduğu için, bir kavanoz dolusu plasebo hapı daha verirdi.Mas ele, ainda convencido que eles não estavam doentes, tinha outro boião de comprimidos.
Geri geldiklerinde de, hasta olmadıklarına emin olduğu için, bir kavanoz dolusu plasebo hapı daha verirdi.Och när de kom tillbaka, hade han, fortfarande övertygad om deras friskhet, en annan burk piller.
Geri geldiklerinde de, hasta olmadıklarına emin olduğu için, bir kavanoz dolusu plasebo hapı daha verirdi.Şi când se întorceau, el, încă convins că ei nu sunt bolnavi, avea alt borcan cu pastile.
Geri geldiklerinde de, hasta olmadıklarına emin olduğu için, bir kavanoz dolusu plasebo hapı daha verirdi.Όταν επέστρεφαν, επειδή και πάλι δεν πίστευε ότι είναι άρρωστοι, είχε ένα άλλο βάζο με χάπια.
Geri geldiklerinde de, hasta olmadıklarına emin olduğu için, bir kavanoz dolusu plasebo hapı daha verirdi.А като се връщали, той, все още убеден, че не са болни, имал друг буркан с хапчета.
Geri geldiklerinde de, hasta olmadıklarına emin olduğu için, bir kavanoz dolusu plasebo hapı daha verirdi.И когда они возвращались, он, по-прежнему считавший, что они не больны, давал им другую банку с плацебо.
Geri geldiklerinde de, hasta olmadıklarına emin olduğu için, bir kavanoz dolusu plasebo hapı daha verirdi.,וכשהם חזרו, הוא, עדיין משוכנע שהם לא חולים היתה לו עוד צנצנת של כדורים. בצנצנת הזו היו כדורים .ענקיים
Geri geldiklerinde de, hasta olmadıklarına emin olduğu için, bir kavanoz dolusu plasebo hapı daha verirdi.وعندما عادوا مرة أخرى ، ما زال مقتنعا أنهم لم يكونو مرضى ومن ثم يعطيهم حبوب وهمية بحجم أكبر من ذي قبل
Geri geldiklerinde de, hasta olmadıklarına emin olduğu için, bir kavanoz dolusu plasebo hapı daha verirdi.とても大きな錠剤が入った瓶を取り出します 飲み込める大きさではありません
[Gülüşler] Daha ışık dolusun, daha alçak gönüllüsün, daha açık, daha canlısın bir şekilde.Dann bist du klarer, demütiger, offener, lebendiger...
Herkes yiyip doydu. Artakalan ekmek ve balıktan on iki sepet dolusu topladılar.Ai nấy ăn no nê rồi;
Herkes yiyip doydu. Artakalan ekmek ve balıktan on iki sepet dolusu topladılar.Ai_nấy ăn no_nê rồi ;
Herkes yiyip doydu. Artakalan ekmek ve balıktan on iki sepet dolusu topladılar.A jedli všetci a nasýtili sa.
Herkes yiyip doydu. Artakalan ekmek ve balıktan on iki sepet dolusu topladılar.Au mîncat toţi şi s'au săturat;
Herkes yiyip doydu. Artakalan ekmek ve balıktan on iki sepet dolusu topladılar.E todos comeram e se fartaram.
Herkes yiyip doydu. Artakalan ekmek ve balıktan on iki sepet dolusu topladılar.Evének azért mindnyájan, és megelégedének;
Herkes yiyip doydu. Artakalan ekmek ve balıktan on iki sepet dolusu topladılar.I jedli všickni, a nasyceni jsou.
Herkes yiyip doydu. Artakalan ekmek ve balıktan on iki sepet dolusu topladılar.I jedli wszyscy, i nasyceni byli.
Herkes yiyip doydu. Artakalan ekmek ve balıktan on iki sepet dolusu topladılar.In vsi so jedli in se nasitili.
Herkes yiyip doydu. Artakalan ekmek ve balıktan on iki sepet dolusu topladılar.Ja kaikki söivät ja tulivat ravituiksi.
Herkes yiyip doydu. Artakalan ekmek ve balıktan on iki sepet dolusu topladılar.다 배불리 먹고
Herkes yiyip doydu. Artakalan ekmek ve balıktan on iki sepet dolusu topladılar.Mereka makan sampai kenyang
Herkes yiyip doydu. Artakalan ekmek ve balıktan on iki sepet dolusu topladılar.Och de åto alla och blevo mätta.
Herkes yiyip doydu. Artakalan ekmek ve balıktan on iki sepet dolusu topladılar.Og de åt alle og blev mette;
Herkes yiyip doydu. Artakalan ekmek ve balıktan on iki sepet dolusu topladılar.Og de spiste alle og bleve mætte.
Herkes yiyip doydu. Artakalan ekmek ve balıktan on iki sepet dolusu topladılar.Todos comieron y se saciaron
Herkes yiyip doydu. Artakalan ekmek ve balıktan on iki sepet dolusu topladılar.Tous mangèrent et furent rassasiés,
Herkes yiyip doydu. Artakalan ekmek ve balıktan on iki sepet dolusu topladılar.Tutti mangiarono e si sfamarono
Herkes yiyip doydu. Artakalan ekmek ve balıktan on iki sepet dolusu topladılar.Und sie aßen alle und wurden satt.
Herkes yiyip doydu. Artakalan ekmek ve balıktan on iki sepet dolusu topladılar.Και εφαγον παντες και εχορτασθησαν.
Herkes yiyip doydu. Artakalan ekmek ve balıktan on iki sepet dolusu topladılar.И всички ядоха и се наситиха.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod