Ana içeriğe geç
Sözlük

dolduruyor ile cümle

dolduruyor kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
10
HARF
4
HECE
10
ORT. KELİME
Çünkü sular denizi nasıl dolduruyorsa, Dünya da RABbin yüceliğinin bilgisiyle dolacak.認識 耶和華 榮耀 的 知識 、 要 充滿 遍地 、 好像 水 充滿 洋 海 一般
Daha sonra bu iskeleti karaciğer hücreleri ile dolduruyoruz, böylece organdaki damar ağını korumuş oluyoruz.A questo punto possiamo inserire le cellule nel fegato conservando le ramificazioni dei vasi sanguigni.
Daha sonra bu iskeleti karaciğer hücreleri ile dolduruyoruz, böylece organdaki damar ağını korumuş oluyoruz.Chúng tôi sẽ phủ đầy khung xương này với tế bào, mà vẫn bảo vệ những mạch máu.
Daha sonra bu iskeleti karaciğer hücreleri ile dolduruyoruz, böylece organdaki damar ağını korumuş oluyoruz.Depois, podemos impregnar o fígado com células, preservando a árvore de vasos sanguíneos.
Daha sonra bu iskeleti karaciğer hücreleri ile dolduruyoruz, böylece organdaki damar ağını korumuş oluyoruz.En dan kunnen we die lever weer laten volgroeien met cellen, en zo de bloedvatenboom behouden.
Daha sonra bu iskeleti karaciğer hücreleri ile dolduruyoruz, böylece organdaki damar ağını korumuş oluyoruz.그런 다음 이 간에 세포를 재주입할 수 있습니다. 전체 혈관 구조를 그대로 유지하면서 말입니다.
Daha sonra bu iskeleti karaciğer hücreleri ile dolduruyoruz, böylece organdaki damar ağını korumuş oluyoruz.Możemy wtedy zapełnić ją ponownie innymi komórkami, zachowując naturalne naczynia krwionośne.
Daha sonra bu iskeleti karaciğer hücreleri ile dolduruyoruz, böylece organdaki damar ağını korumuş oluyoruz.Pak můžeme zalít játra novými buňkami, zachovajíc cévní systém.
Daha sonra bu iskeleti karaciğer hücreleri ile dolduruyoruz, böylece organdaki damar ağını korumuş oluyoruz.Şi apoi putem re-îmbiba ficatul cu celule, păstrând arborescenţa vaselor sanguine.
Daha sonra bu iskeleti karaciğer hücreleri ile dolduruyoruz, böylece organdaki damar ağını korumuş oluyoruz.Wir perfundieren die Leber dann wieder mit Zellen, und erhalten damit den Gefäßverlauf.
Daha sonra bu iskeleti karaciğer hücreleri ile dolduruyoruz, böylece organdaki damar ağını korumuş oluyoruz.Y entonces podemos volver a inundar el hígado de células preservando el árbol de vasos sanguíneos.
Daha sonra bu iskeleti karaciğer hücreleri ile dolduruyoruz, böylece organdaki damar ağını korumuş oluyoruz.Και έπειτα μπορούμε να διαποτίσουμε ξανά το ήπαρ με κύτταρα, διατηρώντας το αγγειακό δένδρο.
Daha sonra bu iskeleti karaciğer hücreleri ile dolduruyoruz, böylece organdaki damar ağını korumuş oluyoruz.Затем мы можем сделать перфузию печени клетками, сохранив дерево кровеносных сосудов.
Daha sonra bu iskeleti karaciğer hücreleri ile dolduruyoruz, böylece organdaki damar ağını korumuş oluyoruz.И тогава може отново да запълним черния дроб с клетки, запазвайки разклоненията на кръвоносните съдове.
Daha sonra bu iskeleti karaciğer hücreleri ile dolduruyoruz, böylece organdaki damar ağını korumuş oluyoruz.ואז ניתן להזליף עליו תאים תוך שימור של עץ כלי הדם.
Daha sonra bu iskeleti karaciğer hücreleri ile dolduruyoruz, böylece organdaki damar ağını korumuş oluyoruz.بعد ذلك نقوم بإعادة ملء الكبد بالخلايا، محافظين على تفرعات الأوعية الدموية.
Daha sonra bu iskeleti karaciğer hücreleri ile dolduruyoruz, böylece organdaki damar ağını korumuş oluyoruz.再び細胞で埋めます 最初 患者自身の血管細胞を
Diyelim ki, bu bardağa saniyede 1 santimetre küp hızla su dolduruyorum. -Disons que je suis verser l'eau dans cette tasse à raison de 1 centimètre cube par seconde.
Diyelim ki, bu bardağa saniyede 1 santimetre küp hızla su dolduruyorum. -Допустим, я наливаю воду в эту чашку со скоростью 1 кубический сантиметр в секунду.
Diyelim ki, bu bardağa saniyede 1 santimetre küp hızla su dolduruyorum. -دعونا نفترض انني اصب الماء في هذا الكوب بنسبة 1 سنتيمتر مكعب لكل ثانية
Diyelim ki, koniyi h yüksekliğine kadar suyla dolduruyorum. -Cuál es el volumen de -- digamos que estoy llenando de agua hasta la altura h.
Diyelim ki, koniyi h yüksekliğine kadar suyla dolduruyorum. -Ik zal weer kleuren veranderen
Diyelim ki, koniyi h yüksekliğine kadar suyla dolduruyorum. -Quel est le volume de--disons que je suis l'eau de remplissage jusqu'à une hauteur h.
Diyelim ki, koniyi h yüksekliğine kadar suyla dolduruyorum. -Каков объем--скажем, я наполняю конус водой до высоты h.
Diyelim ki, koniyi h yüksekliğine kadar suyla dolduruyorum. -ما هو حجم --دعونا نفترض انني املأه بالماء للارتفاع h
Dolduruyorum! Devam et! Tutukluk yaptı!- Chyba w tą!
Dolduruyorum! Dolduruyorum!اللعنه
Dolduruyorum! Randy, şarjöre ihtiyacım var!Randy, jeg skal bruge et pistolmagsin.
Dolduruyorum! Randy, son şarjör! Gordy!- Daj mi strelivo za pištolo!
Dolduruyorum! Randy, son şarjör! Gordy!استقبلت هذا
Etrafımıza gerçekten acı veriyoruz. bunun anlamı, hayatımızı acı ile dolduruyoruz.Chúng ta gieo rắc nỗi khổ ở khắp nơi. Nghĩa là chúng ta làm cuộc sống của mình ngập chìm trong bể khổ.
Etrafımıza gerçekten acı veriyoruz. bunun anlamı, hayatımızı acı ile dolduruyoruz.Creamos el sufrimiento que nos rodea. Esto significa que llenamos nuestro propio mundo de sufrimiento.
Etrafımıza gerçekten acı veriyoruz. bunun anlamı, hayatımızı acı ile dolduruyoruz.E' vero, causiamo sofferenza attorno a noi. Ciò significa che riempiamo il nostro stesso mondo di dolore.
Etrafımıza gerçekten acı veriyoruz. bunun anlamı, hayatımızı acı ile dolduruyoruz.Kita menciptakan penderitaan disekeliling kita. Ini bermakna kita memenuhi dunia kita dengan penderitaan.
Etrafımıza gerçekten acı veriyoruz. bunun anlamı, hayatımızı acı ile dolduruyoruz.우리 스스로 주변의 고통을 자아내지요. 이는 스스로 우리가 속한 세상을 고통으로 채우는 것입니다.
Etrafımıza gerçekten acı veriyoruz. bunun anlamı, hayatımızı acı ile dolduruyoruz.Me luomme kärsimyksen ympärillämme. Tämä tarkoittaa sitä että me itse täytämme elämämme kärsimyksellä.
Etrafımıza gerçekten acı veriyoruz. bunun anlamı, hayatımızı acı ile dolduruyoruz.Nous créons de la souffrance autour de nous Cela signifie que nous remplissons le monde de souffrance
Etrafımıza gerçekten acı veriyoruz. bunun anlamı, hayatımızı acı ile dolduruyoruz.Stwarzamy cierpienie wokol nas to oznacza tez, ze wypelniamy nasz wlasny swiat cierpieniem
Etrafımıza gerçekten acı veriyoruz. bunun anlamı, hayatımızı acı ile dolduruyoruz.Vytvárame bolesť okolo nás . To znamená, že napĺňame svoj vlastný svet s utrpením.
Etrafımıza gerçekten acı veriyoruz. bunun anlamı, hayatımızı acı ile dolduruyoruz.Δημιουργούμε πόνο γύρω μας. Αυτό σημαίνει ότι γεμίζουμε τον κόσμο μας με πόνο.
Etrafımıza gerçekten acı veriyoruz. bunun anlamı, hayatımızı acı ile dolduruyoruz.Ми творимо страждання навкруги нас. Це означає, що ми наповнюємо наш власний світ стражданням.
Etrafımıza gerçekten acı veriyoruz. bunun anlamı, hayatımızı acı ile dolduruyoruz.Мы действительно создаём страдания вокруг себя. Это значит, что мы наполняем наш собственный мир страданием.
Etrafımıza gerçekten acı veriyoruz. bunun anlamı, hayatımızı acı ile dolduruyoruz.אנחנו מיצרים סבל סביבנו. זה אומר שאנחנו ממלאים את עולמנו בסבל.
Etrafımıza gerçekten acı veriyoruz. bunun anlamı, hayatımızı acı ile dolduruyoruz.نحن من يخلق المعانة حولنا هذا يعني أننا ملأنا عالمنا بالمعاناة
Etrafımıza gerçekten acı veriyoruz. bunun anlamı, hayatımızı acı ile dolduruyoruz.いつかこの世界が、自ら作った苦しみで覆いつくされる。 この世界に、苦しみ以外の何が見出せるだろうか。
Eve gideceğiz. Dolduruyorum! Dolduruyorum!Prišli bodo po nas in nas odpeljali domov.
Fooh, bilincim her yerde... Bu odayı dolduruyor...Ух, мое сознание везде...
Harvard'da da öğrencilerimiz var. Altıncı yılımızı dolduruyoruz.우리는 하버드 학생들도 있었습니다. 우리는 6년쯤 되었습니다.
Harvard'da da öğrencilerimiz var. Altıncı yılımızı dolduruyoruz.لدينا طلبة في هارفرد. عمرنا ست سنوات.
Harvard'da da öğrencilerimiz var. Altıncı yılımızı dolduruyoruz.これまで6年の記録が残っています
Herhangi bir akışkan değil bir sıvıyla dolduruyoruz.A tohle je kapalina, ne jenom tekutina.
Herhangi bir akışkan değil bir sıvıyla dolduruyoruz.Ja tämä on nestettä ja mikä on nesteen tärkeä ominaisuus?
Herhangi bir akışkan değil bir sıvıyla dolduruyoruz.Og dette er væske, og ikke bare et generelt fluidum, og hvad var det vigtige med væsker?
Herhangi bir akışkan değil bir sıvıyla dolduruyoruz. Sıvıların sıkıştırılamayacağını biliyoruz.Om vi nu pressar på ballongen på alla sidor, kan vi inte förändra vattnets volyma.
Herhangi bir akışkan değil bir sıvıyla dolduruyoruz.Tento objekt je naplnený kvapalinou, nie iba tekutinou.
Herhangi bir akışkan değil bir sıvıyla dolduruyoruz.И това е течност, не просто флуид. И какво е важното относно течностите?
Herhangi bir akışkan değil bir sıvıyla dolduruyoruz.זה נוזל. מה הדבר החשוב בנוזל?
Herhangi bir akışkan değil bir sıvıyla dolduruyoruz.وهذا السائل, ليس فقط مائع, ولكن ما يهمنا عنه
Icinde kucuk bir cikinti var, cayi orada tutmak icin ve suyla boyle dolduruyorsunuz.Ada pijakan kecil di dalamnya, jadi teh akan jatuh di sana dan air naik seperti itu.
Icinde kucuk bir cikinti var, cayi orada tutmak icin ve suyla boyle dolduruyorsunuz.C'è un piccolo bordo dentro, così il tè resta lì e l'acqua la riempie così.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod