Aile albümlerini kırmızı balonlar ve sarı şekerlemelerle doldurdu.Filled her parents' photo albums with red balloons and yellow icing.
Neyse, 9 dakikayı doldurdum.Anyway, I realize I've already pushed 9 minutes.
- Ekranımı doldurdular.- Unidentified tracks. - My screen's full.
Ha Ni teşekkür ederim, benim boşluğumu doldurduğun için.Ha Ni, thank you, for filling in my empty place.
ve diyelim ki bu cam küreyi tamamen suyla doldurdum. -Let's say I completely fill this glass sphere with water
Ve bu tüpü bir sıvıyla doldurduk diyelim. rengi mavi olsun.This one is bigger. And let's fill this thing with some liquid which will be blue.
Doktorunuzun ofisinde hiç, şu uzun, yasal formları doldurdunuz mu?Have you ever had to fill out those long, legal-size forms in your doctor's office?
Onları karbondioksit ve çok yüksek dozda ozanla doldurdum.I filled with particulate matter, carbon dioxide and very high doses of ozone.
Suyu doldurdu...I filled it with wat...
Beşleyici gıdalarla doldurdum. özellikle " sınavı geç " öğlen yemeği yaptım.Filled with nutritious food I have... ...especially made "Exam Pass" lunches.
Onun yerine bir su torbasını doldurdumBut bags don't hold water in space.
Başka insanlar gidip içlerini doldurdu.And other people go and fill them in.
Ama bunlar 3. seviyeye dönüp doldurdular gibi bir şey.Or the F block? So that's these down here..
Hayvan kanını bir pet şişeye doldurdum,I filled animal blood in a football bottle,
Beni sevgi ile doldurdu.She filled me with love.
Musa kanın yarısını leğenlere doldurdu, öbür yarısını sunağın üzerine döktü.Moses took half of the blood and put it in basins, and half of the blood he sprinkled on the altar.
O zaman bulut Buluşma Çadırını kapladı ve RABbin görkemi konutu doldurdu.Then the cloud covered the Tent of Meeting, and the glory of Yahweh filled the tabernacle.
O zaman sunağın çevresine akan su hendeği doldurdu.The water ran around the altar; and he also filled the trench with water.
Bu kentte birçok kişi öldürdünüz, kentin sokaklarını ölülerle doldurdunuz.You have multiplied your slain in this city, and you have filled its streets with the slain.
İsa hizmet edenlere, ‹‹Küpleri suyla doldurun›› dedi. Küpleri ağızlarına kadar doldurdular.Jesus said to them, "Fill the water pots with water." They filled them up to the brim.
Sürelerini doldurdukları zaman, onları güzelce tutun, yahut güzelce ayırın.Then, when they have reached their term, retain them honourably, or part from them honourably.
İçini bereketlerle doldurduğumuz toprağa doğru onun emriyle akıp giderdi.It set by his command toward the land which We had blessed.
Pek çok gönüllü provalara katılma şansı bulamasa da, onların boşluğunu başkaları doldurdu.And even though many volunteers were unable to attend, the others pulled through.
Geleneksel festival boyunca mim sanatçıları Strumica sokaklarını doldurdular. [Getty Images]Mummers filled the streets of Strumica during a traditional festival. [Getty Images]
Başbakan Vojislav Kostunica liderliğindeki hükümet görevdeki birinci yılını doldurdu.Prime Minister Vojislav Kostunica's government has now been in office for one year.
Bu gruplar Cotroceni Futbol Stadyumu'nun koltuklarını doldurdular.They filled the seats of Cotroceni Football Stadium.
Ellerinde ABD ve Kosova bayrakları sallayan hevesli bir kalabalık sokakları doldurdu.Enthusiastic crowds waving US and Kosovo flags lined the streets.
Bu noktada oyuna geri dönen Fildişi Kıyısı yelkenlerini rüzgârla doldurdu.Now back in the game, Ivory Coast had the wind in their sails.
Binlerce insan, 2006'nın gelişini kutlamak için Sırp başkentinin sokaklarını doldurdu. [AFP]Thousands flooded the streets of the Serbian capital to celebrate the arrival of 2006. [AFP]
Başbakan Ivo Sanader'in hükümeti iktidardaki ilk yüz gününü doldurdu.Prime Minister Ivo Sanader's government has completed its first hundred days in power.
Harley Davidson motorcuları Mitrovitsa sokaklarını doldurdular.Harley Davidson bikers crowded the streets of Mitrovica.
Kasım 1972'den itibaren Ranheim, ölen Guri Johannessen'in yerini doldurdu.From November 1972 Ranheim filled in for Guri Johannessen who had died.
Alman, Litvanyalı, Letonyalı ve Polonyalı sömürgeciler, yok olan bölgeyi yeniden doldurdular.Despite five Prussian uprisings, the conquest of Prussia was complete by the 1280s.
Kurbanların cesetleri hızla yerel morgu doldurdu.The victims' bodies quickly filled the local morgue.
Mahalle sakinleri sokakları doldurdu.Residents crowded the streets.
Jan Matejko, reform döneminin sayısız şahsiyetini bu tabloya doldurdu.Jan Matejko crowded onto this painting numerous personalities of the reform era.
"Judd Apatow, Netflix'teki Bir Sonraki Komedi Komedisi 'The Bubble' İçin Oyuncu Kadrosunu Doldurdu"."Judd Apatow Rounds Out Cast For His Next Ensemble Comedy 'The Bubble' At Netflix".
Dalmaçya Hinterlandı, Lika, Kordun, Banovina, Slavonya ve batı Syrmia'yı doldurdular.They populated the Dalmatian Hinterland, Lika, Kordun, Banovina, Slavonia, and western Syrmia.
Hartman, Biçimsel Değer Teorisinin bu boşlukları nasıl doldurduğunu gösteriyor.Hartman shows how his Formal Value Theory fills these gaps.
Tom bardağını tekrar doldurdu.Tom füllte erneut sein Glas.
Tyrkis orkestrası My Little Chinese Love isimli bir plak doldurdu.Tyrkis hat die Schallplatte My Little Chinese Love herausgegeben.
Araç, Chimaera ve Griffith modellerinin bıraktığı boşluğu doldurdu.Er sollte die Lücke schließen, die nach dem Produktionsende von Chimaera und Griffith entstanden war.
Yokluğunda yerini yeğeni Stevie Young doldurdu.Ersetzt wurde Malcolm Young durch seinen nur wenig jüngeren Neffen Stevie Young.
Testi Doldurdum Çaydan 03.Georg Thieme Verlag, abgerufen am 03.
Orkların sert sesleri havayı doldurdu.Fremde Stimmen füllten die zuckende Luft.
Bu boşluğu Chad Channing doldurdu.Die komplette Band wurde von Chas Chandler zusammengestellt.
İlk plaklarını 1923'te New Orleans Rhythm Kings orkestrasında doldurdu.1923 entstanden in Chicago erste Aufnahmen mit den New Orleans Rhythm Kings.
Sonra o iki erle yük vagonuna doldurdular.Mit zwei Schläuchen wurde der Wagen betankt.
Bir bardak su doldurdum.J'ai rempli un vase d'eau.
Sürahiyi ağzına kadar doldurdum.Ils les remplirent jusqu’au bord.
İlk plaklarını 1923'te New Orleans Rhythm Kings orkestrasında doldurdu.C'est là qu'il participe aux enregistrements des New Orleans Rhythm Kings en 1922.
Fransızca on plak doldurdu.Il a publié treize livres en français.
1783 - Montgolfier Kardeşler, hidrojen gazıyla doldurdukları ilk balonu uçurdular.Comment faire ? 1783 : les frères Montgolfier font voler la première montgolfière.
Tom karton kutularla odayı doldurdu.Tom llenó la habitación de cajas de cartón.
O,şarap bardağını doldurduElla llenó el vaso de vino.
Kamp için yatak yapmak için bir çuvalı samanla doldurduk.A fin de hacer una cama para la acampada, llenamos de paja un saco.
Yokluğunda yerini yeğeni Stevie Young doldurdu.Durante dicha gira, lo sustituyó su sobrino Stevie Young.
Yaş haddini doldurduğu halde Meclis-i Vükelâ kararıyla vazifeye devamı sağlandı.En ella Azabache cuenta su vida desde que es un potrillo hasta su vejez.
"Bizi bir kamyona doldurdular.“Me tiraron un auto encima.
Sürahiyi ağzına kadar doldurdum.Lo fue escupiendo hasta llegar al patíbulo.