Sık sık 11 bin kişilik arenayı dolduracak şovlar yapıyorlardı ki o dönemlerde önemli bir rakamdı bu.Yhtiössä oli tuhat osaketta, mikä sen ajan oloissa oli suuri määrä.
70'e yakın plak doldurdu.Lehteä ilmestyi 70 numeroa.
Cenazesine kendi şehrinin sokaklarını dolduran 30.000-40.000 kişi katıldı.Hänen hautajaisiinsa New Yorkissa kaduille kerääntyi jopa 100 000 ihmistä.
1982 anayasası ise 21 yaşını dolduran vatandaşlara seçme hakkı tanıdı.Yleinen äänioikeus koskee 21 vuotta täyttäneitä.
Yine arka plan mümkün olduğu kadar dolduruluyordu.Rakennus päätettiin palauttaa niin lähelle alkuperäistä tilaansa kuin mahdollista.
Tyrkis orkestrası My Little Chinese Love isimli bir plak doldurdu.Laulun levytti joukko tunnettuja brittilaulajia nimellä Band Aid.
Buffy, "The Gift"te ikinci kez ölünce, onun yerini Scooby'ler doldurmuştu.Buffy on kuollut jaksossa "The Gift" ja Buffybot korvaa häntä.
Haber onu üzüntü ile doldurdu.Uutinen sai hänet surun valtaan.
Onu tam doldurun.Pankaa se ihan täyteen.
Yani mermi doldurulunca otomatik olarak kapanıyordu.Με την εισαγωγή πλήρους γεμιστήρα, το κλείστρο όπλιζε αυτόματα.
Daha sonra, katılımcılar bir anket doldurdular.Αμέσως μετά, οι συμμετέχοντες συμπλήρωναν μια εξέταση.
18 Yaşını dolduran herkes aday olabilir.Οποιοσδήποτε είναι άνω των 18 ετών μπορεί να υποβάλλει αίτηση.
17. yüzyılda Beşiktaş koyu doldurulmaya başlandı.Στο 17ο αιώνα άρχισε η πλήρης κατάπτωσή της.
37. gebelik haftasını doldurmadan doğan bebeklere prematüre diyoruz.Ως πρόωρος τοκετός ορίζεται κάθε τοκετός που πραγματοποιείται πριν από την 37η εβδομάδα της κύησης.
Yeryüzü zulümle dolu iken, o, Dünya'yı adaletle doldurur.Αλήθεια θα βλαστήσει από τη γη και δικαιοσύνη θα κοιτάξει από τους ουρανούς.
İç alanlar ilerleyen bir şekilde dolduruldu ve kasabanın nüfusu arttı.Οι περιοχές τους προοδευτικά κατοικήθηκαν και ο πληθυσμός της πόλης αυξήθηκε.
Ama artık ömrünü doldurmuştur.Πλέον φοβάται για τη ζωή της.
Sucuk: dövülüp doğranmış et bağırsağa doldurulur, fırında ya da bacalara asılarak kurutulur.Σπάμε τα αυγά, τα ρίχνουμε σε ένα βαθύ σκεύος και τα χτυπάμε καλά με σύρμα ή πιρούνι.
Tepeleme bir kaseye doldurulan buz şurup için hazırdır.Βάλτε όλα τα υλικά σε ένα σέικερ που είναι γεμάτο παγάκια.
Onsekiz yaşını dolduran her Türk milletvekili seçilebilir.Μέλος μπορεί να εκλεγεί κάποιος που έχει κλείσει το δέκατο όγδοο έτος της ηλικίας του.
Bir alan kullanılmadığında sıfır ile doldurulur.Αν δεν χρησιμοποιείται ολόκληρο συμπληρώνεται με μηδενικά.
Doldurun, lütfen.Γεμίστε το, παρακαλώ.
Zamanında çok tutuldu ve plaklar doldurdu.Φορά κρατήθηκε γεμίζουν και τις πλάκες.
Geçen birkaç gün içerisinde 838 tüp dolduruldu ve reaktör kritik bir hale geldi.I løbet af de følgende dage blev 838 uranstave indført og reaktoren blev kritisk.
Tyrkis orkestrası My Little Chinese Love isimli bir plak doldurdu.Tyrkis også udgav et album, "My Little Chinese Love".
Yokluğunda yerini yeğeni Stevie Young doldurdu.Et andet medlem af familien Young ved navn Stevie Young afløste ham midlertidigt.
1783 - Montgolfier Kardeşler, hidrojen gazıyla doldurdukları ilk balonu uçurdular.1783 - Ved Versailles opsender brødrene Montgolfier den første bemandede varmluftsballon.
Onların yerini yarı yarıya kızlar doldururdu.I halvdelen af optagelserne løj de.
Bunun nedeni ise, 18 yaşını doldurmadan yeni sözleşmeye imza atmak istemediğini söylemiş olmasıdır.Hun havde underskrevet en kontrakt, der erklærede, at hun ikke kunne opsøge sin datter, indtil hun var atten.
Bu barı yemek yiyerek doldurabilirsiniz.Derfor kan hele bælgen spises.
Farklı yiyecekler açlık barını farklı oranlarda doldurur.Den er drøvtygger, så den fordøjer sin mad i flere omgange i forskellige maver.
70'e yakın plak doldurdu.Nu fylder programmet 70.
Bu yüzden topun doldurma işlemi uzuyor ve ateş gücü düşüyordu.Hermed sænkes temperaturen i brandtrekanten og ilden begrænses.
Tüm veriler Rusça doldurulur.De er alle udgivet på russisk.
Kendisinin yeri çabuk bir şekilde Bartolommeo Ammaniti tarafından dolduruldu.Han blev efterfulgt af Bartolommeo Ammanati.
Bu kez rezervlerini doldurmak için denize erkekler gider.Flere professionelle bands havde denne gang fundet vej til plakaten.
Seçme yaşı, bir vatandaşın kanûnen seçimlerde oy kullanabilmesi için doldurmuş olması gereken azâmî yaştır.Valgretsalder er den alder en person skal have for at kunne stemme til et valg.
Orkların sert sesleri havayı doldurdu.Vinden har udfyldt klippelavningerne med sand.
"Boş koltukları doldurmak için geldiler".Slet omgang fordærver gode sæder."
Nehir ise daha sonra doldurulmuştur.Stadionet blev senere revet ned.
Geçen birkaç gün içerisinde 838 tüp dolduruldu ve reaktör kritik bir hale geldi.I løpet av de neste dagene ble 838 uranstaver ført inn og reaktoren ble kritisk.
1945 yılından bu yana Ptuj, Sloven nüfusu tarafından neredeyse tamamen doldurulmuştur.Fra 1945 er Ptujs innbyggere nærmest utelukkende slovenere.
1783 - Montgolfier Kardeşler, hidrojen gazıyla doldurdukları ilk balonu uçurdular.1783 – Brødrene Montgolfier flyr sin første varmluftsballong.
37. gebelik haftasını doldurmadan doğan bebeklere prematüre diyoruz.Prematur anvendes som benevning på barn født før 37. graviditetsukes utgang.
Yeni nesil nükleer denizaltılar 25 yıllık ömrü boyunca asla yeniden doldurulma ihtiyacı duymaz.Reaktoren trenger ikke å bli fylt på båtens 25 års levetid.
"Bizi bir kamyona doldurdular.Hun ble påkjørt av en lastebil.
Sinyal sürecindeki eksik adımlar Robert F. Furchgott ve Louis J. Ignarro tarafından dolduruldu.Han delte prisen med sine landsmenn Robert F. Furchgott og Louis J. Ignarro.
İki LC devresi de o anda enerji doldurulmuştur.Pt-anoden genererer I2 når strømmen i denelektriske kretsen er slått på.
Aralık 1984'te gruptan ayrılan St. John'un yeri Bruce Kulick ile dolduruldu.I desember 1984 ble han erstattet av Bruce Kulick.
Yapıtları bir odayı doldurdu ve toplam 25.000 $ değerindeydi.Han tok derfor opp et lån, og belastet sitt eget hus med 25 000 kroner.
Onların yerini yarı yarıya kızlar doldururdu.Av disse traff bortimot halvparten sine mål.
Gövde üzeri, içleri beş kollu yıldızlarla doldurulmuş baklava dilimli kabartmalarla bezenmiştir.Palpene (munnfølerne) bestod av fem ledd og var lange og tynne.
Yeryüzü zulümle dolu iken, o, Dünya'yı adaletle doldurur.Hans herlighet dekker himmelen, og lovsang til ham fyller jorden.»
Mâli bakımdan rahatlayacağız ama onun yerini doldurmak çok güç.Den kan suge seg fast til underlaget og kan være svært vanskelig å få løs.
Yine arka plan mümkün olduğu kadar dolduruluyordu.Tillatelsen måtte nå trekkes tilbake i den grad det var mulig.
Stam'in yerini doldurmak için Fransız Laurent Blanc transfer edildi.Den franske verdens- og europamesteren Laurent Blanc ble hentet inn som erstatter.
Ama Cole iki gün kala gecenin şarkıcı listesinden çıkardı ve Céline Dion'dan yerini doldurması istendi.Cole trakk seg imidlertid to dager før utdelingen, og da ble Dion spurt.
Açık kalan işçi boşluğu bir şekilde doldurulması gerekmiştir.Vann som er fordampet må etterfylles.
Süt şişelerinden önce, sütçüler müşterilerin sürahilerini doldurdu.Melkeflaskene ble av kundene returnert til butikkene.
Nehir ise daha sonra doldurulmuştur.Skogen har senere tatt seg opp.