Çerçeve yeterince iyiydi ancak içinin doldurulması gerekiyordu."Cadrul de lucru a fost destul de bun, dar a vrut să umple totul”.
Altar, Yunan tanrılarla dolduruldu ve Yahudilerin kurban kesmesi yasaklandı.Au fost construite altare pentru zeii greci și s-au sacrificat acolo animale interzise evreilor.
"Bizi bir kamyona doldurdular.Un camion a intrat în mulțime.
Şubat 1938'de vizesi doldu.A fost finalizat în februarie 1938.
Kafatası boşluğunun yalnızca %61'ini doldurur ve iç yüzeye beyin-omurilik sıvısı ile basılı durur.Ocupă 61% din cavitatea cranială și e presat de suprafața interioară de către lichidul cerebrospinal.
Sahibinin Sesi, Columbia ve Odeon firmalarına plaklar doldurdu.Discurile cântărețului au fost înregistrate la casele de discuri Odeon și Columbia.
Asya ülkelerinde yastıkları koyun yünü ile doldurmak yaygındır.În unele țări din Asia, din pâsla obținută din lâna oilor se construiesc iurtele nomazilor.
18 Yaşını dolduran herkes aday olabilir.Orice persoană cu vârsta de minim 16 ani poate deveni membru.
Bazı araştırmacılara göre bu katmanlar kanyon ilk su ile dolduğunda oluşmuştur.Geologii spun că atunci s-ar fi format Marele Canion.
"Boş koltukları doldurmak için geldiler".S-au urcat în vagoane împietriți, fără să scoată un cuvânt."
Ama Mickey tek başına boşluğu dolduramıyordu.Dar acesta nu putea umple spațiul de unul singur.
Glaser cihazı eter ile doldurulmuş küçük cam bir silindirdi.Dispozitivul Glaser era un cilindru mic de sticlă (1 cm × 2 cm ) umplut cu eter.
Bu kapları, suyla doldurarak ya da susuz olarak ateşin üzerine yerleştiriyorlardı.Ele sunt apoi puse direct în apă sau lăsate să se răcească la aer.
Zamanı dolduğunda bu yuvanın içine girer ve ölür.Eventual, sfârșește prin a muri acolo.
Bu, iki fermiyonun aynı kuantum durumunu dolduramayacağını ortaya koyar.Acesta afirmă că doi fermioni identici nu pot ocupa aceeași stare cuantică simultan.
Prinz Eugen'ın yakıt tankları da bu arada dolduruldu.Patru salve de pe Prinz Eugen au produs incendierea distrugătorului.
Sonra o iki erle yük vagonuna doldurdular.Au conectat-o la câteva vagoane de marfă goale.
Bundan sonraki birbirini izleyen yıllarda cumhuriyetler, krallıkların yerini teker teker doldurdu.Care în următoarele secole a trecut în repetate rânduri din posesia unui regat în a celuilalt.
Antik Roma ve Yunanlarda lensler cam yüzeyleri su ile doldurularak yapılırdı.Pentru realizarea lentilelor, greco-romanii utilizau sfere de sticlă umplute cu apă.
1980'lerde bunun evreni dolduran kara maddeyi açıklayabileceği düşünülüyordu.Az 1980-as években azt gondolták, hogy ez a magyarázata a világegyetemben feltételezett sötét anyagnak.
Nehir ise daha sonra doldurulmuştur.A vasút később tovább épült ki.
Yiyecekler Beta 1.8'den önce can doldurmaktaydı.A foobar2000 a v1.1.14 beta 1-től kezdve támogatja a formátumot.
Burr'un yeri Nicko McBrain ile dolduruldu.Helyét Nicko McBrain vette át.
(Örnegin 2005'te ortaya çıkan bir yağmur fırtınası göleti tamamen doldurmuştur.)(Sajnos ez a helyiség egy 1994-ben bekövetkezett nagy esőzés vízbetörése miatt erősen károsodott.)
Çolak: "Yaşlı insanları öldürüyorsam da bunlar zaten zamanlarını doldurmuşlar.Ben azt feleli: „ha ezt tettem volna, már rég halott lennél”.
Tankerler doldurulunca benzinliğe geri döneceklerdir.A sonkolyt benzinben oldják, majd az oldatból elpárologtatják a benzint.
Sürahiyi ağzına kadar doldurdum.Fejük az előtorba behúzott.
Ginza, 16. yüzyılda doldurulan eski bir bataklığın üzerine kurulmuştur.Ginza eredetileg egy mocsár volt, melyet a 16. században töltöttek fel.
Asya ülkelerinde yastıkları koyun yünü ile doldurmak yaygındır.Ázsiában a kumiszt egyes népek lóbőr edényben erjesztik.
Konuk kahveyi içtikten sonra yine aynı miktarda kahve doldurulur.A kávé elfogyasztása után jósolni is szoktak a kihűlt kávézaccból.
Yani mermi doldurulunca otomatik olarak kapanıyordu.Mikor a lövegtalpszárakat szétnyitották, a felfüggesztés automatikusan lezárt.
Ama Mickey tek başına boşluğu dolduramıyordu.Warley nem bírja egyedül összehúzni a sudárvitorlát.
Prinz Eugen'ın yakıt tankları da bu arada dolduruldu.Ezenkívül a Prinz Eugen lövegtornyai is osztrák városokról lettek elnevezve.
Bu harç patlıcanların ortasındaki yarıklara doldurulur.Ezek a rojtok ráborulnak félkörívben a petefészekre.
Bu boşluğu bir bakıma Virna Lisi ile doldurdular.A lapalapításhoz a kaució egy részét Tisza Kálmán tette le.
Sonra o iki erle yük vagonuna doldurdular.Ezt operálják aztán be a szétfűrészelt kocsi két része közé.
Pasaportunun süresi doldu.Útlevelét ekkor bevonták.
Bunlar yiyeceklerle doldurulur ve daha sonra kömür ile yakılırdı.Legeltettek rajta, tűzifa-, majd pedig szénaraktárnak használták.
Bu amaçla ön doldurucu devreler kullanılmaktadır.Erre a célra használják a terhelő ellenállásokat.
Bunun nedeni ise, 18 yaşını doldurmadan yeni sözleşmeye imza atmak istemediğini söylemiş olmasıdır.Másrészt törvénybe akarta iktatni, hogy tizenhét éves korhatár alatt senkit ne lehessen kényszerrel besorozni.
Özel kontenjanlı ürünler onun ziyaretinden önce ilgili dükkânları dolduruyorlardı.Sok étterem az üzlete elé állította ki finomságait.
Bu kez rezervlerini doldurmak için denize erkekler gider.A szoknyavadászok ezúttal egy tengerjáró luxuscirkáló fedélzetén vállalnak munkát.
Yeryüzü zulümle dolu iken, o, Dünya'yı adaletle doldurur.A föld pedig romlott vala az Isten előtt és megtelt a föld erőszakoskodással.
Tümce durumundakiler: Dostlar alışverişte görsün. • Halep ordaysa arşın burda. • İncir çekirdeğini doldurmaz.Egy ipse bemegy egy boltba. – Kérem szépen, itt nincs hal? – Itt hús nincs, hal nincs a szomszédos boltban.”
37. gebelik haftasını doldurmadan doğan bebeklere prematüre diyoruz.Keskoseksi kutsutaan ennen raskausviikkoa 37 syntynyttä lasta.
Leydi Macbeth (brindisi müziği) şeklinde bir şarkı söyler (Si colmi il çaliçe - "Şarap kaşesini doldur.")Lady Macbeth laulaa juomalaulun (brindisin) Si colmi il calice (Täyttäkää kupit).
Robert Knox ise Asyalı bir hayvan doldurucusunun işi olduğuna inanıyordu.Robert Knox arveli vesinokkaeläimen olleen jonkun aasialaisen eläintentäyttäjän luomus.
Yokluğunda yerini yeğeni Stevie Young doldurdu.Malcolmin tilalle yhtyeeseen tuli hänen veljenpoikansa Stevie Young.
Bütün parçacıklar içeri konulduğu zaman, Fermi enerjisi en yüksek doldurulmuş durumdur.Kun kaikki partikkelit on laitettu systeemiin, fermienergia on ylimmän miehitetyn tilan energia.
İki haftadan kısa bir süre sonra yeri Ginger Fish adını alacak Kenneth Wilson ile dolduruldu.Alle kaksi viikkoa myöhemmin hänen tilalleen tuli Kenneth Wilson, paremmin tunnettu nimestään Ginger Fish.
Birinci siyasi komiserinin rolü, ÇKP Sincan Komite Sekreteri tarafından doldurulur.Ensimmäisen poliittisen komissaarin roolin täyttää autonomisen alueen kommunistipuolueen sihteeri.
Saçtırma çemberi, argon gazı ile doldurulmuştur.Lasien väliin jäävä välitila on täytetty argonilla.
Sonra o iki erle yük vagonuna doldurdular.Myöhemmin niitä alettiin vetää kahdella veturilla.
Bu boşluğu Chad Channing doldurdu.Rumpuja albumilla soitti Chad Channing.
Doldurma OLMAYAN bir albümden bahsediyorum.Se levytti yhden julkaisemattomaksi jääneen albumin.
Bu atılan taşlar kabri doldurmuştur.Näiden kivien paikat on merkitty lautaan.
Han, döneminde önemli bir boşluğu doldurmuştur.Tämän johdosta Han-kaudella syntyi useita merkittäviä teoksia.
Sürahiyi ağzına kadar doldurdum.Suomentanut Kaarina Helakisa.
(Örnegin 2005'te ortaya çıkan bir yağmur fırtınası göleti tamamen doldurmuştur.)("Jos huomenna sataa, niin olemme eilen tehneet työtä turhaan.")
Ancak zamanla zemini doldu ve liman kullanılmaz duruma geldi.Mutta ajan kuluessa kanava liettyi ja muuttui läpipääsemättömäksi metsäksi.