Ana içeriğe geç
Sözlük

doldu ile cümle

doldu kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
8
ORT. KELİME
Bazı cihazlar için, doğrudan musluğun üstüne bir doldurma mümkündür ve sağlanır.Bei manchen Geräten ist auch ein Befüllen direkt über den Ausguss möglich und vorgesehen.
Araç, Chimaera ve Griffith modellerinin bıraktığı boşluğu doldurdu.Er sollte die Lücke schließen, die nach dem Produktionsende von Chimaera und Griffith entstanden war.
Doldurma OLMAYAN bir albümden bahsediyorum.Mit dem Nummer-eins-Album Nesliving Vol.
Nehir ise daha sonra doldurulmuştur.Der See wurde später trockengelegt.
1945 yılından bu yana Ptuj, Sloven nüfusu tarafından neredeyse tamamen doldurulmuştur.Seit 1945 wird die Stadt fast ausschließlich von Slowenen bewohnt.
(Bu noktada şunu belirtmekte fayda vardır ki; 30 kapasiteli şarjörlere 28 adet fişek doldurmak idealdir.(Beispiel: Das Gut ist dem Konsumenten immer schon 200 wert.
Gövde üzeri, içleri beş kollu yıldızlarla doldurulmuş baklava dilimli kabartmalarla bezenmiştir.Das rückwärtige Bogenfeld (Lünette) ist mit strengen fünfzackigen Sternen ausgefüllt.
Onların yerini yarı yarıya kızlar doldururdu.Frauen sollen die Hälfte seiner Mitglieder stellen.
Şarap bardaklara doldurulduktan sonra dört kişi tarafından içilir.Der Wein wurde nach drei Jahren auf Flaschen abgefüllt.
Bu kez rezervlerini doldurmak için denize erkekler gider.Nun wandern die Männchen zum Meer, um ihre Reserven aufzufüllen.
Yokluğunda yerini yeğeni Stevie Young doldurdu.Ersetzt wurde Malcolm Young durch seinen nur wenig jüngeren Neffen Stevie Young.
Prinz Eugen'ın yakıt tankları da bu arada dolduruldu.So schenkte etwa auch Prinz Eugen dem Archiv Material.
Yarışmalara katılacak olan sporcular 1 Temmuz itibarıyla 15 yaşını doldurmuş olmalıdır.Die auf dem ersten Platz eingelaufenen Staffeln qualifizierten sich für das Finale am 15. Juli.
2006'da rol aldığı romantik-komedi filmi Heute heiratet mein Ex ile göz doldurmuştur.Ihren letzten Film Heute heiratet mein Mann schnitt sie im Jahr 2006.
37. gebelik haftasını doldurmadan doğan bebeklere prematüre diyoruz.Eine Geburt vor Vollendung der 37. Schwangerschaftswoche wird als Frühgeburt bezeichnet.
Ruhuna koyu bir karanlık doldu.Es wird ein glatter Schatten geworfen.
Testi Doldurdum Çaydan 03.Georg Thieme Verlag, abgerufen am 03.
Açık kalan işçi boşluğu bir şekilde doldurulması gerekmiştir.Im Gewölbe wurde feingliedriges Rankenwerk freigelegt.
Yine arka plan mümkün olduğu kadar dolduruluyordu.Die alten Wandmalereien wurden so weit möglich wiederhergestellt.
Ayrıca beyaz peynirle doldurulmuş biber .)('Hast du auch Weintrauben?').
Daha sonra bu gölcükler dolduruldu.Schnell wurden die Lücken wieder gefüllt.
Bu sınır dolduğunda androidler garip davranmaya başlar.Nun ohne Zweck schalten sich die Androiden daraufhin ab.
New York'ta insanlar White Star Line'in önünü doldurmaya başladı.Sie war weiterhin in den Farben der alten White Star Line angestrichen.
Topun eletrikli ateşleme sistemi ve yarı otomatik doldurma sistemi bulunuyordu.Die Kanone besaß einen elektrischen Feuermechanismus mit halbautomatischem Verschluss.
Orkların sert sesleri havayı doldurdu.Fremde Stimmen füllten die zuckende Luft.
Sığır kıyması, tavuk, guava, peynir ya da peynir ve guava ile doldurulurlar.Sie können dort mit Rinderhackfleisch, Huhn, Guajava, Käse und Eiern gefüllt werden.
Londra’daki meşhur Astoria’yı dolduracak kadar hayranları vardı, konserleri kapalı gişe gidiyordu.Das Konzert im bekannten London Astoria war ausverkauft.
Buffy Anne'de Avcılığı bırakınca onun yerini Faith doldurmuştu.Nachdem Keyboarder Matze die Band verlassen hatte, nahm Anne seinen Platz ein.
Bu boşluğu Chad Channing doldurdu.Die komplette Band wurde von Chas Chandler zusammengestellt.
Bugün tamamına yakını doldurulmuş olan ya da kaybolan doğal limanları vardır.Natürliche Häfen fehlen fast völlig.
İlk plaklarını 1923'te New Orleans Rhythm Kings orkestrasında doldurdu.1923 entstanden in Chicago erste Aufnahmen mit den New Orleans Rhythm Kings.
Sonra o iki erle yük vagonuna doldurdular.Mit zwei Schläuchen wurde der Wagen betankt.
İçine su doldurularak evaporatif soğutma sağlanır.In Kältemischungen wird es mit Wasser versetzt.
Pasaportunun süresi doldu.Sein Reisepass wurde eingezogen.
Kıvanç'ın silahı doldururken kazayla bu işin olduğu kanaatindeyim.Heuser ließ sich daraufhin während der Exekution von dem Polizisten seine Pistole nachladen.
Müttefiklerin, bu boşluğu dolduracak yedekleri de yoktur.Ihre äußeren Perigonblätter sind (fast) nicht miteinander verwachsen.
Farklı yiyecekler açlık barını farklı oranlarda doldurur.In der Folge litten verschiedene Teile Gabuns unter Hungersnöten.
Bir kabuk içerisinde s orbitalleri her zaman p orbitallerinden önce doldurulur.Bei ihnen wird sukzessive das f-Orbital gefüllt.
Bir alan kullanılmadığında sıfır ile doldurulur.Ohne Skala wird eine Schmiege benutzt.
Bu boşluğu doldurmak için takım birçok öneride bulundu.Ich war sehr gespannt, wie er diese Lücken füllen würde.
Farklı amaçları doldurmak için farklı türde yiyecek macunları vardır.Für unterschiedliche Zwecke müssen verschiedene Warenkörbe definiert werden.
Yakıt doldurulduktan sonra uçağa binip havalanırlar, ama bir süre sonra uçak düşer.Aber auslaufender Treibstoff entzündet sich und bringt das Flugzeug nach kurzer Zeit zur Explosion.
Ancak ilk balon hidrojenle değil sıcak havayla doldurularak uçtu.Er baute einen Gasballon, nicht den schon bekannten Heißluftballon.
Astolfo Orlando'nun kayıp ettiği aklını ayda bulur ve küçük bir şişeye doldurarak bunu yeryüzüne getirir.Sein Freund Astolfo findet den Verstand später auf dem Mond und bringt ihn zurück.
Fakat Dulcamara karnını yiyecek ve içecekle doldurmak amacıyla dışarıda kalmıştır.Das Gelege wird nur zur Nahrungsaufnahme und zum Trinken verlassen.
"Boş koltukları doldurmak için geldiler".Dann wurden die Orte "problemlos besetzt".
Microsoft Otomatik Özel IP Adresleme - APIPA adında bir uygulama oluşturarak bu boşluğu doldurmuştur.Microsoft nennt dieses Verfahren Automatic Private IP Addressing oder kurz APIPA.
Gözleri yaşla doldu.Ses yeux s'emplissent de larmes.
Deniz köpekbalıklarıyla doldu.La mer est infestée de requins.
Bir bardak su doldurdum.J'ai rempli un vase d'eau.
Geçen birkaç gün içerisinde 838 tüp dolduruldu ve reaktör kritik bir hale geldi.Les jours suivants, 838 tubes furent chargés et le réacteur devint critique.
İnsanları dolduruyor, başta boş bir bardaksınız ve glu, glu, glu, glu sizi şampanyayla dolduruyor."Il remplit les gens, vous êtes un verre vide et glou, glou, glou, il vous remplit avec du champagne ».
Ama Mickey tek başına boşluğu dolduramıyordu.Mais Mickey ne peut relever le défi seul.
Sonraki birkaç yıl seyahat ve kitap yazmayla dolduruldu.Les prochaines années sont remplies d'activités de voyage et d'écriture.
İsa bunun üzerine hizmet edenlere şöyle der: "Küpleri suyla doldurun".Les anges dirent : “Alors nous devrons te noyer dans la mer.”
Onların yerini yarı yarıya kızlar doldururdu.La mère transmet sa maladie à la moitié de ses filles.
"Boş koltukları doldurmak için geldiler".Que les caisses sont vides ? ».
Sıcak sıcak kavanozlara doldurulur. ^ "Iğdır Yöresel Yemekleri".''Ta soupe est trop chaude, on s'brûle les garaignons''.
Maç, bir takım hedef skora ulaştığında veya süre dolduğunda biter.La partie se termine lorsqu'une équipe a atteint son objectif, ou lorsque le temps est écoulé.
Aralık 1984'te gruptan ayrılan St. John'un yeri Bruce Kulick ile dolduruldu.Mark St John est officiellement remplacé au sein de Kiss par Bruce Kulick en décembre 1984.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod