dolar ile cümle
dolar kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
7
ORT. KELİME
Tom hesabından 300 dolar çekti.Tom withdrew $300 from his account.
Tom'un yanında sadece üç doları vardı.Tom had only three dollars with him.
Tom'un üzerinde sadece üç doları vardı.Tom had only three dollars on him.
Tom yarı zamanlı çalışarak yaklaşık ayda 300 dolar kazanır.Tom earns about $300 a month working part time.
Tom geçen yıl hayır için 30.000 dolar bağışta bulundu.Tom donated $30,000 to charity last year.
Bu üç yüz dolar eder.It's worth three hundred dollars.
O sadece üç dolar değer.It's only worth three dollars.
Bunlar en az üç yüz dolar değerinde olmalı.These must be worth at least three hundred dollars.
Bunlar muhtemelen en az üç yüz dolar değerinde.These are probably worth at least three hundred dollars.
Bunların en az üç yüz dolar değerinde olduğunu düşünüyorum.I think these are worth at least three hundred dollars.
Tom'a üç yüz dolar ödendi.Tom was paid three hundred dollars.
Tom bana söylememem için 300 dolar ödedi.Tom paid me 300 dollars not to tell.
Tom bana 300 dolar borç alması gerektiğini söyledi.Tom told me he needed to borrow three hundred dollars.
Üç yüz dolardan daha fazlaya mal oluyorsa, Tom'a onu almamasını söyle.Tell Tom not to buy it if it costs more than three hundred dollars.
Tom üç yüz dolar biriktirdi.Tom saved three hundred dollars.
Tom üç yüz dolar tasarruf yaptı.Tom saved up three hundred dollars.
Tom'un tasarımı şirkete milyonlarca dolar kazandırdı.Tom's design saved the company millions of dollars.
Bugün avro yaklaşık bir dolar değer.The Euro is worth approximately one dollar today.
Bugün avro yaklaşık bir dolar değerinde.The Euro is worth approximately one dollar today.
Tom cezalarını ödeyemediği için 200 dolar para cezasına çarptırıldı.Tom was fined $200 for not being able to pay his fines.
Bana üç bin dolar ödünç verir misin?Could you lend me three thousand dollars?
Bu şarkıyı dinlerken kalbim nostaljiyle dolar.Listening to this song fills my heart with nostalgia.
Aylığımın dışında, birkaç dolar biriktirmeye başladım.Out of my salary, I had begun to save a few dollars.
300 dolar borç alabilir miyim?Can I borrow 300 dollars?
300 dolarım var.I have $300.
Bana üç yüz dolar borçlusun.You owe me three hundred dollars.
Bana üç dolar borçlusun.You owe me three dollars.
Benim haziran ayı kredi kartı ekstresinde 145 dolarlık bir uyuşmazlık var.There is a discrepancy of 145 dollars in my June credit card statement.
Bana otuz dolar daha borçlusun.You owe me another thirty bucks.
Bu kitap 20 dolar.This book costs 20 dollars.
Buna otuz dolara sahip olmama izin verir misin?Can you let me have it for thirty dollars?
Mary yıllar boyunca güzellik ürünlerine binlerce dolar harcadı.Mary has spent thousands of dollars on beauty products over the years.
Bu yüz dolarlık bir banknot.This is a hundred dollar bill.
Bunu onarmak 300 dolara mal olacak.It'll cost $300 to fix it.
Tom'un bana otuz dolar borcu var.Tom owes me thirty bucks.
İsimsiz bir hayırsever bir hayvan barınağı için birkaç yüz bin dolar bağışladı.An anonymous benefactor bequeathed several hundred thousand dollars to an animal shelter.
Onlar yüce dolara tapıyor.They worship the almighty dollar.
Tom yılda 300.000 dolardan çok kazanır.Tom makes over $300,000 a year.
Tom geçen hafta otuz bin dolar kazandı.Tom made thirty thousand dollars last week.
Tom'un sadece üç yüz doları vardı.Tom only had three hundred dollars.
Tom bana üç yüz dolar borçlu.Tom owes me three hundred dollars.
O, bir milyon dolarlık ev aldı.He received a million-dollar settlement.
Tom evini 300,000 dolara sattı.Tom sold his house for $300,000.
Ünlü yağlı boya resim açık artırmada 2 milyon dolara satıldı.The famous oil painting was sold at the auction for 2 million dollars.
Tatoeba'nın 1 milyon dolara Google tarafından satın alındığı doğru mu?Is it true that Tatoeba was bought by Google for 1 billion dollars?
Tom bana otuz dolar ödünç alıp alamayacağını sordu.Tom asked me if he could borrow thirty dollars.
Tom kahverengi kağıt bir çantada Mary'ye 1000 dolar verdi.Tom gave Mary a $1000 in a brown paper bag.
"Sanırım bana yaklaşık otuz dolar borçlusun." "O yaklaşık doğru görünüyor.""I think you owe me about thirty dollars." "That seems about right."
O bana üç dolara mal oldu.That cost me three bucks.
Üç yüz dolarımı geri istiyorum.I want my three hundred dollars back.
İstediğin şeyin otuz dolardan daha fazlasına mal olmayacağından oldukça emin değilim.I'm pretty sure that what you want won't cost more than thirty dollars.
Tom o gömlek için otuz dolar ödediğini söyledi.Tom said he paid thirty dollars for that shirt.
En fazla beş dolarım var.I have no more than five dollars.
İki yüz dolar vergi ödedim.I paid two hundred dollars in taxes.
Otobüs şoförü, Tom'un bilet ücreti için elli dolar uzatmasından etkilenmedi.The bus driver was not impressed when Tom pulled out a $50 note to pay his fare.
Plan yarım milyon dolar değerinde hisseler satın almak.The plan is to buy half a million dollars worth of shares.
Yüz dolarım yok.I don't have a hundred dollars.
Tom on üç dolara kanından yarım litre sattı.Tom sold a pint of his blood for thirteen dollars.
Tom üç milyon dolara şehri dava ediyor.Tom is suing the city for 3 million dollars.
Sana sadece bir dolar vermedim mi?Didn't I just give you a dollar?