"Bağımlılık" sözü etrafta dolanıyor.המילה התמכרות נזרקת מסביב
"Bağımlılık" sözü etrafta dolanıyor.إن كلمة الإدمان يتم تداولها هنا و هناك.
"Bağımlılık" sözü etrafta dolanıyor.これは本当に問題です
Bakın, etrafta dolanıp bir şeyler söylüyorum.Hier, ich lauf ein bisschen rum, sage was..
Bakın, etrafta dolanıp bir şeyler söylüyorum.Ik beweeg wat ... zeg wat dingen ...
Bakın, etrafta dolanıp bir şeyler söylüyorum.보세요, 움직이고 말할 수 있죠
Bakın, etrafta dolanıp bir şeyler söylüyorum.Miren, me muevo, digo algunas cosas.
Bakın, etrafta dolanıp bir şeyler söylüyorum.Nhìn đây, tôi di chuyển xung quanh và nói vài câu.
Bakın, etrafta dolanıp bir şeyler söylüyorum.Poglejte, malo se bom premikal in povedal nekaj stvari.
Bakın, etrafta dolanıp bir şeyler söylüyorum.Popatrzcie, pochodzę sobie, coś powiem.
Bakın, etrafta dolanıp bir şeyler söylüyorum.Se, jeg bevæger mig lidt rundt og siger lidt ting.
Bakın, etrafta dolanıp bir şeyler söylüyorum.Sentite, ora mi muovo fra di voi e dico delle cose.
Bakın, etrafta dolanıp bir şeyler söylüyorum.Uite, pot sa ma misc in jur si sa spun cateva chestii...
Bakın, etrafta dolanıp bir şeyler söylüyorum.Vou agarrar nisto e dizer umas coisas.
Bakın, etrafta dolanıp bir şeyler söylüyorum.Voyez, je peux me déplacer, dire des choses.
Bakın, etrafta dolanıp bir şeyler söylüyorum.Вижте движа се, казвам някои неща.
Bakın, etrafta dolanıp bir şeyler söylüyorum.Смотрите, я немного поперемещаюсь, и скажу что-нибудь.
Bakın, etrafta dolanıp bir şeyler söylüyorum.תראו, אפשר להסתובב ולהגיד דברים.
Bakın, etrafta dolanıp bir şeyler söylüyorum.حسناً، سأتحرك في الأنحاء و سأقول بعض الأشياء.
Balinalar mükemmel durumdaydı, tombul ve sağlıklı, gürbüz, dolanma yaraları yok, yani olmaları gerektiği gibi.Bili so v odlični formi, zelo debeli in zdravi, krepki in brez brazgotin - takšni kot morajo biti.
Balinalar mükemmel durumdaydı, tombul ve sağlıklı, gürbüz, dolanma yaraları yok, yani olmaları gerektiği gibi.Były w doskonałej kondycji, zdrowe, dobrze odżywione, bez blizn - takie, jak powinny wyglądać.
Balinalar mükemmel durumdaydı, tombul ve sağlıklı, gürbüz, dolanma yaraları yok, yani olmaları gerektiği gibi.Erau într-o stare perfectă, foarte grase și sănătoase, robuste, fără cicatrici, așa cum trebuie să arate.
Balinalar mükemmel durumdaydı, tombul ve sağlıklı, gürbüz, dolanma yaraları yok, yani olmaları gerektiği gibi.그들은 완벽한 상태에 있었습니다. 매우 살찌고 건강하고, 원기 왕성하고, 그물에 걸린 상처도 전혀 없었습니다. 그들의 본연의 모습이었죠.
Balinalar mükemmel durumdaydı, tombul ve sağlıklı, gürbüz, dolanma yaraları yok, yani olmaları gerektiği gibi.Ήταν σε άψογη κατάσταση, πολύ παχιές και υγιείς, ακμαίες, χωρίς σημάδια από δίχτυα, όπως πρέπει να είναι.
Balinalar mükemmel durumdaydı, tombul ve sağlıklı, gürbüz, dolanma yaraları yok, yani olmaları gerektiği gibi.הם היו במצב מושלם, מאוד שמנים ובריאים, חסונים, ללא צלקות מהסתבכויות, הדרך שבה הם אמורים להיראות.
Balinalar mükemmel durumdaydı, tombul ve sağlıklı, gürbüz, dolanma yaraları yok, yani olmaları gerektiği gibi.وقد كانوا في حالة ممتازة ، سمينة جدا وصحية وقوية ، بدون أية ندوب ، هكذا يتوجب ان تكون الحيتان
Balinalar mükemmel durumdaydı, tombul ve sağlıklı, gürbüz, dolanma yaraları yok, yani olmaları gerektiği gibi.健康で、太っていて、がっしりしていて、漁具による傷もなく まさにあるべき姿でした。 入植者が1620年に
Bana baktı, ben de gülümsedim ve sonra gözlerine dolan yaşları gördüm.Er sah mich an und ich lächelte, und dann sah ich Tränen in seinen Augen aufsteigen.
Bana baktı, ben de gülümsedim ve sonra gözlerine dolan yaşları gördüm.Et il m'a regardé, il a sourit, et ensuite j'ai vu des larmes dans ses yeux.
Bana baktı, ben de gülümsedim ve sonra gözlerine dolan yaşları gördüm.Hij keek naar me, ik glimlachte en toen zag ik de tranen in zijn ogen.
Bana baktı, ben de gülümsedim ve sonra gözlerine dolan yaşları gördüm.그가 절 쳐다봤구요. 전 살짝 미소지었습니다. 그리고 저는 그의 눈에 눈물이 고인 것을 보았습니다.
Bana baktı, ben de gülümsedim ve sonra gözlerine dolan yaşları gördüm.Me miró y yo sonreí. Entonces sus ojos se comenzaron a llenar de lagrimas, y no parpadeaba.
Bana baktı, ben de gülümsedim ve sonra gözlerine dolan yaşları gördüm.Mi guardò, io gli sorrisi, e poi vidi che gli occhi iniziavano a riempirsi di lacrime .
Bana baktı, ben de gülümsedim ve sonra gözlerine dolan yaşları gördüm.Si s-a uitat la mine, si eu i-am zambit, si apoi am vazut lacrimile cum se formau in ochii lui.
Bana baktı, ben de gülümsedim ve sonra gözlerine dolan yaşları gördüm.Spojrzał na mnie i uśmiechnął się, i wtedy dostrzegłam łzy w jego oczach.
Bana baktı, ben de gülümsedim ve sonra gözlerine dolan yaşları gördüm.Он смотрел на меня и я улыбнулась, а потом увидела, что в его глазах стоят слезы.
Bana baktı, ben de gülümsedim ve sonra gözlerine dolan yaşları gördüm.Погледна ме, аз се усмихнах, и тогава видях сълзите, които изпълваха очите му.
Bana baktı, ben de gülümsedim ve sonra gözlerine dolan yaşları gördüm.והוא הביט בי, ואני חייכתי, ואז ראיתי את הדמעות נקוות בעיניו.
Bana baktı, ben de gülümsedim ve sonra gözlerine dolan yaşları gördüm.ونظر لي مباشرة , و إبتسم , وعندئذ رأيت عينيه إغرورقت بالدموع .
Bana baktı, ben de gülümsedim ve sonra gözlerine dolan yaşları gördüm.すると 彼の眼に涙があふれていました 瞬きもしようとしませんでした
Bayan Medlock yolu iken büyük bir dolanırken canlı nereye gitti.부인 Medlock은 비켜 때 romping 활기찬의 큰 거래에 어디로 갔는지.
Bayan Medlock yolu iken büyük bir dolanırken canlı nereye gitti.V případě, že velké množství živé dovádění pokračoval, když paní Medlock byl z cesty.
Bayan Medlock yolu iken büyük bir dolanırken canlı nereye gitti.V prípade, že veľké množstvo živé vyvádzanie pokračoval, keď pani Medlock bol z cesty.
Bayan Medlock yolu iken büyük bir dolanırken canlı nereye gitti.שם הרבה תוסס ומשתובבים המשיך כשגברת Medlock היה מהדרך.
Bayan Medlock yolu iken büyük bir dolanırken canlı nereye gitti.حيث ذهب قدرا كبيرا من الحيوية عندما صعدت على السيدة Medlock كان للخروج من الطريق.
Bayan Medlock yolu iken büyük bir dolanırken canlı nereye gitti.メアリーの食事は、定期的に務めていた、とマーサは彼女に待ったが、誰も困っていない
Bay Wright ayaktaydı ve etrafta dolanıyordu, tümörleri de eski boyutunun yarısına çekilmişti.W poniedziałek podczas obchodu dr West przeżył szok, widząc pana Wrighta chodzącego po oddziale.
Bazen de tepelerde dolanırım. Birkaç şey buldum.A když jsem se toulal po kopcích, našel jsem několik věcí.
Bazen de tepelerde dolanırım. Birkaç şey buldum.Jeg vandrer rundt omkring bakkerne og jeg har fundet en del ting.
Bazen de tepelerde dolanırım. Birkaç şey buldum.Tôi đi thơ thẩn quanh các ngọn đồi, và cũng tìm được một vài thứ.
Bazen de tepelerde dolanırım.E ando pelos montes.
Bazen de tepelerde dolanırım.És barangolok a dombok között.
Bazen de tepelerde dolanırım.Et je vagabonde dans les collines.
Bazen de tepelerde dolanırım.Ik trek rond in de heuvels.
Bazen de tepelerde dolanırım.저는 언덕들을 떠돕니다.
Bazen de tepelerde dolanırım.Och jag vandrar över kullarna.
Bazen de tepelerde dolanırım.Saya menjelajahi bukit-bukit.
Bazen de tepelerde dolanırım.Și cutreier dealurile.
Bazen de tepelerde dolanırım.(smiech)
Bazen de tepelerde dolanırım.Und ich ziehe über die Hügel.