Dolabı aç. Sakinleştirici bir bitki ilacı çıkar.If you open the drawer without the handle, you will see medication to calm you down.
Eğer evime gelir ve dolabımı görürseniz, eminim neden olduğunu anlarsınız.If you come to my apartment and see my closet, I'm sure you'd figure out why: it's a mess.
Sonradan onu dolabımdan attım bu arada.I've actually banished it from my closet, by the way.
Çünkü yine toplantıya ihtiyaç duyduğunuzda onu dolabınızda asılı bulacaksınız.Because when you need it again, the meeting is literally hanging in your closet.
Burası tıpkı kişisel evrak dolabınız gibidir.It's like your personal filing cabinet.
Dolabımı boşaltmaya geldim.I came to clean out my locker today.
Açar o şeytan dolabını.let them struggle then! They turn on that shaytan box, from evening till morning fights.
Mesela, Miko'nun dolabını bulup, onun hakkında daha fazla bilgi alabiliriz.We can, for example, go find Miko's locker and get some more information about her.
Dolabı açtım.And I opened up this cupboard.
Dolabın yanında olduğunu biliyorsun değil mi?You know that closet towards the inside, right?
Dolabımızda birşey arıyor.She's looking for our filing cabinet.
Aayak parmağında bir etiketle morg dolabında olmalısın.You should be in a fridge with a label on your toe.
Dönme dolabın çapı 16 metre.The wheel has a 16-meter diameter.
Dönme dolabı çiziyorum.So let me draw the wheel.
Hastanedeki yiyecekleri tuttuklari dolabi mi kullandiklarini sordum.They actually removed a part of my scull.
Ya da ilacınızı buz dolabınıza değil de, cüzdanınıza koyabilirsiniz.Or you could put drugs in your wallet and not in your fridge.
Bütün kitaplarımı dolabıma koydum.I put all my books in my locker.
Hey, hey, J-Cub'ın dolabı.Oh, ooh, J-Cubs locker.
İlk kayıt stüdyomuz buydu, süpürge dolabıydı.And that was our first recording studio, which was the broom closet.
Cisco - Dosya dolabıStencilsCisco - File cabinet
Portatif olan tevyası hekal duvarına kaldırılıp tora dolabı ile bütünleştirilmiştir.The portable tevya of Synagogue coalesce with tora cabinet.
İki dolabın birden fotoğrafıPhoto of both cabinets
İki dolabın arasında eski büyük bir poster kendi kadar eski bir çerçevenin içinde bulunuyor.Between two cabinets there is also a big old poster with its old frame.
Disco Elysium, "Düşünce Dolabı" olarak bilinen ikincil bir envanter sistemine sahiptir.Disco Elysium features a secondary inventory system known as the "Thought Cabinet".
Wallace'ın ailesi, bir gösteri sonrası partide "süpürge dolabı" tarzı bir cinsel ilişki yaşadı.Wallace's parents had a "broom cupboard" style sexual encounter during an after-show party.
Utanç DolabıThe armoire of shame
Yıkık bir evde ayakta kalan bir dolabın üzerindeki seramik horoz, Borodianka, Nisan 2022Ceramic rooster on a surviving cabinet in a ruined house, Borodianka, April 2022
Birçok erkeğin de gömme dolabı vardır. Onlar için bu yerlerdir!Auch viele Männer haben einen begehbaren Kleiderschrank. Für sie ist es der Fußboden!
Elbise dolabı içinden gelen bir tıkırdı duyar.Schließlich hören sie aus dem Schrank ein Poltern.
İlk önce Midyebaz'ın dolabına bakarlar.Es beruht auf dem Miyaguchi-Preneel-Schema.
Hemen o dolabın ait olduğu öğrenciyi bulur ve onunla konuşur.Sie ging daraufhin zu einem der Studioverantwortlichen und sprach mit ihm.
Günün birinde tesadüfen şirketteki dosya dolabının arkasında esrarengiz bir tünel bulur.Gemeinsam entdecken sie in einem weiteren Hinterzimmer einen mysteriösen Schrank.
1882 - Tora'nın bulunduğu dolabı (Ehal) çevreleyen mermer çerçeve Samuel Malki tarafından bağışlandı.1882 - Der Marmor-Rahmen um den Toraschrein wird von Samuel Malki gespendet.
Ayna sofra takımı dolabının üstündedir.Le miroir se trouve sur le dessus du vaisselier.
İlk önce Midyebaz'ın dolabına bakarlar.Première visite des toilettes de Mimi Geignarde.
Dönme dolabın toplam kapasitesi 300 kişidir.La salle de projection a une capacité de 300 personnes.
Dolabın kapısı açmaya çalışır ama kapı kilitlidir.Elle se rue vers la salle de bains, mais s'aperçoit que la porte est fermée à clé.
Tom dolabı açtı.Tom abrió el armario.
Dolabı bu anahtarla aç.Abre el armario con esta llave.
Cherubino hemen büyük elbise dolabı içine girip saklanır.Toshio entra y se esconde en su armario.
Kilitli bir dolabın bir kodunu verebilir.En el armario precintado encuentra una caja de cartón.
İlk önce Midyebaz'ın dolabına bakarlar.Se inicia el bordado del Tapiz de Bayeux.
Tom dolabı açtı.Tom ha aperto l'armadio.
Ulaşım özelliği dolabı tam olarak kapatmadığı için etkin hale gelmemiştir.Bestia non capisce perché la sua macchina non abbia funzionato correttamente.
Hemen o dolabın ait olduğu öğrenciyi bulur ve onunla konuşur.Un giornalista riesce ad accedere alla camera in cui è piantonato e a parlare con lui.
Bir pusula dolabı.Через платяной шкаф.
Michael dolabın kapağını kırar.Майкл ломает механизм двери.
Dolabın kapısı açmaya çalışır ama kapı kilitlidir.Она пытается открыть дверь, но та заперта.
Arabasına saldırıldı ve okuldaki dolabına hasar verildi.Его побили и заперли в школьном шкафчике.
Elbise dolabı içinden gelen bir tıkırdı duyar.На помещице треснуло платье.
İlk önce Midyebaz'ın dolabına bakarlar.На первой снят фасад жилища Мэдисонов.
Burada ilaç dolabı, masa ve bir sedir bulunur.В нём — кровать, столик, стул.
Elbise dolabı içinden gelen bir tıkırdı duyar.ثم سمي جيبًا الكيسُ المخاط باللباس إلى داخله.
Cherubino hemen büyük elbise dolabı içine girip saklanır.شانكلي وافق وولد لبس إيقوني.
Arabasına saldırıldı ve okuldaki dolabına hasar verildi.O carro abre-alas quebrou na armação da escola.
İlk önce Midyebaz'ın dolabına bakarlar.Primeiro pódio de Mika Häkkinen.
İsolade Brangane'ye dolabında bulunan bir ufak şişeyi çıkarıp bunu bir bardak içkiye katmasını söyler.Adams zabrał z jej pokoju butelkę brandy oraz zegar.
İlk önce Midyebaz'ın dolabına bakarlar.Najpierw trenował Szachtar Makiejewka.
İlk önce Midyebaz'ın dolabına bakarlar.Föremål från Mistelås socken.
İlk önce Midyebaz'ın dolabına bakarlar.Першим дослідив Меджибізьку фортецю.