dolaşır ile cümle
dolaşır kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
13
ORT. KELİME
Ayrıca, Afrika içinde dolaşırken farklı operatörler için farklı ayarlar gerekiyor.Inoltre, viaggiando all'interno dell'Africa, ci sono diverse impostazioni per diversi operatori telefonici.
Ayrıca, Afrika içinde dolaşırken farklı operatörler için farklı ayarlar gerekiyor.또한 아프리카 내에서 여행하는 경우 이용하는 통신 회사와 설정을 계속 바꿔야 하죠.
Ayrıca, Afrika içinde dolaşırken farklı operatörler için farklı ayarlar gerekiyor.Podróżując po Afryce, zmagamy się z różnymi ustawieniami operatorów komórkowych.
Ayrıca, Afrika içinde dolaşırken farklı operatörler için farklı ayarlar gerekiyor.Wenn Sie durch Afrika reisen, sind da auch noch verschiedene Programme verschiedener Mobilfunkanbieter.
Ayrıca, Afrika içinde dolaşırken farklı operatörler için farklı ayarlar gerekiyor.Y también, al viajar en África, hay diferentes configuraciones para diferentes proveedores de telefonía móvil.
Ayrıca, Afrika içinde dolaşırken farklı operatörler için farklı ayarlar gerekiyor.Και όταν ταξιδεύει κανείς εντός της Αφρικής, υπάρχουν διαφορετικές ρυθμίσεις για διαφορετικούς παρόχους.
Ayrıca, Afrika içinde dolaşırken farklı operatörler için farklı ayarlar gerekiyor.І крім того, подорожуючи Африкою, ви отримуєте різні налаштування для різних операторів мобільного зв'язку.
Ayrıca, Afrika içinde dolaşırken farklı operatörler için farklı ayarlar gerekiyor.При путешествии по Африке существуют различные настройки для разных операторов сотовой связи.
Ayrıca, Afrika içinde dolaşırken farklı operatörler için farklı ayarlar gerekiyor.ובנוסף, כשמטיילים בתוך אפריקה, יש הגדרות שונות עבור ספקי רשתות ניידות שונים.
Ayrıca, Afrika içinde dolaşırken farklı operatörler için farklı ayarlar gerekiyor.وأيضا، عندما تسافر عبر أفريقيا، يجب عليك أن تغير الإعدادات المختلفة لكل خدمات التنقل
Ayrıca, Afrika içinde dolaşırken farklı operatörler için farklı ayarlar gerekiyor.モバイルプロバイダごとに 設定が異なります この現実に対処しなければなりません
Başka bir şey de bunun navigasyon için iyi olması. Size şehirde dolaşırken rehberlik yapabilir.En anden ting, den er god til, er navigation -- den kan guide en rundt i en by.
Başka bir şey de bunun navigasyon için iyi olması. Size şehirde dolaşırken rehberlik yapabilir.Zíde sa to aj pri navigácii -- môže vám to ukazovať cestu v meste.
Ben Baek Seung jo hakkında endişe ederken seni heryerde onun etraafında dolaşırken gördüğüm doğru.Aku khawatir akan Baek Seung Jo, itu benar aku melihatmu mengikuti dia kemanapun dia pergi.
Ben Baek Seung jo hakkında endişe ederken seni heryerde onun etraafında dolaşırken gördüğüm doğru.Alors que je me souciais de Baek Seung Jo, il est vrai que je t'ai vu le suivre partout.
Ben Baek Seung jo hakkında endişe ederken seni heryerde onun etraafında dolaşırken gördüğüm doğru.Khi anh lo chuyện Baek Seung Jo, Đúng thật là anh thấy em đi theo cậu ta khắp nơi,
Ben Baek Seung jo hakkında endişe ederken seni heryerde onun etraafında dolaşırken gördüğüm doğru.Kiedy martwiłem się Baek Seung Jo, zauważyłem wtedy ciebie podążającą wszędzie za nim.
Ben Baek Seung jo hakkında endişe ederken seni heryerde onun etraafında dolaşırken gördüğüm doğru.Ma come preoccupavo per Seung Jo, é anche vero che ti vedevo seguirlo ovunque lui andasse.
Ben Baek Seung jo hakkında endişe ederken seni heryerde onun etraafında dolaşırken gördüğüm doğru.När jag oroade mig för Baek Seung Jo så är det sant att jag såg dig följa honom vart som helst.
Ben Baek Seung jo hakkında endişe ederken seni heryerde onun etraafında dolaşırken gördüğüm doğru.O totta että näin sinut seuraamassa häntä joka paikassa.
Ben Baek Seung jo hakkında endişe ederken seni heryerde onun etraafında dolaşırken gördüğüm doğru.Toen ik me zorgen ging maken over Baek Seung Jo, het is waar dat ik zag hoe je hem overal naar toe volgde.
Ben Baek Seung jo hakkında endişe ederken seni heryerde onun etraafında dolaşırken gördüğüm doğru.Έτσι όπως ανησυχούσα για τον Μπεκ Σουνγκ Τζο, είναι αλήθεια πως σε είδα να τον ακολουθείς τριγύρω παντού.
Ben Baek Seung jo hakkında endişe ederken seni heryerde onun etraafında dolaşırken gördüğüm doğru.Когда я волновался о Бэк Сын Чжо, я видел, что ты следовала за ним повсюду.
Ben Baek Seung jo hakkında endişe ederken seni heryerde onun etraafında dolaşırken gördüğüm doğru.,בזמן שדאגתי בגלל סונג ג'ו . זה נכון שראיתי אותך הולכת אחריו לכל מקום
Ben Baek Seung jo hakkında endişe ederken seni heryerde onun etraafında dolaşırken gördüğüm doğru.كما كنت قلقاً من بيك سيونغ جو صحيح أني رأيتكِ تلاحقينه في كل مكان
Ben Baek Seung jo hakkında endişe ederken seni heryerde onun etraafında dolaşırken gördüğüm doğru.色んな所で彼の周りについてきてる君を見て いつの間にか知らないうちにだんだん
Binlerce yıl önce bir ovada dolaşırken o hayvanın nerede olacağı hakkında lineer tahminler yürütüyorduk.Als wir vor 1000 Jahren durch die Savanne zogen, machten wir lineare Voraussagen, wo das Tier sein würde.
Binlerce yıl önce bir ovada dolaşırken o hayvanın nerede olacağı hakkında lineer tahminler yürütüyorduk.Când am mers prin savană acum o mie de ani am făcut predicţii liniare despre unde o să fie acel animal
Binlerce yıl önce bir ovada dolaşırken o hayvanın nerede olacağı hakkında lineer tahminler yürütüyorduk.Da vi vandrede på savannen for tusind år siden lavede vi lineære forudsigelser om hvor dyret ville være.
Binlerce yıl önce bir ovada dolaşırken o hayvanın nerede olacağı hakkında lineer tahminler yürütüyorduk.Když jsme před tisíci lety kráčeli savanou udělali jsme lineární předpověď, kde bude to zvíře.
Binlerce yıl önce bir ovada dolaşırken o hayvanın nerede olacağı hakkında lineer tahminler yürütüyorduk.Kiedy tysiąc lat temu chodziliśmy po sawannie, to liniowo szacowaliśmy, gdzie będzie dane zwierzę.
Binlerce yıl önce bir ovada dolaşırken o hayvanın nerede olacağı hakkında lineer tahminler yürütüyorduk.천 년 전에 사바나 초원을 걷고 있던 인류는 어디에 동물이 있을지에 대해 선형적으로 예측했습니다.
Binlerce yıl önce bir ovada dolaşırken o hayvanın nerede olacağı hakkında lineer tahminler yürütüyorduk.Saat kita berjalan melalui savannah seribu tahun lalu kita melakukan prediksi linear tentang lokasi binatang.
Binlerce yıl önce bir ovada dolaşırken o hayvanın nerede olacağı hakkında lineer tahminler yürütüyorduk.כשהלכנו בסוואנה לפני אלף שנה הערכנו בצורה לינארית היכן תימצא החיה.
Binlerce yıl önce bir ovada dolaşırken o hayvanın nerede olacağı hakkında lineer tahminler yürütüyorduk.حين مشينا في السافانا منذ ألف عام قمنا بتنبؤات خطية عن مواقع الحيوانات
Binlerce yıl önce bir ovada dolaşırken o hayvanın nerede olacağı hakkında lineer tahminler yürütüyorduk.どこに動物がいるか、直線的に予測していました そういうやりかたはうまくいってきました そして、私たちの頭にこびりついているのです
‹‹Bir gölge gibi dolaşır insan, Boş yere çırpınır, Mal biriktirir, kime kalacağını bilmeden.انما كخيال يتمشى الانسان. انما باطلا يضجّون. يذخر ذخائر ولا يدري من يضمها
‹‹Bir gölge gibi dolaşır insan, Boş yere çırpınır, Mal biriktirir, kime kalacağını bilmeden.(38:7) Подлинно, человек ходит подобно призраку; напрасно он суетится,собирает и не знает, кому достанется то.
‹‹Bir gölge gibi dolaşır insan, Boş yere çırpınır, Mal biriktirir, kime kalacağını bilmeden.Da, omul umblă ca o umbră, se frămîntă degeaba, strînge la comori, şi nu ştie cine le va lua.
‹‹Bir gölge gibi dolaşır insan, Boş yere çırpınır, Mal biriktirir, kime kalacağını bilmeden.En la oscuridad deambula el hombre; de veras, en vano se inquieta por acumular, y no sabe quién lo recogerá
‹‹Bir gölge gibi dolaşır insan, Boş yere çırpınır, Mal biriktirir, kime kalacağını bilmeden.진실로 각 사람은 그림자 같이 다니고 헛된 일에 분요하며 재물을 쌓으나 누가 취할는지 알지 못하나이다
‹‹Bir gölge gibi dolaşır insan, Boş yere çırpınır, Mal biriktirir, kime kalacağını bilmeden.Kun som en Skygge er Menneskets Vandring, kun Tomhed er deres Travlhed; de samler og ved ej, hvem der får det.
‹‹Bir gölge gibi dolaşır insan, Boş yere çırpınır, Mal biriktirir, kime kalacağını bilmeden.אך בצלם יתהלך איש אך הבל יהמיון יצבר ולא ידע מי אספם׃
‹‹Bir gölge gibi dolaşır insan, Boş yere çırpınır, Mal biriktirir, kime kalacağını bilmeden.世 人 行 動 實 係 幻 影 . 他 們 忙 亂 、 真 是 枉 然 . 積 蓄 財 寶 、 不 知 將 來 有 誰 收 取
‹‹Bir gölge gibi dolaşır insan, Boş yere çırpınır, Mal biriktirir, kime kalacağını bilmeden.世人 行 動實係 幻影 . 他 們忙亂 、 真是 枉然 . 積蓄財寶 、 不 知 將來 有 誰 收取
Bu nedenle dünyayı dolaşırken pek çok umudunu yitirmişe benzeyen genç insanla karşılaşmak beni şaşırtmadı.Dlatego podróżując po świecie, nie byłam zaskoczona, widząc, że tylu młodych wydaje się pozbawionych nadziei.
Bu nedenle dünyayı dolaşırken pek çok umudunu yitirmişe benzeyen genç insanla karşılaşmak beni şaşırtmadı.이러니 제가 세계를 여행하며 만난 많은 젊은이들이 희망을 잃은 것처럼 보이는 것도 전혀 놀라운 일이 아니었습니다.
Bu nedenle dünyayı dolaşırken pek çok umudunu yitirmişe benzeyen genç insanla karşılaşmak beni şaşırtmadı.Quindi non mi ha sorpreso, viaggiando molto, incontrare tanti giovani che avevano perso ogni speranza.
Bu nedenle dünyayı dolaşırken pek çok umudunu yitirmişe benzeyen genç insanla karşılaşmak beni şaşırtmadı.Поэтому я не удивлялась, встречая в своих поездках, так много молодых людей, потерявших надежду.
Bu nedenle dünyayı dolaşırken pek çok umudunu yitirmişe benzeyen genç insanla karşılaşmak beni şaşırtmadı.כך שלא הופתעתי שבנסיעותי ברחבי העולם פגשתי אנשים צעירים כה רבים שנראו חסרי תקווה.
Bu nedenle dünyayı dolaşırken pek çok umudunu yitirmişe benzeyen genç insanla karşılaşmak beni şaşırtmadı.لهذا لا يدهشني وأثناء سفري في مختلف أنحاء العالم إلتقيت بالعديد من الشباب الذين يبدوا أنهم فقدوا الأمل.
Bu nedenle dünyayı dolaşırken pek çok umudunu yitirmişe benzeyen genç insanla karşılaşmak beni şaşırtmadı.多くの希望を失った若者に出会ったのは 驚くべきことではありませんでした 多くの希望を失った若者に出会ったのは 驚くべきことではありませんでした 私たちは先住民の理性を失ってしまったようです
Bu tamamen buzdan meydana gelmiş bir uydu, ve bunu da yörüngesinde dolaşırken ölçtük. Buzdan yapılmış.C'est un satellite entièrement constitué de glace, ce que nous avons mesuré en orbite.
Bu tamamen buzdan meydana gelmiş bir uydu, ve bunu da yörüngesinde dolaşırken ölçtük. Buzdan yapılmış.Es un satélite que está formado por hielo, y que medimos en órbita.
Bu tamamen buzdan meydana gelmiş bir uydu, ve bunu da yörüngesinde dolaşırken ölçtük. Buzdan yapılmış.Това е спътник, който е изграден изцяло от лед, и го измерихме от орбита.
Bu tamamen buzdan meydana gelmiş bir uydu, ve bunu da yörüngesinde dolaşırken ölçtük. Buzdan yapılmış.Это спутник, который состоит из льда, мы измеряли с орбиты.
Bu tamamen buzdan meydana gelmiş bir uydu, ve bunu da yörüngesinde dolaşırken ölçtük.Đó là một vệ tinh tạo thành từ băng, và chúng tôi đo được nó từ quỹ đạo.
Bu tamamen buzdan meydana gelmiş bir uydu, ve bunu da yörüngesinde dolaşırken ölçtük.Este format complet din gheaţă, şi l-am măsurat de pe orbită.
Bu tamamen buzdan meydana gelmiş bir uydu, ve bunu da yörüngesinde dolaşırken ölçtük.È un satellite fatto tutto di ghiaccio, e l'abbiamo stimato dall'orbita.
Bu tamamen buzdan meydana gelmiş bir uydu, ve bunu da yörüngesinde dolaşırken ölçtük.Je to satelit, který je celý utvořen z ledu a my jsme jej změřili z oběžné dráhy.